‘Gezi, sistemin hacklenmesi idi’ – Fikrikadim

‘Gezi, sistemin hacklenmesi idi’

Bir dans gösterisi için Bonn’a gelen Erdem Gündüz’e göre Gezi’de insanlar iki üç ağacı savunarak gerçek özgürlüğün tadına vardılar ve bir yeryüzü cenneti oluşturdular.

İstanbul Gezi Parkı‘nda başlayıp Türkiye’nin büyük bir bölümüne yayılan hükümet karşıtı protestoların üzerinden iki yıl geçti. Toplumsal belleklerden kolayca silinmeyecek o yaklaşık üç haftalık dönemin sembol isimlerinden biri de Erdem Gündüz, nam-ı diğer ‘Duran Adam’ oldu. Taksim Meydanı’nın ortasında gerçekleştirdiği eylemle tam bir fenomen haline gelen Gündüz hayatına dansçı kimliği ile devam ediyor. İstanbul’da kısa adı ÇATI olan Çağdaş Dans Sanatçıları Derneği’nin de bünyesinde yer alan Gündüz, ‘Duran Adam’ figürü etrafında şekillenen altı saatlik bir gösteri için Almanya’nın Bonn kentine geldi ve burada Deutsche Welle Türkçe’den Erkan Türkel’in sorularını yanıtladı.

DW: Sebastian Blasius tarafından sahnelenen ve daha önce Berlin‘de de sanatseverlerle buluşan,interaktif dans gösterisi ‘Verhaltet Euch Ruhig – Sakin Olun’ adlı gösterideki ana figür Duran Adam. Gezi’den tanıdığımız bu karakterin gösterideki rolü ne?

Erdem Gündüz: Performansınızda daha çok devrim ve dayanışmayı çağrıştıran aksiyonlar var. Duran Adam da bu aksiyonlardan biri. Onun performansı başladığı zaman diğer performansçılar ve bazen de izleyiciler ona eşlik ediyor. O zaman da büyük bir dayanışma ortaya çıkıyor. O yüzden Duran Adam dünyada kabul görmüş bir eylem biçimi olmuş durumda artık. Ayrıca anlaşılabilen de bir gösterge.

Erdem Gündüz DW'yi ziyaret etti.Erdem Gündüz DW’yi ziyaret etti.

DW: Berlin ve Bonn’dan sonra bu gösteri Almanya’da yine gerçekleştirilecek mi?

Erdem Gündüz: Tabii ki bu desteklerle ilgili bir konu. Genelde her yerel yönetim sanatsal aktiviteleri bir şekilde destekliyor ve bu Almanya’da biraz daha kolay. Gönül ister ki bunu İstanbul’da da yapalım. İstanbul Modern gibi bir mekanda da yapalım. Tabi bütün bunlar kültür fonları ile ilgili bir konu. En yakın olasılık olarak Kasım ayında Dortmund kentinde bu performansı sergilememiz görünüyor. Bununla ilgili görüşmeler şu an devam etmekte.

DW: ‘Duran Adam’ eylemi sizin sanatçı olarak faaliyetlerinizi olumlu ya da olumsuz anlamda etkiledi mi?

Erdem Gündüz: Duran Adam Erdem Gündüz’ün tanınmasına bir şekilde destek oldu ama bir yandan da benim kendimi sansürlememe ya da kendime engel koymama da sebebiyet verdiğini düşünüyorum. İnsanların benim yaptığım işlere Duran Adam olduğum için gelmelerini istemiyorum, demek istediğim bu. Yaptığım işe ilgi duydukları için gelsinler istiyorum. Öte yandan eskiden kamusal alanlarda çok daha rahat gösteri yapabiliyordum. İstiklal’de, Tünel Meydanı’nda ve kimsenin umrunda değildi. Zaten İngilizce yapıyordum, ‘Türkiye’de Bir Sanat Konseyi Var Mı?’ gösterisini ve beni yabancı sandığı için zabıta da uğraşmıyordu. Şimdi Duran Adam olunca insanlar simayı tanıyorlar ve başka beklentiler oluşuyor. ‘Acaba yine durucak mı?’ gibi farklı yönlere gidiyor iş.

Taksim Platz Gezi Park Istanbul Türkei

DW: Sanatçıların mutlaka siyasi duyarlılık sahibi olması gerekiyor mu?

Erdem Gündüz: Sanatçıların ülkelerinde ne olup bittiğinden haberdar olmaları gerekir. Ben ilgilenmiyorum diyerek sırtlarını dönemezler. Örneğin ben az önce sözünü ettiğim, ‘Türkiye’de Bir Sanat Konseyi Var Mı?’ adlı gösterimde işimi sahnelemek için para bulamadığımı anlatıyorum. Yani sahne kiralamak için, afiş asmak, tanıtım yapmak için kaynak bulamıyorum. O zaman ben bu işi kamusal alanda yapayım. Kültür Bakanlığı’na da başvuramıyorum çünkü tek başına olmuyor. İlle de bir şirket, grup ya da dernek olmam lazım ki başvurabileyim. Onda da çıkma ihtimali yok gibi. Ben hiçbir dans topluluğunun Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı’ndan destek aldığını duymadım. E madem başvuramıyorum, o zaman bunu yaptığım işimde göstereyim.

DW: O zaman Türkiye’de dans sanatçısı olmak zor diyebilir miyiz?

Erdem Gündüz: Türkiye’de dans ya da genel anlamda gösteri sanatları çok para gerektiren bir iş alanı. Sahne, dekor, ışık, eğitim gibi giderlerden dolayı. Tüm bunlara büyük paralar harcanıyor ama dansçılara gelince çok komik paralar ödeniyor. Bir başka husus, Türkiye’de sanatın desteklenmemesi. Evet belki Avrupa’da da bu destekler azalıyor ama Türkiye’de hiç olmadı. Diyelim benim bir birikimim var, 2002’den beri dansla uğraşıyorum, bir çevrem ve ismim var. Peki hiç olmayanlar ne yapacak? Dansçı kolay yetişmiyor ki! Her sanatçının kendini sürekli geliştirmesi ve beslemesi lazım, okuyarak, gezerek, sergilere giderek… Yurt dışını görmesi lazım. Kısacası, bireysel sanatçılar destek bulamıyor.

DW: ‘Duran Adam’ eyleminin üzerinden iki yıl geçti. Bu kimliğinizi hala taşıyor ve seviyor musunuz?

Erdem Gündüz: Pop Art’tan örnek vermek gerekirse, Andy Warhol’un Marliyn Monroe’ları ya da Elvis Presley’leri her yanda asılı ve her kopyası bir orijinal. Bu beni ilgilendiren bir şey. Çünkü sanat herkes için. Buradan Duran Adam’a da bağlayabiliriz. Duran Adam’da da benim yaptığım orijinal bir eylem ise, diğer her kim, kendi nedeni ne olursa olsun orada duruyorsa onlar da benim için orijinal birer Duran Adam ya da Duran Kadın. Benim için her biri teker teker değerli.

DW: İki yıl aradan sonra Gezi eylemlerinin muhasebesini yaptığınızda buna dair ne gibi çıkarımlar yapıyorsunuz?

Erdem Gündüz: Gezi başlı başına Türkiye’nin alışık olmadığı bir şeydi. Bu kadar kitlenin sokağa döküldüğü bir eylemi daha önce görmedik. Bence Türk halkını sokağa çıkarmak gerçekten zor. Ve hepsi sokaktaydı. İnsanlar birlikteydi. Belki de cennet gibi bir yere ulaştılar. İnsanlar özgürlüğün ne olduğunun farkına vardılar iki üç ağacı savunarak. Diğer yandan bu eylem sadece iki üç ağaç için değildi tabi ki. Bütün bir sosyal yaşamı savunmak için yapılan bir dayanışmaydı. Şimdi bunun üzerinden iki yıl geçti ve ne gibi faydaları oldu dersek, Gezi aslında sistemin hacklendiği bir dönemdi. Ama sistem kendini tekrardan yeni bir sürümle yükseltti. Şimdi artık 1 Mayıs’ta, 19 Mayıs’ta, 29 Ekim’de insanların biraraya gelmesi nerede ise imkansız hale geldi. Çünkü dediğim gibi sistem kendini yeniledi ve yeni bir yapıya kavuştu. Bundan sonra çözümü sistemin kendisinde değil insanların bilincinde ve niyetlerinde aramalıyız. Dünyayı bir cennete çevirebiliriz. Bu dünyayı kendinize zindan ederseniz bu, diğer dünyada cennete gideceğiniz anlamına gelmiyor.

© Deutsche Welle

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun