Besmeleyle Başla – Fikrikadim

Besmeleyle Başla

Muhammed Işık

Muhammed Işık

Yaşamdan umudunu kesmiş bir arkadaşımla karşılaştım. Onun bu haline ister istemez üzüldüm. Başımıza kötü şeyler geldiği zaman pes mi edeceğiz? Yenilmişlik duygusuyla hayata mı küseceğiz? Sevmekten vaz mı geçeceğiz? İnsanlık halidir, kötü şeyler ile karşılaşabiliriz. Ümitsizlik niye?

“ Besmeleyle başla ümidin tam olsun dostum. Yıkılmak, yenilmek, ümit kesmek sana yakışmaz. Sen güçlü olmalısın. Dimdik ayakta durmalısın. Sevgi dolu olup hayata sımsıkı sarılmalısın. Yılgınlık da neyin nesi?” diyerek onu teselli etmeye, ona güç vermeye çalıştım.

Aşk ne tatmamış, sevgilisi olmamış, evlenmemiş bir arkadaşımdı. Hayattan tabi ki zevk almazsın ki, bir yanın hep boş kalır, en ufak darbe de darmadağın olursun. Kalbinde sevgi olacak, seveceksin. “ Yâr sız ömür olmaz sev ki yârin olsun.” Diyerek onu sevmeye teşvik ettim. Umutsuz gözlerle bana bakıp güldü. Ben ona “ Sev yârin olsun ”  diye bir kere daha düşüncemi vurguladım.  Hiç oralı olmadı. Belki korkuyordu sevmekten, sevilmekten, ümit vermekten. İnsanlardan kaçmak istiyordu. Her şeyden, herkesten bıkmış bir hali vardı. Onu bu ruh haliyle bırakıp evime gittim. Odama kapanıp düşünmeye başladım. İnsanları kazanmak zor, kaybetmek kolay! Vur darbeyi indir aşağıya! Neden hep kaybettirmeye çalışıyoruz, insanları kazanmak gibi bir derdimiz yok.

Besmeleyle yola çıkmayalı çok zaman oldu. Unuttuk besmeleyi kalbimizden çıkarttık. Sonuç felaket oldu. İnsanlar birbirinden uzaklaştı, güven azaldı, sabırlar taştı, kavgalar arttı. Bize ne oldu? Nereye gidiyoruz? Arkadaşımı bulup ona hislerimi açıkça anlatmalıyım. Hayattan kopmamalı arkadaşım.

Yine bir araya geliyoruz arkadaşımla, beni yine bildik gülücüğü ile karşılıyor. Boşuna debelenme, ben hayat defterini kapattım gibisinden. En zor olan da onun bu kesin umut kesişi, hayattan sıfır beklenti içerisinde olması ve dervişmiş gibi uzlete çekilmesiydi. Böyle bir insana hayatı sevdirmek, hayata bağlı tutmak gerçekten çok zordur.

“ Hayat iniş çıkış, düzünü ara bul”  diye söze başladım. Onu hayatta ne yıldırdı bilmeden böyle demiştim. Gülümsemesi daha da arttı. “ Sen ne yaşadım, neler çektim biliyor musun ki bana hayat dersi vermeye kalkıyorsun ”der gibiydi. Sonra da “ Burası senin ders verdiğin kürsü değil” gibisinden bir bakış attı. Sustum bir şey diyemedim.

“Sen bana bakma arkadaşım anlatmana devam et” deyince rahatladım.

“ Yürekten ara ki her şey kolay olsun ” dedim. “ Nasıl olacak bu?” diye sordu.

Biraz düşündüm. Ezbere laf etmemiş olsam da en kısa şekilde açıklama yapmam gerekiyordu. “ Yüreği bir kenara bırakarak, aklı ön plana çıkartırsan çoğu zaman mantıklı iş yaptım sansan bile vicdanı devreye sokmadığın için kaybetmeye başlarsın. Bu kayıp önce manevi, sonra maddi olur” dedim.

“ İşlerimde kapitalist düşündüğüm için mi bu haldeyim?” dedi. Gülümsemesi geçmiş, yüzü solgunlaşmıştı.

“ Senin gibi maliyeci hatta ekonomist bir iş adamının işini kapital düzlemden çıkartıp yapmaya başlaması düşünülemez. Düzen bunu kabul etmez. Sen para endeksi yaşamayı öğrendin. Bunun dışına çıkamazsın. Haliyle vicdan senin iş sahanda yok hükmündedir.” Dedim.

“ Haklısın!” dedi.

İşim biraz kolaylaşmıştı. Arkadaşım iyi tepkiler vermeye başlamıştı. Binlerce işçi çalıştıran, bankalarda miktarını bilmediği parası bulunan, tatilini hangi dünya ülkesinde geçireceğinin tasarılarını yapan bir adamın iflas edip, beş parasız ortada kalması ve bunun sonucu olarak hayata tutunması zordur elbette ki. Arkadaşlık vazifem beni zorlamaya itiyor. Hislerim “ geri planda kalmayı” hazmedemiyor.

“ Of demeden geçmez bu hayat. Yeri geldiğinde “ of ” diyeceksin ki rahatlayasın. Her şeyi içine atmak sana fayda sağlamaz. Gel içini boşalt.”

“ Batmak, bitmek değildir. Tohum her sene yeniden doğar. Hayata bir an bile küsmez.”

“ Kolaycılığa kaçma, önce yanlışlarını gör, kalbini devreye sok, sev, sevil.”

“ Oh dedirtecek yârin olsun.”

“ Oh dedirtecek dostların olsun.”

Öyle ya insan bir başına “ ne kadar zengin olursa olsun” ne kadar mutlu olabilir ki? Arkadaşım “ zenginlik bana yeter” diyerek baştan kendisini aldatmış “ hayatıma kimseyi sokmam” diyerek kuyusunu kazmaya başlamıştı. Zenginde olsan “ hayat arkadaşın yoksa” fakirsin! Bunu “ Nerede akşam orada sabah” hoyratlığı ile umursamazlığa vuran arkadaşım şimdi “ iş işten geçince” beni anlamaya başlıyor. O parasının hiç bitmeyeceğini, batmayacağını sanarak yanılmıştı. Şimdi ona kızıp, ondan yüz çevirmek yerine güzel şeyler söylemeliyim. İnsan gaflete düşüp yanılabilir.

“ Olmaz deme sakın belki bir gün olur, hayat sürprizlerle dolu fırsatlar bulunur. Sende cevher var. Eğer pes etmez, kalbini devreye sokar, sever, eş sahibi olursan eskisi gibi parasal servet sahibi olamasan bile mutluluk servetini avcunun içinde bulursun.”

“ Sevginin değeri, paranın değerinden fazladır.”

“ Giden parana, yitirdiğin itibarına üzülme! İnsanca yaşamak için önüne gelen fırsata sevin.”

Bu sohbetimiz ona da bana da iyi geldi.

“ Evlen diyorsun ama nasıl?” derken boş ceplerini gülümseyerek dışarı çıkartmıştı.

Parasının hesabını bilmeyen bir insandan cebi boş bir insana dönüşmek acı mı, tatlı mı bilemedim.

“ O iş kolay ” gibisinden bakış atıp kolundan tuttum yürümeye başladım.

“ Niyet hayır, akıbet hayır.”

“ Besmeleyle başla, niyet tut bahtına.”

“ Olur ya da olmaz gitmesin ağrına.”

“ Gitmesin zoruna!”

Aradan biraz zaman geçti arkadaşım iş adamı gururunu bir kenara bırakıp işçi olarak çalışmaya başladı. Çalıştığı yerden bir kadın ile konuşmaya başlamış. Kadının dul olması arkadaşımı düşündürmüş. Yanıma geldi niyetini açıp, düşüncemi sordu.

“ Mutlu olmak için kendin gibi görün. Özünü ortaya koy. Niyetinde samimi ol!”

“ Bir seven bulduysan bakma ona buna!”

“ Bakma şuna buna!”

“ Dul olmasına takılma, sevginiz size yeter. Mutlu olmaya ihtiyacın var. Hayat gelip geçiyor”

Bir zaman sonra duydum ki evlenmişler. Eski defterlerini kapatıp mutlu olmaya niyet etmişler. Besmeleyle başlayıp huzura kapı aralamışlar…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun