Gezginseniz görmeniz gereken 9 ülke – Fikrikadim

Gezginseniz görmeniz gereken 9 ülke

‘Ben gezginim ve şaşırmak isterim’  diyorsanız işte size bir gezi rotası. Bu rotalardaki kentler, alışılmış olan turistik kentlerden biraz farklı. Daha fazla doğaya, maceraya, lezzete, sanata dönük, çok pazarlanmamış adreslerden oluşuyor.

MALAGA / İSPANYA

Gecekuşlarına… 

İspanya’nın Madrid ve Barselona gibi klasik kentlerini bu yıl unutup, rotanızı Picasso’nun doğum yeri Malaga’ya çevirin. Bu kent, her türlü gezgine hitap ediyor. Eğer sanatın peşinde koşturmayı seviyorsanız, Malaga en doğru adreslerden biri. Paris’ten sonra ilk kez Malaga’ya da bir şube açan ünlü Pompidou Center’de ilginç sergileri izleyebilirsiniz. St. Petersburg Rus Müzesi’nde, 15’inci yüzyılla 20’nci yüzyıl arasında yaşamış ressamların tablolarının karşısında kendinizden geçebilirsiniz.

Eğer alışveriş düşkünüyseniz şık, ilginç dükkânlar sizi bekliyor. Gecekuşları için renkli bir gece hayatı var. Güneş, deniz olmadan tatil olmaz diyenlerdenseniz, plaj seçenekleri oldukça fazla.

Malaga tüm bunların yanısıra çok lezzetli de bir kent. Burası güney İspanya’nın yiyecek-içecek merkezi. Avrupa’da en çok keçi beslenen kent olduğu için çeşit çeşit lezzetli peynir bulmak mümkün. Başta sardalye ve ançüez olmak üzere, kabuklu deniz canlıları insana parmaklarını yedirecek kadar lezzetli. Ayrıca İspanya’nın en lezzetli zeytinyağıları da burada üretiliyor. Fiyatlarsa Madrid ve Barselona’dan daha makul.

KÜBA

Müze ülke 

Obama’nın yumuşama çağrısından sonra Küba’da çok şey hızla değişeceğe benziyor. Bu müze-ülke, yakın gelecekte bir çok özelliğini kaybedecek bence. Uçsuz bucaksız plajlar, tertemiz deniz, tütün tarlaları, en yenisi 1959 model olan ama hâlâ yürüyen antika Amerikan arabaları, sokak çalgıcıları, eski ama hala güzel binalar, puro imalethaneleri, reklam panosu olmayan sokakları, Pina Colada’nın ve Mojito’nun en lezzetlileri… Daha bir çok güzellik.

PİLSEN / ÇEK CUMHURİYETİ

Biranın başkenti…

Çek Cumhuriyeti denince akla hemen Prag gelir ama ben gezi listesi için Pilsen kentini önereceğim. Pilsen, dünyanın bira başkentidir. Çünkü 1295’ten beri bu kentte bira üretilir. ‘Pilsener Urquell’de yapacağınız gezi, size bira hakkında çok ilginç bilgiler verecek. Burada bira eşliğinde yiyeceğiniz hardallı sosisin tadını uzun süre unatamayacaksınız.

Pilsen ayrıca bu yıl Avrupa’nın Kültür Başkenti oldu. Onun için bir çok sanatsal etkinlik sergileniyor. Ayrıca kentteki restoranlarda Çek, Alman, Avusturya ve İtalyan mutfaklarının en lezzetli örneklerini tadabilirsiniz. Ayrıca Pilsen, diğer Avrupa kentlerine nazaran daha ucuz.

HIRVATİSTAN

Hem Akdeniz hem ucuz…

Dalmaçya’nın bu küçük ülkesi, bir kadını cumhurbaşkanı seçmesinden sonra dikkatleri üstüne topladı. Adriyatik kıyısındaki plajları, büyüklü küçüklü yüzlerce adası ile denizseverlerin gözde ülkesi oldu. Ayrıca, ortaçağ görüntüleri sunan küçük kentleri, fotoğraf çekmeyi sevenler için olağanüstü güzel görüntülerle dolu.

İtalyan ve Akdeniz mutfaklarının etkisi altında kalan Hırvat Mutfağı, çok lezzetli yemekleriyle de övünüyor. Mönülerde Türk mutfağından yemeklere rastlarsanız şaşırmayın.

Hem çok ucuz hem çok güzel olan bu küçük ülkede yapacağınız uzun bir hafta sonu tatili sizi mutlu edecek.

PATAGONYA – ŞİLİ VEYA ARJANTİN

Doyamayacaksınız…

Benim gitmeye doyamadığım yerlerin başında, Güney Amerika’nın en ucunda yer alan Patagonya gelir. Şili Patagonyası daha yeşil, daha dağlık, daha vahşi. Yanardağlar ve buzullar insanı başka dünyalara taşır.

Arjantin Patagonyası ise uçsuz bucaksız düzlüklerin uzandığı yalnız topraklardan oluşur. And Dağları, tüm güzelliğini burada sergiler. Daha güneyde zirveleri karlı yüce dağlar güzellikleri ile insanın nefesini keser.

Patagonya ayrıca bir et diyarı. Değişik ızgara teknikleri ile kızartılan etlerin tadına doyum olmaz. Sizin de bu uzaktaki güzelliklerle tanışmanızı dilerim.

AZOR ADALARI / PORTEKİZ

Başka bir dünya…

Atlas Okyanusu’nun ortasındaki bu özerk adalar topluluğu, doğa severler için tam bir cennet. Volkanik adalarda el değmemiş vahşi doğa, macera düşkünlerine muhteşem olanaklar sunuyor. Bu adalar ayrıca, dünyada en iyi balina izlenen yerlerin arasında yer alıyor. İlginç bitkilerin, çiçeklerin yer aldığı düzlükler, el değmemiş dağlar, volkanik püskürtülerin oluşturduğu siyah kumlu plajlar gidenleri bu adalara aşık ediyor.

Eğer doğada yürümeye meraklıysanız, dalmayı seviyorsanız, vahşi doğa hayranıysanız Azor adaları tam aradığınız tatil yeri. Ayrıca okyanusun ortasındaki bu adalarda modern dünyadan da uzaklaşıyorsunuz. Azor Adaları, benim için bu yıl favori rotalardan biri.

İZLANDA

Sınırsız güneş…

Kuzeydeki bu, yalnız, soğuk ada, değişik rotalar peşinde koşan gezginler için ilginç görüntüler sunuyor. Eğer İzlanda’dan keyif almak istiyorsanız size yaz aylarını öneririm. Örneğin Haziran’da güneş adanın üstünden hemen hemen hiç ayrılmıyor.

Eğer önerime uyup bu volkanik adaya giderseniz, bir araba kiralayıp, ‘Route 1’ üzerinde bir yolculuk yapmalısınız. Eğer araba kullanmaktan çekiniyorsanız otobüs turuna da katılabilirsiniz.

Bu tur sırasında göreceğiniz volkanik püskürtüler sizi başka dünyalara götürecek. Zaten bir çok Amerikan bilim-kurgu filmi buralarda çekiliyor. Fiyortlar, volkanlar, çiftlikler, artik görüntüler, İzlanda’nın ne kadar inanılmaz, ilginç ve şaşırtıcı ülke olduğunu size gösterecektir.

GDANSK / POLONYA 

Denizden babam çıksa… 

Gdansk, Avrupa’da bağımsızlığın simgesi olan bir kent. 1980’de Lech Walesa’nın Gdansk tersanelerinde başlattığı grev dalgası, tüm Sovyet bloğunda özgürlük rüzgarlarının esmesine neden olmuştu.

Baltık Denizi kıyısına sıralanmış tarihi binaların görüntüsü gezginleri çok etkiliyor. Gdansk sokakları, ayrıca ziyaretçilere ilginç mola olanakları da sunuyor. Kent, lezzetli lokantaları ile de dikkat çekiyor. Giderseniz, Pierogi’nin tadına bakmanızı öneririm. Ayrıca deniz kıyısına sıralanmış lokantalarda çok lezzetli deniz mahsullerini yiyebilirsiniz. Kendi birasını üreten küçük birahaneler ise eğlenceli gecelerin en doğru adresleri.

Bu yıl uzun bir hafta sonu tatilini Gdansk’a ayırırsanız, kendinize keyifli bir armağan vermiş olursunuz.

TROMSO / NORVEÇ

Gece yarısı gölge arayın…

Norveç’in en kuzeyindeki bu küçük kent, konuklarına yaz aylarında 24 saat güneş sunuyor. Bu aylarda Tromso’da hiç gece olmuyor. Bitmeyen günleri yaşamak, geceyarısı sığınacak bir gölgelik yer aramak ilginç deneyimlere neden oluyor.

Tromso’dan kalkan gemilerin fiyort gezileri de, heyecan verici görüntüler sunuyor. Kentteki şık restoranlarda da Norveç mutfağının lezzetli yemeklerinin tadına bakmak mümkün. Kutuplardan esen tertemiz rüzgarları solumak, fiyortların güzelliğinde kaybolmak, bir günü 24 saat güneş altında yaşamak istiyorsanız, Tatil programanıza Tromso’yu koymayı ihmal etmeyin.

Kaynak: Hürriyet /  Mehmet Yaşin

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun