Çin’in Uygurlara zulmü ve Türkiye’nin suçu! – Fikrikadim

Çin’in Uygurlara zulmü ve Türkiye’nin suçu!

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Önceki Ramazan aylarında İsrail’in Gazze’ye saldırılarını ve sivil halkın ölümünü konuşurduk. İsrail bu Ramazan aynı hataya düşmedi, Gazze’ye falan saldırmadı. Irak ve Suriye’de İslamcı grupların birbirlerini ve masum halkı boğazlamasını kanıksadık, rutin haber deyip geçiliyor. Kimsenin Irak ve Suriye’deki katliamlar için gösteri falan yaptığı yok. Bu duyarlılık biraz siyasal Kürt hareketinde var, IŞİD Kürt kantonlarına saldırınca ya sokaklara dökülüyorlar ya da sınır boyunca protesto gösterilerinde bulunuyorlar. Siyasal İslamcılar ne IŞİD’e bir söz söyleyebiliyor ne de Suriye’deki muhalif gruplara?

Bu oruç ayında Türkiye’nin gündemine Uygur Türklerinin Çin yönetimden gördüğü zulüm taşındı.  Türkiye’nin Çin karşıtı gösterilerde merkez üssü seçilmesi boşuna değil, Türkiye’de resmi makamlara göre 300 bin civarında Uygur Türkü yaşıyor. Sosyal medyada paralel yapı trollerinin Çin zulmünü işleyen haber, resim ve mesajlarını görünce şaşırmadım değil. Çünkü adı geçen yapı tarihinde görülmedik şekilde bu konu kaşınıyor, halk protestolara davet ediliyor ve mevcut hükümet bu konuda Çin rejimine tepki vermediği için kıyasıya eleştiriliyordu. Ramazan’ın ilk haftasında iftara aldığımız adı geçen yapı ile gönül bağı olan bir aile dostumuzun aynı kalıptan çıkmış ifadelerle Uygur Türklerine yapılan zulümlerden söz etmesi, bu tepki ve protestoların sıradan insani reaksiyon değil bir odak bir mahfil organizasyonu olduğu şeklindeki kanaatimi pekiştirmiş oldu.

Türkiye bugünlerde Uzakdoğulu Sarı Irka mensup turistler için güvenli değil. Pekin yönetimi, Şincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşanan gelişmeler nedeniyle Çin karşıtı gösteriler düzenlenen Türkiye’ye seyahat eden Çinlileri uyardı. Çin Dışişleri Türkiye’ye gelecek vatandaşlarından dikkatli olmalarını istedi. Türkiye de protestolar devam ediyor. Zonguldak’ta toplanan grup bir termik santralde çalışan Çinli işçilerin Türkiye’den sınır dışı edilmesini istedi. Türkiye’nin hemen hemen birçok ilinde benzer gösteriler düzenlendi, Çinin Uygur Türklerine zulmü telin edildi. Son olarak Tayland hükümeti 109 Uygur’un ‘güvenliklerinin garanti edilmesi üzerine’ Çin’e gönderildiğini açıklamasının ardından İstanbul’da bir grup, Tayland Konsolosluğu’na saldırdı. Tayland Fahri Konsolosluğu tahrip edildi. Çinli oldukları sanılan Uzakdoğulu turistlere saldırılar sürdü. İstanbul’daki Koreli gruba saldırının ardından Ankara’da Tayland Büyükelçiliği önünde çekik gözlü bir kadın, Çinli olduğu iddiasıyla tartaklandı.

Uygur Türklerine yönelik Çin rejiminin kısıtlama ve yaptırımları uzun süredir mevcut. Yeni bir şey yok. Ancak konunun gündeme getirilişindeki zamanlama ve haberlerin dış basında veriliş şekli Türkiye kamuoyunun bir kumpasla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Birileri dışarıdan Türkiye’nin kırmızı çizgileri sorguluyor, duyarlılıklarını kaşıyor. İyi de bunu neden yapıyorlar? Çin yönetimin açıklaması kısmen sorumuza yanıt olabilir. Çin Dışişleri Bakanlığı, 1 Temmuz’da yaptığı açıklamada bu protestoların Türkiye’deki “yabancı basının gerçeği yansıtmayan” haberleri neticesinde olduğunu ve iki ülke ilişkilerinin önemli olduğu mesajını vermişti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Çunying, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Müslümanların oruç ve diğer ibadetlerinin kısıtlandığı yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını savunurken, Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmek istediklerini ifade etmişti.

Çin taraf olduğu için açıklamasına itibar edilmemesi doğaldır. Ancak Türkiye’deki Çin karşıtı gösterilerin perde arkası ve hangi küresel gücün işi olduğunu İngiltere’de yayımlanan Economist dergisinden öğrenmek mümkün. Adı geçen dergide, Türkiye’de Çin karşıtı protestoların ele alınıyor ve “aşırı sağcıların ve İslamcı grupların Çin düşmanlığının Türkiye’yi stratejik hayallerinden vazgeçirmediği” öne sürülüyor. Demek ki Türkiye’yi Çin ile stratejik ortaklıktan alıkoymak için yabancı istihbarat örgütlerinin operasyonu var ve aşırı sağcılar ile bazı İslamcı gruplar provoke edilmiş. Economist dergisi baklayı ağzından çıkarıyor ve yazının devamında; “Ama Türkiye’de iktidardaki İslamcılar, Pekin’le iyi ilişkiler içinde kalmak istiyor. NATO’daki müttefiklerinin itirazlarına aldırmadan, Çin’den karadan havaya uzun menzilli füze almayı düşünüyor.” ifadesine yer veriliyor. İşte bu ifade tamda “merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” vecizesiyle örtüşüyor.

Economist dergisi Türk hükümetinin, Uygurların bağımsızlığı için mücadele eden Rabia Kadir’e vize vermediğini Uygurların IŞİD’e katılmak için Türkiye üzerinden Suriye’ye gittiklerine sesini çıkarmadığını yazıyor. Çünkü Türkiye Rabia Kadirin kim olduğunu iyi biliyor. Çin Komünist Partisi ÇKP ye yıllarca hizmet etti. Bu hizmeti esnasında Amerika’ya ajanlık yaparken yakalandı. 8 yıl ceza aldı. 6. yılında Çin’e ziyarete bulunan Amerikan heyetine jest için serbest bırakıldı. Amerika’nın talebi üzerine pasaport verilerek Amerika’ya gönderildi. Amerika da Uygur Amerikan Derneği kurdu.

Türkiye’de sosyal medyada ve basında yer alan yalan haberlerin arkasında Dünya Uygur Kongresi isimli kuruluş geliyor. Kuruluşun Doğu Türkistan İslami Hareketi isimli El Kaide bağlantılı yapılanmayla yakın ilişkileri olduğu bilinirken, kuruluşun içerisindeki Rabia Kadir gibi pek çok ismin ABD’de yaşadığı ve ABD ile yakın ilişkileri olduğu da biliniyor. 90lı yıllarda Çin hükümetinde çalışan ve Dünya Uygur Kongresi başkanı olduğunu söyleyen Rabia Kadir’in Çin’e sırtını dönmesi, eşi Sıddık Ruzi’nin ABD’ye gitmesi ve burada Radio Free Asia (Özgür Asya Radyosu) ve Voice of America (Amerika’nın Sesi) gibi ABD’li kuruluşlarda Çin karşıtı propaganda yapmasıyla başlıyor.

Rabia Kadir ve eşi Sıddık Ruzi, ikinci bir Ruzi Nazar vakıasıdır. Ruzi Nazar (1917-2015) Türkistan asıllı ABD vatandaşı, CIA ajanıydı. Yaşamının büyük kısmını CIA ajanı olarak SSCB’ye karşı mücadeleye adamış, II. Dünya Savaşı sırasında Almanya’da, sonrasında da ABD ve Türkiye’de yaşamıştı. 1950’li yılların başından itibaren CIA görevlisi olarak çalışmış, görev süresinin 11 yılı ABD’nin Ankara’daki Büyükelçiliği’nde, sonraki 10 yılı da Bonn’da geçmişti. Ayrıca 1979’da Tahran’da, 1980’li yılların başında da Afganistan’da ABD adına gizli görevlerde bulunmuştu. Alpaslan Türkeş’le yakın ilişkileri vardı.

Economist dergisi Türkiye’deki Çine yönelik algı operasyonu alanında adeta maden. Bilinçaltını kusmaya devam ediyor. Onlara göre “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, büyük stratejik hesaplar yapıyor. Türkiye’nin 2001’de Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan tarafından kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) kabul edilmesi halinde Avrupa Birliği’ne katılma çabalarından vazgeçebileceklerini söylüyor. Erdoğan, ‘ŞİO daha iyi ve daha güçlü. Onlarla ortak değerlerimiz var’ diyor.” Bu yazının ve Türkiye’deki Uygur bahaneli Çin protestolarının zamanlaması rastlantı değil.  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ay sonunda Çin’e bir ziyaret gerçekleştirmesi bekleniyor. Ziyaret, Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine baskıların yoğunlaştığının iddia edildiği ve Türkiye’de Çin’e yönelik protestoların yapıldığı bir döneme denk geliyor.

12 Aralık 2014’te Müslüman Uygurlar Çin’in kızıl zindanlarında!” başlıklı makalemde; Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye arasında komşuluk hukuku çerçevesinde bir diyalogun coğrafi şartlardan dolayı imkânsızlığına değinmiş, ancak Çin sınırları içinde yaşayan Türk ve Müslüman nüfusun, Türkiye’nin ilgi alanında olduğunu belirtmiştim. DevamlaTürkiye imkânlar ve diplomasinin izin verdiği ölçüde Uygur Türklerine sahip çıkmaya çalışıyor… Sincan’da Türkiye’den ziyade Amerikan istihbaratı ve İngiliz gizli servisi faaliyet gösteriyor. Amerika’nın Sesi radyosu Uygurca yayın servisinin kışkırtıcı söylemleri ve Uygur Türklerini yanlış yönlendirmesi söz konusu. Türkiye bu konuda arabulucu olmalı, Müslüman Uygur Türklerine sahip çıkmalı ve Çin yönetimini bu konuda uyarmalı.” demiştim.

Çin sütten çıkmış ak kaşık değil. Çin’in Sincan bölgesinde yaşayan Uygurlar Çin yönetiminin akıllara ziyan baskılarına maruz kalıyor. Binlercesi tutuklu. Nüfus kontrolü adı altında Uygur kadın ve erkeklerinin kısırlaştırılması Çin resmi politikası. Bununla yetinmeyen Çin idaresi, özellikle Han Çinlileri olarak bilinen etnik grubu özellikle Sincan’da konuşlandırıyor. Han Çinlileri ile Uygur Türkleri arasında yaşanan çatışmaların büyük çoğunluğu Han Çinlilerinin Uygur Türklerine yönelik taciz ve tecavüzlerinden kaynaklanıyor. Sincan bölgesi Çin açısından stratejik bölge. Uygur bölgesinde 10 milyar dolar değerinde nadir bulunan “molibden” yatağı keşfedildi. Molibden” adlı nadir bulunan bir element havacılık, inşaat ve askeri imalat sanayilerinde kullanılıyor.

Türkiye’nin suçu nedir? Türkiye’nin suçu savunma sanayi teknolojisinde Çin’i tercih etmesidir. Bunu ben söylemiyorum. İngiltere’de yayımlanan Economist dergisi söylüyor. Ne diyor? “Ama Türkiye’de iktidardaki İslamcılar, Pekin’le iyi ilişkiler içinde kalmak istiyor. NATO’daki müttefiklerinin itirazlarına aldırmadan, Çin’den karadan havaya uzun menzilli füze almayı düşünüyor.” diyor. Anladınız mı şimdi gösterileri kim düzenliyor, kim kullanıyor, kim taşeronluk yapıyor?

Twitter:@ oc32oc39  

omurcelikdonmez@hotmail.com    

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

3 adet yorum var.

  1. Komençero Aslı diyor ki:

    ne çin ne maçin
    herşey Türke göre Türk için

  2. yarkın barış diyor ki:

    amerikanın dolmuşuna binip Çine saldıranlar amerikn uşağı, ÇİN pasifikteki derin güçtür, amerika türkiyenin çinle birleşmesini istemez

  3. ellezlerin hasan diyor ki:

    Çine savaş açmalı açmasına da, o kadar çinliyi nereye gömeceğiz:))

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun