Cennet Annelerin Ayakları Altındadır… – Fikrikadim

Cennet Annelerin Ayakları Altındadır…

Burak Bozkurtlar

Burak Bozkurtlar

Bu hadisi şerifle de olduğu gibi insanların algılayabilmesi için bir sır verilmiştir. Ancak yazacaklarımın net anlaşılabilmesi için bir detayı hatırlatmam gerekiyor…

Öncelikle insan zekası algılayabildiği kadardır. Beynin ortalama %3,5 luk kısmını kullanan insanlar arasında kimsenin kimseye bir üstünlüğü olamaz. Ayrıca bilgiyi saklamak çok ciddi insanlık suçudur. Kısacası bilgi paylaşılınca güzel…

Peygamber efendimiz s.a.v bilindiği gibi benim ismimin anlamı olan bir binek ile miraç hadisesini yaşamış ve mantık olarak uzaya giden ilk insan olmuştur. Hatta şimdilerde dillerden dile gezen paralel evrenler teorisinden, ışınlanma gibi kavramları yaklaşık 1400 yıl önce yaşayarak insanlığa ışık tutmuştur. İnanmayan insanların bile bu hadiseyi bilerek araştırma yaptığı ve uzaya gidip gelmelerin başladığını da bizzat görebiliyorum. Ancak asıl önemle dikkat kesilmesi gereken bir durum var. Zaman ve mekan kavramı. Allahu c.c. bu kavramlardan münezzehtir. Bu münezzehlik durumu ise zaman ve mekan kavramı içinde yaşayan canlılar tarafından algılanamaz bir konudur. Bizler için gerçeklik denen kavram zaman ve mekan kavramı içinde 5 duyu organı ile hissedilen ve bir tık ötesi 6. His ile anlaşılabilmektedir. Kısacası başta belirtmek istediğim önemli uyarı bu konu ile alakalıdır.

1-  İnsan zekası algılayabildiği kadardır ve kimin ne kadar algılayabildiği zekasına inancı ve inandığı değerlere orantılıdır.

2- Zaman ve mekan kavramı içerisinde somutluğu yaşanmamış herşey teoridir. Einstein söyleyince dilden dile yayılan teoriler ütopik olmuyor ama bizlerden biri dile getirince ütopik olarak nitelendiriliyor.

3- Kuran-ı Kerim tüm ilim, bilim, gerçeklik gibi kavramları içinde barındıran ve algı gücünü arttıran bir nimettir.

Bu doğrultuda, Kainatın tüm sırları ana rahminde gizlenmiştir diye bir teori ortaya atıyor ve zaman ve mekan kavramı üzerinden somut bilgiler vermeye çalışacağım.  Mahlukatların en şereflisi olarak adlandırılan insan, düşünme kabiliyetine sahip ve bilim tarafından düşünen hayvan olarak kabul görmüş olan insanın özgür iradesi vardır. İnsan isterse su içer isterse kola yada içmemeyi tercih eder. Hatta kendi yaratıcısına isyan da edebilir. Günümüzde bakıldığında canlılar içinde şeref ve onurdan yoksun hareketler sergileyen tek canlı türü de insandır. Bu tüm insanlığın vahşi olduğu anlamına gelmez ama kimsenin inkar edemeyeceği bir şey var o da dünyanın gidişatı hiç iyi değil… Yakın zamanda güneş sisteminden bilmem kaç trilyon ışık yılı uzaklıkta ve parlaklıkta bir güneş sisteminin daha keşf edildiği yayınlandı. İnsanlıkta bu dünya yok olursa nerede yaşarız diye bir çaba içerisinde hummalı çalışmalar yapıyor ve yapmalı da. Ancak bilgi rahmani ve şeytani, daha bilimsel bir dille, negatif etkili ve pozitif etkili olmak üzere ikiye ayrılır.

Popüler bilimler arasında yerini alan quantum fiziğinin temel konusu düşünce gücü üzerinedir. Birine yoğunlaşırsanız bir yerde görebilir, kaybolan eşyanızın geri geleceğine inanırsanız gelir yada herhangi bir etki negatif yada pozitif olarak sonuç tetikleyebilir. Bir tık ötesi ise, bilinen en hızlı hız türü ışık hızıdır denir ancak elbetteki düşünce hızıdır. Haydi lütfen 7- yaşındaki halinize gidin ve annenizle yada babanızla olan bir anınızı yaşayın. Ama bu soyut derseniz, ışık hızıda biliniyor, kabul görüyor ancak somutluğu yaşanamıyor yada teknoloji yetmiyor şu an için. İşte bu noktada gerek quantum gerek ilim teknolojileri diyelim hiç önemli değil. İnsan isterse istediği an istediği yerde olabilir. Buna en iyi örnek bizlere miraç hadisesinde bildirilmiş. Ancak bu izinler ile mümkün oluyor. İnanmayanların da temelinde inancın yattığı bilinen bir gerçek. Hiç bir şeye inanılmasa, adına vicdan denilen bir kavrama inanılıyor. O yüzden okurken nötr olalım.

Yada Nuh a.s. ın gemisi dahada farklı bir örnekleme ile yusuf a.s., ibrahim a.s. gibi peygamberlerin yaşadığı tüm hadiseler farklı ama günümüzde her birinin yaşandığı hadiselerdir. Paralel evrenler teorisi burada devreye girebilir. Çünkü ana rahminden önce ruhlar alemindeydik ve her ana bir dünya doğuruyor da diyebiliriz. Hangi bebek suçludur? Hep tertemiz deriz, bırakın insan bebeğini tüm bebek canlıların bir şirinliği vardır. Özellikle hayvanseverlerin farkında olduğu bir detay vardır. Örneğin köpekler 1 yaşına kadar çocuk 2 yaşında genç 3 yaşında ise olgun ve yaşlanıyor diye biliniyor. Yani 3 yaşındaki bir köpek 21 yaşında bir insan 4 yaşında 28 denilerek 7 artarak devam ediyor. Bence her göz bir gezegenin yansımasıdır. Zaten yıldız parçacıklarının dünyadaki tüm canlılarda olduğu da kabul ediliyor. O halde gezegenlerde canlı arıyor ancak somut veriye ulaşamıyoruz. Çünkü zaman ve maken farkları paralel evrenler teorisinde net olmasada insanın uzayda nasıl bir cihaz ile nefes alıyorsa gözlerimizin ve algılarımızında aynı cihaz desteği olmaksızın görebilmesi imkansız ve şu ana kadar somut canlı verisine ulaşamadığı da aşikardır. Dikkat ederseniz bebekler size bakarken etrafınıza bakarak gülücükler saçar yada korkmuşcasına ağlar. Sebebi ise, bebeklerin gözlerinde bizlerde olduğu gibi giderek artan bir perde sayısı yoktur.

Evet sıkı bir beyin jimnastiği oldu ve hakikaten yoruldunuz….

Herşey bir Elif ile başladı…

İnsanoğlu pozitif enerji ile hareket ederse kötülük fizik kuralı gereği yani negatif enerji fizik kanunları gereği azalır.  Düşünsenize bir dönem sınır tanımaz icraatler dünyaya hüküm sürdü. Örnek olarak roma imparatorluğu… şimdi ise romadan, lut kavmine kadar her yerden bir kırıntının yansıması yaşanıyor. Paralel evren değilde nedir bu? 

Yaşadığımız bu zaman ve mekan gerçekliğinin yeteri kadar algılanamdığını düşünüyorum. Yeteri kadar algılanmış olsaydı insanlar hiç bir teknolojik cihaz kullanmadan iletişim kurabilirdi. Bir alıntı yaparak bilgiyi aktarmak isterim…

İNSAN VÜCUDUNDAKİ ATOMLARIN SAYISININ EVRENDEKİ YILDIZLARLA KIYASI –
Bugün size Allah’ın yaratış mucizelerinden biri olan atomdan bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz gibi herşey; insanlar, hayvanlar, bitkiler, eşyalar, hava, su, toprak, tüm evren ve içindeki herşey yani gözümüzle gördüğümüz görmediğimiz her madde atomlardan oluşmuştur. Atomun içindeki son derece kompleks sistemler 20. yüzyıla kadar sırrını korumuştur, ama gelişen bilimle birlikte fizikçiler atomdaki kusursuz düzeni ve dengeyi  ortaya çıkarmaya başlamışlardır.

Şunu bir düşünün; Allah vücudumuzu atomlardan meydana getirmiştir, yediklerimiz de atomlardan oluşmuştur, nefes aldığımızda havadaki atomları soluruz, atomdan oluşan suyu içeriz. Dokunduğumuzda da derimizdeki atomlar eşyalardaki atomları iter; böylece de hissederiz. Şu anda da yaptığınız gibi okumamıza yarayan göz atomlarıyla yine atomlardan oluşan kitaplar veya bilgisayarlarla çalışma yaparız. Elbette herşey gibi tüm bu sistemler kesinlikle başıboş değildir, tesadüfen meydana gelmemiştir. Şimdi vereceğim bilgilerle atomun muazzam bir yaratılış harikası olduğunu ve atomların sayısındaki olağanüstü büyüklüğü siz de daha iyi kavrayacaksınız.

Vücudumuzdaki hücrelerin devamlı öldüğünü ve yerlerine yeni hücreler geldiğini biliyor muydunuz? Çok uzun süre yaşadığı bilinen beyin hücreleri de devamlı yeni besin alırlar ve ardından atık oluştururlar. Sonuç olarak ortalama her beş senede bir, vücudumuzu oluşturan her bir atom diğer başka atomlarla yer değiştirirler. Ortalama beş sene önce neye benzediğinizi belki hatırlarsınız ama bu yeni atomlar orada olmadıkları için bunu hatırlayamazlar.

Jefferson laboratuvarlarında yapılan araştırmalara göre 70 kiloluk bir insanın vücudunda ortalama 7 (1027 ) kadar atom vardır. Bu çok yüksek bir sayıdır. Şöyle düşünmeye başlayalım: Eğer her saniye birer birer arttırarak sayı sayıyor olsaydınız, 1.000.000 (bir milyon)’a gelmeniz 12 gününüzü alırdı. 1.000.000.000 (bir milyar)’a kadar saymak isterseniz de bu 32 senenizi alır. Sonuç olarak 1.000.000.000 (bir milyar) büyük bir sayıdır. Fakat konu atomlar olunca bu sayı çok küçüktür.

Bir milyarı her saniye birer sayı arttırarak saymak için 32 seneye ihtiyacımız olur, ancak aynı şekilde bir hücremizde bulunan atomları saymak için ortalama bir milyon iki yüz seksen bin seneye (1.280.000) ihtiyacımız olurdu.

Şimdi şu muazzam rakamı sizinle paylaşıyorum. Vücudumuzda, gözümüzle asla göremeyeceğimiz kadar küçük olan tüm hücrelerin her biri, içinde yaklaşık 250-350 milyar arası yıldız barındıran Samanyolu Galaksisi’ndeki yıldızların yüz katı daha fazla sayıda atom içerir. Vücudumuzda ise yaklaşık 100 trilyon hücre bulunur. Yani hesaplarsak insan vücudunda bulunan atom sayısı, evrendeki yaklaşık 250 milyar yıldızlı 250 milyar galaksinin içindeki tüm yıldızların toplamından daha fazladır.

Sonuç olarak biz hiç farketmeden, bahsettiğimiz tüm bu çok büyük rakamlara sahip atomların hepsi, vücudumuzun içinde ortalama beş senede yepyeni atomlarla yer değiştirmiş olurlar, tüm vücudumuz adeta yenilenir. Atomun sadece bu sayısal özelliği, (çünkü içinde de muhteşem bilgiler barındırmaktadır) bizlere ne kadar aciz olduğumuzu göstermekte ve Allah’ın sonsuz kudretinin delillerinden olmaktadır.

Teknolojinin hayvanlardan aldığı örnekler: Tırtıl taklidi yapan robot

Bazı tırtıl çeşitlerinin tehditle karşılaştıklarında hızlıca Q şeklinde sarmalanarak kendilerini tehlikeden uzaklaştırabilmeleri bilimadamlarının çok dikkatini çekmiştir. Tufts Universitesi mühendisleri de tırtılların bu özelliklerini taklit ederek yaklaşık 10 cm’lik hem gözetim hem de çevresel görüntüleme amaçlı robot üretmişlerdir.

Bilgi paylaşılınca güzel….

Yazımı bir kaç cümle ile sonlandırmak ve okurların talebine  göre devam edip etmeyeceğime karar vereceğimi bilmenizi istiyorum….

Düşünsenize samanyolu galaksisindeki yıldızlardan çok daha fazlasına sahibiz. Ve iletişim aracımız yalnızca düşünce gücü. Yani, klavyeye bastığım her bir tuş için zihnim ve parmaklarım adeta ahenkle dans ediyor evet bu muazzam olay kapasitemin bu kadar olduğunu gösteriyor.  İnsanda bulunan elementler arasında uranyumun olması ve atomlardan meydana gelmiş olmamız en büyük atom bombasının insan olduğunu gösterir. Zaten yaşanan zulüm ve vahşetin bir tık altı teorimi destekliyor.

Evet cennet annelerin ayakları altındadır… Kainatın tüm sırları ana rahminde gizlidir…

İnsan zekası algılayabildiği kadardır ve pozitif algı için çabalamakta fayda var. 

Sana kötüsün diyenlere aldırma, banada kötü dediler, atomu parçalayıp ellerine verdim…

Einstein…

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun