Recep Tayyip Erdoğan olmak ve yeni sorumluluklar – Fikrikadim

Recep Tayyip Erdoğan olmak ve yeni sorumluluklar

Muhammed Işık

Muhammed Işık

İnsan olmak önemlidir! Ne demektir insan olmak?  İnsan olmak; İnsan gibi yaşamak, insanlara insan gibi davranmaktır. İnsanlığı zaman zaman değil her zaman hatırlamaktır…

Cahiliyye yaşam tarzına alışmış, köhne zihniyetlerin esiri olmuş, oturduğu koltuğun keyfini süren, keyfine keyif katmak isteyenler insanlığı nereden bilir ki?

Kabileler arasındaki husumetler gibi kabineler arası çıkar çatışmaları arasında koltuk kapma çabası içinde olanlar açlığı, susuzluğu fark edebilir mi?

Misyon şeflerine onur yemekleri verenler, merkez medyanın güdümüne girenler, sermaye ağalarının ayaklarına kapananlar yokluğu, yoksulluğu görebilir mi?

Kapalı kapılar arasında sıkışıp kalan, halkını seçimden seçime “ uzaktan görenler ” halkının hâlini hissedebilir mi?

Siyaset yapmak demek;  halkla iç içe olmak, onlar gibi düşünmek, onlar gibi yaşamak, onlar gibi hissetmektir. Camiye bayramdan bayrama gelenin hissedeceği huzur gibi halkını seçimden seçime görenler elbette ki gaflet ve dalalet içinde olacaklardır.

Aldığı eğitimlere güvenen bir torna ustası; Eline hiç torna almamış ise eğitimli cahilden başkası değildir. Siyaset, siyasi fakültelerde öğrenilmez. Halkın içinde halk ile beraber oldukça öğrenilir.

Hz Ömer Rum’u, Pers’i dize getirmiş bir lider iken geceleri halkının ihtiyaçlarını gözetmekten geri durmuyor, kendini emsali sultanlar gibi saraylara kapatmıyordu…

Lider olmak; Emek ister, çaba ister, sabır ister, tevazu ister, anlayış ister, adalet ister…

Liderlik, oturduğun makamın sorumluluklarını bilmek, hakkını vermekle başlar. Saltanat sahibi olan ağır yükleri yüklenmiştir. Makam ve mevki sahipleri ateşten elbise giymişlerdir.

Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli makam ve mevkilerden önce Başbakan sonra da Cumhurbaşkanı olmuştur. Kendisine göre “koltuğunun sahibi değil emanetçisidir”. Emanet olan şey çok iyi korunur, kollanır. O koltuğun hakkı; sosyal adalet ve huzuru sağlama, güvenli bir yaşam hakkı sunma, asgari refahı sağlamaktır.

Recep Tayyip Erdoğan, halktan biri değildir. O, artık halkının lideridir. Bu sebeple avam değil havastır. Halk gibi davranamaz, düşünemez, hareket edemez. Onun görevi, halkın sorunlarını çözmek, memur ve amirlerin görevlerini tam olarak yapmalarını sağlamaktır.

Recep Tayyip Erdoğan, devletin denge noktası olacak bir konumdadır. Bir miktar zafiyet, devlet dengelerini bozar. Devleti yönetmek, dengeleri gözetmek demektir. İpin ucundaki cambaz için hata lüksü yoktur. Cambazın olası gafleti ipi sarsar ve kendisini yere düşürür.

Bu ön bilgileri verdikten sonra Cumhurbaşkanının, devletin üzerine düşen sorumlulukları hatırlatacağız ve 7 Haziren sonrası oluşan yeni düzeni anlamlandırıp yol haritası çizmeye çalışacağız. Bunu yaparken detaylara girmeyip temel öngörülerde bulunacağız.

Devletin Yönetimi ve Kurumlar Arası İlişkiler

Devleti yönetmek, kurumları yönetmekle başlar. Kurumları hassas, adil, şeffaf olmayan devletler sıkıntı çekerler. Nizam ve intizam içinde tüm kurumlar çalışmalı, çalışması sağlanmalıdır.

Uzun yıllar boyunca devlet kurumları, bireysel faaliyet gösterenlerin, devlet otoritesinin içini dışına getirenlerin, keyfi uygulamalar içinde olanların kaderine terk edilmişti. “Ali kıran baş kesen” gibi davranan kurumlar ve yöneticileri halka rağmen ömür sürmüşlerdir. Oysaki devletin asli varlığı halktır. Halk olmadan devlet olmaz. Bu yüzden devletin başının, Cumhurbaşkanının ter türlü keyfiliklere engel olması noktasında gayret göstermesi gerekir. Son yıllarda gündeme gelen sıkıntıların çözüm yeri anayasaya göre bellidir.

Kurumları yönetenleri belirleyen kıstas nedir?

Bir kurumu yönetmek için; İyi bir yönetici olmak, siyasetin içinde gelmek veya sırtını sağlam bir yere dayamak mı gerekiyor? Yoksa bulunduğu kurum içinde yetişmesi mi?

Tek adam yönetimlerinde kimin nasıl ve nereden geldiğinin bir önemi yok! O seçtikten ve koltuğu verdikten sonra mesele bitmiştir! İsterse o makamda dağdan gelmiş bir çoban otursun! Ne de olsa makamı kişiler değil koltuk yönetir!

Barbaros Hayrettin Paşa, Kanuni devrinde meşhur bir Akdeniz korsanıydı. Kanuni onu anına çağırdı ve ona görev verdi. O zaman Osmanlı için büyük bir kazanım oldu. Kaptan-ı Derya olarak büyük hizmetlerde bulunduğu gibi tayfaları da Akdeniz sahillerini Osmanlı Devletine kattı. Piri Reis, Barbaros’un tayfalarından biridir. Kanuni’nin liderlik yönünde attığı bu adım tüm devlet adamları için muhteşem bir örnektir.

Gerçek lider, liyakati ön planda tutar ve ona göre yönetici ataması yapar. Kurum atamalarında yapılması gereken budur. Sistemin işlemesi ve kurumların çalışması buna bağlıdır.

Recep Tayyip Erdoğan, kendisine yakın isimleri kurumların başına getirmekte haksız mıdır?

Yandaş ve candaş olmayanları iş başına getirmemek kabahat ve suç olarak algılanmaktadır. Bu güne kadar yapılan budur. Efendim, kadrolaşma şarttır, gereklidir!

Büyük liderler bu konuda ne yapmıştır? Hz Ömer devrinden örnek verecek olursak sorumuza cevap bulmuş oluruz.  Hz Ömer, akrabalarını iş başına getirmekten şiddetle kaçınmış ve yüksek başarı gösteren kumandanlarını da görevden almıştır. Dengeli, kurallı ve adaletli siyaseti ile tanınmıştır.

Recep Tayyip Erdoğan yıllar sonra ne ile anılmak istemektedir?

Hz Osman, kendisine yakın bulduğu kişileri ve akrabalarını iş başına getirdiği için eleştirilmiş ve yıpratılmış sonunda da şehit edilmiştir.

Hz. Ömer gibi davranabilirse ülke adına iyi sonuçlar alınabilir.  Hz. Osman gibi davranırsa suiistimallere karşı gerekli önlemleri alması gerekecektir. Aksi halde devlete sırtını dayamanın özgüveni ile yanlışlara, yolsuzluklara bulaşanlar olacaktır.

Kurumlar nasıl işletilmelidir?

Devlet kurumları işletmelere benzer. Kötü yönetim sadece ilgili kurumu değil devleti yıpratır.  Kötü işletilen bir kurum veba etkisi gibidir. O halde, liyakat sahibi yöneticiler eliyle disiplin ve kararlılıkla yönetilmelidir. Bu yönetim, devletin bekası ve devamlılığı için esastır.

Liyakatten uzak ve kuruma yabancı bir yönetici kurumu yıpratır. Bugün bazı devlet kurumlarının içinde bulunduğu kötü durum bundan dolayıdır.

Siyasetçiler, devlet kurumları ve yöneticileri ile içli dışlı olmamak zorundadır.  Devlet, belirli kişi ve kurumların etkisinden uzak tutulmalıdır.

Kurumlar arası çekişmeler nasıl önlenir?

Uzun yıllar MİT, Asker ve Emniyet arası çekişmelere şahit olduk. Bunun yanında yargı içi çekişmeler de gözlerden kaçmamaktadır.

Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olarak, lider olarak,  bu çatışma ve çekişmeleri sona erdirmekle sorumludur. Bu güne kadar atılan adımlar bir miktar faydalı olmuştur. Mit, Asker ve Emniyet içi sıkıntıları gidermek için Kamu Güvenliği Müsteşarlığı kurulmuştur fakat istenen netice anılamamıştır.

Tüm bu çabalar kurumların kardeşliğini tam manasıyla sağlamış mıdır? Tartışılır.

O halde Tayyip Erdoğan konumu itibariyle, misyonu ve vizyonu ile kurumların kardeşliğini kararlılıkla savunmalı ve 2023 hedefleri arasında bu kardeşlikte yerini almalıdır.  Sözün yerini eylemler almalı ve çok ciddi takibat olmalıdır.

Devlet – Halk Kucaklaşması

Demokrasi, halkın kendi kendisini yönetmesidir.  Devleti yönetenler halkı için göreve talip olur. Demokrasi, seçimden seçime demokrat olmak demek değildir.

“ Seçim dönemi demokratları” ile yönetilen ülkelerde, halk ile devlet arasında derin uçurumlar olur. Bu uçurumlar sonucunda devlet halka yabancılaşır…

Recep Tayyip Erdoğan, göreve başladığı zaman ülkemizde olan durum bundan ibaretti.  Bu güne kadar bu durumu aksine çevirmek için büyük gayretler gösterdi. Devletin halkla kucaklaşmasını savundu. Son birkaç yıl içerisinde oluşan kutuplaşmalar karşısında Cumhurbaşkanı olarak sorumlu davranıp bu kutuplaşmaları giderici önlem ve tavsiyelerde bulunmalıdır.

Devlet halkını yeterince kucaklayabilmiş midir?

Kürt sorunu başta olmak üzere devlet – halk kucaklaşmasının son durumu ortadadır!  Onlarca yıl süren devlet soğukluğu birden ısınmamaktadır. Bazen çeşitli söylemler ile ısıtılmaya çalışılmaktadır. Bu ise yeterlilikten uzaktır.

Sahte gülücükler saçan insanın durumu gibi devlet “sahte gülücükler dağıtıyor” algısı tabanda vardır.

Merkeze yakın solcular, sağduyulu ülkücüler, marjinal olmayan küçük gruplar halen Cumhurbaşkanı’na destek vermektedir. Fakat rahatsız oldukları yerler, huzur içinde olmayan kalpleri vardır. Onlar keyifle “ Padişahım çok yaşa! ” diyememektedirler. Oysaki Cumhurbaşkanının görevi, onları da mutlu ve memnun etmektir. Cumhurbaşkanları, siyasi ve politik hesaplardan uzak, samimi olarak tüm halkını düşünmek zorundadır.

Hz Ömer, gerektiğinde asabi olduğu gibi sonradan gönül alacak çalışmalar içerisinde olurdu. Onun derdi, halkının huzuru ve devletinin bekasıydı. Bu liderliğinden ötürü de hiç kimse devlet otoritesinden rahatsız değildi…

Halkın Devletten Beklentileri

Halk için devlet baba gibidir. Devlet baba namı da buradan gelmektedir. Halk, haklı olarak refah düzeyinin yükselmesini, devletin can güvenliğini sağlamasını, adalet ile yönetilmeyi ister.

Hangi ekonomik politikaların uygulandığı, ne tür mali ve kalkınma önlemlerinin alındığı, Merkez Bankasında kaç liranın olduğu söylemlerini duymak yerine etkilerini gözleri ile görmek istemektedir.

Recep Tayyip Erdoğan bu gün bile halkın gözünde bir fenomendir. Halkı ile iç içedir. Halkının derdini, sorununu iyi analiz etmektedir.

Halkı yol istemiştir, yolu yapılmıştır. Büyük ölçüde su sorunu çözülmüştür. Hastaneler, köprüler, okullar, üniversiteler, spor kompleksleri, Adliye sarayları ve havaalanları inşa edilmiştir. Peki, tüm bunlar yeterli midir?

7 Haziran seçimleri gösterdi ki halkın beklenti ve talepleri değişmeye başlamıştır. Devletin başı olarak Cumhurbaşkanı bu beklenti ve taleplere çözüm üretici politikaları belirlemek veya desteklemek sorumluluğundadır.

Ülkenin Yeniden Yapılandırılması Nasıl Olmalıdır?

Bu güne kadar atılan tüm adımlar birer başlangıç gibidir. Şimdi ise sıra daha rasyonel adımlara gelmiştir. Büyük sanayi girişimcilikleri, üstün tarım politikaları, eğitim uygulamaları, mali hamleler gibi halkın refah seviyesini yükseltecek adımlar atılmalıdır.

Bu ülkede her yıl binlerce mühendis mezun olurken onlardan faydalanmamak büyük gaflettir. Okulundan mezun olan bir mühendisin birinci vazifesi eline test kitaplarını alıp KPSS sınavına hazırlanmak mıdır? Bu ülke genç mühendisine bunu nasıl layık görür?

Genç beyinlere devlet zulmü reva mıdır? Devlet veya hükümetler bu kaotik sorunu çözmek için hangi hedef ve adımları atmayı düşünmektedir?

Başbakan olarak hükümet sorumluluğunu tatmış bir Cumhurbaşkanının kurulacak hükümetlere bu konularda destekleyici tavsiyelerde bulunması veya bu tür çözüm önerileri ile gelmiş hükümet kurma adaylarını desteklemesi yerinde olacaktır.

Devletçi adımlar atmak ve bu gençliği stres ortamından uzak tutarak hayatın içinde tutmak acil bir konudur. Bu günün gençleri yarının kazanımıdır. Ülkemiz de muhteşem bir gençlik potansiyeli vardır.

Şaha Kalkmak Gençliğe Sahip Çıkmak ile Olur

Ülke yeniden kapsamlı, gerçekçi ve kararlı bir şekilde yapılandırılmalıdır. Doğu – Batı ayrımı yapılmadan ülkenin her köşesi şaha kalkmalıdır. Fabrikalar fazla mesai yapmalı, tarım ve hayvancılık faaliyetleri hızlanmalı, gençlik kazanılmalıdır.

Devletin tüm sorunları gençlik eliyle çözülür. Bu geçerli bir fonksiyondur. Bilinen bir gerçek var ki, darbelere giden süreç gençlik eliyle olmuştur. Neden devletin şaha kalkması gençlik eliyle olmasın ki?

Devlet veya Hükümet Gençliğe Ne Ölçüde Sahip Çıkıyor?

Gençlik kıskaç altında! Gençlik köreltiliyor!

Devlet yıllar yılı gençliği görmezden ve duymazdan geldi. Bugün bile gençlik kaderine terk edilmiş durumdadır. Daha çocukluğundan itibaren sınavlar ile eziliyor, köreltiliyor. Belli bir yaşa geldiği zaman hayatın acımasızlığı ile gençlik baş başa bırakılıyor.

“ Ağaç yaş iken eğilir ” atasözü boşuna değildir.

Gençliği çok iyi eğitmek, yetiştirmek gereklidir. Bu konuda çok iyi analiz ve çalışmalara gerek vardır…

Cumhurbaşkanının devletin başı olarak gençlik konusunda hassasiyet göstermesi gerekmektedir.

Terör Sorunu Nasıl Çözülecek?

Hükümet tarafından yapılan kimi açıklamalara göre, Kürt sorunu çözülmüş ve geriye Terör sorunu kalmıştır. Sorunun çözümü için bu strateji olabilir. Görünen köy kılavuz istemez.  Bu sorunlar halen devam etmektedir.

Her şeye rağmen, devlet kurumları ve halk bu sorunun çözümüne gereken katkıları yeterince vermemiştir. Bu sorun sadece hükümetin gayret ve çabaları ile çözülemez. Tüm partiler, medya, sivil toplum kuruluşları ve halk bu süreçlere dâhil edilmelidir.

Recep Tayyip Erdoğan, bu iki konuda birçok milada imza atmıştır. Bu sorunun çözümü için radikal adımlar atmıştır, sonunun çözümünü kalpten istemektedir. Yeni kurulacak hükümetin bu soruna bakış açısı ülke geleceğini derinden ilgilendirmektedir.

Tüm Sorunların Çözümü “ Yeni Anayasa ” da Gizlidir.

Darbe Anayasalarından sonra ilk defa sivil Anayasa yapabilme imkânı halen devam etmektedir. Yeni Anayasa bir milat olmalıdır. Ülkenin yeniden yapılandırılması buna bağlıdır.

Köhnemiş kurumlar ortadan kaldırılması, yerlerine iyi analiz edilmiş kurumların kurulması gerekmektedir. Bu ülkenin ihtiyaçları belirlenmelidir. Buna göre adımlar atılmalıdır.

Yeni Anayasa, devletin prangalarından kurtulmasının anahtarıdır.

Bu Anayasa’nın yapımı ve hazırlanması titizlik ve hassasiyet arz etmektedir. Eski düzen içinde yetişmiş yıpranmış, yıpratılmış kişilerin katılımından ziyade genç fikirlere önem verilmelidir. Gençlik çalıştayları kurulmalı, ülkenin her tarafında bu kurum işlemelidir. Devlete düşen görev, gençlikten etkin şekilde faydalanmaktır.

Görüldüğü gibi Cumhurbaşkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın üstlenmesi gereken sorumluluklar resmi ( Anayasada yazılı) prosedürlerden fazladır. Cumhurbaşkanının bu üzerinde durmaya çalıştığımız konularda Anayasayı zorlamasını isteme hakkına sahibiz. Fakat bunun dışında keyfi uygulamalar için Anayasa zorlanacaksa buna da karşıyız.

Beklentimiz yeni hükümetin bir an evvel kurulması ve hükümetin “ milletin verdiği mesajları iyi okuyarak” çalışmalara başlamasıdır.

Cumhurbaşkanın da seçmenin dilini anlayıp hükümeti ve devletin tüm kurumlarını milletin istediği gibi hızlı ve etkin denetlemesi ve yönetmesi gerekiyor.

Kişisel kavga ve husumetlere son verilip gereken mesajlar alınabilirse ülkenin hızlı atılımlar yapması şaşırtıcı olmayacaktır…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun