Suudi istihbarat savaşı ve eşcinsel Suudi prensin darbe çağrısı!

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Yeni Suudi kral hızlı başladığı idari reformlarını Yemen savaşı ile taçlandırdı ama zafer kazanamadı. Ağabeyi Kral Abdullah’ın ölümüyle Suudi Arabistan krallık tahtına oturan Selman bin Abdülaziz el Suud’un ilk işi önceki kral ailesinden kim varsa yönetimden uzaklaştırmak oldu. 30’lu yaşlardaki oğlu Prens Muhammed’i Savunma Bakanı yaptı. Kral Selman önce  Veliahtı olarak Prens  Mukrin bin Abdulaziz âl Suud‘u atadı. Ancak 2015 yılının Nisan ayında yönetimde değişikliğe giderek   Muhammed bin Nayif’i veliaht prensliğine getirdi. Prens Mukrin bin Abdulaziz âl Suud’; Suudi Arabistan istihbarat birimlerinden Al Mukhabarat Al A’amah’ta başkan statüsünde görev yaptı. Prens Muqrin. Al Muhabarat Al A’amah başkanı olduğu dönemde Pakistan siyasetinde aktif bir rol oynadı.

Suudi Arabistan’da Kral Selman tarafından veliaht olarak atanan Prens Muhammed bin Nayif, ülkedeki hızlı siyasi yükselişi, ABD ile yakınlığı, El Kaide ile mücadelesi ve Yemen operasyonundaki aktif rolü ile biliniyor. Suudi Arabistan’ın öncülüğünde Yemen’deki Husilere karşı başlatılan ‘Kararlılık Fırtınası’ operasyonunda Muhammed bin Nayif aktif rol aldı. ABD ile yakın ilişkilerinden dolayı kabinedeki en Amerikan yanlısı bakanlardan biri olarak görülüyordu. Wikileaks belgesinde Muhammed Bin Nayif ‘İran’a karşı tavizsiz’ olarak anılıyor ve ‘İran’la bir savaş durumunda’ Suudi Arabistan’ın alt yapısını korumak konusunda Amerikan yetkililere danışmaktan yana olduğuna dikkat çekiliyor. Suudi krallığının Suriye politikasını eline aldığı düşünülen Prens Muhammed bin Naif, Batılı ve Arap istihbarat servisleri temsilcilerinin katılımıyla 2014 Şubat ayında Washington’da yapılan toplantıya katılmıştı.

Selman bin Abdülaziz el Suud krallık tahtına oturmadan önce Sünni kuşak projesini yöneten Suudi istihbaratın başındaki Prens Bender Bin Sultan’ın Türkiye’ye pek sıcak baktığı söylenemezdi. Sünni Kuşak projesine göre Suudilerin paşa keyfi için İran’ın Şii yayılmacılığına karşı, Türkiye ve Mısır askeri destek verecek, gerekirse askeri operasyonlarda bulunmaktan kaçınılmayacaktı. Amerikan tarzı yaşantısı ve bakış açısı ön planda olan bir isimdi. Prens Bender, 1975’te öldürülen Kral Faysal’ın kızı Heyfa’yla evli. Prenses Heyfa, 1975’ten beri dışişleri bakanlığı koltuğunda oturan Suud el Faysal’ın ve Suudi Arabistan istihbaratının uzun yıllar başında bulunan Türkî el Faysal‘ın kız kardeşi. Ancak tüm bu akrabalık bağları Prens Bender Bin Sultan Bin Abdülaziz’in görevden alınmasına engel olamadı ve ondan boşalan Suudi Arabistan İstihbarat Servisi Başkanlığına yardımcısı Yusuf el-İdrisi getirilmişti.  General Yusuf el-İdrisi, 36 yıl aradan sonra kraliyet ailesine mensup olmadığı halde Suudi İstihbarat servisinin başkanlığına getirilen ilk kişiydi.

Yusuf el-İdrisi, 5 Ekim 2012’de Bender bin Sultan’ın yardımcılığına atandı, 15 Haziran 2013’te Korgeneralliğe terfi ettirildi. Atalarının Mısırlı olduğu belirtilen İdrisi’nin büyük babası Yusuf bin Muhammed el-Harşa’ da Suudi yönetiminin kurucusu Kral Abdulaziz’e hizmet vermiş bir isim. Prens Bender Bin Sultan Bin Abdülaziz’in bu görevden alınmasının gerçek nedeninin kamuoyundan gizlendiği ve asıl nedeninin Bağdat yönetimine karşı Suudi istihbaratının hazırladığı, planladığı ve finans ettiği bir askeri darbenin başarısızlıkla sonuçlanmasından kaynaklandığı iddia edilmişti. Asıl gizlenen husus ise İhvan kökenli Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’yi görevinden askeri darbeyle uzaklaştıran General Sisi’yi Arabistan İstihbarat Servisi Başkan yardımcısı Yusuf el-İdrisi’nin finans etmesi ve yönlendirmesiydi.

Yeni Suud Kralı beklenenin aksine Mısır’daki İhvan karşıtı dalgayı göğüsleyemedi ve ihvan liderlerinin idamını durduramadı. Ayağının tozuyla ülkesini, İran destekli Zeydi Husilerin egemen olduğu Yemen’le savaşa soktu. Suriye konusunda sonuç alamadı. Türkiye ile ters düştü. Türk yetkililer Selman bin Abdülaziz el Suud’un Mısır firavunu Sisi ile görüşerek İhvana yönelik tedhiş ve terörü durmasını bekliyordu lakin bu konuda gözle görülür bir iyileşme halen sağlanabilmiş değil. Önceki kralın akrabaları ve bürokratları yeni krala ve çevresine diş biliyor. Ellerinde geçen ilk fırsatta yönetimi eleştirmekten geri durmadıkları görülebilir. Nitekim önceki kralın yeğeni, Suudi Arabistan Kraliyet ailesi üyesi Saud Bin Seyf El-Nasr; 7 Şubat 2015’te, Twitter’da yaptığı çağrıda önde gelen bazı Suudilerin Mısır’daki darbeye doğrudan maddi yardım yaptığını ve bunların yargılanması gerektiğini belirtti. Suud bin Seyf El Nasr’ın açıklamaları veya mevcut yönetime yönelik tenkitleri her geçen gün dozajını artırarak sürüyor.

Son olarak Kral Selman’ın siyasetlerine ve yolsuzluk meselesine ilgisizliğine karşı yaptığı şiddetli eleştirilerin devamında ülkede geçen aylarda gerçekleşen milyarlarca dolarlık yolsuzluktan bahsetti. Suud bin Seyf El Nasr, Kral Selman’ın siyasetlerine ve yolsuzluk meselesine ilgisizliğine karşı yaptığı şiddetli eleştirilerin devamında ülkede geçen aylarda gerçekleşen milyarlarca dolarlık yolsuzlukları gündeme getirdi.

Suud bin Seyf El Nasr, twitter sayfasında şöyle yazdı: ‘Son aylarda sahte sözleşmeler için, başka ülkelerin krallarına verilmek üzere büyük miktarda para harcandı. Son aylarda zimmete geçirilen miktarlar, tüm fakirlerin ihtiyaçlarını giderecek, halkın devlete olan borçlarını ödemesine yetecek hatta yarım kalan hastane ve okulların, su ve elektrik şebekesinin tamamlanmasına yetecek kadardı.’ Bu krallar kimdi, Türkiye bu paraların gönderildiği ülkelerde arasında mıydı ve bu krallara gönderilen büyük miktarlardaki paralardan hangi küresel güç odağı rahatsız olmuştu?

Suud b. Seyf Nasr’ın ülkesine yönelik eleştirileri bunlarla sınırlı değil. Kral Selman’ın ilerlemiş yaşına işaret ederek; “Amcam yaşlılık nedeniyle aklını kaybetmiş ve bunamıştır. Dolayısıyla Suud hanedanı onun yerine uygun birini tayin etmelidir” sözleri büyük bir şaşkınlığa yol açtı. Suud b. Seyf Nasr, twitter üzerindeki profil hesabına şunları yazdı: “Kral Muhammed b. Selman’ın oğlu Velaht Muhammed b. Nayif, kralın zafiyetinden suistifade etmekte ve onu şahsi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadır. Ülkenin geleceğini ise kimse düşünmüyor. Şu bir gerçektir ve herkesin bunu görmesi gerek: Kral mevcut fiziki ve psikolojik durumu nedeniyle karar verebilecek konumda değildir. İşte bu durumdan hanedana mensup olan fırsatçılar kendi çıkarları doğrultusunda faydalanmaktadır. Suud hanedanı bu duruma son vermelidir. Şehzade sözlerini şöyle sürdürdü: Maalesef yönetimdeki hanedan sorumsuzca hareket etmekte ve diğer şehzadelerin fırsatçılıklarına göz yummaktadır. Bu da ülkenin geleceğini ciddi anlamda tehdit eden bir durumdur.” Nasr devam eden açıklamasında, “Saraydaki durumlar hiç de iç açıcı değil ve ben bu gidişata daha fazla tahammül edemeyeceğim. Şehzadelerin bu olumsuz gidişata itiraz etmelerini bekliyorum. Eğer kimseden bir ses çıkmazsa bizzat kendim devreye gireceğim. Çünkü bu dini ve milli bir meseledir. Bu durum karşısında sessiz kalmak günah sayılır.” İfadelerini kullanmıştı.

Saud bin Abdülaziz bin Nasır’ın bu açıklamaları mevcut krala ve yönetime darbe olarak değerlendiriliyor.  Nitekim Saud bin Abdülaziz bin Nasır’ın; Arabistan kralı Salman bin Abdul Aziz’e karşı darbe girişiminde bulunularak mevcut yönetimin iktidardan uzaklaştırılmasını istediği de bir sır değil. Irak’ın en-Nahil haber ajansının bildirdiğine göre Suud bin Seyf’un Nasr kendi özel Twitter hesabından yaptığı çağrıda, Salman bir Abdülaziz’in yolsuzluk ve hırsızlıklarının artık tamamen alenileştiği ve ağır olduğunu, Arabistan’ın  mal varlığının yok edilmekte olduğunu ve ülkeyi yakın  gelecekte çok büyük ekonomik facia beklediğini bildirdi. Suud bin Seyf’un Nasr ayrıca Nisan ayına kadar Arabistan’ın en az 200 milyar Suud riyalı servetinin kaybolduğunu ve Arabistan’ın bu yılki bütçesinin de çok büyük bir açık verdiğini, böyle bir durum karşısında Arabistan’a Kral Salman’a karşı askeri darbe gerçekleştirilerek ülkenin batmasının engellenmesi gerektiğini bildirdi.

Peki bu Suud b. Seyf Nasr  yani  Saud bin Abdülaziz bin Nasır kim? Saud bin Abdülaziz bin Nasır El Suud (1977 doğumlu) Suudi kraliyet ailesinin bir üyesi ve bir katil, suçlu. Babası Abdülaziz bin Nasır, Nasser bin Abdülaziz’in oğlu. Londra’daki Landmark Hotel’de bulunan süit odasında hizmetçisi Bandar Abdulaziz’i öldürmekten 2010 yılında, Old Bailey Mahkemesinde yapılan duruşma sonunda, suçlu bulundu. Duruşma sırasında, prensin cinayetten önce bir “cinsel masaj” yaptırdığı ve Bandar Abdülaziz ile cinsel ilişki kurduğu iddia edildi. Ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 2013 Mart’ında cezasının kalanını Suudi cezaevinde hizmet ederek tamamlamak için Suudi Arabistan’a dönmesine izin verildi. İngiltere ve Suudi Arabistan arasında yapılan anlaşmaya göre, en az 20 yıl cezaevinde hizmet ettikten sonra serbest bırakılabilecektir.”

Suud b. Seyf Nasr’ın Selman bin Abdülaziz el Suud’a karşıtlığı boşuna değil. 2013’te ülkesine iade edildiğinde Savunma Bakanı olan şimdiki kral, Suud b. Seyf Nasr’ın ölümüne neden olduğu Bandar Abdulaziz’in ailesine yüklü miktarda kan parası ödemesi için baskı yaptı. Selman bin Abdülaziz el Suud tahta geçtiğinde yeğeni, eşcinsel katil Suud b. Seyf Nasr’ın kendisine biatını kabul etmedi. Suud b. Seyf Nasr şimdi yönetim düşmanı ve darbe çağrısı yapıyor. Arkasında kim var derseniz,  muhalif Suudiler ve Suud yönetiminin güç kaybetmesinden çıkar uman küresel odaklar var! Sahi Türkiye bu darbe sürecinin neresinde?

Twitter:@ oc32oc39  

omurcelikdonmez@hotmail.com

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun