Kızılcık şerbetinin maliyeti ve temennamızın mahiyeti – Fikrikadim

Kızılcık şerbetinin maliyeti ve temennamızın mahiyeti

Abdurrahim Zararsız

Abdurrahim Zararsız

Yıl 1996. Yozgat’ta özel sektörde çalışıyorum. SSK’lıyım. Asgari ücretin az üstünde ücret alıyorum. Bu arada asgari ücret net:11.339.802 TL (Bu günün parasıyla 11 Lira 34 Kuruş) İkinci çocuğumun doğumu yaklaştı. Yozgat’ta SSK Hastanesi yok. Onun yerine bir apartman katında SSK Polikliniği var. Dolayısı ile doğum Devlet Hastanesinde olacak. SSK lılar devlet hastanelerinde ancak para ile işlem yaptırabiliyorlar. Uzatmayayım. Doğum gerçekleşti. İkinci oğlumuzun adı Tayyip Talha. Eşimi ve yeni doğan çocuğumu hastaneden çıkara bilmem için ödemem gereken ücret, peşin ödediğim takdirde aile bütçesini bir hayli sarsacak bir miktar. Ne yapacağız? Senet yapacağız. Hatırlı kişileri araya sokup üç ay vadeli senetleri imzalayıp sıcak yuvamıza dönüyoruz. Gözümüz aydın.

Mayıs 2015. FİKR-İ KADİM yazarlarından Muhammed Işık kardeşimin Ayın 28’inde bir erkek evladı dünyaya geldi. (Allah bağışlasın. Analı babalı büyütsün) Bir kuruş hastane masrafı ödemediği gibi ilk çocuk olması hasebi ile de anne, 300 TL para alacak Devletten. “Abi, 114 TL de bana vereceklermiş” diyor. Gözümüz aydın.

Haziran 2015. Tayyip Talha 19 yaşında bir üniversite öğrencisi. Yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra 7 Haziranda hayatının üçüncü oyunu kullanmaya hazırlanıyor. İlk ikisini, seçebilme yaşını 18 düşürerek kendisine seçme hakkını tanıyan iradeden yana kullanmış. Ama bu üçüncüsünde aynı iradeyi temsil edenlere karşı Talha’nın da abisinin de soruları ve itirazları var.

Çözüm süreci ile ilgili bir takım endişeleri ve itirazları olsa da gerekli olduğuna inanıyorlar. Lakin doğup büyüdüğü ilin her seçimde iktidara % 60’ın üzerinde destek vermesine rağmen, standart hale gelmiş hizmetlerde bile, güney doğudaki illerin neredeyse tamamını yıllarca geriden takip ediyor olmasına bir anlam veremiyorlar.

Diyanete Mercedes üzerinden yüklenilmesini yanlış buluyorlar ama onu kollamak adına Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı çıkışları daha da yanlış buluyorlar. Egemen Bağış’ı, kol saatini ve “makara” sını bir türlü sindiremiyorlar.  Maliye bakanı Mehmet şimşeğin “çerez parası” ise bir hayli sarsmış durumda geçleri. 17-25 Aralık olaylarını onca tevile rağmen henüz hazmedememişken bu artçıların tesiri ile yıkıntı altında kalmaktan hep beraber korkuyoruz. Allah korktuğumuzdan emin eylesin.

Talha’nın doğum hikâyesini ilk defa anlatıyorum kendisine. Şu anda Yozgat’ımızda Devlet hastanesinden başka,  Müstakil bir Kadın- doğum hastanesi, Ağız ve diş sağlığı hastanesi, bir de özel hastane olduğunu hatırlatıyorum. Şehrimizin üniversitenin yanı sıra Tıp Fakültesi Araştırma hastanesine kavuştuğunu da ekliyorum. Yozgat Şehir hastanesinin inşaatının devam ettiğini söylemeden de geçmiyorum. Türkiye’de ilklerden biri olacak(tı). Yine 1996 yılında Yozgat Devlet Hastanesine ait, mızmız iki ambulanstan biri ile Ankara’ya yetiştirmeye çalışırken Elmadağ’daki kıvrım kıvrım virajlardan birinde Rahmetli babaannelerinin ruhunu teslim ettiğini de hatırlatıyorum. Başımız sağ olsun.

7 Haziran Pazar. Kol kırılır yen içinde kalır, kan tükürsek te kızılcık şerbeti içtik sayalım diyoruz.  Bu dava, sadece bizim davamız değil, tüm dünya mazlumlarının davası diyoruz. Kendisine başörtüsü ile okuma imkânı sağlayan “demokratlara” ilk oyunu dört yıl sonra atabilmek için sabırsızlanan kızımızı evde bırakıp okula yöneliyoruz. Atacağımız her oy, başını İngilizlerin çektiği haçlı zihniyetine sıkılmış birer ok olsun temennisi ile sandığa gidiyoruz ve dört adet oyu “Ya Allah Bismillah” deyip atıyoruz. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun.

Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur babından da olsa artık gerçekleri söylemenin zamanıdır. Tam zamanıdır, Yen’imizi katlayıp sıvayarak, yukarıda gençlerin dillendirdiği sebeplerden mütevellit kolumuzun kanadımızın kırık olduğunu göstermenin. Tam zamanıdır, milletvekili adaylarının seçiminden teşkilatların gevşekliğine kadar benzer daha onlarca yanlışın sebep olduğu ve içimizi acıtan yaralardan kaynaklı ağzımızda biriken kanı, sorumlularının yüzüne tükürürcesine haykırmanın.

Geçmiş olsun. Bir yol kazası olmuştur o kadar. Temennimiz hasar tespitlerinin doğru yapılmasıdır. Zahirde “Durmak yok yola devam” dememiz için bir mani gözükmüyor. Allah beterinden saklasın.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun