Kardeşsiz Müslümanlık Olur mu? – Fikrikadim

Kardeşsiz Müslümanlık Olur mu?

Muhammed Işık

Muhammed Işık

Mü’minler ancak kardeştirler. Onun için iki kardeşinizin aralarını düzeltin ve Allahdan korkun ki rahmete şayan olasınız. ( Hucurat – 10 )

Müslümanım diyorsan başka çıkış kapın yok!

Eğrisine – doğrusuna bakmadan müminleri kardeş ilan etmek zorundasın.

Kendi öz kardeşini bile önemsemeyen bizler için bu kanun ne kadar da zor! Üstesinden gelmekte zorlanacağımız bir hüküm.

İslam dini sosyal hayatı en ince ayrıntısına kadar incelemiş ve kurallarını ortaya açıkça koymuştur.

“ Müminler ancak kardeştir…” Açık ve net! Ucu açık falan değil! “ Müminler kardeş olsalar iyi olur” gibi bir tavsiye de yok ortada.

Kardeşlik nedir?

Canını, malını, namusunu kendi namusun gibi bileceksin.

Kendine yapılmasını hoş görmeyeceğin bir şeyi ona yapmayacaksın ve ona yapılmasına göz yummayacaksın.

Yere düştüğünü gördüğünde koşarak onun elinden tutacaksın.

Kötü günlerinde yanında olacaksın.

Derdine, tasasına ortak olacaksın.

Fırsatını bulduğunda onu alaşağı etmeye kalkmayacaksın.

Arkasından kötü söz konuşmayacak, dedikodusunu yapmayacaksın.

 “Müminin mümine bağlılığı, parçaları birbirini bütünleyen bir bina gibidir.” Hadisi rivayet eden Ebu Musa El-Eş’arî r.a., bunu tarif için Allah Rasulü s.a.v.’in parmaklarını birbirine geçirdiğini zikretmektedir. (Buharî, Müslim, Tirmizî, Nesaî)

Şimdi bu tespitlerimizden sonra kendimize bir bakalım.

Başkasını örnek olarak ele almayalım ve nefsimizi teraziye koyalım. Mümin olduğumuzdan emin miyiz? Göğsümüzü gere gere “ Ben Müslümanım” diyebiliyor muyuz?

Çoğumuz diyoruz ama gönülden bunu diyebiliyor muyuz?

Mümin kardeşin ile aranda kilometrelerce mesafe varken nasıl bu kadar emin olabiliyorsun ki?

Aile ve akraba haklarını eksiksiz yerine getirebiliyor musun? Bu yönde bir gayret sahibi misin? “ Benden uzak Allah’a yakın olsunlar” mı diyorsun?

Komşuların ile ilişkilerin nasıl?

Her soru bizi iman sorgulamasına götürüyor. Bir önce ki yazımızda bu sorgulamayı nispeten yapmaya çalışmış “ Ben Müslüman mıyım?” diye kendi kendimize sormuştuk.

“Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.” (Hicr, 47)

Hitabına muhatap olmaya niye hevesli değiliz?

Kime, niye bu kadar kin doluyuz?

Hemen öfkeye kapılıp can yakmayı pek seviyoruz! Aile içi şiddetin başlıca sebebi itikat zafiyetidir. Kadına- erkeğe şiddet diye dinimizi eksik veya hiç anlamamaktan dolayıdır.

“Zalim de olsa, mazlum da olsa mümin kardeşine yardım et!” diye bize yol gösteren peygambere (s.a.v.) kulak vermek yerine kendi bildiğimizi okuyoruz.

Mümin olma şartlarından biri de “ben” cahilliği karşısında “ biz” olgunluğuna erişebilmektir. “Ben bilirim”, “Benim aklım bana yeter” türünden bilgiçliklerimiz bize fayda sağlamaz.

Neden iman nuru huzuru içerisinde yeniden dirilmiyoruz?

Gönüllerimize yeni “ Medine’ler ” inşa etmekten bizi alıkoyan ne? Bazen “Ensar” bazen de “Muhacir” olmaya niye heves etmiyoruz?

Küreselleşen dünya bizi esir almışken neye güvenerek hür olduğumuzu sanıyoruz? Hür olmanın şartları belli iken köle olmayı tercih etmemizdeki sebep nedir?

İbadetlerimizin alışkanlık olmaktan çıkması için iman nurunun gönülde parlaması gerekir. İman nuru da mümin olmakla mümkündür.

Mümin olmaya ne kadar hevesliyiz?

“ Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” demeye devam mı edeceğiz?

Kardeşsiz Müslüman olamayacağımızı anlamış olmamız gerek.

Gelin kardeş olmayı becerebilelim ve Mümin olmaya başlayalım…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun