Hepimiz birimize karşı – Fikrikadim

Hepimiz birimize karşı

Hepimiz birimiz için mi yoksa birimiz hepimiz için mi? Spor yazarı Kaan Kural, NBA finali öncesi iki takımın oyun planını değerlendirdi. Kural’a LeBron James’e rağmen şampiyonluk ibresi Golden State’den yana.goldenstate1

Kaan Kural / Al'jazeera

Kaan Kural / Al Jazeera

 

Cleveland Cavaliers ve Golden State Warriors o kadar farklı basketbol ekollerini temsil ediyorlar ki. Aynı ebeveynlerden olduğuna inanmakta güçlük çekeceğiniz kardeşler gibiler.  Elbette etkisi olsa da sadece Doğu ve Batı basketbol kültürlerinin yansımaları da değil bu. Temel yapısal ve stratejik farklılıklardan bahsediyoruz.

Cleveland sezon başında LeBron James’in takıma katılması, Kevin Love’ın da takasla gelmesiyle eldeki Kyrie Irving’le birlikte yeni bir büyük üçlü yarattı. Önceleri hayli bocalasalar da işler zamanla daha iyiye gitti ve özellikle sezon ortasında yapılan takaslar sonrası taşlar yerine oturdu. Cleveland kral ve prensin veya Batman ve Robin’in takımı oldu. Diğer tüm oyuncular da bu iki başrol oyuncusunu tamamlayan/destekleyen rolleri aldılar. LeBron James ve Kyrie Irving’in yaratıcılığı üzerinden bir düzen oturdu Cavaliers’da.

LeBron James’in böyle özel bir etkisi var işte. Çevresinde doğru bir yapı kurarsanız herkesin oyununa değer katıyor. New York’da tamamen ne yaptığını bilmez şekilde dolanan JR Smith-Iman Shumpert ikilisinin değişimine bir bakmak yeterli. O kadar ki Atlanta serisi sırasında Smith instagram’da Shumpert’la birlikte Cleveland formalı resimlerinin altına “Birilerinin çöpü başkalarının hazinesidir” yazmıştı. Kendileri bile farkında durumun. Cavaliers’da bu ikili doğru pozisyon alırlarsa LeBron’un kendilerine doğru yerde topu ulaştıracağını biliyorlar. Verimli de oluyorlar. Doğru alan paylaşımı yaparsanız, savunmayı allak bullak eden LeBron size en doğru zamanda o boş şutu atmanız için pası verecektir.

Veya Timofey Mozgov ve Tristan Thompson. Doğru perdeyi yapıp, içeri iyi devrilirlerse topu alacaklarını biliyorlar. Hücum ribaundu zorlamaları gerektiğinin farkındalar. Bunu da sonuna kadar zorluyorlar. Sadece hücum değil savunma da LeBron’un etrafında şekilleniyor. Üst üste 5. kez final oynayacak olan LeBron oyun kurucudan pivota kadar herkesi savunabildiği için o dinlenmek için kolay bir eşleşme alsa da maç sonunda rakip yıldızın başına dikilse de etrafında görev paylaşıyorlar. Bunun tek istisnası bir diğer yıldız Kyrie Irving. O Robin rolünde. LeBron’dan beslenmiyor, ona destek oluyor. Bağımsız, ikinci bir sürükleyici/yaratıcı rolünde. LeBron’un fiziksel güç ve patlayıcılığını, çeviklik ve top kontrolü ile tamamlayan bir en iyi yardımcı erkek oyuncu konumunda. Bağımsız ilerleyen ama ana senaryoyu besleyen bir yan hikayenin kahramanı konumunda.

‘Bu LeBron basketbolu. “Birimiz, hepimiz için” yani’

Aslında oyunu çok daha kolaylaştırmak bu. Ve çok basit ama etkili bir başarı formülü. Rolleri belirle, temele indirge, bırak sorumluluğu herkes ve her şeye katma değer katan bir süper yıldız bunu parlatsın. Nitekim sezonun ikinci yarısında yükselişe geçen, play-off’da yaşanan Love ve Irving sakatlıklarına rağmen daha uyumlu ve etkili bir basketbol oynayan Cleveland’ın sırrı burada. Herkes bu senaryoda rolünü benimsedikçe Cleveland yükseldi. David Blatt bile benimsedi bu rolü. Onu Avrupa’dan tanıyan bizler için bu oyunun Blatt basketbolu olmadığını görmek zor değil. Bu LeBron basketbolu. “Birimiz, hepimiz için” yani. Herkes bunu desteklemek ve üzerine düşen rolleri en iyi şekilde yapmak zorunda. Şu ana kadar alınan sonuçlar da hep daha iyiye gitti.

‘Golden State tam tersi: Hepimiz birimiz için’

Golden State ise Cleveland formülünün antitezi konumunda. Onlar “hepimiz birimiz için” oyunu oynuyorlar. Belki de NBA tarihinin en büyük şutörü MVP Stephen Curry’ye sahip olmalarına karşın oyunu onun yetenekleri üzerine değil bütün parçaların ortak üretiminden yarattığı fırsatlar üzerine kuruyorlar. Yeni dönem basketbolun en rafine hali bu. Tamamen hareket, akıcılık, savunmanın reaksiyon veremediği pozisyonları bulmak ve bol bol şut atmak üzerine oynanan bir basketbol. Normal sezonda bunun şahikasına çıktı Warriors zaman zaman. O kadar ki kariyer üçlük yüzdesi %32 olan Draymond Green bile boş şutu atmaktan çekinmiyor.

 Herkese belli kalıplarda roller biçip, LeBron’un (ve kısmen Irving) bu rolleri zenginleştirmesi üzerine düzen oluşturan Cleveland’a karşı herkesin rolünü çok büyük oranda genişletip bu rolleri oyunun yarattığı fırsatlarla duruma göre sınırlayan bir yapıya sahip Golden State. Zaman zaman öyle tempoya çıkıyorlar ki sanki rakip hiç savunma yapmıyormuş gibi görünüyor. Ancak oyunlarının sırrı da bu zaten. Savunma reaksiyon veremeden saldırmak. Bunun için 5 kişinin de toplu veya topsuz aynı anda en uygun pozisyona hareketlenmesi, top ve oyuncu trafiğinin kusursuz bir koordinasyonla gerçekleşmesi gerekiyor. Bunu içselleştirmek, 48 dakikaya yaymak çok zor. Nitekim Golden State de zorlandı.

İki takımın normal sezon performansı ile play-off oyunları hayli farklı. Cleveland zaten dar olan kadrosunda kritik sakatlıklara rağmen oyununu her geçen turda keskinleştirirken, Golden State bocaladı. Aslında oyunları zıt olsa da play-off’da birbirlerine daha da yaklaştılar. LeBron kendi yaratıcılığında takım arkadaşlarını çok daha fazla oyuna dahil ettikçe, savunmanın önlem alamadığı boşlukları buldukça Cavaliers yükseldi.

Play-off atmosferinde hata yapmaktan çekinen, bazen frene basmak zorunda hisseden, rakiplerin özellikle geri koşarken çok daha çabuk savunma refleksleriyle adam bulması sayesinde zorlanan, artan savunma konsantrasyonunun daha az boşluk vermesiyle istediği akıcılığı azalan Warriors ise oyunu daha çok yıldızı Curry üzerine yıktı. Cleveland daha iyi görünürken, Golden State geri adım atmış gibi göründü.

Ama bunlar sadece görüntü. Doğru belki Cleveland daha iyiye gitti, Golden State de çok daha komplike olan yapısını henüz tam olarak cilalayamadı ama takımların hangi yoldan geldiğini de unutmamak gerekiyor. Cleveland karşısında çok sorunlu Boston, Chicago ve Atlanta takımlarını buldu. Golden State ise çok farklı sorunlar yaratabilen New Orleans, Memphis ve Houston’ı.

Peki birbirleriyle karşılaştıklarında ne olacak? Her şeyden önce Cleveland daha önce hiç görmediği kadar iyi bir savunmaya karşı oynayacak. Üstelik bu savunma çok hareketli. LeBron’un diğer oyuncuların etkinliğini arttırmasına engel olacak kadar hareketli. LeBron’u yavaşlatacak kadar değil belki ama savunmanın asıl amacı da bu olmayacaktır. Henüz halen tam iyileşmeyen Robin’in Batman’e ne kadar yardım edeceği bu açıdan çok daha önemli. Çünkü bölük pörçük de olsa üretimi ikinci bir kaynaktan desteklemek şart.

Peki Cleveland savunması ne yapacak Golden State’e karşı? Zaten bu final serisinin en kilit noktası bu. Warriors’ın zaman zaman büründüğü o makineli tüfeklerle saldıran süvari birliği havasına girmesine izin vermemesi veya çok sınırlı tutması şart Cavaliers’ın. Çünkü o Warriors’la baş edebilecek bir takım yok. Bu play-off’da sıkça görüldüğü gibi “Oyun akmıyor kurtar bizi Curry” formülüne itmeleri gerek rakiplerini. Savunma konsantrasyonunu, özellikle geri koşarken asla kaybetmemesi gerekiyor. Ancak bu kolay değil. Kadro genişliği farkıyla sürekli bu tempoyu zorlayacaktır Golden State. Ve Cleveland’da Smith gibi, Irving gibi zaman zaman dalıp giden oyuncular var. Ve bırakın dalmayı bir an gözünüzü kırparsanız üçlüğü havada görürsünüz. Bu savunmanın hücumda başlaması şart. Ve bu alanda da belki de tüm ligin en iyi hücum ribaundcusu Tristan Thompson’a sahip olmak büyük avantaj. Thompson ribaundu alamasa bile orada yaratacağı baskı Golden State’in savunmadan hücuma geçişini ve doğal olarak da ritm bulmasını zorlaştıracak bir numaralı etken.

Cleveland şu ana kadar özellikle tamamen dağılan Atlanta karşısında çok iyi gözüktü. Ama karşılarında ne savunma ne hücum olarak Golden State gibi bir takım hiç görmediler. Ama Warriors her ne kadar kadrosunda tek bir NBA finali oynamış oyuncu bulundurmasa da Cleveland’a benzer çok takımla oynadı. Belki onlar da bir LeBron görmedi ama bu çok da sorun değil. Çünkü verecek yanıtları var.

Farklı basketbol stillerinin karşılaşmasını izlemek her zaman daha keyiflidir. Bu tarz farkının dengeyi sürekli değiştirmesi rekabete apayrı bir değişkenlik katıyor. Ama bu açıdan terazide Golden State biraz daha ağır basıyor. Hepimiz ne olursa olsun birimizden üstündür. O biri LeBron James olsa bile.

Al Jazeera

Etiketler:
NBA finali

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun