Muhalefetin psikolojik zaferi – Fikrikadim

Muhalefetin psikolojik zaferi

Nur Vergin

Nur Vergin

7 Haziran genel seçimlerinde muhalefet partileri seçmene cazip gelmek için topluma güven verici yeni bir siyasi proje vaat etmediler. Bunun yerine daha çok kendi seçmenlerinin büyük bir kısmını barajı aşmasını sağlamak için HDP’ye ödünç vermeyi tercih ettiler.

2007 ve takip eden seçimlerden farklı olarak Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) karşısındaki partiler bu sefer yılgınlıklarını üstlerinden atmışlardı. Seçmene cazip gelmek için topluma güven verici yeni bir siyasi proje vaat etmekten daha çok kendi seçmenlerinin büyük bir kısmını barajı aşmasını sağlamak için Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) ödünç vermeyi tercih ettiler. Başvurulan taktik, faydasını muhalefet partilerini kazançlı çıkarmaya değil, yine birinci parti olmayı başaran iktidar partisinin oylarını aşağı çekmeye yaradı. Bu, muhalefet için azımsanmayacak bir psikolojik zaferdir. HDP’ye geleneksel seçmen kitlesinden farklı kesimlerin oy vermesi bu partinin nihayet bir bölge ya da etnik parti olmaktan çıkıp, bir Türkiye partisi olmasına yol açabilir.

Emanet oylar, adı üstünde, kalıcı değil. 13 yıllık AK Parti hegemonyasını kırmak için ödünç olarak verilmiş oylar. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) veya Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) gibi kurumsallaşmış tarihi partilerin seçimde yetersiz kalacağı öngörülerek başvurulan bir taktik. Bir çaresizliğin giderilmesi için geçici olduğu peşinen düşünülen bir seçenek. AK Parti’yi yenmenin zorluğu karşısında umarsızlığı giderecek bir çıkış yolu. Ve tabii bu, demokratik, meşru ve barışcıl bir mesaj.

HDP artık sadece bir Doğu/Güneydoğu partisi değil

HDP, gördüğü konjonktürel rağbet dışında, artık sadece bir Doğu/Güneydoğu bölge partisi olmadığını gösteriyor. Bölge coğrafyası aşılmış durumda. Bundan 10-15 yıl önce de Kürt hareketinden yola çıkan partinin bir bölge partisi değil, bir Türkiye partisi olması Leyla Zana ve merhum Orhan Doğan ile konuşuluyordu. Ancak o zaman ülkenin ne Doğu’su ne de Batı’sı buna hazırdı. Ama birçok geri dönüşler ve tıkanıklıklara rağmen HDP artık bir Türkiye partisi olma kıvamına geldiğini göstermiştir. Ve bu duruma HDP’ye siyasi veya ideolojik açıdan karşı olanların da Türkiye adına sevinmesi gerekiyor.

HDP’nin Türkiye için tehdit içeren ve aykırı bir parti olmadığını algılamaya başlamak onun olağanlaşmasını sağlayacaktır. Bu olağanlaşma durumu çok önemli. HDP de tüm diğerleri gibi oy verdiğimiz ya da vermediğimiz bir parti olacak, olma yolunu tutuyor. Birer sistem partisi olan diğerleri gibi benimsediğimiz veya tam tersine siyaseten mücadele ettiğimiz bir olağan parti. Tabii ki, bu zaman alacak. HDP bir olağan Türkiye partisi olmayı sabahtan akşama şipşak benimsemeyecek, diğer partilerin tabanı da HDP’yi herhangi bir parti olarak kabul etmeyecek, birikmiş kuşkular, unutmakta zorlanılan acılar bize önümüzde uzun ince bir yol olduğunu söylüyor.

Toplumun AK Parti ile ilgili verdiği sıkıntılı sinyaller çok yeni değil ve seçimlerden çok önce hissedilmeye başlandı. Bazı yolsuzluk iddialarına muhatap olanların Yüce Divan’a çıkarılmaması, seçmen kitlesinin hassas olduğu bir konuda olumsuz bir etki yarattı. Seçmen neredeyse 13 yıldır hep iktidarda gördüğü AK Parti’nin icracı olmayan bazı simalarından da bazılarının afra tafrası ve kibrinden de bıkmaya başladı. Ancak Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık döneminin adeta “hiperaktif” diyebileceğimiz icraat temposu toplumun unutulmuşlarına eğitim, sağlık, ulaşım ve konut alanında çağ atlattı. Oy erozyonu bu nedenle dramatik boyutlara ulaşmadı, sınırlı kaldı. Tek başına hükümet kuramayan ama yine de açık ara birinci parti. Bu, sadece tek başına AK Parti’nin başarısı değil. Bunda tabii ki, CHP’nin de katkısı var.

CHP kampanyalarında sahicilikte zafiyet var

CHP bu sefer laiklik, bağımsızlık, çağdaşlık gibi konularda bir nevi yurttaşlık bilgisi seviyesinde attığı nutuklardan bizi azat etti. Onun yerine somut ve ciddi bir gerçek olan halkın ekonomik sıkıntısını idrak edebilmemiz için reklam spotlarında “aileler perişan” diye hayıflanan bir adamı seyrettirdi. Bir de başı örtülü bir hanım kız “bir gün CHP ‘ye oy vereceğim hiç aklıma gelmezdi” diyor karşısında oturanlara. Bunu seyreden bizler de zannedeceğiz ki, hep başı açık olanlar ve onların babaları, eşleri ve eşi dostu oyunu verdiydi CHP’ye de, şimdi başı örtülü olanlar da vermeye başlayacak! Parti kurmayları çok çalışmış, çok uğraşmış, doğrudur. Ama nafile. Zira bunca gayrete karşı sahicilikte zafiyet var. Reklam şirketi mükemmel ama gösterilen, insanın içine işlemiyor. Skeçler seyrediliyor ama etkilemiyor.

Milliyetçi duyguların diriliğini koruması, bir siyasi parti etrafında örgütlenmesi, tabii, Türkiye’ye özgü değil. Azgelişmişliğin, ezilmişliğin, geri kalmışlığın alametifarikası da hiç değil. Türkiye’de çoğu insanın imrendiği Batı’nın kalantor ülkelerinin toplumlarında da şu veya bu şekilde, belirgin ya da belli belirsiz bir milliyetçilik vardır. Fransa’da, İngiltere’de, Hollanda ve Almanya’da adı konmuş ya da konmamış milliyetçi, hatta ırkçı partiler mevcut ve o ülkeler bundan ötürü herhangi bir mahcubiyet duymuyorlar. Bu partilerin sesi ülkelerini herhangi bir tehdit altında hissettiklerinde daha gür çıkıyor, yabancı nefreti tavana vuruyor. Batı ülkeleri milliyetçiliği şimdilerde en çok İslamofobi olarak kendini ifade ediyor. Batı değerlerini, kültürünü ve ilan edilmiş laikliğe ya da seküler değerlerin galebe çalmasına rağmen Hıristiyanlık için tehdit hissedildiğinde İslamofobik refleksler ve bundan hareketle yabancı nefreti saman alevi gibi parlıyor.

Türkiye’nin de kolektif bilinçaltında Haçlı seferlerinden kalma haklı ya da haksız bir tehdit duygusu var. Gerçek veya hayali ya da potansiyel tehlikeye karşı teyakkuz halinde olma ihtiyacı. Bu kolektif refleksin karşılığı siyasi partilerin programlarında yoksa da ana akım partilerin hepsinde zımni ve fiili olarak var. Kıbrıs’la veya PKK ile ilgili olarak gördük ki kritik anlarda bu açıdan CHP ile MHP arasında büyük bir fark yok. Ama tabii, bu milli duygunun milliyetçi ideolojiye dönüşerek Türkiye’de siyasi olarak en üst düzeyde örgütlendiği, sistematize edildiği ve vurgulandığı odak MHP. Bu nedenledir ki, bu parti özel bir çaba sarf etmeden kemik kitlesini koruyabiliyor. Bunun içindir ki belki de fazla gayret göstermesine de gerek duymayabiliyor. Mesela son seçimler hariç genel başkanının diğerleri gibi il il dolaşıp mitinglere gitmediği de bir gerçek. Ola ki amaç, en çok oy alan parti olmak ya da seçim zaferleri kazanmak ve fiili iktidar değil de, ülkenin dirliği için her daim gerekli olabileceği düşünülen ve yedekte tutulan milliyetçi duygunun diriliğini korumak.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun