CIA eski başkanı Porter Goss seçimde kime çalıştı? – Fikrikadim

CIA eski başkanı Porter Goss seçimde kime çalıştı?

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Şubatın son haftasında Halil Şıvgın’ın genel siyasi değerlendirme yaptığı dar katılımlı bir toplantıda bulundum. Farklı meslek gruplarından iştirakçilere konuşan Anavatan Partisi kurucu üyesi ve sağlık eski bakanı Halil Şıvgın, Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri değerlendirmişti. 7 Hazirandan üç ay önceye denk gelen bu konuşmasında; muhtemelen Ak Parti’nin oy kaybına uğrayacağını, tek başına iktidar olabilecek milletvekili sayısına ulaşamayacağını, koalisyon hükümetinin kurulacağını ve bir buçuk yıl sonrada erken genel seçime gidileceğinin ön görüldüğünü bizlerle paylaşmıştı. Herhalde ortaçağda yaşasaydım kendisine medyum muamelesi yapardım.

6 Mayıs 2015’te “Pensilvanya’nın gölgesinde Türkiye seçimleri ve Kürtlerin geleceği!”nden söz ederken; Türkiye’de seçimlerin Pensilvanya tartışmalarının gölgesinde geçtiğini belirtmiştim. Nitekim Pensilvanya’nın gölgesi seçim sonuçlarının üstüne karabasan gibi çöküverdi. Sonuç ortada. Yüzde %11 civarındaki oy erimesinin sorumlusu hiç kuşkusuz ki Ak Parti’nin kendisi. Ak Parti’nin seçim stratejisi resmen çöktü, iki başlı bir görüntü seçmene itici geldi. Bir başka neden de Amerikalı danışmanların yanlış yönlendirmesi galiba. Geçtiğimiz ay The Intercept, Porter Goss’un Ak Parti hükümetiyle anlaştığına dair ABD Adalet Bakanlığı’ndaki kayıtlara ulaştı ve bunu kamuoyu ile paylaştı. The Intercept Şubat 2014 yılında bir online yayına başlatılan bir haber sitesi.

The Intercept NSA belgelerini ele geçirip yayınlamakla tanınıyor. Türkiye’de bazı medya organlarında neşredilen; Amerikan gizli haber alma örgütü CIA eski başkanlarından Porter Goss’un danışmanlık hizmeti ve lobi çalışmaları için Ak Parti hükümetiyle anlaştığı haberleri The Intercept kaynaklıydı. Haberin içeriğinden anlaşılan Dış Temsilciler Tescil Yasası kayıtlarına göre hali hazırda Amerika’da Türkiye adına faaliyet gösteren Dickstein Shapiro danışmanlık firmasının bünyesindeki Porter Goss’un bundan sonra Türkiye lehine çalışacağı, Goss’un Türkiye’ye anti-terörizm dahil çeşitli konularda danışmanlık yapacağı ayrıca ABD Kongre üyeleri arasında ‘Türkiye’nin önemine dair’ lobi faaliyetleri yürüteceği. CIA eski başkanlarından Porter Goss’un danışmanlık hizmetinin 7 Haziran seçimleri ile ilgili olup olmadığının takdiri sizin.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim süresince meydan toplantılarında konuşması eleştirisi konusuydu. Ben şahsım adına tertiplenen açılış programları, mitingler ve buralarda Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının içeriğine yönelik bilgilendirme ve yönlendirmenin kasıtlı şekilde seçim sonucuna olumsuz etki yapması amaçlı olduğunu düşünüyorum. İsterseniz konuyu biraz açayım; Cumhurbaşkanı Kenan Evren, seçimlerden iki gün önce, 4 Kasım 1983’te ANAP’ı ve genel başkanı Turgut Özal’ı ad belirtmeden hedef alan bir televizyon konuşması yaptı ve halkı bu partiye oy vermemesi konusunda uyardı. Halk askeri cuntanın Turgut Özal ve partisine yönelik bu konuşmasını, milli iradenin tecellisinin engellenmesi olarak algıladı ve sandıkta ANAP’a yüklendi.

Yakın tarihimizden bir başka olayda Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesinde yaşandı. Dönemin Genelkurmay Başkanı  Yaşar Büyükanıt” Yaşar Büyükanıt tarafından bizzat kaleme alınan bildiri, demokrasiye müdahaleden başka bir şey değildi. Türk Silahlı Kuvvetleri adına Genelkurmay Başkanlığı’nın  Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısı ile 27 Nisan 2007 tarihinde gece saat 23: 20’de yaptığı  lâiklikle ilgili açıklama, Kenan Evren’in ANAP karşıtı konuşmalarını aratmayan şekilde düzenlenmişti.

Türkiye kamuoyunda hâkim olan görüş; 27 Nisan Genelkurmay Başkanlığı Basın Açıklaması’nın mevcut siyasi iradeyi hedef alan muhtıra” olduğu yönündedir. Bildiri internet aracılığıyla verildiği için “e-muhtıra” olarak da adlandırılmıştı.  27 Nisan gece yarısına az bir zaman kala resmi internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada adaylık süreci ile  23 Nisan öncesi yurdun birçok yöresinde laiklik karşıtı ve din bezirgânlığı olarak nitelendirdikleri olayların gelişiminin vahim derecede olduğu ve bunun rejime meydan okuma olarak değerlendirilmesi gerektiği yer almış, bununla birlikte TSK’nın yasalar ile kendine düşen görev ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyecekleri de dile getirilmişti. Kenan Evren ve Yaşar Büyükanıt’ın siyasilerle ilgili aleyhte çalışmaları tam tersine sonuç vermişti.   Kenan Evren’in oy vermeyin dediği Turgut Özal sandıktan birinci çıktı, Yaşar Büyükanıt’ın bildiriyle önünü kesmeye çalıştığı Abdullah Gül cumhurun başkanı oldu. Onlar aleyhte çalışıp lehte sonuç aldılar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ak Parti’ye dört yüz milletvekili isteyen konuşmaları ise seçmenin hoşuna gitmedi, tarafsızlık yemini eden Cumhurbaşkanının Ak Partiye açık desteğini diğer siyasi partilere haksızlık olarak yorumladı ve Ak Parti’ye oy vermekten kaçındı.

Benzer şekilde; Başbakan Davutoğlu’nun seçim meydanlarında özellikle HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı hedef tahtasına yerleştiren konuşmalarını bazı politika uzmanları, HDP’nin barajı aşmasına küçük bir katkı şeklinde yorumladı. Bu uzmanlara göre “Stratejik Derinlik”  isimli kitabı bulunan Başbakan Prof Dr. Ahmet Davutoğlu, bu çıkışlarını bilinçli yaptı. Neden yaptı? Daha öncede açıkladığım gibi Türkiye’nin siyasi çıkarları açısından HDP’nin TBMM’de temsili çok önemli.  Barzani bugün yarın bağımsızlığı ilan edecek. Türkiye sınırlarının ötesindeki bağımsız bir Kürt devletinin Türkiye Kürtleri üzerinde bir cazibe oluşturmaması açısından, HDP’nin meclise girmesi önceden planlanmıştı.

İster derin devlet deyin ister üst akıl deyin işte o güç yani o yapı, HDP’nin barajı aşarak TBMM’ye girmesini istedi. Aşırı sol örgütlerden, marjinal gruplardan tutunda Alevilere hatta F Tipi yapıya kadar birçok kesimin HDP’nin barajı aşması için seferber edilmesinin arka planında bu düşünce vardı. Oslo görüşmelerinde hükümeti vatana ihanetle suçlayan F Tipi yapı, terör örgütü nitelendirmesi yaptığı PKK’nın politik uzantısı HDP’ye oy verilmesi çağrısı yapabilecek kadar değişti, dönüştü.  Ve en önemlisi Türkiye’de derin bir damar, seçim sonuçlarından başkanlık seçimini onaylayacak bir tablonun çıkmasını istemiyordu. Seçimin bu şekilde sonuçlanmasının arka planında bunlar ve diğer etkenler vardı.

F Tipi yapı Ankara, İstanbul ve İzmir’ de toplam 6 aday çıkardı ve 243.022 oy aldı. Bu adayların hiçbiri seçilemedi. Bağımsız adaylar F Tipi yapının bir tür hedef şaşırtmacasıydı. Yapı içindeki mütedeyyin kitlenin bu aday listesiyle oyalanması ve gözlerinin boyanması sağlanırken, diğer taraftan orta Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz ve Ege’de oylar MHP’ye, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da HDP’ye yönlendirildi. 20 Ocak 2015 Salı tarihli Zaman Gazetesinde Şahin AlpayBu seçimde HDP’ye mi oy vermeli?” sorusunun cevabını, “Erdoğan’ın, bir şekilde başkan olmayı başarırsa ülkeye verebileceği zararları düşünmek dahi istemiyorum. Erdoğan’ı durdurabilmenin tek yolu, tek çare HDP’nin barajı geçmesi ve Meclis’te temsil olunması. Eğer Erdoğan’ın ihtirasını gemlemek istiyorsanız, bu hiç içinize sinmese bile, tek çare HDP’ye oy vermek. Evet, taktik oylar HDP’nin barajı geçmesine yetmeyebilir; HDP’nin asıl AKP seçmeni Kürtlerden oy alması gerekir. Demokrasiyi savunanlar açısından HDP’den başka çare yok.” sözleriyle vermişti.

HDP’ye oy verme çağrısının Şahil Alpay’a yaptırılması F Tipi yapının şark kurnazlığını gösteriyordu. Alpay cemaatten biri değildi gazeteye dışarıdan yazıyordu ve sözde cemaati temsil etmiyordu. Bazı doğu illerinde polis lojmanlarındaki seçim sandıklarından HDP’ye blok oyların çıkmasının nedeni şimdi daha iyi anlaşılmıştır umarım. Bu arada Ekrem Dumanlı’nın Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gülten Kışanak’la görüşmesini de unutmamak gerekiyor. 

Seçim sonrası Ak Parti içinde başını üç dönem milletvekilliği yapmış olan partinin kıdemli üyelerinin çektiği lider bir kadronun kademeli olarak Ak partiyi ele geçirme operasyonlarına başlayacakları söyleniyor. Bu isimlerden bazılarının Milli Mücadele kökenli olmasına özellikle dikkat çekmek gerekir. İl teşkilatlarına kendi adamlarını yerleştirmeye çalışacaklar. Son aşamada Abdullah Gül’ü hareketin başına geçirecekleri iddiası mevcut. Mücadelenin partiden kopmadan parti içinde yapılacağının özellikle altı çiziliyor. Öncelikli hedef Ak Parti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yörüngesinden çıkarılması.

Seçim sonuçlarının Ak Parti genel merkezinde sürpriz görülmediği biliniyor. Seçim anketlerinin genel merkeze düşmesinden sonra Ak Parti kurmaylarının hangi partiyle koalisyon yapmanın ülke ve parti çıkarlarına uygun düşebileceği konusunda çalıştıkları söyleniyordu. Demek doğruymuş. Koalisyon formülleri üzerinde durulduğu bugünlerde sizleri fazla yormadan gelinecek noktayı söyleyeyim. Davutoğlu hükümeti kurma yetkisini Cumhurbaşkanından aldıktan sonra TBMM’de grubu bulunan parti genel başkanları ile görüşecek. HDP ve MHP koalisyonda yer almayacak. Ancak onlarla görüşülerek olmazı oldurmanın yolları aranacak. Koalisyon hükümetinin diğer ortağı CHP olacak. Ak Parti CHP koalisyonu her ne kadar iş çevrelerinin ve halkın isteği gibi algılanacaksa da asıl kurucu güç, HDP’nin TBMM’de olmasını isteyen ve başkanlık sistemini şimdilik erken bulan derin devlet üst akıl. Merak etmeyin derin millet de kullandığı oy ile derin devlet üst akılın işini kolaylaştırdı. Derin devlet üst akıl CHP’den dört eski bakanın yüce divanda yargılanmasını, başkanlık sisteminden vaz geçilmesini, Cumhurbaşkanı ile Ak Parti ve hükümet arasındaki yasal mesafenin korunmasının mutabakata dâhil edilmesini çoktan dikte etti bile. Bu koalisyon aktörü hangi siyasi parti olursa olsun dikte edilen talepler asla geri alınmayacaktır. Ne kadar doğru bilmiyorum ama konudan haberdar olan eski bakanlardan Zafer Çağlar çoktan İngiltere’nin yolunu tutmuş.

Twitter:@ oc32oc39    

omurcelikdonmez@hotmail.com    

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

9 adet yorum var.

  1. Kemal Beşik dedi ki:

    Yazınız gerçekten mükemmel önümüzdeki 5 yıl içersinde hdp merkez sol ve yumşatılarak sisteme entegre edilecek chp biraz daha entel sol olarak kücülecek şimdi akp yarın ismi değişirmi bilmem ama buda milliyetci muhavazekar yapıya donuşecekki mhp elindeki tek kozu alacak mhp de küçülecek eğer sistem dogru işlerse iki yapı kalıyor başkanlık siteminin holigramı gibi değilmi ?

  2. cihangir İskender dedi ki:

    gizli kapaklı işlerin devri kapananalı çok olduydu akpliler daha uyanamadı.

  3. Şakirt Nuri dedi ki:

    Hizmet hareketine Amerikancı yaftasını vuranların kimlerle kolkola dolaştıkları meydanda kardeşim, etme bulursun dünyası

  4. Asil Murat dedi ki:

    Hocam gerçekten güzel yorum. Ağzınıza sağlık.
    Ak Parti CHP hükümeti kurarsa geride HDP ve MHP kalıyor. Peki hükümetin Ak dediğine ikisi beraber kara mı diyecek. 🙂 Her zaman aynı safta mı olacaklar.
    Hocam bu sorularıma cevap verirseniz sevinirim.
    Ak parti ile CHP hükümeti kurarsa bu HDP ve MHP’nin işine yarar mı?
    Selahattin Demirtaş halk tarafından çok sevildi. CHP’nin başına geçme ihtimali var mı?
    Ak parti ile HDP hükümeti kurarsa Milli Eğitim Bakanı LEYLA ZANA, Dışişleri Bakanı’da Abdullah Öcalan’ın yeğeni Dilek ÖCALAN olursa ülkenin hali ne olur 🙂

  5. muharrem dedi ki:

    gavur kılıncını çalacak olan adamlara destek veriyor

  6. muharrem dedi ki:

    asil murat kardeş
    her taraf anlaşmayan biz olmayacağız derler ancak anlaşmakda istemezler
    erken seçim ve kaos dönemine giriyoruz
    hükümeti cumhurbaşkanı kuracak gibi
    2 yıllık dönem dolmadan özlük hakkını kazanamayan 300 e yakın vekilin itirazı olur ancak
    ekimde erken seçim düşük bir ihtima
    chp bir kaç bakanlıkla yetinirse belki akp +chp olu ancak o dahi kısa ömürlü olur
    BİR MUSİBET BİN NASİHATA BEDELMİŞ

  7. YALNIZ kURT dedi ki:

    bölücü teröristlerle kim müzakere masasına oturduysa hükümeti onlarla kursunlar derim, Devletin başına devlet geçmedikçe bize durmak yok Devlet Bahçeliyi ve tüm Türkleri Tanrı Korusun!!!!

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun