Ben müslüman mıyım? – Fikrikadim

Ben müslüman mıyım?

Muhammed Işık

Muhammed Işık

Müslüman kime denir?

“Elhamdülillah Müslümanım” demekle iş bitiyor mu?

Kelime-i Şahadet getiren kişi madden Müslümandır. O kişiye kâfir diyemeyiz. O halde  “Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü” dediğime göre şeklen veya madden Müslümanım.

İslam dininin en temel, belirleyici, ayırt edici şartını yerine getirmem beni Müslüman sınıfına sokmaya yetiyor. Ya sonrası?

Sonrası benim inancımın derecesine göre değişiyor.

Allah’a imanımda herhangi bir sorun yok. Allah’ın varlığına inanıyorum. Onun her şeyi yarattığı ve her şeye gücü yeteceğine de inanıyorum.

Peygamberlerine de inanıyorum. Rabbimin Peygamberler gönderdiği, onlarında insanları tevhit dinine davet ettiğine inancım tam.

Meleklerine ve kitaplarına da iman ettim.

Ahiret gününe de inanıyorum.

Kaderin, hayır ve şerrin de Allahtan geldiğine inanıyorum.

Genel olarak inancımda bir sıkıntım yok. O halde ben Müslümanım.

Bu inancım bana yeterli olacak mı? Cennete girmek için veya Cehennemden kurtulmak için mi bu imanı yeterli görüyorum? Hayır.

Müslüman mıyım, değil miyim? Kendimce onu tartıyorum.

Genel manada herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmadım. Kalıpta sıkıntı yok. Sözel bilgi olarak bildim ve iman ettim.

Acaba kalıbın içi dolu mu? Boş mu?

Özel olarak inancımı teraziye koymalıyım ki kafamdaki sorulara cevap bulabileyim.

Allah’a iman ettim, inandım demekle işim bitiyor mu?

“ İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? ( Ankebut – 2)

Demek ki iman ettim demekle iş bitmiyor, imtihan edileceğim ve sınanacağım. Öyle bedava kuru laf ile iman kapısı açılmıyormuş.

Rabbime inanıyorum madem o halde onun yapma dediği şeyi nasıl yapabiliyorum? Allah var ve beni yarattı, beni öldürecek ve yeniden diriltecek. O halde arkadaşlarımın gıybetini nasıl yapabiliyorum? Madem inandım yap dediği şeyleri yapıp, yapma dediği şeylerden uzak durmam gerekiyor. Gaflet içerisinde yaşıyorum. İçi boş bir “Allah’a imanım” var. Yürekten değil, dilde takılı kalmış bir inanç.

Bu yüzden kusurluyum. Af ve merhamet için Rabbime yalvarıyorum.

Peygamberlere imanım da farkı değil. Ne İbrahim Peygamber’in izinden gidebiliyorum ne de Musa Peygamberin.

Onların hayatlarını, hayatıma örneklendirme gereğini duymuyorum. Siyer kitaplarından hayatlarını okuyup geçip gidiyorum.

Hz. İbrahim’i yakmayan ateş beni yakıyor. Yunus Peygamberi boğmayan su beni boğuyor.

İmanım bana yetmiyor. Tur dağına çıksam, Rabbimin hitabını duyabilecek miyim?

Kuyuya düşsem, Yusuf peygamber gibi rahat davranabilecek miyim?

Muhammed Mustafa (s.a.v.)’nın yolunda, izinde miyim?

Öyle olsam hakkımda kötü konuşanlara iyilik etmeye çalışırım.

Yapamıyorum, peygamberlerin hayatı gibi bir hayat yaşamaktan çok uzağım.

Meleklere imanım da zafiyet dolu. Günahımı yazan meleğe inanmışım ama günah içinde yüzüyorum. Bu nasıl bir iman!

Kitaplara imanım yok denecek kadar az. Yüce kitabımı yüzünden okuyor, içeriğini hayatıma aksettiremiyorum. Böyle bir derdim de yok!

Ahiret gününün varlığını bilsem de hiçbir hazırlığım yok. Ne fikren ne de zikren hazırım.

Kadere, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inanmış olsam başıma gelen iyi veya kötü işleri insanlardan bilmem. İnsanların peşinden koşmam. Bu nasıl bir kader inancı ki bir musibet beni bulsa ah vah etmeye başlıyor, isyan etmeye başlıyorum. “Bu da mı başıma gelecekti?” diye hayıflanıyorum.

İnandım demek bana yetmiyor. İnancımın içini bir türlü dolduramıyorum.

O zaman imanımı tazelemem gerek. Boş bilgiçlikle değil, derinlemesine inanmam gerek. En ince detayına kadar şuurlu hareket ederek imanımı kuvvetlendirmem gerek.

Yoksa “ Ben Müslümanım” demem yalandan öte bir şey olmayacak…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun