Ey Halkım! – Fikrikadim

Ey Halkım!

tantik

Abdulaziz Tantik

Ey Halkım! Sağduyun ve aklıselimin neyin haklı neyin haksız olduğunu bilir. Ama sağduyunu ve aklıselimini dumura uğratacak büyük bir saldırı karşısındasın! Bunu unutma…

Ey Halkım! Seni oyun kurucu olarak görmek istemeyen ve senden korkan bedbahtların korkuları arasında, sana yönelik sevinç gösterileri ve yaltaklanmaları doğru tespit ederek sana yöneltilen saldırıları boşa çıkarmaya bir an önce başlaman gerek! Yoksa koyu karanlık bir zemin, korku dolu bir zulüm seni bekliyor…

Ey Halkım! Sana karşı riyakâr tutumların aslında seni kafese koyma girişimi olduğunu çok iyi biliyorsun! Sana yapılan şirinlikler aslında senin uzak görüşlülüğünü örtme çabalarından başka bir şey değil! Bu yüzden ortaya çıkan toz duman içinden hakikatin ayak seslerini duymaya çalışmalısın. Fakat buna ihtiyaç hissetmemen için sürekli seni yanıltan ve aldatan propaganda bombardımanına tutulmaktasın!

Ey Halkım! Senin için ölenler ve senin için öldürenlerin bütün bu cinayetleri aslında kendi paylarına düşeni almak için işlediğinin farkına varman şart! Güçlü bir sesle ve vakarlı bir kararlılıkla artık benim için kimse ne ölsün ne de öldürsün demenin vakti gelip geçiyor. Bu toz duman içinde bir sürü zulüm ve karanlık nokta oluşuyor. İşte bu sebeple senin vicdanında yaralar oluşuyor. Sonra bu yaralar gerçeğin ve hakikatin varlığını özümseme ve algılama yeteneğine zarar verecektir.

Ey Halkım! Sırtını senin düşmanlarına dayayan siyaset kurumları ve şiddet örgütleri senin adına savaşamaz ve seni asla özgürleştiremez, sen de bunun bilincindesin. Ama o makul duruşun ve temkinli yürüyüşün bunu sanki göz ardı ettiğin intibaını veriyor. Biraz silkinme ve ayağa kalkma vakti gelmiştir. Yeter demenin zamanı dolmak üzere, eğer sen bu işe girişmezsen, kan gövdeyi götürmekte, zulüm hayatı boğmak için vakit kolaçan etmektedir, bunu bilesin!

Ey Halkım! Sadece senin bir fiyatın yoktur. Ama senin adına konuşan her kesin, her kesimin bir fiyatı olduğunu unutma! Ve sana da bir fiyat biçmeye yeltendiklerini de unutma! Sana sunulan rüşvet ve okşayıcı sözleri bir tarafa bırakıp gerçek yönelimlerini doğru teşhis ettiğinden şüphem yok. Ama sesindeki vakar ve kararlılık yeterince duyulmuyor. Bu konuda aslında ortaya konulan gürültüden bu sesi duyma isteği olmayanların isteksizliğini de hesaba katmalıyız… ‘Biz ne yaparsak halk bunu kabullenir’ yargısını boşa çıkaracak bir çaba ortaya koymalısın…

Ey Halkım! Bu topraklar senin… Bu topraklar üzerinde hak iddia edenler seni temsil ettiği iddiasına sarılıyorlar. Sen de biliyorsun ki hiçbir vekil asil gibi iş göremez. O zaman asil olanın olaya el atması gerekmez mi? Yoksa ucu bucağı olmayan bir karmaşanın varlığı kaçınılmaz olacak. Açık bir şekilde seni hiç kimsenin temsil etmeyeceğini ve görevi verdiğin kurum ve kişilerin de bunu geçici olarak yürütebileceklerini hatırlatmalısın…

Ey Halkım! Senin adına iş kotarabilmek için her türlü oyunu kuran oyuncuların oyununu bozmak şart olmuştur. Senin adına iş bitirebilmenin imkânlarını elde tutmak için oluşturulmuş medya, gazete, televizyon, aydın, siyasetçi, örgütler vs. iradeni gasp etmekten başka bir işe yaramamaktadır. Siyasi ve sosyal mühendislikler seni zapt-u rapt altına almaktan başka işe yaramamaktadır.

Ey Halkım! Sen adalet ve merhametle davranırsın, her işinde şefkat vardır. Eğer bir işte adalet, merhamet ve şefkat yoksa bil ki burada bir hile vardır. Ve bu hile seni kumpasa getirmek içindir. Çünkü sadece zulme ve karanlığa ayarlı kurumlar ve kişiler, zulmü ve karanlığı meşrulaştırmaya çalışırlar ve her işlerinde bu cürümleri işlemeye bayılırlar…

Ey Halkım! Senin kafanı karıştırma işine soyunanlar senin dininde ve inançlarında bir şüphe uyandırma gayreti ile suret-i haktan görünerek geçmişinin hep tartışmalarla dolu olduğunu, aslında güvenilecek bir tarihimizin olmadığını ağızlarında salya akıtarak dile getirirler. Bil ki bunların hepsi sadece sana kurulan tuzağı güçlendirmek için vardırlar. Bu söylemleri bilerek veya bilmeyerek dillendirenlerin büyük düşmanın ateşine benzin taşıdıklarını bilmek gerekir. Çünkü biz biliyoruz ki yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşe yardımcılarının odun taşıdığını… Odun taşıyıcılara dikkat etmek elzemdir. Senin dışında oluşturulan tartışma alanlarına zaten sen uzak duruyorsun. Ama her hamle seni bir adım daha sessizliğe gömmektedir. Bir ses vermenin vakti çatmıştır…

Ey Halkım! Dünyanın müstekbirleri senin geleceğini çalmak adına bir sürü ayartıcı oyun ve oyuncaklar icat ediyorlar. Ve bu oyun ve oyuncaklarla çocuklarının yetişmesine güya destek oluyorlar ve onları hayata hazırlıyorlar. Ama hazırladıkları hayat asla senin hayatın değil ve senin beğeneceğin, ahlaki olarak onaylayacağın bir hayat değildir. Onlar yaşamak isterler sen ise hayatı boş bir oyun ve eğlenceye dönüştürme yerine amel-i salih kılmaya çalışırsın.

Ey Halkım! Senin sessizliğini kötü emelleri için kullanmak isteyenler kıyamete kadar sessiz kalmanı sağlayacak argümanlar ve araçlar oluşturma çabasına girişmişler ve dünya kaynaklarının önemli bir kısmını, hatta senin aç kalmana ve açlıktan ölmene sebep olacak kadar kullanarak seni baskı ve hüküm altına almak istiyorlar. Buna direnecek başka bir güç de yoktur. O yüzden bir an önce bu sessizliğini yırtman ve gerekli adımları atarak kendi dirilişini hayata geçirmen şart olmuştur. Yoksa hali pürmelâlimiz pekiyi olmayacaktır. Zulüm bu kadar ayyuka çıkarsa kıyamet yakın demektir. Zaten bu zorba ve zalimlerin bir derdi de Allah’ı (hâşâ) kıyamete zorlamaktır.

Ey halkım! Zorba ve zalimlerin yanında olduğu halde, senin yanında yer aldığını düşündüğün aptal, ahmak ve hamakat sahibi kişi, kurum ve yapıların sana verdiği zararı göğüsleme konusundaki cömertliğini biliyorum. Ama bu durum seni gittikçe zorlamaktadır. O yüzden bu senden görünenlere de bir şefkat tokadı atma gereği ortaya çıkmıştır. Onlara bilerek ya da bilmeyerek düşmana yardımcı olduklarını hatırlatmak elzem hale geldi. O dostlara da bir çift söz söyleme hakkını geciktirme artık!

Ey Halkım! Biliyorum bu satırları okuyanların ilk eleştirisi ‘kim bu halk’ olacaktır. Bu halkı her türlü oyun, desise ve kirli siyasetin dışında kalan sade insanlar olarak biliyorum ve onların büyük bir güç olduğunu düşünüyorum. Onların meşru gördükleri meşru, gayr-i meşru gördükleri de gayr-i meşrudur. Çünkü onlar Kuran’da Halk ile Halık(Yaratıcı) arasındaki birliği ve bütünlüğü koruyanlardır. Ve onlar yer -yer Halık yerine kullanılan bir toplulukturlar. O yüzden onlar Allah’a daha yakındırlar. Ve bu yakınlıkları Allah’ı tarihe müdahale etmeye sebep teşkil etmektedir. İşte bu yüzden ben halkımdan biri olmayı her şeyden daha çok önemsiyorum…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun