Gündelik hengame devam ederken…

Rasim Özdenoren / Yenişafak

Rasim Özdenoren / Yenişafak

27 Mayıs darbesinden sonra kurulan Adalet Partisi’nin iktidarı döneminde bu söylem sürekli gündemde tutulmuştur. Bu gündem 12 Mart muhtırası ile sonuçlanmıştır.90’lı yıllara gelinceye değin Türk siyasasının başlıca sermayelerinden biri rejimi koruma veya kurtarma söylemi üzerine inşa edilirdi.
Her ne zaman CHP karşıtı bir siyasal partinin iktidara gelme ihtimali ortaya çıksa, bu, aynı zamanda rejimin ölüm çanlarının çalmaya başladığının ilanı demek olurdu.

60’lı yılların sonlarına doğru kurulan Milli Nizam Partisi kısa zamanda iktidara oynamaya başladığında rejim için tehlike sayılarak Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştır. Yerine kurulan Milli Selamet Partisi 1973 seçiminde, rejim savunucularının tahminlerini altüst ederek başarı kazanmış ve bütün ayak sürümelere, sert tepkilere rağmen, dahası Ecevit’e rağmen CHP ile hükümette koalisyon ortağı olmuştur. Aynı parti (MSP), daha sonra MC (Milli Cephe) hükümetlerinin koalisyon ortağı olmayı sürdürmüştür. MSP’yi siyaset dışı bırakmak isteyen rejim kurtarıcıları ve laikçilik bayraktarları görülmedik biçimde sokak hareketlerini başlatmışlardır. Her gün, sokaklardan, kırlardan bayırlardan on kişinin, onbeş kişinin ölüm haberlerinin ajanslardan nerdeyse müjde gibi duyurulduğu günler, yıllar… Ve nihayet 12 Eylül (1980) darbesiyle murada eren darbeseverler…
80’li yılların ikinci yarısı Turgut Özal’ın diktatörlüğe gittiğinin ilan edildiği yıllar… O Turgut Özal ki, nice beyinlerin hapislerde çürütülmesinin yolunu açan ve ülkenin nice yürekli aydınını komünist olmakla, dinci, gerici olmakla itham edilmesini sağlayan TCK’nun 141., 142. ve 163. maddelerini lağveden devlet adamı… O tarihte Ceza Yasarassı’nın bu maddelerinin kaldırılmasına karşı koyan (başta Evren ve hempaları ve diğer bazıları) daha sonra kendini demokrasi mücadelesi veren isimler olarak lanse etmekten geri durmamışlardır…

Şimdi rejim tehlikeye giriyor, laiklik elden gidiyor teranesini koparanlar ortalıktan silindi. Fakat iktidarı çürütmenin yolu yolsuzluk söylemiyle döşenmeye çalışıldı. Varsa bireysel yanlışlar genelleştirilmek istendi.

Bir ülkenin iktisadî kalkınmasının somut göstergesi onun ulaşım sistemidir. Kara, hava, deniz… Son bir yıl içinde Türkiye’nin neredeyse yarısını karadan ve havadan gezdim… Kara yolları nerdeyse kent içi trafiğine benziyor. Otobanlarda, çifte yollarda tır konvoyları… Tır ve kamyon konvoyu iktisadî gelişmede her türlü istatistik veriden daha somut bir veri teşkil eder… Bunlar hakkında lal ü ebkem olanlar, yolsuzluk teranesiyle teselli bulmaya çalıştı.

Yani artık mesele şurada temerküz ediyor: laiklik elden gidiyor, rejim elden kaçıyor kabilinden soyut muhatara tellallığı tarihe gömüldü. Onun yerine iktisat, gündemin somut meselesi haline geldi. İnsanlar, kendi hayat stillerine sahip çıkmaya başladı. İnsanın kendini ifadeye yol bulması, başka kapıların, onun manevi dünyasının ve onun kapılarının yolunu açmaya da methal oluşturur. Böyle bir dönemin arifesinde olduğumuzu ummak istiyorum.

Etiketler:
CHP Deniz Evren hava Kara

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun