Erdoğan, “Biz demek zorundayız” – Fikrikadim

Erdoğan, “Biz demek zorundayız”

Seçimlerin ardından ilk kez konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “12 yılda Türkiye’nin büyük kazanımları oldu, bunlara halel gelmemeli. Şahsımın da bu konudaki sorumluluğu çok daha büyük, bunun bilincindeyim” dedi. Erdoğan, “Asla, kimse ben deme hakkına sahip değildir, biz demek zorundayız” diye konuştu.

Ankara’da ATO Congresium’da düzenlenen 4. Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet Töreni’nde konuşan Erdoğan, “Ülkemizin kazanımlarını korumak mecburiyetindeyiz, güven ortamının muhafazası şarttır” dedi ve “Herkes egolarını bir kenara koymalı, bir an önce ülkemizde hükümet kurulmalı ve kaldığımız yerden, devlette devamlılık esastır anlayışıyla bu süreç devam etmelidir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Asla, kimse ‘ben’ deme hakkına sahip değildir, ‘biz’ demek zorundayız. 12 yılda Türkiye’nin büyük kazanımları oldu, bunlara halel gelmemeli. Şahsımın da bu konudaki sorumluluğu çok daha büyük, bunun bilincindeyim” dedi.

“2023 hedefleri Türkiye’nin hedefleridir”

“12 yılda Türkiye’nin büyük kazanımları oldu. Büyüme rakamları açıklandı, mükemmel değil ama hamdolsun. 22 çeyrektir büyüyen Türkiye’nin bu performansının devamı ve güven ortamının devamı şarttır.”

“2023 hedefleri herhangi bir partinin değil, Türkiye’nin hedefleridir. En küçük bir kesintiye izin vermeden bu doğrultuda yürümeye devam etmeliyiz. Türkiye’yi hükümetsiz, başsız bırakan, egolarına mahkûm olanlar ne tarihe ne de milletimize bunun hesabını veremezler. Anayasal, yasal süreçte herkes egolarını bir kenara koyup bir an önce ülkemizde hükümet kurulmalı ve kaldığımız yerden devlette devamlılık esastır anlayışıyla bu süreç devam etmelidir. Bir adım dahi geriye gidişe asla tahammülümüz yok. 78 milyon insanımıza karşı sorumluluğumuz var.”

“Baykal’la paylaştım”

“Seçimler ülkemizin önünde yeni bir dönem açmıştır. Parlamentonun en yaşlı üyesi olması hasebiyle Sayın Baykal’ı davet ettim ve kendisiyle görüştük. Hem süreci değerlendirdik hem de bu işin kesintisiz ve süratle devamı için üzerime düşeni yapacağımı kendisiyle de paylaştım. Çünkü devam eden yatırımlarımız var ve bunların aksamaması lazım. Aksamalar milletime, ülkeme kaybettirir. Devlette devamlılığın esas olduğu bilinciyle şahsımın da, kendi şahıslarının da buna yardımcı olmaları gerekir, dedik. Bunu kendisiyle paylaştım.”

“Yüzde 86’nın üzerinde bir katılımın olması Türkiye’de demokrasinin nereden nereye geldiğini göstermesi açısından çok önemlidir. Demokrasisiyle övünen ülkelerin hangisinde bu oranda bir katılım var? Dikta rejimlerinde yüzde 100 bile olur, normal rejimleri söylüyorum.”

“Türkiye’nin hükümetsiz kalması anlamına gelmiyor”

“Seçim sonuçları, milletimizin tek bir parti iktidarına imkân vermediği bir tabloyu takdir ettiğini gösteriyor. Bu Türkiye’nin hükümetsiz kalması anlamına gelmiyor. Bu dönemi en sağlıklı, hasarsız şekilde geçirebilmemiz için partileri soğukkanlı düşünmeye ve ülkenin geleceği için sorumluluk almaya davet ediyorum. Sorumluluklarımı yerine getireceğimden kimsenin şüphesi olmasın. Meclis’te temsil edilen partilerin kanunlar çerçevesinde tercihlerini krizden değil çözümden yana kullanacaklarına inanıyorum.”

Batı medyasına suçlama

“Umutlarını Türkiye’nin krize ve kaos ortamına girmesine bağlamış olanlar inşallah bir kez daha hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Batı’nın, Batı medyasının şahsıma yönelik tüm çirkin, agresif, seviye kaybına uğramış açıklamalarını tabii ki çirkin bulduğumu açıklamak durumundayım. Bu tahammülsüzlüklerini anlamak mümkün değil. Demek ki doğru yoldayız. Onlar övgü yağdırsaydılar kendimden şüphe etmem gerekirdi.”

“Önce kendilerini ıslah etmeliler”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında ayrıca Batılı ülkeleri göçmen politikası üzerinden de eleştirdi. Türkiye sınırında bulunan, Suriye’nin Tel Abyad ilçesindeki çatışmalardan kaçıp Türkiye’ye sığınanları hatırlattı.

“Geçmişinde sömürgecilik ayıbı olmayan tek toplumuz. Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de aynı anlayışla hareket ediyoruz. İnsanları derisinin rengine, yaşadığı yere ve diline göre ayırt etmedik, etmeyiz. Dünyanın en eski eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan bu topraklar yeniden aynı misyonu üstlenme çabasında.”

“Sömürgecilik ve kölelik şekil değiştirerek ama maalesef aynı mantıkla bugün de sürüyor. Batı’da israf edilen gıdanın Afrika’da bütün açları doyuracak kadar olması sürdürülebilir değildir. Orta Afrika’daki Victoria Gölü’nde çıkarılan balıklar Batı ülkelerine götürülürken, bunların kılçıklarının bile bölge halkına çok görüldüğü bir düzeni kabul etmemiz mümkün değildir. Altında altın, petrol, elmas kaynayan toprakların üzerinde yaşayan insanların sefalet içinde yaşadığı bir düzeni kesinlikle adaletli bulmuyoruz. Gece uzaydan dünyaya bakıldığında kimi yerler ışıl ışık yanarken, kimi yerler derin karanlığa boğulmuşsa burada bir sorun var demektir. Bu düzen eninde sonunda tıkanmaya, çökmeye mahkûmdur. Türkiye bu konuda tarihi olarak sorumluluk sahibidir.  Biz işte bunun için dünya 5’ten büyük diyoruz. BMGK başta olmak üzere dünyadaki haksızlıkları önleme sorumluluğu olan kurumların önce kendilerini ıslah etmeleri gerekiyor.”

“Onlar boğulmaya mahkûm ediyor”

“Tel Abyad’da Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran Batı, ne yazık ki onların yerine terör örgütü PYD ve PKK’yı yerleştirtiyor. Buna biz nasıl olumlu bakabiliriz? Bu Batı’ya nasıl samimi olarak bakabiliriz? 15 bine yakın insanı biz Ege veya Akdeniz’de bırakmadık, açtık kucağımızı ve kabul ettik. Ama Batı’yı da görüyoruz. Onlar boğulmaya mahkûm ediyor. Ama biz buna müsaade edemeyiz. Biz buyuz. Batı’yı da görüyoruz. Sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz.”

-Al Jazeera-

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun