Eylül’de umutlanmak için 7 neden – Fikrikadim

Eylül’de umutlanmak için 7 neden

Diego Costa, Emre Can’ın üstüne bastığında vermeyen hakem, Volkan’ın üstüne basıldığında da vermemiş olsa da… Burak Yılmaz’ın yargılayan elleri hâlâ ders almasa da… Duran topların kralı Çalhanoğlu, durmayanlarda bozuk çalsa da… Eylül’de gireceğimiz Letonya-Hollanda dönemecinde umutlanmak için hâlâ birkaç nedenimiz var.

7) Michael Oliver’a kobay olarak bizi seçmeleri

Dün geceki Kazakistan-Türkiye maçını hakem Michael Oliver’ın yönetim stilinden bağımsız değerlendirmek sanırım pek mümkün değil. Ne kadar hakem performanslarına girmeyi çok doğru bulmasam da, eleştirdiğim konu “performans” değil “stil” olduğu için değinmek durumundayım.

Michael Oliver, 1985 doğumlu bir İngiliz. Premier Lig tarihinin en genç maç yöneten, adanın uluslararası arenada çok umut bağladığı bir hakem. UEFA da, tecrübe kazandırmak için dün geceki gibi önem düzeyi düşük maçlarda ona bolca şans veriyor. Dün yine yönettiği birçok maçta olduğu gibi futbolcuların birçoğundan yaşça küçüktü:  Abdulin, Hakan Balta, Smakov, Selçuk, Gökhan, hakem Michael Oliver’dan büyük isimlerden bazıları. Tabii ki meselemiz Oliver’ın yaşı değil, günlük formsuzluğu da değil, tarz olarak aşırı sert oyuncuların etkisinde kalabilmesi. Ya da kolay inanmaması.

Geçtiğimiz Ocak’ta Chelsea-Liverpool maçında Diego Costa, hem Emre Can’ın hem Skrtel’ın üstüne bastığında da inanmamıştı yerdeki oyunculara. Ama daha sonra değerlendirmeye alınan video görüntüleri, Oliver’ın haksız olduğunu ortaya koymuştu. Dün gece de üstüne basılan Volkan’a, tekme yiyen Gökhan Gönül’e, düşen Burak’a da inanmadı. Ve sanki inansa, daha âdil bir maç çıkabilirdi ortaya. Eylül’de Letonya ve Hollanda’ya karşı daha âdil bir hakemle oynama ihtimali, umutlanmak için küçük bir neden sanırım…

6) Krasnozhan’ın da kobay olarak bizi seçmesi!

Sahanın bir başka acımasızı da bence, Kazaklar’ın Rus teknik direktörü Krasnozhan’dı. Rus Ligi’nde bir zamanlar çok geçerli bir hocaydı Krasnozhan. Ama Lokomotiv Moskova’yı çalıştırırken bir Anji maçında manipülasyon yaptığı iddiası güzel çıkışını şüpheye uğratmıştı. Daha sonra göreve geldiği Anji’de de hiçbir resmi maça çıkmadan kovulması enteresan. Kovulma sebebi olarak bazı oyuncularla kurduğu bozuk ilişkilerin gösterilmesi, daha da enteresan.

Enteresan Krasnozhan’ın şimdiki görev yeri, Kazakistan… Kazaklar, çok sert bir futbol oynuyorlar ve Krasnozhan da bu durumdan çok şikayetçi değil. Umutlarını tamamen hava toplarına bağlamışlar ve geri kalan zamanda bolca tekme atıyorlar. Dün bizim oyuncularımızın bu kadar sert bir futbola karşı sakin kalmaları, reaksiyon gösterip lüzumsuz kartlar görmemeleri önemli bir gelişme kesinlikle.

5)Alper Boğuşlu etkisi

Kazaklar’ın ender gelişen hücumlarında attıkları toplam 4 şutu, Volkan Babacan’ın eksiksiz konsantrasyonu sayesinde acı vermeden atlattık. Geçmişte bu tarz maçlarda çok fazla sıkıntı yaşayabiliyorduk ve bu problemlerin temelinde performans istikrarsızlığı olan kalecilerimiz de vardı. Volkan Babacan, ilaç gibi geldi Türk futboluna. Üstelik Volkan Babacan’ı Başakşehir’de yıldızlaştıktan sonra değil, geçtiğimiz yaz seçtiler milli takıma. Ve bu seçimin ne kadar isabetli olduğunu, 1 yılda gösterdiği performansla ispat etti genç kaleci.

Tabii ki ulusal takımın file bekçisi seçimlerindeki bu isabette, kaleci antrenörü Alper Boğuşlu’nun hakkını teslim etmek gerek. Trabzon’da Onur’la Tolga’nın gelişimi muazzamdı. Alper Hoca, Trabzon’dan milli takıma geçtiğinden beri de kaleci seçimleri isabetli. Volkan Babacan’ın yanı sıra Ali Şaşal Vural’ın da kalıcı olacağına inanıyorum ben ulusal takım kadrosunda.

4) Orta sahada iyi bir üçlü yakalanması

Kazaklar’a karşı golü çok geç bulmamızın, 83’e kadar ecel terleri dökmemizin nedeni, lüzumundan fazla kontrollü 11 seçimimizdi. Evet, dün gece sahaya çıkan 11, sol bek dışında ideal 11’imiz. Ama rakip Kazakistan’sa, karşıda 9 kişiyle kapanan ve sadece korner fırsatı bekleyen bir takım varsa, bir B planını uygulamak için uygun bir gündü şüphesiz. Ve Terim, bu B planı için biraz geç kaldı.

Mehmet-Ozan-Selçuk orta sahasının bu maç için olmasa da, önümüzdeki Letonya-Hollanda dönemeci için ve yakın gelecek için çok iyi bir üçlü olduğunu düşünüyorum ben.

Ama Mehmet-Ozan-Selçuk orta sahasının bu maç için olmasa da, önümüzdeki Letonya-Hollanda dönemeci için ve yakın gelecek için çok iyi bir üçlü olduğunu düşünüyorum ben. Dün gece de Ozan Tufan’ın 2’de, 42’de, 45’te etkili şutları var. 37’de dripling sonucu Burak’a verdiği süper bir ara pası var. Mehmet’in 33’teki kafası ve 39’daki şutu, iki önemli gol fırsatıydı. Selçuk da gününde olduğunda bu orta saha, gidebilirsek Euro 2016 ve Rusya’2018 için hem defansif hem ofansif güven veren bir üçlü gerçekten. Terim’in de geride kalan 6 eleme maçının tamamında oynattığı iki adamın Mehmet’le Ozan olması boşuna değil kesinlikle.

3)Burak’ın mimiklerinin azalması

Dün gece 37’de Burak’ın kaleci Pokatilov tarafından düşürüldüğü pozisyonda mimiklerinin abartılı olmaması  önemli bir gelişme. Çünkü bu milli takımda hiçbirimiz, haksız kazanılan bir penaltıyı bırakın, bir taç atışı bile istemiyoruz. Âdil olmalarını, kazanacaklarsa hakkaniyetle kazanmalarını, kaybedeceklerse onurlarıyla kaybetmelerini istiyoruz. Her şey 3 puan değil.

Eğer Burak, 25’te Arda pası ona aktaramadığında ellerini iki yana açmaktan da vazgeçerse… 37’de Ozan harika bir ara pası attığı halde, dönüp “1’de ver” gibi gereksiz jestlerini bitirirse… Hem onun, hem de ulusal takım için daha iyi olacak şüphesiz.

2) Çalhanoğlu’nun 90 dakikayı tamamlaması

Çalhanoğlu, duran toplarda yeryüzünün en büyük silahlarından biri. Ama dün maça öyle kötü başladı ki, durmayan toplardaki hali için 15’te tabelada ismi gözükse şaşırmazdık! Daha ilk 10 dakikada 4 kötü pas… Kötü olmalarının nedeni de realist olmamaları… Yani her pası araya atmak zorunda olduğunu sanması, her pası asiste dönüştürme isteği. Üstelik soldan bindiren Shomko’yla birlikte geriye de gelmemesi cabası.

İkinci devrede merkeze gelince toparladı tabii. Araya daha yüzdeli attı. Savunma yükü de azaldı doğal olarak. Bu noktada Fatih Terim’e de onu 90 dakika sahada tuttuğu için kredi vermek gerek. Çünkü Çalhanoğlu bu takıma 10 yıl lazım. Üstelik Letonya ve Hollanda’ya karşı atacağı birer şut-birer pasla grubun kaderini değiştirmeye yetkin bir adamınız varsa, onu kazanmaya çalışmak, en doğrusu.

1)Arda-Hakan sarılması

Eylül’de umutlanmak için bir numaralı nedense, başka bir duygu… Geçtiğimiz Ekim’de bu milli takım sahaya, nefretten medet uman bir halde çıkıyordu. Kibirliydi, sevimsizdi. 8 ay sonra bugün bu duyguları biraz törpülemiş olmaları umut verici. Gökhan Gönül, Hakan Çalhanoğlu, Arda, Selçuk, Mehmet Topal, Semih gibi sevimli adamların üstüne kurulu bir milli takım, ülke tarafından benimsenmeye daha yatkın çünkü…

Maç sonu Arda’yla Hakan Çalhanoğlu’nun sarılmasını yakalayabildiniz mi bilmiyorum… Bu takım, Hakan’a sarılamıyordu 8 ay önce. Çünkü anlamsız bir şekilde dışarıdaydı Hakan… Şimdi Hakan’ın bu grubun bir parçası olması önemli bir gelişme. Eğer Ömer Toprak da ikna edilip milli takımın kulübesinde oturursa, Terim eksik bıraktığı o görevi de tamamlarsa, daha fazla umutlanacağız bu milli takım için…

Uğur Meleke

Uğur Meleke

Kaynak: Al Jazeera

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun