Ak Parti’nin “Beyaz Türkler” İle imtihanı – Fikrikadim

Ak Parti’nin “Beyaz Türkler” İle imtihanı

Servet Kızılay

Servet Kızılay

Beyaz Türkler, siyasi bir terim olarak gündemimizde yer almış vaziyette. Bu terim şimdilerde, Cumhuriyet Türkiye’sinin hâkim ve  elit sınıfını gösterir biçimde kullanılıyor. Bazan sadece belirli bir kökenden gelen aileler kasdedilerek dar anlamda ele alınıyor. Aslında ilk kullanımında belirli bir dini etnik kökten gelen aileleri (Sabatayları) gösteriyordu; sonraları anlam genişlemesine uğradı. İşin vahim kısmı; bu terimin anlam genişlemesine uğramasında değil, etki alanlarının genişlemiş olmasındaydı. Onlar bir anlamda hem olan Türkiye’yi yöneten hem de görünmezlik elbisesine bürünmüş aramızda dolaşmaktaydı: Herhangi belirli bir siyasal yönelime sahip değillerdi, ne sağcı ne solcuydular. Hatta “dindar” bile olabiliyorlardı; Hacca gidiyor, en merkezi tarikatlerde yer alabiliyorlardı. Bütün değişen yönlerinin altında değişmeyen bazı karakterler gösteriyorlardı. Türkiye’nin modernleşmesinin bayraktarlığını, sözcülüğünü yapıyorlardı. 19 yy dan beri  kolonyalize edilen ülkelerde görülen yönetici sınıfla aynı tepkileri veriyorlardı ve bu sınıfın  bütün karakterize edilebilen yönleri bunlarda mevcuttu.

AK Parti’nin 13 yıl boyunca halkın büyük teveccühüne mazhar olmasının altında, -adına ne denilirse densin- O hâkim ve elit sınıfa duyulan bir öfke vardı. Siyasal olarak kendilerini ifade edemeyen, aşağılanan kesimin sıklıkla ifade ettiği “öz yurdunda garip olma”, AK Partiyle öz yurduna dönüş umudunu  doğurdu. Gerçektende AK Parti çok önemli alanlar açtı. Bu alanların açılması aynı zamanda bazı yanılsamaları beraberinde getirdi. Beyaz Türklerin artık eski gücünün  kalmadığı hatta bir gücünün kalmadığı inancı çok geçmeden yayıldı fakat burada unutulan şey; Beyaz Türklerin ne sadece belirli bir ailelerle ne de sadece Cumhuriyet ideolojisinin kendine mahsus oluşturduğu bir sınıfla sınırlandırılabildiği idi. Kaldı ki; bunların bir gücünün kalmadığı iddiasının doğruluğu tartışmalıdır: Ciddi bir ekonomik veriye göre; Türkiye ekonomisini elde tutan %1 lik sınıf, AK Parti öncesi bütün Türkiye ekonomisinin % 39 na hakim iken, bu pay %54 e çıktığı ifade ediliyor. Ekonomik rakamları ve verileri bir kenara bırakacak olursak sosyal kültürel siyasal durum başka açıdan da vahim görüntü sunar: Eskiden modernleşme adı altında bizleri Laik-seküler cendereye sokan, Batı’nın bazan görevli bazan da gönüllü olarak sözcülüğünü üstlenen bu sınıfın bayrağını alarak ileriye taşınıp taşınmadığı sorgulanmalıdır. Daha evvel kaba biçimde yürütülen sürecin, bugün başka biçimde ve başka gelenekten gelenlerce yürütülüyor olması, tartışılmaya değerdir. Yaklaşık ikiyüz küsür yıldır devam eden dönüşümlerin ve değişimlerin nereye vardığı tabii ki bir siyasal iktidarın altından kalkamayacağı bir sorundur. Bunlarla hesaplaşmak ve bunların hesabını vermek daha derinde durur. Şayet bu süreç zorunlu ise, neden Beyaz Türkler “günah keçisi” ilan edildi? Sürecin sert ya da yumuşak olması mı onu meşru kılacaktı? Bu süreçte acaba daha sağlıklı geçişler mümkün olabilirmiydi? Yoksa bu süreçin kimin eliyle yapıldığı, ona belirli bir renk katmayla mesele sesssiz sedasız halledilebilinir miydi? Biz tam olarak nerdeyiz ve iktidar bizleri tam olarak nereye getirmek istiyor? Siyasal hedef olan Demokrasi, iktisadi hedef olan “müreffeh bir hayat”, Beyaz Türklerin maksadlarından çok mu fark taşıyor? Pratik siyaset açısından; AK Parti, olası bir CHP koalisyonda Beyaz Türklerle nasıl bir konumda yer alacak ya da bundan sonra siyasi arenada onları nasıl konumlandıracak? Beyaz Türklerden olduğu herkesce bilinen gazetecilerin, kanaat önderlerinin AK Partiye yakın televizyonlarda gece gündüz çıkması, yeterli mesaj olacak mıdır? Bu ve buna benzer yüzlerce soru, cevap verilmek üzere beklemektedir.

AK Parti çok cepheli siyasi bir mücadele verirken sanki Beyaz Türkler yetmez gibi başka “Beyaz Türkler” meydahlandı: Her orijinal malın; çakması, taklidi olması gibi, Parti içinde Beyaz Türkleri taklid eden, ucuz -çakma  bir sınıf çıktı. Bizler orjinaline tahammül edemezken bu sahte klikle uğraşmamız işin tuzu biberi oldu. AK Partiye ciddi zarar veren çakma “Beyaz Türkler”, ( daha doğrusu “Beyaz Türkümsüler”) siyasal olay ve olguları kurdukları karanlık ilişkilerle, çevredeki insanları  giyim kuşamlarıyla büyüleyerek hallettiğini sanmaktadır.

AK Parti’nin hem Beyaz Türklere hem de taklidlerine karşı nasıl bir imtihan vereceği bilinmez fakat biz yönetilenlerin bu imtihanda hep kötü sonuç aldığı-alacağı ve ağır bedeller ödediği- ödeyeceği, çok açık.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun