Rasyonalite ve kadercilik bağlamında ilahi adaletin tezahürü – Fikrikadim

Rasyonalite ve kadercilik bağlamında ilahi adaletin tezahürü

Kıymetli Arkadaşlar uzunca bir süredir gerek ülkemizde gerekse dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan zulümler karşısında hercümerç olan duygu ve düşüncelerin altında hepimiz eziliyoruz. Tüm bu yaşananlara dair hepimiz  içinde bulunduğumuz durumu tespit etmeye çalışıyoruz . Ben Müslüman’ca bir değerlendirme yapabilmiş olmak adına Aşağıdaki hadis ve ayetlerden yola çıkarak yapılması gerekenleri somutlaştırabilmek ve kendi durumumuz üzerinde bir miktar beyin fırtınası yapmamızın ve neler yapmamız gerektiğine dair de ortak akıl geliştirmemizin faydalı hatta zaruri olacağını düşündüm; bu anlamdaki zihinsel sürecimize katkı sağlamak adına yazımı düşüncelerinize sunuyorum;

Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde ” Düşmanınızın silahıyla Silahlanın buyuruyor.

Allah cc” Enfal Suresi 60 . Ayette “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez. “

Yine Bakara Suresi 190  . Ayette Allah cc ” Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.”

Yukarıdaki hadisi Şerif ve Ayeti kerimelerden hareketle kendi güncelimize dair çıkarımlarda bulunacak olursak ;

1.Her şeyden önce; dünya’da en az insanlara zulmedenler kadar hatta onlardan daha da fazla olmak üzere donanımlı halde bulunmamız veya donanımlı olmaya çalışmamız üzerimize bir sorumluluktur.

2.Zalimler insanlara zulmederken güncel olarak hangi vasıtaları kullanıyorlarsa zulme uğrayan insanların da mukabelede bulunacakları araçları kullanabilmeleri gerekir. Somutlaştıracak olursak zalimler psikolojik harp tekniklerini kullanıyorlarsa zulme başkaldırıların daha üstün teknikler geliştirmeleri gerekir. Zalimler sanatı,edebiyatı,sinemayı , sosyal medyayı,eğitim kanallarını ,savaş aletlerini ve aklımıza gelmeyen birçok şeyi birer silaha dönüştürmüş ve taarruz halindeyse bizlerin de bu alanlarda ve aynı araçlarla en az onlar kadar mukabelede bulunacak ve saldırıları püskürtebilecek teçhizata ve donanıma sahip olmamız gerekir.

3.Düşmanlar basın yayın,iş örgütleri ,lobiler,kobiler ve bilumum organizasyonlarla birlik beraberlik içerisinde örgütlü şekilde bizim üzerimize geliyorlarsa bizim de aynı alanlarda ve daha örgütlüce hareket edebilmemiz gerekir.

4.Zalimlerin  zulümlerini icra konusunda bölgesel olarak gösterdikleri varlığa ( ki bu varlık her ne ise)bizim de karşı bir varlık ortaya koymamız gerekir. Küresel çapta oynanan oyunlara karşı da küresel çapta performans  sahneleyebilmemiz icap eder.

5.Batıl davaların mensupları, planlı ve sistemli davranıyorlarsa (ki davranıyorlar) ;hak davanın mümessilleri de en az onlar kadar stratejik planlara sahip olmalıdırlar.

6. Yukarıda ifade etmeye çalıştığım şeyleri yapabilmemizin yegane ön koşulu Allah cc nun  ifade buyurduğu gibi Inanan insanlar olarak  bir duvarın birbirine kenetlenmiş yapı taşları gibi olmamız , ÖRGÜTLÜ BIR ÜMMET haline gelebilmemiz , çevremizdeki ve Dünya’nın her yerindeki Müslümanlar’a karşı ümmet duygusu içerisinde yaklaşabilmemiz, birlik ve beraberliğimizin önündeki her türlü cemaat taassubunu reddetmemiz ,Allah’ın kendileriyle bizleri KARDEŞ ilan ettiği din kardeşlerimize karşı daha fazla Anlayış ve Hoşgörü içinde olmamız ve en önemlisi de ne yapıp edip aramızda GÜVEN duygusunu tesis etmemizdir….

Emperyalistler Dünyaya Nasıl Hakim Oluyorlar ?

İster ilahi kaynaklı olsun ister beşeri ideolojilere dayalı olsun herhangi bir dünya görüşünün pratik hayata yansıması, bölgesel veya küresel ölçekte  etkin bir pozisyon alabilmesi acizane tespitimize göre ancak aşağıda ifade etmiş olduğumuz koşulların sağlanabilmesiyle  gerçekleşmektedir.

Ortak bir düşünce sistematiği ve hissiyatı paylaşan insanlar sivil toplum kuruluşları kurarak inanç ve düşüncelerinin pratik toplum yaşamına aksedebilmesi için fikren gerekçe ve talepler üretmişlerdir. Güçlü düşünceler ve motivasyon sergileyebilen bu örgütler yaşadıkları coğrafyaları yöneten devlet ve yapıların oluşturdukları toplumsal hak ve  kuralların veri tabanına done sağlamış, yönetim mekanizmalarının  düşünsel alt yapısını temin etmişlerdir. Bunları yaparken ayrıca muhalif görüşleri bertaraf etmek için de sürekli argümanlar geliştirip bunları gerek siyasi gerek sivil her türlü platformda her türlü aracı kullanarak dillendirmiş, inanç ve düşüncelerinin hakim olabilmesi, karşıt düşüncelerin de bertaraf olabilmesi için ekonomiden tutun siyaset ,eğitim,medya, bürokrasi,vb her alanda varlık göstermeyi sürdürmüşlerdir.

Dünyayı  iliklerine kadar sömüren ve başını İngilizlerle İsrail’in çektiği bu devletleri yöneten insanlar öncelikle birbirlerine çok kuvvetli bağlarla kenetlenmiş sivil toplum örgütlerinin güdümünde hareket eden siyasilerce yönetilmektedir.

Şu an dünyanın süper gücü durumunda olan ABD yi ele alalım .Bu ülke’nin bir parlementosu var ve o parlemento içerisinde lobicilik faaliyetleri yaparak gündem belirleyen ve o parlementodaki çoğunluğu etkileyebilen grup veya cemaatler ekonomik ve politik çıkarlarının Abd tarafından savunulmasına zemin hazırlayabilme imkanı bulmakta bu vesileyle konjönktürün elverdiği oranda dünyanın gidişatı üzerinde etkin roller oynayabilmekte , muhalif olarak gördükleri unsurlar üzerinde caydırıcı ve baskıcı bir zemin bulabilmektedirler..Bunu başarabiliyor olmalarının en büyük  göstergesi geliştirebilmiş oldukları ortaklaşa iş yapabilme kültürünü ortaya koyabilen  güçlü organizasyonların mevcudiyetidir.Özetle İfade etmek istediğimiz  hiçbir başarının tesadüfi gerçekleşmiyor olduğu, inanç ve düşüncelerin hayatta etkin hal alabilmesi için RASYONEL tutumlar izlenmesinin zaruretidir.

Peki Müslüman Camia Olarak Biz Ne Haldeyiz?

1.Bizler hangi olay karşısında nasıl hareket etmesi gerektiğini bilemez bir durumdayız çünkü inanç değerlerimiz var fakat bu değerlerin pratik yaşamda hangi fiillerimize tekabül etmesi gerektiğine dair oluşturduğumuz BİR FELSEFEMİZ YOKTUR. Dolayısıyla davranış kalıplarımız ve reflekslerimiz  ancak  halk kahramanlarımızın belirlediği algı ve yönlendirmeler  ile şekilleniyor.

Özellikle de Travmatik olaylarla karşılaştığımızda tutumlarımız tamamen duygusal çaresizlik ve kaderciliğin ötesine geçemeyen davranışlarla sınırlı kalıyor.Dualar ediyoruz ama hiç birimiz ettiğimiz duanın kabul olunmayacağının bilinci içindeyiz de.. Hem niye kabul olunsun ki dualarımız. Kullarını yaratan Allah cc yapılan bunca zulmü görmüyor, onca feryadı duymuyor mu? Dünyayı yaşanabilir bir yer haline getirme sorumluluklarını yerine getirmeden ,Allahın emir buyurduğu ilahi ve mutlak adalet içeren Kuran nizamını yeryüzüne hakim kılma yönünde gereken ne ise o yönde çaba göstermeyen Müslümanların, çabalarını sadece bin bilmem kaç kere  ne manaya geldiğini de bilmeden okudukları dualara indirgemek ne kadar şuurluca bir eylemdir acaba?

2. Gerek ruhlarımızı derinden yaralayan olaylar karşısında gerekse rutin ve kronikleşmiş problemler karşısında, sorunların kaynağını tespit edip çözüm yönünde yapılması gerekenler her ne ise o yönde adımlar atmak yerine sırf vicdanımızın o anki sesini bastırmak için “hiçbir şey yapmamış olmaktansa en azından bir şeyler yapmalıyım” kabilinden düşüncelerle sorunlara pansuman mahiyetinde ucuzcu bir yaklaşım gösteriyoruz ama kesin tedaviye yaklaşmak istemiyoruz.Ekonomimizden, vaktimizden, konforumuzdan, rutin yaşam standartlarımızdan asla ödün vermeye yanaşmıyoruz. Sonuçta da içine düştüğümüz durum ;  halk arasında bir tabir vardır “ Kör Allah’a nasıl bakarsa Allah ta köre öyle bakar” şeklinde tezahür ediyor.

3. Allah (cc) kendi Sünneti Gereği; insanoğlunun varlığını idame ettirebilmesi için insanı insana muhtaç kılmış ve hayat eğer insanlar birbirleri ile dayanışma içinde olurlarsa yaşanabilir bir form arz etmiştir.  Fıtraten de dinimizin emri mucibince de müminler olarak hepimiz birbirimize bağımlıyız ancak yaşadığımız sorun tam olarak da bu noktada başlıyor .Şöyle ki ;gerek bu bağımlılığın gerektirdiği birlikte iş tutma ve iş tutarken de karşılıklı hak ve hukukların yeterince gözetilmemesi ,gerek bireyselleşerek birbirimizden bağımsız hareket etme eğilimimiz  gerekse düşmanlarımızın birlik olmamızı engellemek için oynadıkları oyunları fark edemiyor oluşumuz ,gücümüzü yok eden enerjimizin heba olmasına neden olan başlıca unsurlar olarak önümüzde duruyor.

Pratik olarak çözüm önerileri

1. Yakın çevremizden başlayarak tüm kardeşlerimiz arasında GÜVENİ TESİS ETMELİ  bunun için de ortak yaşanmışlıklar oluşturabileceğimiz etkinliklerimizin olmasını sağlamalıyız.

2. Müslümanlar  olarak ORTAK PROJELER ÇERÇEVESİNDE görev ve sorumluluklar almalı BİRBİRİMİZLE OLAN BAĞIMLILIKLARIMIZI MAKSİMUM seviyeye çıkarmalıyız.

3. Düşünsel olarak Kitabımız Kur’an ve Peygamber efendimizin tüm uygulamalarını referans alan bir bakış açısına sahip olabilmek için ilmi çalışmalar içinde olmalı,toplumumuzda KUR’AN KÜLTÜRÜNÜ VE PEYGAMBER AHLAKINI inşa etmeye çabalamalıyız.

4. Sürekli birileri lokomotif olsun bir şeyler yapsın biz de destek olalım vagon olalım mantığını bir kenara bırakıp SORUMLULUK HİSSETMELİ,İNSİYATİF ALMALI VE ADIMLAR ATABİLMELİYİZ. Allah cc  “ Allah fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez” Münafıkun 6. buyuruyor.

5. Her birimizin gerek bireysel olarak gerekse gruplar olarak yakın ve uzak vadeli PLANLARIMIZI İHTİVA EDEN MUTLAKA BİRER AJANDASI olmak zorundadır. Unutmayalım ki bu ajandalara yazacağımız yazılar İndi İlahide bizlere sağ tarafımızdan sunulacaktır.

Son söz yerine ;

İğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım

Eyvah demeden ALLAH diyelim..!

Yazan: FATİH DEMİRCİ

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun