Biz kiminle aşık atıyoruz? – Fikrikadim

Biz kiminle aşık atıyoruz?

Abdurrahim Zararsız

Abdurrahim Zararsız

Yaşı kırkın altında olanlar pek bilmeye bilir. Çocukluğumuzun vaz geçilmez oyunlarındandı aşık. Koyunların arka ayak dirseklerinden çıkan, iliksiz, ve oldukça sert olan aşık kemiği ile oynanırdı. Bu kemik parçasının dört yüzeyinin oyun içerisinde bir üstünlük değeri ifade eden ayrı ayrı isimleri vardı. Yöreye göre değişiklik arz etmekle beraber cuk (ya da çik), tokallı ve kazak olarak adlandırılırlardı. “Cuk oturdu” deyimi büyük ihtimalle buradan gelmektedir.

Ya, bu kemikler yere atıldığında, diğerlerine göre değerli olan yüzeyin üste gelmesi ile ütme gerçekleşir ya da tıpkı misket oyununda olduğu gibi; yere çizilen bir daire içine dizilen aşıkların, ellerimizde bulunanlarla vurularak dairenin dışına çıkarılması ile.

Bu oyunda en önemli husus “eneklik” dediğimiz, diğerlerine vurmakta kullandığımız aşık kemiğinin kalitesiydi. Oyularak içine kurşun dökülen bu enek, ütme sürecini kolaylayan en önemli unsurdu.

Oyunun kurdu olmuş bazı gençler, oyunun istedikleri gibi gitmemesi ihtimaline karşı, ceplerinde her zaman bir gizli enek bulundururlardı. Bu en ciks, en usturuplu enek bu günkü manada her zaman bir B planını temsil ederdi. Daha da olmadı, bu kurt oyuncular “Lan, sen kiminle aşık attığını sanıyorsun” kabilinden türlü çeşit çirkefliklere her an hazırdılar.

Yahu arkadaş, Dünya cayır cayır yanıyor, memleket fokur fokur kaynıyor sen tutmuş nelerden bahsediyordun. Sırası mı şimdi?

Ben de tam bundan bahsedeceğim işte. Dünyayı cayır cayır yakan, memleketi fokur fokur kaynatma uğraşı içinde olanlardan. Hemen her mahallede olan, kazanmak için her türlü hileyi mubah sayan, kazanamadığında ise çamura yatan o oyun kuruculardan. İçine kurşun dökülerek ağırlık merkezi değiştirilmiş enekleri ile milleti ve milli iradeyi oyun dışı bırakıp ütmeye çalışanlardan. Madem sabırsızlandın bağlantı cümlelerini bir kenara bırakıp sadet’e geleyim.

Bana göre bu oyun kurucular, Yurdum üstünde oynana aşık oyunlarında, gizli eneklerini ilk olarak 2013 te “Gezi”de oyuna soktular. Ve oyun kızıştı. 17-25 Aralık, M.İT. tırları ve 6-7 Ekim olayları, bu hararetli oyunun kural dışı hamlelerinden bir kaçı sadece. Millete karşı oynanan bu oyunda sona doğru yaklaşılıyor. Taraflar eneklerini belki de son kez önümüzdeki Pazar (7 Haziran) günü sandıklara atacaklar. Mahallenin eke oyuncuları bu son eli de kaybederlerse, sizce ne yapacaklar? Artık mağlup olduk bükemediğimiz bileği öpelim diye bir kenara mı çekilecekler?

Bir keresinde bir büyüğüm anlatmıştı. Amacı çocukları bu kumar temalı oyunlardan uzak tutmaktı sanırım. Bu oyunlarda hırsına kapılanların neler yapabileceğini anlatırken şöyle demişti. “Bir gün hırs yaptım ve bütün kemiklerimi hatta eneğimi dahi üttürdüm. Kimseden ödünç enek isteyemiyordum. Zaten bu kadar ütülen birine de kimse kemik vermeye yanaşmazdı. Ama ütülmeyi bir türlü sindiremiyor ve ne olursa olsun oyuna devam etmek istiyordum. O hırsla, doğruca kendi ağılımıza koştum. Besili bir koyun seçip, canlı canlı arka ayağının dizinden bıçak marifeti ile aşık kemiğini söküp çıkardım…”

Ne demek istiyorsun?

Bu seçimden sonra da bu arsız oyuncuların ayak oyunları bitmeyecek demek istiyorum. Delilim; son günlerde dış mahallelerden toplanan BBC, Bild, New York Tımes, The Guardıan gibi yardakçıların, bunlar lehine tezahüratlarını ve milletimiz aleyhine çığırtkanlıklarını artırmış olmaları. Endişem ise iyice hırslanıp tamamen kural dışına çıkarak, yerli işbirlikçilerini, kendi Yurdumuzda kanlı-canlı bir aşık sökme operasyonuna kışkırtmalarıdır. Allah muhafaza eylesin.

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun