Seçimler, seçmen, terör ve geçim – Fikrikadim

Seçimler, seçmen, terör ve geçim

Muhammed Işık

Muhammed Işık

Anayasa ve yasalar vatandaş yerine elitler ve devlete göre düzenlenmeye devam ettiği sürece hiç bir sorunu çözemeyiz. Devlet veya hükümet sorunları revize etmek için çare arıyor, kesin çözüm nedense istenmiyor. İnsanlar her geçen gün daha da farklılaştırılıyor. İktidar çevreleri ( Küresel iktidar, siyasal iktidar, askeri iktidar, ekonomik iktidar vs. ) gerilim ortamlarından besleniyor.

“ Bu sıkıntılı işleyen düzeni nasıl düzeltebiliriz? ” diye düşündüğümüzde en büyük engel olarak önümüze “ devlet”  çıkıyor. Devlet aklı!

“ Siyasi partiler aklı nereden alıyor ki? ” diye kafa yormaya gerek yok. Cevabı basit: devletten değil mi? Devlet aklı güncellenmeli (muhafazakâr yapısından kurtarılmalı ), günümüz gerçekleri ile yeniden revize edilmelidir.

Devlet ile millet arasındaki yelpaze açıldıkça siyaset kurumu seçmenin taleplerinden daha ziyade devletin taleplerini hayata geçirmek için çalışmalar yürütüyor.

A partisi tüm sorunları etkin çözüm için projeler üretse ( Türkiye’nin temel sorunları için “ şu cahil aklımla” ben otursam etkin çözümler üretirim diyebilen çok insan vardır.  ) B ve C partileri pranga görevini etkili şekilde yerine getirerek karalama kampanyasını başlatıyor. Medya ve ekonomik iktidar çevreleri ayaklanıyor. Küresel iktidarlar tehditler savuruyor. Askeri iktidarlar darbe zeminini yokluyor. A Partisi ya kapatılıyor ya da pes ediyor ve köşesine çekiliyor.

A partisi kendi ideolojik felsefesini devlete dayatmak için milleti kullanıyor. Devlet A partisinin ideolojisini parçalıyor. İşine gelen kısımlar varsa hayata geçmesi için önünü açıyor, işine gelmeyenleri tıpa ile tıkıyor. B partisi muhalefet olarak ideolojisini iktidarda bulunan A partisine dayatıyor. Bu silsile sonsuza dek devam edecek şekilde devlet tarafından dizayn ediliyor. Üniter devlet meşruluğunu dayatmalarla sağladığı için, partiler de aynı yolu izliyor. El ele verilmiş bu güç paylaşımında millete ( vatandaşa ) çile çekmek, azla yetinmek, susmak, dayanmak, ölmek, öldürmek, alkışlamak, yağlamak, ağlamak kalıyor.

Seçmene başka seçenek kalmadığı için siyaset kurumuna olan güven azalıyor. Bu güvensizlik ortamında siyasi partiler marjinal seçmeninin oyunu rahatlıkla ( her seçimde ) alırken, kararsız seçmen oranı da her geçen gün artıyor. Siyaset kurumu vatandaşla arasını açmaya devam ettiği sürece seçimlere güven veya inanç azalmaya devam edecektir.

Seçmenlerin çoğu partisinin iktidara gelmeyeceğini bile bile oy kullanıyor. İstediği, tanıdığı vekili meclise taşıyamıyor. Dilediği zaman vekiline ulaşma, derdini anlatabilme ihtimali de böylelikle ortadan kalkıyor. Halktan kopuk, elit kesimlerden meclise taşınan vekiller elitlerin temsilcisi olmaktan öteye geçemiyor. Vatandaş seçimlerden istediğini alamıyor.

7 Haziran seçimleri sonrası oluşan tabloda bu güne kadar bir hükümet kurulamadı. Siyasi partiler kendi ideolojilerinin yanına bir de ön şartlar öne sürdüler. Vatandaştan yana gibi gözüküp devletin ipine sımsıkı sarılmayı ihmal etmediler. Kendi temel değerlerinden zerre taviz vermezken kurulduğu günden itibaren tek başına iktidar olan Ak Parti’yi köşeye sıkıştırma telaşına düştüler. Böylelikle uzun yıllar sonra ellerine geçen hükümet ortağı olma fırsatını günlük siyasi tartışmalarla kaybettiler. Ak Parti ise seçmen tabanının “ erken seçim ” talebine kayıtsız kalamadı.

Tüm bu siyasi gelişmeler olurken artan terör olayları ile vatandaşın ruhu daha da karardı. Hükümetin kurulamaması, terör olaylarındaki artış ekonomiye yansıdı. Dolar rekorlar kırdı, altın fiyatları uçtu.

Geçim derdi ile sabah evinden çıkan, akşama kadar üç kuruş için canını dişine takan insanımız siyasi beceriksizlikler, isteksizlikler, gururlar veya egolar yüzünden daha zor günler yaşamaya başladı. İktidar çevrelerinin “ hesabı” ile vatandaşın “ hesabı ” ayrı olduğu için büyük filler küçük karıncaların ezilip ezilmediğini düşünme ihtiyacını hissetmedi.

Küresel aktörlerin ipini tuttuğu PKK, hükümetin “ çözüm süreci ” serinkanlılığı yüzünden semirdi ve azdı. Hükümet kişisel hak ve özgürlükler ile silahlı mücadele arasına set koymadığı için Doğu ve Güneydoğu halkı PKK’nın kaderine terk edildi. Taşra ve köylerden zorla dağa kaçırılan gencecik çocukların ölüm haberleri ya evlerine ulaştı ya da yakın zamanda ulaşacaktır. Devlete oğlunu asker veren bir ailenin oğlu veya kızı zorla dağa kaçırılıyorsa bu aile ne yapacaktır? Devlet, ülke sınırlarında ve her karış toprağında vatandaşını korumak zorunda değil midir? Bin yıllık devlet geleneği, töresi bu acizliği nasıl gösterebiliyor? Hangi argümanla olursa olsun, neye sığınırsa sığınsın yol kesip eylem yapma fırsatını bulabilen PKK örgütüne devlet nasıl engel olamaz ve bu eli kanlı örgüte bu fırsatı nasıl verebilir? Bu kanlı örgüt ülke içinde dağlarda yıllar yılı neden yaşatılır?

Devlet kendi meşruluğundan önce vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlamakla yükümlü değil midir?

Vatandaşı can ve mal güvenliğinden yoksun olarak seçimlere gidip oy kullanıyorsa bu suçla devlet nasıl yaşayabilir?

Devlet her türlü örgüte, tehlikeye ve olaya hazır olmalıdır. Devlet bunun için vardır. Sorun ortaya çıktıktan sonra mücadele etmek için değil, sorunları ortaya çıkmadan bertaraf etmek için vardır.

Devletçilik politikalarımız iflas etmiştir! Milletçilik politikaları hayata geçirilmelidir. Devlet için millet yerine millet için devlet sloganı zamanı gelmiştir. Devlet, elitler tarafından kuşatılmıştır. Elitler, “ marjinal milliyetçi ” etnisist siyasetçilerle, aydınlarla ve bürokratlarla kendini koruma altına almıştır.  Millet bu kirli oyunu bozmalı ve devleti milletçe kuşatıp elitler elinden kurtarmalıdır.

Bu böyle olmadığı sürece siyaset kurumu sürüncemesine devam edecektir. Seçmenin ağzına bal sürenler kavanozlar dolusu balı midelerine indirmekle kalmayıp kirli düzenleri devam etsin diye düşman gördüklerini bile bala boğmaya devam edeceklerdir.

Halk için bir araya gelemeyen, uzlaşamayan siyasi partiler elitler için gece yarıları yasaları patır kütür geçirmekle birbirleri ile yarışacaklardır.

Yakın zamanda yapılması tasarlanan seçimler öncesi seçmenler kendi partilerine iyi bir mesaj veremezse ne terör biter ne de vatandaşın ( seçmenin ) ezilip, ufalanması, ötelenmesi, küstürülmesi biter.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Abdurrahim ZARARSIZ diyor ki:

    İşte sağ duyulu bir ses, milletin içinden gelen, gerçek sorunları teferruata boğmadan gözler önüne seren bir nefes. Kalemine kuvvet Muhammed…

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun