Hayatın temel yapı taşları olan moleküller bulundu – Fikrikadim

Hayatın temel yapı taşları olan moleküller bulundu

Avrupa Uzay Ajansı’na (ESA) ait araçların kuyruklu yıldız ‘Çuri’den yolladığı veriler uzmanları şaşırttı. Gök cisminde hayatın temel yapı taşları olan moleküllere rastlandı. Yüzeyin ilginç bir özelliği ortaya çıkarıldı.

Rosetta uzay aracı 6 milyar kilometreden fazla yol kat ettikten sonra kısaca “Çuri” olarak anılan Çuryumov-Gerasimenko/67P kuyruklu yıldızının yörüngesine geçen yıl girmişti. Rosetta, beraberindeki araştırma modülü Philae’yi gök cismine indirmiş, kuyruklu yıldız hakkında çeşitli ölçüm cihazlarıyla veri toplanmaya başlanmıştı.

Dünyaya yollanan veriler, çeşitli disiplinlerden uzmanlar tarafından değerlendiriliyor. Bilim dergisi Science, son sayısında Çuri’ye ilişkin 7 makale birden yayınladı.

16 organik molekül bulundu

Göttingen’deki Max Planck Enstitüsü Güneş Sistemi Araştırmaları Enstitüsü (MPS) uzmanlarının Fred Goesmann başkanlığında yaptığı araştırmaya göre, kuyruklu yıldızda 16 organik molekülün varlığı saptandı. Bunlardan metil isocyanat, aseton, propionaldehit ve asetamit şimdiye kadar hiçbir kuyruklu yıldızda saptanmamıştı. Ian Wright yönetimindeki İngiliz Open University uzmanları da yalnızca karbon ve hidrojenden oluşan zincir moleküllere dair izler buldu.


Hayatın temel yapı taşları

Uzman Fred Goesmann’a göre bulunan organik moleküller birçok önemli biyokimyasal tepkimenin esasını oluşturuyor. Söz konusu moleküller kimyasal reaksiyonlar sonucunda hayatın temel yapı taşlarını oluşturan şeker ve amino asitlere dönüşebiliyor. Birçok uzman, dünyadaki hayatın oluşumunda da bu tür biyo kimyasal tepkimelerin rol oynadığını savunuyor.

Çuri kuyruklu yıldızı yüzeyiyle de araştırmacıları şaşırttı. Philae modülü önce Agilkia adı verilen bir noktaya iniş yaptı. Agilkia, yaklaşık 20 santimetre kalınlığında tanecikli (granül) tabakayla kaplıydı. Burada sabitleyemeyen modül, toplam iki saat süren iki sıçramadan sonra Abydos adı verilen ikinci bölgeye kondu.

Zeminin sertliği uzmanları şaşırttı

Alman Havacılık ve Uzay Kurumu (DLR) uzmanlarının Tilmann Spohn başkanlığında yürüttüğü araştırmaya göre, modülün ilk iniş yaptığı alan kar yumuşaklığında bir zemine sahipti. Hatta modül zeminde iz bıraktı. Bunu izleyen ve Abydos adı verilen bir sonraki iniş noktasında ise durum tam tersiydi. Bu zemin ilkinden neredeyse 2 bin kat daha sertti. Philae modülünün bu zemine ölçüm cihazı saplama girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. Vidalı ayaklar ve zıpkınlı kancalar yüzeye hemen hiç gömülmedi. Uzman Tilmann Spohn, “Bu sertlikte bir zemin, kuyruklu yıldızda karşılaştığımız en büyük sürpriz. DLR’de Philae’nin proje müdürlüğünü yapan Stephan Ulamec, “Bu özelliğe sahip olduğunu tahmin edebilseydik belki modülü o noktaya hiç indirme girişiminde bulunmazdık” dedi.

Çuri kuyruklu yıldızındaki sıcaklık tahmin edildiği gibi eksi 180 – eksi 140 arasında saptandı. Ölçülebilir bir çekim gücüne sahip olmadığı belirlendi. Bunlar, evren oluşum modelleri açısından önemli bulgular olarak görülüyor.

Philae modülü neden ‘zıpladı’?

Philae modülü, Rosetta uzay aracıyla 10 yıl yolculuğun ardından kasım ayında kuyruklu yıldıza iniş yapmıştı. Uzmanlar misyon öncesinde modülün yumuşak bir zemine iniş yapacağı konusunda hemen hemen hemfikirdi. Ancak iniş beklendiği gibi olmadı. DLR uzmanı Jens Biele, “Zıpkın sistemi, modülü kuyruklu yıldızın zeminine sabitleyecekti. Ancak sistem belirlenemeyen bir nedenden ötürü çalışmayınca modül birkaç kez zıpladı” dedi.

Philae modülünün kuyruklu yıldıza inişi ve yapılan ölçümlerden bundan sonraki misyonların planlanmasında yararlanılacak. DLR, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) söz konusu verilerden yararlanmak istediğini duyurdu. Ulamec, “Kuyruklu yıldıza ilk inişte edindiğimiz en önemli deneyim, modülün zemine gömülmesi değil kendini sabitleyememesi daha büyük bir sorun oluşturuyor” dedi.

© Deutsche Welle

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun