Ülke profili: Çin Halk Cumhuriyeti – Fikrikadim

Ülke profili: Çin Halk Cumhuriyeti

Hızlı büyüyen ekonomisiyle uluslararası ilişkilerde dengeleri sarsan Çin’in siyasi geçmişi, yönetim yapısı ve ekonomisine ilişkin genel bilgiler.

Dünya tarihindeki en eski uygarlıklardan biri olan Çin araştırmalara göre 4 bin yıllık bir kayıtlı tarihe sahiptir. Geniş coğrafyaya yayılan uygarlık yüzyıllar boyunca farklı hanedanlar tarafından yönetildi. Bilinen ilk hanedanlar M.Ö. 1450-1050 yılları arasında hüküm süren Şang ve Şia hanedanlarıdır.

Yüzyıllar boyunca devam eden hanedanlıklar dönemini sona erdiren ve Çin’in modern dönemini şekillendiren olay ise, 20. yüzyılın başlarında yaşanan halk ayaklanması ve ordunun gerçekleştirdiği milliyetçi devrim oldu. Hanedanlık yönetimi sora ererken, 1912 yılında Çin Cumhuriyeti kuruldu.

1945 yılında, İkinci Dünya Savaşı’nın sora ermesiyle birlikte ülke milliyetçiler ile komünistler arasında iç savaşa girdi. Bu savaşa 1949’da Mao Zedong önderliğindeki komünistlerin yönetimi ele geçirmesiyle son buldu ve sosyalist bir ülke kurmak üzere uzun soluklu bir mücadele ve reform süreci başladı. Bugünkü resmi adı olan Çin Halk Cumhuriyeti’ne dönüşen ülkede, başlangıçta özgürlükçü bir atmosfer olsa da zamanla baskıcı ve kapalı bir rejim hakim oldu.

Tek parti olan Çin Komünist Partisi tarafından yönetilen ülkede 1960’larda, ülkenin kurucusu Mao, sosyalist devrimin tamamlamak adına ‘kültürel devrim’ hareketini başlattı. Halk nezdinde büyük bir önder olarak görülen ve ordunun da desteğini bulan Mao’nun kültürel devrim üzerine düşünceleri ‘Küçük Kırmızı Kitap’ ismiyle yayınladı.

Bu kitap, kısa sürede milyonlarca kopya ile çoğaltılarak halka dağıtıldı. Kapitalizmi savunan herkese karşı bir çeşit savaş açan Mao, edebiyat ve sanat alanında da yoğunlukla propaganda içerikli sosyalist gerçekçilik akımını savundu.

1976 yılında Çin Komünist Partisi ‘ılımlılar’ ve ‘radikaller’ olmak üzere iki kutba ayrılmıştı. Radikalleri Mao Zedong’un eşi Çiang Çing yönetiyordu. Aynı yılın 9 Eylül günü Mao 72 yaşında ölünce, eşi Çiang yönetiminde etkinliğini devam ettirmek istedi. Ancak, Başbakan Hua, hem parti başkanlığını ve hem de Askeri Komite Başkanlığını ele geçirdi. Bunun sonucu olarak Mao’nun eşi ve üç taraftarı tutuklandı. Bu, radikallerin mücadeleyi kaybetmesi anlamını taşıyordu.

Çin Ulusal Kongresi, Şubat 1978’de, 1985 yılına kadar gerçekleştirilecek ‘Dört Modernizasyon Programı’nı kabul etti. Bu programla tarım, endüstri, savunma ile bilim ve teknoloji  alanlarının, 1985’e kadar çağdaş standartlara kavuşturulması öngörülmekteydi.

Ancak programın maliyeti 600 milyar doları bulduğu için, bu maliyeti karşılamak adına Çin yabancı sermaye temin etmek zorunda kaldı. Komünist Parti’nin Mart 1978’de Deng Şaoping’i Başbakan Yardımcılığı’na seçmesi sonucu Çin, önce Japonya’ya yanaştı ve iki devlet arasında Şubat 1978’de 60 milyar dolarlık bir ticaret anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, Çin ve Japonya arasında 1937’den beri devam eden savaş halini de sona erdirmiş oldu.

Ağustos 1978’de Çin ile Japonya arasında “Barış ve Dostluk” antlaşması imzalandı ve Ekim 1978’de de Deng Şaoping Japonya’yı ziyaret etti. Böylece, Mao’nun ölümünden iki yıl sonra Çin, kapitalist ekonomiye açılmaya başladı. 1978 yılından itibaren de ABD ile yakınlaşmaya başlayan Çin, bu ülkeden silah satın alımını başlattı.

Yönetim

Çin Halk Cumhuriyeti, 1949 yılından bu yana Çin Komünist Partisi tarafından yönetilmektedir. Dokuz üyeden oluşan ve Genel Sekreterlik’ini Hu Jintao’nun yaptığı Politbüro Yürütme Kurulu ülkedeki en yüksek yönetim organıdır. Hu Jintao aynı zamanda Devlet Başkanlığı görevini de yürütmektedir. Hu’nun görevi 2013 başında Şi Cinping’e devretmesi beklenmektedir.

Başkenti Pekin olan ülkede 20 Eylül 1954 tarihli anayasa ile komünizm idaresi kurulmuş olsa da, bu rejim uygulamada tam karşılığını bulamamıştır. Mao Dönemi’nin ardından yapılan düzenlemelerle yabancı sermayeye kapılarını açan ülkede gerçek anlamda kominist bir yönetimden bahsetmek zordur. Ülkede yasama yetkisi kağıt üzerinde 2987 üyeli, senede bir defa toplanan ve dünyanın en büyük parlamentosu olan Çin Ulusal Halk Meclisi’nin elindedir.

Ulusal Halk Meclisi’nin yürütme kurulu olan Devlet Konseyi, 35 üyeden oluşuyor olup, Başbakan ve kimi bakanları içerir ve ağırlıklı olarak ekonominin yönetiminden sorumludur.

Ülke idari bakımdan 28 eyalete ayrılmıştır. Ayrıca, Tibet, Sincan Uygur, Ninşia, Guanşi Zuang ve İç Moğolistan olmak üzere beş özerk bölge bulunur.

Coğrafi konum

Çin, Pasifik Okyanusu’nun batı kıyısında, Asya’nın doğusunda yer alır. Kuzeyinde Moğolistan Halk Cumhuriyeti, kuzeydoğusunda Rusya Federasyonu ve Kuzey Kore, doğusunda Sarı Deniz ve Doğu Çin Denizi, güneydoğusunda Güney Çin Denizi, Güneyde Vietnam, Laos, Birmanya, Hindistan, Butan ve Nepal, güneybatıda Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan ile çevrilidir. 9 milyon 598 bin km² yüzölçümüyle, Rusya ve Kanada’dan sonra en büyük üçüncü ülkedir.

Nüfus ve toplum yapısı

Çin dünyanın en kalabalık ülkesidir. Ülkenin tahmin edilen nüfusu 1 milyar 300 milyon civarındadır. Ayrıca en fazla en fazla nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerden de biridir. Çin genelindeki kilometrekareye düşen nüfus yoğunluğu 135 kişidir. İç bölgelerdeki nüfus yoğunluğu 71,4 kişi iken, batı bölgelerde kilometrekare başına 11,8 kişi düşmektedir. Ülkedeki bu nüfusun etkisi; küresel gıda talebi, enerji kullanımı ve çevre üzerinde kendisini göstermektedir. Bu durum Çin’i ucuz işgücü pazarı haline getirmiştir. Ülkenin 2020 yılında 1,4 milyarlık bir nüfusa ulaşması bekleniyor.

21. yüzyıl ortalarına kadar nüfusun artmaya devam edeceği ve 1,6 milyar civarında dengeleneceği beklenmektedir. Ailelerin tek çocuk sahibi olmaya teşvik edilmesi gibi politikalar sonucunda hızı azalsa da nüfus artışı devam etmektedir.

Nüfusun yüzde 91,6’sı Han kökenli Çinliler, yüzde 16,7’sini ise aralarında Uygurların da bulunduğu diğer azınlıklar oluşturmaktadır.

Ekonomi

Çin zengin tarihi, özgün uygarlık yapısı, dünyanın en kalabalık nüfusu ve son yıllarda hızla gelişen ekonomisiyle dikkatlerin üzerine çekmektetir. 19. yüzyılın başlarına kadar dünyanın diğer bölgelerine göre oldukça gelişmiş bir ülke olan Çin, batıdaki sanayileşme devrimi sonrasında Avrupalı devletlerin yakaladığı teknolojik gelişim ve deniz aşırı ticaret karşısında duramamış ve değişime ayak uyduramayarak hızlı bir ekonomik çöküş süreci yaşamıştır. Batılı devletler, Rusya ve Japonya ile yaşanan savaşlar sonucunda bazı topraklarını kaybetmiş, sömürgeci devletlerin hedefi durumuna gelmiştir. Dünya güç dengesinde İngiltere,Almanya, Japonya, Rusya ve daha sonra ABD gibi güçler ön plana çıkarken, Çin geri planda kalmıştır.

Uzun yıllar dış dünyaya kapalı bir ekonomi politikası uygulayan Çin, 1980’lerin başlarında, kollektif tarım uygulamasını durdurdu ve özel teşebbüse yeniden izin verdi. Şu anda dünyanın en büyük ihracatçılarından olan ülkeve rekor düzeylerde dış yatırım çekmektedir.

Aralık 2001’de, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Dünya Ticaret Örgütü’yle 15 yıldır sürdürdüğü üyelik müzakereleri tamamladı ve hükümet, başta ticaret rejimi olmak üzere ekonomide çeşitli yapısal değişikliklere gideceğinin ve uluslararası ticaret kurallarına uyumlu hareket edeceğinin sözünü verdi.

Hemen ertesinde yıllardır sinyalleri verilen yüksek büyüme hızı beraberinde geldi, ticaret hacimlerinde rekorlar kırıldı, uluslararası doğrudan yatırımların en cazip çekim merkezi oldu. Satın alma paritesine göre hesaplandığında dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’in, normal şartlar altında yıl içerisinde içerisinde bu sıralamada birinciliğe yükselmesi öngörülmektedir. IMF’nin Şubat 2012’de hazırladığı son raporda 2010’da yakaladığı büyüme hızına yakın bir oranda, 2012-2013 yılları için de yüzde 8 civarında bir büyüme beklenmektedir.

Dış Ticaret

Ülkenin başlıca ihracat yaptığı ülkeler: ABD (% 21,1), Hong Kong (% 17,4), Japonya (% 13,6), Güney Kore (% 4,6), Almanya (%  4), Hollanda (% 2,7), Singapur (% 2,2), Türkiye (% 2,1) şeklinde sıralanmaktadır.

Aynı doğrultuda, ülke belli bir miktar da ithalat yapmaktadır. Çin, Japonya (% 18), Tayvan (% 11,9), Güney Kore (% 10,4), ABD (% 8,2), Almanya (% 5,9), Hong Kong (% 3,9), Rusya Federasyonu (% 3,3), Malezya (% 2,5) gibi ülkelerden mal satın almaktadır.

Çin Halk Cumhuriyet Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, ülke 2011 yılında 1 trilyon 898 milyar hacminde ihracat gerçekleştirerek bir önceki yıla göre yüzde 22,5 oranında artış kaydetti. Aynı yılın ithalat hacmi ise 1 trilyon 743 milyar dolar civarında kaydedildi.

Ülke dışarıya başlıca pamuk ipliği, hazır giyim eşyası, demir-çelik ürünleri, oyuncak, elektronik eşya, telekomünikasyon ekipmanları, rafine edilmiş petrol ürünleri, yağlama maddeleri, kimyasal ürünler, bitkisel yağlar, hayvansal yağlar, elektrikli makineler, ulaşım ekipmanları, büro malzemeleri, canlı hayvanlar, su ürünleri, pirinç, çay, konserve meyve-sebze, ham ipek, ve kömüre kadar çok geniş bir yelpazede ürünler satmaktadır.

Aynı doğrultuda, ülke dışarıdan muhtelif gıda ürünleri, elektrikli makineler, motorlu taşıtlar, ham petrol, yağlama maddeleri, bitkisel yağlar, hayvansal yağlar, doğal kauçuk, kereste, kağıt hamuru, pamuk, demir cevheri, gübre, plastik ürünler, çelik mamulleri, elektronik devreler ve kimyasallar satın almaktadır.

Kaynak: Al Jazeera ve ajanslar

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun