Arnavutlar, Boşnaklar, Çeçenler, Tatarlar cihat peşinde! – Fikrikadim

Arnavutlar, Boşnaklar, Çeçenler, Tatarlar cihat peşinde!

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Balkanlarda radikal İslami örgütlerin taban bulmakta zorlanmadıkları bir gerçek. Radikalizm bazı Balkanlı ulusların karakterleriyle örtüşebilen sosyal psikolojik bir olgu. Küresel güç odaklarının bu olguyu zaaf kategorisinde değerlendirdikleri söylenebilir. Bu bağlamda Ortadoğu’daki kirli savaşa Balkanlar insan kaynağı temininde merkez konumunda. Balkan ulusları içinde IŞİD ve benzeri örgütlere en fazla katılanlar genellikle Arnavut. Geçtiğimiz yıl Arnavutluk polisi, Arnavutluk’un Şiyak köyünde yaşayan ve silah kaçakçılığı yaptığı tespit edilen ve IŞİD’e de silah sattığı iddia edilen 8 kişinin yaşadığı eve operasyon düzenlemiş çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirmişti. Birkaç gün önce İtalya ve Arnavutluk’ta IŞİD’le bağlantılı olduklarından şüphelenilen 10 kişi gözaltına alındı. İtalya İçişleri Bakanı Angelino Alfano, şüphelilerin geçtiğimiz yıldan beri teknik takip altında olduğunu açıklamıştı.

Balkanların bir diğer mağdur ve mağrur milleti Boşnaklar Arnavutlardan geri kalmıyor. Ortadoğu’da farklı radikal İslamcı örgütlerde katıldıkları gibi Afganistan’daki El Kaide ve Taliban gruplarında yer alan Boşnak Mücahid sayısı hayli fazla. Boşnakların bu tür yapılara katılmalarının nedenlerinin başında vefa borcu önemli rol oynuyor. Bosna savaşı sırasında Ortadoğu ülkelerinden gelen Arap mücahitlerin varlığı biliniyor. Şimdi de Boşnaklar zor günlerinde eski cihat arkadaşlarının yanında olmak istiyor. Bir diğer neden de Boşnakların kendi ordusu 2000 askerden oluşan küçük bir askeri birlik. Ağır silahları yok.  Bu açıdan bakıldığında bir ordu değil bir polis gücü görünümünde. Boşnaklar olası bir savaşa hazırlıksız yakalanmak istemiyorlar. Boşnak hükümet yetkilileri, en az 150 kişinin Ortadoğu’da IŞİD adına savaşmak için ülkeyi terk ettiğini tahmin ediyor.

Bu sayının daha fazla olması da mümkün. Boşnakların bu sayının fazlalığından rahatsız olduklarını sanmıyorum çünkü savaş sırasında kendilerini savunabilecek eğitimli askeri bir teşkilata sahip olmamalarından dolayı uğradıkları soykırım ve sistematik tecavüzler, onların kolektif bilinçaltında yer etmiş olmalı. Boşnak toplumunun savaşın travmasını atlatabildiğini söylemek çok zor. Bu nedenle Suriye ve Irak’taki örgütlere katılarak savaş tecrübesi kazanan Boşnak gençlerin ülkelerine döndüklerinde birer kahraman gibi karşılanmalarının arka planında bu sosyal gerçeklik mevcut.

Bosna’da radikal İslamcılara üç yıl süren ve 1995’te biten Bosna Savaşı’ndan önce pek rastlanmıyordu. Ancak Bosna Savaşı sırasında çok sayıda Müslüman savaşçı Sırp ve Hırvatlara karşı Müslüman Boşnakların yanında savaşmak için bölgeye akın etmişti. Dayton Anlaşması çerçevesinde Bosna’da bu mücahitlerin yerleşmesine izin verilmemesine dair madde yer alıyor. Amerika, AB, Sırbistan ve Hırvatistan bu Müslüman savaşçıları, ılımlı Boşnaklara siyasi İslam ideolojisini aşılamakla suçluyor. Bkz (Boşnaklar hazır lakin Türkiye Balkan savaşından endişeli!)

Balkanlardaki fay hatlarına dikkat çeken yazılarımı biliyorsunuz. Benzer bir araştırma BBC Diplomasi ve Savunma Editörü Mark Urban tarafından yayımlanınca acaba dedim fay hatlarını tetiklemeye mi çalışıyorlar? Mark Urban gazeteci kariyerine başladıktan sonra Bosna ve Kosova savaşını yakından takip etmiş bir isim. Bölgenin sosyal kültürel ve etnik yapısını iyi biliyor. Askeri tarihçi. Mark Urban; “Bosna, modern cihat akımlarının beşiği mi?” sorusuna cevap aradığı makalesinde; “1990’larda Bosna-Hersek’te yaşananların yankıları bugüne dek uzanmaya devam ediyor ve nüfusuna oranla Bosna’nın diğer Avrupa ülkelerine kıyasla, Suriye ve Irak’a niçin daha fazla cihatçı gönderdiğini açıklıyor. 1992’de Bosna’nın merkezinde çoğunluğu Arap gönüllülerden oluşan Mücahit Taburu, önemli bir dönüm noktası olmuştu. Bugünse cihat trafiği tersine döndü ve artık Bosnalılar Arap topraklarına gitmeye başladı”ğı bilgisine yer veriyor.

Urban’dan öğrendiğimize göre; Bosna’daki yüzlerce cihatçı Çeçenistan, Pakistan ve Afganistan’a gitti. 11 Eylül saldırılarını düzenleyenlerden ikisi ve Amerikalı rehine Daniel Pearlün katili ile el-Kaide kadrolarındaki pek çok kişi Bosna’da yetişmişti. Bosna’da 300’ü aşkın yabancı savaşçı öldü. Yerel evlilik yapan veya ülkelerine dönmeye korkan birkaç düzine Arap da Bosna vatandaşlığını alıp ülkede kaldı. Ama bir husus var ki bence gözden kaçırılmamalı. Mark Urban her ne kadar sözde nesnel ve tarafsız imaj vermeye çalışsa da makalesi okunduğunda eline yüzüne bulaştırdığı İngiliz gururu ve kini gerçek niyetini ele veriyor. Çünkü Bosna Savaşı sırasında 1993 yazında İngiliz askerleri Guca Gora ve diğer bölgelerdeki Mücahit Taburu ile çarpışıyordu ve mücahitler o yıllardaki çarpışmalarda İngiliz askerlerine komuta eden Binbaşı Vaughan Kent-Payne’nin ifadesine göre, “yabancı militanlar, yerel Bosna güçlerinden çok daha saldırgandı. Sık sık BM’nin beyaz boyalı taşıtlarına ateş açıyorlardı.”

Arnavutların IŞİD serüveni kanlı şekilde devam ediyor. Son olarak Kosova asıllı Alman thai-boks (muay-thai) şampiyonu Valdet Enver Gaşi’nin (28), IŞİD için çarpıştığı Suriye’de çatışmada öldürüldüğü açıklandı. Ölüm haberi, Gaşi’nin kardeşi tarafından Facebook hesabından duyuruldu. Kariyerinde iki dünya şampiyonluğu bulunan Valdet Enver Gaşi, eşi ve iki çocuğunu bırakarak Ekim ayında IŞİD’e katılmıştı. Kosova asıllı Alman thai-boks (muay-thai) şampiyonu Valdet Gaşi’nin, kardeşi İsviçre’de basına yaptığı açıklamada, kardeşinin Cumartesi günü öldüğünü söyledi. Kardeşi Gaşi’nin nasıl ve hangi koşullarda yaşamını kaybettiğinin henüz belirsizliğini koruduğunu ifade etti. Cumartesi günü İşgalci ABD öncülüğündeki Haçlı koalisyonun savaş uçakları, Rakka kentine ağır bombardımanda bulunmuştu. Operasyonda çok sayıda sivilin öldüğü ve yaralandığı duyurulmuştu.

Kariyerinde iki dünya şampiyonluğu bulunan Valdet Enver Gaşi, Ekim ayında İslam Devleti’ne IŞİD’e katılmıştı. Reuters ajansının haberine göre, Gaşi IŞİD ile Ocak ayında bağlantı kurdu ve Suriye’ye gitti. Gaşi, geçtiğimiz ay içinde Suriye televizyonu SRF’ye telefon ile verdiği söyleşide, “Suriye’de modern bir  halifeliğin inşası için mücadele ettiğini” belirtmiş ve “Bu uğurda şehit olursam, tabii ki çok büyük mutluluk duyacağını” ifade etmişti. Valdet Enver Gaşi 10 Nisan 1986 Priştine doğumlu. 6 yaşında ailesi ile birlikte Almanya’ya gelen Gaşi, Bavyera Neumarkt’ta yaşadı. Valdet Enver Gaşi’nin Muay Thai  dallarında iki kez Avrupa ve Dünya şampiyonluğu var. Gaşi’nin geçtiğimiz  aylarda elinde kesik kafa ile açıklama yaparken görüntüleri medyada yer almıştı.

Her milletin düşman algısı farklı olabiliyor. Boşnaklar Sırp ve Hırvatlardan, Makedonlar Yunan ve Bulgarlardan, Çeçenlerde Ruslardan hoşlanmıyor. Anlaşmazlıkların geçmişi yüzyıllar öncesine uzanabiliyor. Öyle ki kan davasına dönüşen ve rehabilite edilmesi mümkün olmayan travmaların şekillendirdiği ilişkiler nefret döngüsünden kurtulamıyor. Bunun bir örneği de Çeçenler ve Ruslar arasında yaşananlar. New York Times’ın haberine göre çoğunluğu Çeçenlerden oluşan İslamcı taburlar Ukrayna’da halk milislerine karşı savaşıyor. “Ruslara karşı savaşmayı seviyoruz, her zaman Ruslarla savaşıyoruz” diyen bir Çeçen’in, İslamcı bir taburu yönettiği söylenirken, İslamcıların çatışmanın en yoğun olduğu yerlere gönderildiği belirtiliyor. Mariupol civarında çatışmaların arttığı bildirilirken, Ukrayna’nın dezavantajlı olduğunu düşündüğü çünkü Batılı hükümetlerden yüksek miktarda askeri destek almadığı söyleniyor. Ukrayna ordusunun da yozlaşmış olduğu öne sürülürken, ordunun etkisiz olduğunu iddia ediliyor.

Ukrayna’nın İslamcı taburların da Sağ Sektör’ün de yasal kimlik kazanmasına izin vermediği de söylenirken, savaşan Çeçenlerin para almadığı belirtiliyor. Çeçen İslamcılar, yetkililerden onay aldıklarını, ancak resmi bir belgeleri olmadığını söylüyor. “Şeyh Mansur” isimli bir Çeçen grubu, faşist Sağ Sektör’ün komutası altında savaşıyor. Şeyh Mansur’a bağlı bir Çeçen, yine faşist bir grup olan Azov’la da anlaştıklarını, çünkü “hepsinin hem ülkelerini sevdiğini hem de Rusya’dan nefret ettiğini” söylüyor. İslamcıların Rusya’ya olan ortak düşmanlık dışında Ukrayna ve müttefiki ABD ile ortak noktası olmadığı söylenirken, Rusya’nın ise 1980lerden beri ABD’nin İslamcıları Rusya’ya karşı savaşmak için cesaretlendirdiğini söylediği hatırlatılıyor. Cahar Dudayev ve Şeyh Mansur gibi birimlerin çoğunluğunu Çeçenlerin oluşturduğu ancak Özbekler ve Balkarlar gibi başka Müslüman halkların da bu birimlere katıldığı söyleniyor. Kırım Tatarlarının da kendi birimleri olduğu belirtiliyor. Fransa’nın Şeyh Mansur taburuna üye iki kişiyi IŞİD’e üye olduğu için tutukladığı da aktarılıyor.

Twitter:@ oc32oc39  

omurcelikdonmez@hotmail.com

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun