‘Barışa doyamadık’ – Fikrikadim

‘Barışa doyamadık’

Türkiye’nin doğusunda otuz yılı aşkın süren çatışmalar 2,5 senelik ‘barışın’ ardından yeniden başladı. Art arda gelen ölüm haberleri ve kentlerden akşam saatlerinde yükselen eylem ve patlama sesleri bölge insanını yeniden evlerine hapsetti. Bölge halkı ve STK temsilcileriyle konuştuk.

Kırk derecenin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları ve serine kaçan tatilcilerin muhtemelen etken olduğu ıssız sokakların esas faili yeniden başlayan çatışmalar. Diyarbakır sokaklarında konuşmaya ikna edebildiğimiz insanların görüşleri bu noktada birleşiyor. Otuz yılı aşkın çatışmaların yoğun olarak yaşandığı yerlerin başında gelen Diyarbakır’da şiddet dönemi hafızası henüz taze ve çözüm süreci ile birlikte tadına varılan barış günlerinin çok kısa sürdüğü görüşü ‘savaşı kim başlattı?’ sorusundan daha önde.

‘Barışın kıymeti en çok savaşlarda anlaşılır’

12 Eylül döneminde işkence ve insan hakları ihlalleriyle hatırlanan Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nin en zorlu günlerinde hapse giren ve ‘hayatım hiç kolay değildi’ diyen Zülküf Yakşi, Sur içinde bulunan tarihi Yoğurt Pazarı esnafından. Ona göre barışın kıymetini en çok savaş zulmünü çekenler bilir.

zulkuf-yaksiZülküf Yakşi’nin hayatı kolay geçmemiş, bundan sonrası için umutlu konuşuyor.

Çatışmasızlık ortamının zaten pamuk ipliğine bağlı olduğunu, kandan beslenen insanların kolay kolay bu sürece izin vermeyeceklerini tahmin ettiğini söyleyen Yakşi, bunun Fransa’da üç Kürt kadının öldürülmesiyle başladığını söylüyor.

“Çatışmasızlık ortamında gerginliklerin ve provokasyonların olacağı bekleniyordu. Fransa’da üç kadının öldürülmesi sürecin gergin geçeceğinin işaretiydi. Gerek hükümet gerek Kandil üzerine düşeni yapmaya çalıştı. Dış güçler çatışmasızlık ortamını bir şekliyle sona erdirttiler. Ben bu işin dış güçlerden kaynaklandığına adımın Zülküf olduğu kadar eminim. AVM’ler bomboş, parklar bomboş, çarşı bomboş. Huzurlu bir günümüz geçmedi bu güne kadar.”

‘Bir haftada barışın değerini anladı herkes’

Çözüm sürecinin yeniden başlayacağına dair umudunu yitirmediğini belirten Zülküf Yakşi, aklıselimin galip geleceğini söylüyor.

“Hükümet PKK’nın silahlı unsurlarının ülke dışına çıkmasını istiyor çözüm sürecinin devamı için. Bunu yapmaktaki zorluğu bilemem Yoğurt Pazarı’nda sıradan bir esnaf olarak ama bu ülkenin ortak geleceği için yapılabilir bir şey olduğunu düşünüyorum. Hükümet eksik ve yanlışlarına rağmen çok şey yaptı. Karşı taraf yine eksikliklerine rağmen çok şey yaptı. Barış yeniden inşa edilebilir. Belki bu bozulmadan alınacak dersler ve ibretler vardır. Bundan sonra daha sağlam gidebilir. Umudumu yitirmedim, aklıselim mutlak üstün gelecek. Dünyadaki hangi savaş barışla bitmedi ki? Bu savaş yeterince yapıldı ama denemediğimiz barıştır ve biz de barış istiyoruz. Bir haftada insanlar barışın ne kadar değerli olduğunu anladılar.”

mehdi-yakinMehdi Yakın, çatışmaların en çok fakir-fukarayı vuracağını söylüyor.

‘Bu artık vahşettir’

İnşaat işiyle uğraşan Mehdi Yakın, yeniden başlayan çatışmalara ilişkin konuşmak istemiyor önce. Bıkkınlık içinde ve sözünün para etmeyeceğini düşünüyor. Yine de dayanamayıp konuşan Yakın’a göre, tüm siyasetçiler insanların kanı üzerinden pazarlık yapıyor ve bunun vahşet anlamına geldiğini söylüyor.

“Ne konuşursak ve ne istersek isteyelim görüyoruz ki talebimiz para etmiyor. Bu insanlar daha ne zamana kadar ölecek arkadaşım? Bu vahşettir, zalimliktir, zulümdür. Bütün siyasetçiler insan kanı üzerinden siyaset yapıyor ve arada benim senin gibi fakir-fukara ölüyor. Hele bir zengin göster bana ölen. Yok; görüyorsunuz işte akşam beş oldu mu millet aceleyle dükkanını kapatıp evine koşuyor bir şey olmasın diye.”

mehmet-kelekciogluMehmet Kelekçioğlu böyle zamanlarda evlendiğine pişman olduğunu söylüyor.

‘Gözümüzü savaşla açtık savaşla kapatmayalım’

Elli yaşındaki Mehmet Kelekçioğlu Sur bölgesinde manav. Bu yaşına kadar savaşın içerisinde ve her gün ‘öleceğim’ endişesiyle yaşadığını anlatıyor. Kelekçioğlu, ‘keşke evlenip çocuk sahibi olmasaydım’ diyor.

“Vallahi de billahi de aldığım her nefese beleş diyorum. Çünkü gözümüzü savaşın, çatışmaların, bombalamaların  içinde açtık. Bir sürü arkadaşım, eşim, dostum faili meçhul cinayetlere kurban gitti. Yeniden yüzü maskeli insanlar çıktı meydana. Yolunu kestiğinde ‘heval’ (Kürtçe arkadaş) desen, ‘örgütçü müsün’ diyebilirler. Desem ki ‘Müslüman’ ‘IŞİD’çimisin diyecekler. Yahu arkadaş ben ne yana döneceğim şimdi? Vallahi evlenip çocuk sahibi olduğum için böyle zamanlarda kızıyorum kendime. İki çocuğumu üniversiteye gönderiyorum. Birinin tırnağı taşa değse bu dünyanın benim için bir anlamı kalır mı? Çatışmaların iki tarafında da suç görmüyorum. Siz gevşek bırakırsanız süreci birileri gelip pislikle dolduracak elbette. İki taraftan da derhal masaya oturmalarını ve çatışmalara son vermelerini istiyorum.”

abdulkadir-topcuogluÜniversite öğrencisi Abdülkadir Topçuoğlu’nun duaları barış için.

‘Çatışmalar bitsin diye dua ettim’

Çarşının içindeki beşinci Haremi Şerif olarak kabul edilen tarihi Ulu Camii’nin avlusu her zamankinden daha tenha. Turistler yok ve camide ibadetlerini yapanlar oyalanmadan çıkıyorlar. Caminin içi de her zamankinden daha sessiz. Namazını kılıp uzunca dua ettikten sonra çıkan ve adının Abdülkadir Topçuoğlu olduğunu öğrendiğimiz genç üniversite öğrencisi. Duasının önemli bir bölümünü çatışmaların sona ermesi için ettiğini söylüyor.

“Harran Üniversitesi’nde Tarih bölümünü okuyorum. Suruç’ta patlayan bomba nedeniyle ölenlerden biri bizim okuldan, arkadaşımızdı. Gerekçesi ne olursa olsun insanların öldürülmesini hiçbir şekilde tasvip etmiyorum. Şimdi bakıyorum ki Kürdü, Türkü, Alevisi ölüyor. İçim kan ağlıyor. Babamın çarşıda terzi dükkanı var. Herkes tedirgin ve huzursuz. Çarşı boş. Fırsat bulduğum zamanlar namazımı Ulu Cami’de kılıyorum. Bu ateşe bir su dökmesi için dua ediyorum Allah’a. Elimden başka bir şey gelmiyor. Ama elinden bir şeyler gelen taraflardan talebim artık uçaklar kalkmasın ve artık dağdakiler ellerindeki silahları bıraksınlar. Silah eldeyse illa ki patlar.”

olcay-aydinOlcay aydın çatışmaların yeniden başlamasına öfkeli, ‘Diyarbakır’ın artık savaşı meşhur’ diyor.

‘Diyarbakır artık savaşıyla meşhur’

Serbest Meslek erbabı Olcay Aydın çatışmaların yeniden başlamasının nedenini savaşlardan beslenenler olarak görüyor. Sinirli ve sert bir üslupla konuşan Aydın, tahammüllerinin kalmadığını söylüyor.

“Derin yapılar aç kaldı ve ortaya kandan beslenenler çıktı. Allah bu canları alanların evlatlarından misli misli çıkarsın. Bakın Diyarbakır Peygamberler şehridir, Sahabeler şehridir, karpuzu, peyniri, kadayıfı meşhurdur. Şimdi bak bakalım bu sokaklara neyimiz meşhur; artık savaşımız meşhur. Kısa bir süre olsa da rahat nefes almıştık, ne istediniz bizden. Buyur, insanlar yok, her taraf boş ve herkes ölüm korkusuyla kaçıp gidiyor buralardan. Biz nedenine bakmadan sonuç istiyoruz ve o sonuç da barıştır. Burası bazılarının hesapladığı gibi bir Suriye olmaz, buna kimse müsaade etmez.”

haci-latif-gulerHacı Latif Güler 68 yaşında hamallık yapıyor. Barış için ‘eyidir’ diyor.

‘Barış eyidir barış’

68 yaşındaki Hacı Latif Güler hamallık yapıyor. İş yok ve akşam evine eli boş gittiğini belirtiyor. Ama buna razı tek istediği kendi özgün ifadesiyle ‘barış eyidir barış.’

“İş yok, çarşı boş. Sıcakta boş olur biraz ama şimdi daha boş. İnsan üzülüyor. Kimsenin ölmesini istemiyorum. Ne Kürt ne Türk hiç kimse ölmesin. Bak ne güzeldi, kimse demiyordu ölü var, şimdi ölüyor insanlar, o kadar öldü hani kim ne kazanmış savaştan. Barış eyidir barış.”

Diyarbakır sokaklarındaki hâkim görüş çatışmaların bir an önce durması ve masaya yeniden oturulması. Röportajları yaparken ‘ismimi yazma ama bunu yaz’ diyerek konuşanların tamamının suçladığı taraflar başka başka olsa da talep aynı ve yeniden başlayan çatışmalar herkesi rahatsız etmiş durumda.

hakan-akbalGÜNGİAD Başkanı Hakan Akbal, ‘galip barış için adım atandır’ diyerek harekete geçilmesini istiyor.

‘Galip barış için adım atandır’

Sokağın talepleri Diyarbakır’daki sivil toplum kuruluşlarında da karşılık buluyor. Güneydoğu Genç İşadamları Derneği (GÜNGİAD) Başkanı Hakan Akbal, çatışmaları kimin başlattığından çok nasıl bitirileceği ile ilgili meselenin önemi üzerinde duruyor. Akbal, çatışmaların bitirilmesi için adım atan tarafın hatırlanacağı ve insanların nezdinde galip sayılacağı görüşünde.

“2013 Nevruz’undan sonra ‘artık silahlar sussun fikirler konuşsun’ çağrısından sonra hakikatten bölgede önemli derecede psikolojik bir rahatlama başladı. Çatışmasızlık süreci devam ettikçe psikolojik rahatlama fiziki anlamda rahatlamaya da yol açtı. Fiiliyatta bunu gördük. Hatta bir dönem tarafların karşılıklı olarak jestleşmeleri toplumda çok sıcak karşılandı. Yakın zamanda yaşanan olayların ardından ‘acaba doksanlı yıllara mı dönüyoruz’ kaygısı oluşmaya başladı insanlarda. Gerek Kürt halkı gerekse Türk halkı barışın konforuna alıştı. Savaş iki tarafı da etkileyen bir şey. Dünyadaki çözüm süreçlerine baktığımda 20-30 yıl sürdüğünü biliyorum. Bu süreçlerde dönem dönem tarafların masadan kalktığını biliyoruz. İspanya’da İrlanda’da. Ben hala bir çatışma sürecinin tekrar başladığına inanmak istemiyorum. Çözüm sürecinin ruhunda zaman zaman masadan kalkılabileceği gerçeği vardır. Önemli olan masadan kalkmak değil kalktığınızda o masanın devrilmemesidir. Ben hala masanın devrilmediğine inanıyorum. Hazır masa devrilmemişken tarafları masaya oturmaya ve müzakere etmeye davet ediyorum.”

carsiDiyarbakır’da çarşı en hareketli saatlerinde bile sessiz.

‘İnsan, yaşam, ekonomi’

Hakan Akbal yeniden başlayan çatışmaların insanı, çevresini ve ekonomiyi olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Durumun bu şekilde sürmesi halinde ölümlerle birlikte, göç ve ekonomik iflasların da peşi sıra geleceğini düşünüyor.

“Otuz yıl süren çatışmalardan yeni çıkmışken, ekonomi düzelecekken, bugün işlerin sarpa sarmasının siyasal anlamda ve sosyal anlamda etkilenecek ekonomi etkilenecek. Bölge ekonomisinde hiçbir şey yoluna girmemişken çatışmalar devam ederken 2016’dan itibaren süreç böyle devam ederse çokça iflas haberi güneydoğudan gelecektir. Savaşların yeneni yenileni olur, bizim durumumuzda 30 yıllık tecrübeyle çatışmaların kazananının olmadığı sabit. Bu çatışmaların galibi barış için adım atan olacaktır. İki tarafın da bir an önce bu ateşe su dökmesini istiyoruz ve insanların nezdinde barış için adım atan taraf yenilmiş sayılmaz barışı getiren taraf sayılır.”

tahir-elciDiyarbakır Baro Başkanı Elçi, çatışmaların durması için Öcalan ile görüşebileceklerini söylüyor.

‘Çatışmalara ve savaşa karşıyız’

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, meselenin barış yoluyla çözümünden başka bir şansın olmadığını söylüyor. Elçi, çatışmasızlık taleplerinin yanı sıra savaş hukuku kurallarını da hatırlatıyor.

“Şüphesiz biz ne olursa olsun savaşa karşıyız, çatışmaya karşıyız ve bu meselenin barışçıl yollarla çözümünün yanındayız. Zaten bu nedenle Kürt sivil toplumu, Kürt demokratik toplumu barış ve çözüm sürecine büyük bir destek sunmuş ve her zaman arkasında olmuştur. Ancak çatışmalar önlenemezse de, çatışma sürecini kabul etmemekle birlikte çatışma hukukunun ya da diğer bir ifadeyle savaş hukukunun asgari ilkelerine de uyulmalıdır. Bu bağlamda güvenlik görevlisi de olsa silahsız kimselere yönelik toplumumuzun vicdanını rahatsız eden eylemlerden kaçınılmalı, yargısız infazlardan işkence uygulamalarına derhal son verilmelidir.”

ulucamiiTarihi Ulu Cami vakit namazları dışında tenha.

‘Öcalan ile görüşebiliriz’

Tahir Elçi, Abdullah Öcalan’ın Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı silahların tümüyle devreden çıkarılması ve bu amaçla bir kongre çağrısı yaptığını hatırlatarak Diyarbakır Barosu olarak bu ateşe su dökmeye hazır olduklarını söylüyor. Elçi Öcalan ile görüşmeye hazır olduklarını ve bunun olumlu sonuçlar doğuracağına inandıklarını ifade ediyor.

“Türkiye toplumunun barış ve selameti için, silah ve çatışma sürecinin sona ermesi için, ortaya çıkan krizin aşılması için  biz Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu olarak Sayın Öcalan ile görüşmeye hazırız. Hükümetin uygun görmesi durumunda, hükümetin ve Bakanlık yetkililerinin gerekli izni vermesi durumunda bu sürecin sona ermesine çok büyük bir katkı sağlayacağını düşündüğümüz Öcalan’la görüşerek kendilerinin mesajlarını hükümete ve topluma sunmaya ve bu yangına, bu ateşe böylelikle bir kova su dökmeye hazır olduğumuzu söylemek isterim.”

raci-biliciİHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici: İki tarafı da sükunete davet ediyoruz.

‘İki tarafı da sükûnete çağırıyoruz’

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici’de diğer sivil toplum kuruluşları gibi sükunet çağrısı yapıyor. Türkiye’de yaşayanların çatışma ve sonuçlarının doğuracağı hak ihlallerini karşılayamayacağını söyleyen Bilici gerek PKK’lılara gerekse asker ve sivillere dönük saldırılara son verilmesini istediklerini belirtti.

“Biz derhal tarafların çatışmaları bitirmeleri ve yaşam haklarına saygı göstermelerini istiyoruz. Her iki tarafı da sükunet ve sağduyuya davet ediyoruz. Yoksa insanları ayrıştıran ve sorunları daha fazla derinleştiren bir sonuçla karşı karşıya kalacağız. Yapılması gereken diyalog ve müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlaması. Çünkü tüm yöntemler denendi bu coğrafyada ve çok acılar yaşandı. Yine de savaşla bir sonuç alınamadı. Üç yıldır devam eden eylemsizlik kararı ve müzakereler anlamlıydı. Bu yöntemde ısrar edilmesi lazım, ötesi hiçbir şekilde kabulümüz değil.”

Bilici kime yönelik olursa olsun ve kimden gelirse gelsin şiddeti hiçbir şekilde kabul etmediklerini söylüyor. PKK’ya ve hükümete çağrı yapan İHD Şube Başkanı Bilici, çatışmalara bir an önce son vermelerini istedi.

carsiHavanın kararmasına yakın bu meydan boş kalacak.

Diyarbakır’da yeniden başlayan çatışmalara ilişkin ortak bir görüş var. Çatışmaların durması ve insanların ölmemesi. Üstelik bunun zaman geçirilmeden yapılması. Zira bölgede yaşayanlar çatışmalar sürdükçe ve acılar derinleştikçe geriye dönüşün zorlaşmasından endişe ediyor.

Kaynak: Al Jazeera

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun