Erdoğan: Bedelini ağır ödeyecek – Fikrikadim

Erdoğan: Bedelini ağır ödeyecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan MİT’e ait TIR’lara ilişkin görüntülerin yayınlanmasının bir yerde ajanlık ve casusluk faaliyeti olduğunu söyledi, “Bunlarla ilgili avukatıma talimatı verdim, davayı anında açtım. Bu haberi özel haber olarak yapan kişi de öyle zannediyorum ki bunun bedelini ağır ödeyecek” dedi.erdogan-trt.main_

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT 1’deki “Cumhurbaşkanı Özel Yayını” programında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

MİT’in TIRlarına yönelik operasyon ve bir gazetenin yayınladığı haberle ilgili soru üzerine Erdoğan, “Bu Bayırbucak Türkmenleriyle alakalı bir konu. Bu haberde geçen şeyler hilafı hakikat” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu bilgileri verdi:

“İnsani yardımı, lojistik destek noktasında şu anda Milli İstihbarat Teşkilatımız, Bayırbucak Türkmenleri’ne bu desteği vermektedir. Milli İstihbarat Teşkilatı’na atılan bu iftiralar, yapılan gayrimeşru operasyon, bir yerde bu ajanlık ve casusluk faaliyetidir. Bu casusluk faaliyetinin içine bu gazete de girmiştir. Orada rakamlar falan veriliyor. Bu rakamların kaynağı nedir? Kimden aldın sen bu rakamları? ‘Paralel yapı’dan. Bunlarla ilgili avukatıma talimatı verdim, davayı anında açtım. Bu birileri adına algı operasyonudur. Neresi adına? Üst akıl böyle bir talimat veriyor.”

“Bedelini ağır ödeyecek”

Türkiye’nin bazı terör örgütlerine destek verdiğinin öne sürüldüğünü anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bayırbucak Türkmenlerine de herhangi bir desteğimizin olmadığından bahsediyorlar. Bayırbucak Türkmenleriyle defaatle benim yaptığım toplantılar var. O zaman Ahmet Bey Dışişleri Bakanı. Ahmet Bey’in yaptığı toplantılar var. Biz bunları yaptık, yarın da yapacağız. Biz kalkıp da zalim Esed’in eline bunları bırakamayız ki. Aynı şekilde diyelim ki; terör örgütüyle bunları karşı karşıya düşmeleri halinde yalnız bırakamayız ki. Elimizden gelen desteği verdik, vermeye devam edeceğiz. Şu anda da zaten desteğimiz devam ediyor. Ben davamı da açtım. Bunların bütün derdi Tükiye’nin imajına gölge düşürmek. Bu haberi özel haber olarak yapan kişi de öyle zannediyorum ki bunun bedelini ağır ödeyecek. Öyle bırakmam onu.” 

“Taviz vermemiz söz konusu değil”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘paralel devlet’ yapılanması ile mücadelenin nasıl sürdürüleceğine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“Attığımız adımların hepsi hukuk çerçevesi içinde yürüyor. Tutuklananlar zaten tutuklandılar, içerideler. Bunların savcılık, iddianamelerini vesaire hazırlıyor. İddianameleri bittikten sonra da yargı devam edecek. Fakat 8 Haziran itibarıyla çıkacak tablo ve bu tabloyla beraber de hükümet aynı hükümet olursa, bu işte bir kararlılığı var. Hükümet ne yapacak? Bu geldiği noktadan itibaren devam edecek. Ben de Cumhurbaşkanı olarak zaten o konuda aynı kararlılığın içindeyim ve bu süreci devam ettireceğiz. Burada taviz vermemiz söz konusu değil.”

“Seçim sonrası yapılacak olanlar var”

KPSS ile ilgili soruşturmada 30’a yakın tutuklama yapıldığını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yurtdışına kaçanlar var. Bunların imamları mimamları hepsi kaçıyor zaten. İçeride zannediyorum müezzinler bıraktılar, diğerleri gidiyor. Hepsinin de farklı şu anda sığındıkları yerler var. Bundan sonraki sürecin içinde bu kaçış arkada bir dağınıklığı meydana getirecek. Onlar artık işin başında değiller. Hükümet olarak da şu anda seçim öncesi yapılanlar, seçim sonrası yapılacak olanlar var. Bu türde hükümetin atacağı adımların farkındayım, bilincindeyim. Ama şu an seçim atmosferi içinde bu tür adımları atmadılar, ben bunun inancındayım.” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘paralel devlet’ yapılanması ile mücadelenin Milli Güvenlik Belgesi’ne girmesiyle ilgili soru üzerine, “Ulusal güvenliğimizi tehdit eden legal görünüm altındaki illegal örgütler” ifadesinin bir istikamet çizdiğini belirtti.

Bunun bir çerçeve olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Bu çerçeve içinde de bu adım atılacak ve yolumuza hep birlikte devam edeceğiz” dedi.

Bank Asya olayı

“Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından Bank Asya’ya el konulması, yabancı yatırımcıları etkiler mi?” sorusuna Erdoğan, “O çok hayali bir şey. Bu bankanın şu anda Türk finans sektöründe ağırlıklı bir yeri yok. Yüzde 1 civarında filandır. Zaten şu anda finans sektöründe katılım bankacılığının toplamı yüzde 5-6” karşılığını verdi.

“Siyasetin çivisi ne yazık ki bu tür siyasetçiler sayesinde çıkmış”

17-25 Aralık öncesi ile sonrasında, bazı siyasetçilerin ‘paralel devlet yapılanması’yla ilgili söylemlerinin değiştiğini belirterek, “Bu ülkede siyasetin çivisi ne yazık ki bu tür siyasetçiler sayesinde çıkmış” diye konuştu.

Siyasetçinin dürüst olması, yalanla arasının olmaması gerektiğine inandığını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

 “Bunu böyle yalanla, hakaretle vesaireyle sürdürmeyecek. Bakıyorum ben şimdi ana muhalefetin başındaki kişi, yalanın üstüne yalanlar koyuyor. Paralel ile ilgili. Sen bir defa bu partinin başına kendi genel başkanını adeta ipe götürecek bir kasetle geldin. Ortada. Bu yayın acımasızca, edepsizce, hayasızca yapılıyordu. Ben bunları asla telaffuz etmezken, kendileri maalesef ‘aday olmayacağım’ demesine rağmen, ertesi gündü veya iki gün sonraydı,  biliyorsunuz aday oldu. Şimdi bu dürüstlük mü? Doğruluk mu? Sen genel başkanının altından koltuğu çekip alıyorsun. Benzer bir operasyon MHP’de de bazı isimler için yapıldı. Bir fırsatçılık yağmasıdır yürüdü. Tasfiye etmeleri gerekenleri onunla tasfiye ettiler. Bunlar apaçık ortada. Şimdi onlarla iş tuttular. Beraber yürüyorlar.” 

“Eğer bulursa ben Cumhurbaşkanlığı görevimi bırakacağım” 

Erdoğan, “Muhalefet bol miktarda vaatlerde bulunuyor. Kaynak olarak da basit şeyler gösteriyorlar. Mesela Cumhurbaşkanlığı Sarayı kaynak olarak gösteriliyor. Bunlar gerçekçi mi?” sorusu üzerine şunları kaydetti:

“Çok açık söylüyorum ve bunu ilk defa da bu ekrandan söylüyorum. Eğer ana muhalefetin başındaki zat dürüstse, namusluysa, hemen ben bu akşam Genel Sekreterime talimat vereceğim. Buyursun gelsin, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde buraları dolaşsın. Herhangi bir lavaboda, tuvalette acaba böyle altın kaplama klozet bulacak mı? Eğer böyle bir şey bulamazsa kendisi bu görevi bırakmaya var mı? Eğer bulursa ben Cumhurbaşkanlığı görevimi bırakacağım. Bu kadar açık söylüyorum ve bunu devletin kanalından haykırıyorum. Siyaset namusla yapılır, dürüst, adil yapılır. Bizim bir defa Beştepe’deki külliye ile ilgili böyle bir iddianın içine girmek saygısızlığın ta kendisidir. Ben şimdi bu programdan sonra talimatı veriyorum. O da sıkıysa yarın hemen gitsin, külliyede bütün her yeri dolaşsın, baksın acaba hangi tuvalette, hangi klozet altın kaplamadır? Buna baksın.”

Kendi döneminde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne “bardak, çanak” tarzı alım olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar hep eski dönemdendir. Bir defa söylenen rakamlarla da alınmış bir bardak yoktur. Şimdi ben ‘hodri meydan’ diyorum; hadi buyurun, çık gel külliyeyi gez, dolaş, bak. Ben bulduğu takdirde Cumhurbaşkanlığı’nı bırakacağım. Bu kadar açık konuşuyorum. Fakat kendisi bulamadığı takdirde CHP’nin başından ayrılacak mı? Bu kadar açık. Şimdi sizler takip edeceksiniz. Artık tüm medya bunu takip etmesi lazım. Çünkü bunların yalan hücrelerine işlemiş. Yalan at tutmazsa izi kalır. Mantık bu. Ben bu akşam buradan bunu söyledim” diye konuştu.

Başkanlık sistemi 

“Başkanlık sistemi seçim döneminde de tartışıldı, mitinglerde dile getirildi. Seçim sonrasında da gündemimiz olacak başkanlık sistemi. Seçim sonrasındaki sizin öngörünüz nedir? Başkanlık sistemi nasıl bir süreçte ilerleyecek ve başkanlık tartışmalarını bu anlamda nasıl değerlendirmek gerekir?” şeklindeki soru üzerine Erdoğan, aslında başkanlık sistemiyle ilgili tartışmaları meydanlarda pek bulmadıklarını, konuyu ağırlıklı olarak kendisinin gündeme getirdiğini söyledi.

Erdoğan başkanlık sisteminin bu seçim arifesinde ülkenin gündemine çok daha farklı oturması gerektiğini aktararak, “Türkiye şu anda adeta ayaklarına pranga vurulmuş bir idari sistemle yönetiliyor. Adım atmak istiyorsunuz, atamıyorsunuz, çekiyorlar. Tabii böyle bir şeyle ülkeyi sıçratmak, ayağa kaldırmak mümkün değil. Onun için benim tabirim patinaj, ondan bahsediyorum” dedi.

“Ben bunu ülkemin meselesi olarak görüyorum”

Erdoğan hedeflerinin 2023’te Türkiye’yi en güçlü ülke sıralamasında ilk ona getirebilmek olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Başkanlık sistemi olayı Tayyip Erdoğan’ın kendi meselesi değil, ülkemin meselesi. Ben bunu ülkemin meselesi olarak görüyorum. Örneklerimiz var. Bakıyoruz bir Amerika’ya, Latin Amerika ülkelerine bakıp hepsinde durumu görüyoruz. Geliyoruz Avrupa’ya, diyelim yarı başkanlık, Fransa’ya bakıyoruz, Rusya’ya bakıyoruz. Hepsinin bu sistemlerini incelediğimiz zaman nerede, nasıl faydalar meydana gelmiş, bunları görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin de bunlara bakarak bunu tartışması lazım. Bunu tartışmaktan dahi korkan bir topluluk haline geldik. Aydınımız bile bunları tartışmaktan çekiniyor. Bunu anlamak mümkün değil. Tartışalım, hangisi doğruysa, hangisi daha iyiyse buna yönelik adımlarımızı atalım. Ama inanıyorum ki; şu seçimden sonra bu iş gündeme daha çok oturacak ki ben de bunu Beştepe’de başlattığımız çalışmalarla devam ettireceğim.” 

“Biz bu işe aslında yabancı değiliz”

Erdoğan, “Muhalefet başkanlık sistemini sizin şahsınız için istediğiniz üzerinde yoğunlaşarak böyle geçiştirmeye çalışıyorlar. Siz başkanlık sistemini kendi yetkilerinizi artırmak için mi istiyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Bunu tekrar söyleyeyim. Bizde bir defa ilanihaye böyle bir görevi yapmak diye bir şey söz konusu değil. Yani başkanlık sisteminin de bir sınırı var. Totaliter rejimlerde falan bu tür şeyler olabilir ama biz burada totaliter bir rejimin özlemi içerisinde de değiliz. Bizim geleneklerimizden, göreneklerimizden gelen bu noktada bir geçmişimiz de var. Biz bu işe aslında yabancı değiliz. Ama bunları ürküten de zaten bu. Benim şahsımla alakalı burada bir beklentim yok. Benim tek derdim, ülkem çok çabuk sıçramalı. Çünkü biz eğer muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacaksak, burada sistemi gözden geçirmemiz lazım. Sistemi gözden geçirdiğimizde de karşımıza şu andaki mevcut parlamenter sistemle bu yürümez.”

Çözüm süreci

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birileri ‘HDP Meclis dışında kalırsa çözüm süreci devam etmez’ diyor ve birtakım tehditler yapılıyor. Öyle olursa çözüm süreci bundan etkilenir mi? Bu tehditleri nasıl değerlendiriyorsunuz?” şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:

“Böyle bir şeyi düşünmek bile ham hayal. Olamaz. Bu tür meşru olmayan yollara tevessül edenler bu işin bedelini çok ağır öderler. Bir defa çözüm sürecini başlatanlar onlar değil ki. Başlatan biziz. Biliyorsunuz bunu kademeli başlattık. Bir, demokratik açılım ilk adımıydı. İkinci adım ‘Milli Kardeşlik Projesi’ olarak devam etti. Üçüncü adım ise çözüm süreci olarak devam etti ve şu anda bu süreci devam ettiriyoruz. Bunun karşısına dikilen olursa biz bunu yine aşacağız ve burada hukuk dışına çıkma suretiyle, illegal yöntemlere başvuranlar da bunun bedelini muhakkak göreceklerdir. Yani bunlara, ‘istediğiniz gibi at oynatabilirsiniz’ diyemeyiz. İşte en son, parlamentoda İçişleri Bakanlığımızın iç güvenlikle ilgili çıkarmış olduğu yasalar, hep bunlara yönelik yasalardır ve tabii ki bu yasalar devreye girecektir.”

“Milli iradeyi ipotek altına almak istiyorlar”

Erdoğan demokratik parlamenter sistemin içinde siyaset yapılması isteniyorsa, bu siyasetin ilk ayağının parlamento olduğunu dile getirerek, “Parlamentoya gelirsin, konuşursun, her şeyi orada söylersin ve hukuk, yasalar içinde, atman gereken adım neyse orada atarsın ama hiçbir zaman silaha başvurmazsın.  Çünkü silahla siyaset, demokratik parlamenter sistemin yolu değildir. Onun yolu parlamentodur. Her şeyi orada yaparsın ama bunlar silahla, milli iradeyi ipotek altına almak için her yola başvuruyorlar” değerlendirmesini yaptı.

Buna “eyvallah” demelerinin mümkün olmadığını anlatan Erdoğan, milli iradenin bunu 7 Haziran seçimlerinde çok iyi değerlendireceğine inandığını belirtti.

Türkiye’de yaşayanların yüzde 99’unun Müslüman olduğuna inandıklarını söyleyen Erdoğan, “Böyle bir ülkede “Taksim Kâbe’dir” derseniz, bu bir defa dini bütün Kürt, Müslüman kardeşlerimizi olumsuz etkiler. Bir zamanlar aynısını CHP yapmıştı. ‘Kâbe Arap’ın olsun bize Çankaya yeter’ demişlerdi. Bunun arkasında birçok şey telaffuz ediliyordu. Bu ülkenin bir tane Kâbe’si var, o da Mekke’de. Öbür tarafta Diyanet’in bana gönderdiği bir Kuranı Kerim Kürtçe meali; diyor ki ‘Size bir tane yapılmış.’ Bunu meydanlarda söylüyor. Halbuki Diyanet’in hazırladığı Kürtçe mealli Kuranı Kerim 10 bin tane basıldı ve bunlar dağıtıldı” diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanı’na tahsis edilen araç

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı’nın aracına bazılarının kafayı taktığını aktararak, şöyle devam etti:

“Bunu kaynak olarak gösterdiler bir de. Bir Diyanet İşleri Başkanı’na bu ülkede 320 bin liralık bir Mercedes’i çok gören bir zihniyet, acaba kendi bindikleri araçları görmüyorlar mı? Bu bir coğrafyanın dini liderinin altındaki araba. Bakın İtalya bir uçağını Vatikan’ın seyahatlerinde sürekli ona tahsis ediyor. Aynı şekilde zaten bindikleri arabalar malum. Kalktım dedim, ‘Bizim havuzumuzdaki zırhlı Mercedeslerden bir tanesini Diyanet İşleri Başkanımıza tahsis edeceğim.’ Ettim. ‘Aynı şekilde sayın Başbakanımızla da görüşeceğim, havuzdaki uçaklarımız da uluslararası seyahatlerde onun emrinde olsun. O da onlarla gitsin.’ Çünkü onlar için zaman çok çok önemli. Bu bir de o makamın sahibidir. Göreve gelmemizden önce Diyanet İşleri Başkanımın devlet protokolündeki yeri 52 mi, 56 mıydı neydi? Biz onu 10-12’inci sıraya çektik. Bunu bile az buluyorum. Çünkü ister istemez bu noktadaki hassasiyetimizi  korumak durumundayız.” 

“Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler”

Bir gazetecinin, “Bir röportajda, HDP’nin parti olarak seçime girmesi kararında benim edindiğim bilgiler çerçevesinde, İmralı’nın dışında gelişen bir durum, dağı arkalarına alarak dışarıda olanların böyle bir kararı var ve üst aklın da etkisi olduğundan bahsetmiştiniz. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyiz?” sorusu üzerine, Erdoğan aynı noktada olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta üst akıl olmak üzere böyle bir adım atıldığını belirterek, şöyle devam etti:

“Bütün güçleri ve bütün imkânlarıyla da şu anda bir seferberlik halindeler. Konuyla ilgili olarak dağın zaten bu işteki hamlesi kendilerinin yaptığı birçok açıklamalar var, bu açıklamalar da ortada. Yani şu anda yaptıkları hesaplar, açıkladıkları kendilerine göre rakamlarla da işi bu noktada kovalıyorlar. Tehdit mekanizmasını aşırı şekilde kullanıyorlar. Ben de özellikle Güneydoğulu kardeşlerime çok açık net sesleniyorum. Bize göre oy namustur. Diyorum ki hani İnönü’nün bir ifadesi var ya ‘Namuslular namussuzlar kadar cesur olmadığı sürece başarıyı yakalayamayız.’ Olay bu. Burada cesur olacak, ‘Bu oyum benim namusumdur dolayısıyla bunu ben kimseye yedirmem’ diyecek, gidecek kullanacak.”

Emniyet, güvenlik, jandarma asker her türlü tedbiri aldıklarını ve alacaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bunu da bilecek. Herhangi bir sıkıntı olduğu anda sandık kurulu üyeleri vesaireler hemen anında orada göz kırptığı anda polisi, jandarması oraya müdahale edebilecek konumda. Ama nedir? Muhtarlara şöyle diyorlarmış, şuna böyle diyorlarmış. Tamam biraz da bu tür şeyler var. Görüyoruz ama herkes kenarından köşesinden bahane uydurmanın gayreti içerisinde diye düşünüyorum. Dürüst olan, samimi olan direniyor. Ama kaçamak yol arayanlar da yok mu? Maalesef var. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.”

“Sisi’yi sordum Mursi’ye, ‘Nasıl? ‘İyidir, iyidir’ dedi”

Mısır’da seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve arkadaşlarına yönelik idam kararlarının ve Erdoğan’ın tepkisi hatırlatılarak sorulan “Türkiye’de bir medya grubu, sizin de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde almış olduğunuz oydan hareketle bir tuhaf benzetmeyle bu işi gündeme getirdi” şeklindeki soruya Erdoğan, bu medya grubunun her zaman İslam dünyasındaki bu tür gelişmelerde doğrunun yanında yer almadığını dile getirdi.

Erdoğan, Mursi işbaşındayken Mısır’a yaptıkları seyahatte Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantısını gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, şöyle devam etti:

“O gün bu Sisi denilen zat, o da oradaydı. Tabii öğrendim ki meğer Milli Savunma Bakanı’ymış aynı zamanda. Aynı zamanda General. Sordum Mursi’ye ‘Nasıl’? ‘İyidir, iyidir’ dedi. Sonra bana bazı enteresan şeylerini anlattılar. Meğer mesela pazartesi-perşembe oruçlarında falan zaman zaman akşam namazında Sisi gelirmiş, Mursi’nin arkasında beraber namaz kılarlarmış. Şimdi bunu bana Mursi anlatınca ben o zaman şok oldum. Yani orada şok olmadım, bu olaylardan sonra şok oldum. Bu çokyüzlülük, ikiyüzlülük nasıl oluyor diye. Hatta zaman zaman bunu satıyorlar. Yok hafızdır, yok ailesi şöyledir, böyledir filan falan gibi şeyler. İdama hükmedilen kararlar çıktı. Aynı zamanda yani 40 bine yakın şu anda hapishanelerde tutuklu var, mahkûmlar var. Bütün bu sürece baktığımızda ben bir Müslüman olarak buna tahammül edemem, bu benim kanıma dokunuyor. Niye? Eğer sen bir Müslümansan bir defa adil davranmak zorundasın. Bir yılda ne oldu da sen kalkıp böyle bir darbeyi yapıyorsun. Üstelik sen bu hükümetin içerisindesin. Biz de Mısır’ı yakından takip ediyoruz. Katar hariç kimsenin Mısır’a Allah kuruşu vermediği dönemde biz Mısır’a 2 milyar dolar para aktardık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır’a 150-200 çöp aracı verdiklerini ancak bunları Mursi’nin kullanamadığını kaydederek, “Zannediyorum bunlar kullandı. Böyle bir durum var ve sen bu darbeyi yapıyorsun, ne var ne yok hepsini topluyorsun… Şimdi buna ‘iyi yaptı’ denilebilir mi? Mursi’nin yönetiminde bir kuruş para vermeyenler bu iş başına geldikten sonra 20, 30, 40 milyar dolar buraya para aktardılar. Yoğun bir şekilde de silah yardımına başladılar. Bu da dünyanın, orada da bir üst akıl var, nereye oynadığını ortaya çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

“Sisi ile Mısır’ın ayağa kalkacağına inanmıyorum”

Mısır halkının kendileri için candan olduğunu belirten Erdoğan, Mısır gibi bir ülkenin uyanışına, dirilişine, yükselişine fırsat vermemek için darbe yapıldığını aktardı.

Erdoğan, “Bakın çok açık, net söylüyorum. Buna ‘iç işleri, şu bu’ derler. Ama Sisi ile Mısır’ın ayağa kalkacağına inanmıyorum. Çünkü bütün durum ortada ve burada çok önemli olan bir şey şu; böyle bir antidemokratik darbe girişiminde bulunurken, Batı dünyası, sadece Avrupa Birliği’ni (AB) kastetmiyorum, tamamıyla burada iflas etmiştir, sınıfta kalmıştır” diye konuştu.

Bu konuda Batı dünyasından hiçbir kimsenin kalkıp da tavır koymadığını vurgulayan Erdoğan, şimdi idamlarla ilgili konuşulduğunu; hepsinin somut değil, soyut olduğunu; öznesi belli olmayan, “endişeliyiz” şeklinde açıklamalar yapıldığını anlattı.

“Sen AB olarak idamı kaldıracaksın, yasaklayacaksın, buradakine eyvallah edeceksin. Aynı şekilde Amerika’nın yaklaşım tarzı, Rusya’nın yaklaşım tarzı… Bunlarla böyle özel günlerde çektirdikleri fotoğraflar falan filan çok ilginç” diyen Erdoğan, yaptırım diye bir şey olmadığını aktardı.

“Cumhurun seçtiği bir Cumhurbaşkanı’yım”

Erdoğan “tarafsız olup olmadığına” ilişkin soruları şöyle yanıtladı:

“Ben cumhurun seçtiği Cumhurbaşkanı’yım. Dolayısıyla halkın içinden geldim. Benim halkın içinde olmamdan daha doğal, tabii ne olabilir? Açılışlar yapmaksa, hükümet bu tür açılışlarda benim bulunmamı, bunları benim yapmamı benden istirham ettiği zaman benim bunları yapmamdan daha doğal, daha tabii bir şey olmaz. Sağolsunlar kendileri de farklı görevleri ifa ediyorlar. Benden de bu tür istirhamları oluyor. Ben de bu açılışları halkımla bir araya gelerek yapıyorum. Halkım da memnun. Ben de memnunum. Bunu zaten meydanlar gösteriyor, meydanlar söylüyor. Kaldı ki ‘Ben Cumhurbaşkanlığı kampanyasında ‘Alışılmış cumhurbaşkanı olmayacağım, milletimin tarafında olacağım’ dedim. Yaptığım iş bu.”

Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yapılan müracaatların büyük çoğunluğunun reddedildiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Ama birkaç tane yasalara başta Anayasa olmak üzere ters kararlar, YSK’dan çıktı. Ki siyasi kararlardı. Çok açık, net. Cumhurbaşkanı’nın bu tür bir toplu açılışı veya halkla buluşmayı yapma noktasında onun hangi meydanda nasıl yapacağına dair bir engel yok. Valilik’te bu işler konuşulur, belirlenir, ona göre gidilir, orada yapılır. Hiçbir manisi yok. Aslında şu son 10 günde hani Başbakan vesairenin açılışlarını yapma konusundaki maniler var ya Cumhurbaşkanı için o da geçerli değil. Cumhurbaşkanı açılışlarına da devam edebilir. Ama biz şu son 10 günde, yine medyada, şurada burada, o malum medyada falan hır gür olmasın diye, bu sürece gölge düşürmeyelim diye aynı şekilde buluşmalar şeklinde bunu devam ettiriyoruz. Yarın mesela Iğdır, Erzurum bunlardan ikisi. Hafta sonuna kadar da bunları devam ettireceğiz.”

Erdoğan tarafsızlığının halka karşı olduğunu belirterek, bundan asla taviz vermeyeceğinin altını çizdi.

Yassıada ve Sivriada köprüyle bağlanacak

Yassıada ve Sivriada’yı ‘demokrasi ve özgürlükler adası’na dönüştürme projesine değinen Erdoğan, şu an AK Parti’nin Samsun milletvekili adayı Çiğdem Karaaslan tarafından güzel bir proje hazırlandığını, iki adanın asma köprüyle birbirine bağlanacağını ifade etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 14 Mayıs’ta geniş bir heyetle adaya giderek projenin temelini attığını anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TOBB Başkanı’na da söyledim, çünkü onlar burayı yaptırıyorlar ve onlar işletecekler. Dedi, ‘Şu anda inşaat devam ediyor’. Arada sırada gelip o malum Geziciler filan gelip oralarda gösteri filan yapıyorlarmış. Dedim, ‘İlgilendiren şeyler olursa haberi olsun bunlardan’. Çünkü biz bu işte kararlıyız. ‘Demokrasi ve özgürlükler adası’nı inşallah TOBB, ‘Bir sene içinde bitireceğiz’ diyor. İnşallah bir sene içinde biterse o da tabii rekor olacak. ABD’nin Camp David’i varsa bizim de ‘demokrasi ve özgürlükler adası’ olur, orada uluslararası barış toplantılarından tutunuz da birçok büyük kongreleri orada yapabiliriz. Sidney’deki o opera binasının bir benzeri, daha değişik bir çizimle Sivriada’ya yerleştirildi. Hakikaten çok güzel bir görünümü var. Diğer tarafta da gerek toplantı salonları, gerek devlet başkanlarının yerleşecekleri yerler, bir ufak otel ama katılımın fazla olması halinde de Pendik’ten de istifade edilecek. Böylece bunların o vesayet dönemlerini bu adımla da yıkmış olacağız.”

Galatasaray’a tebrik

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Spor Toto Süper Lig Şampiyonu Galatasaray’ı da tebrik etti. Erdoğan, “Öncelikle Galatasaray’ı tebrik ediyorum. Çünkü öyle veya böyle başardı ve neticede şampiyon oldu, dördüncü yıldızı takmış oldu. Ben Sayın yeni Başkan’ı aradım, tebrik ettim. Teknik Direktör Hamza Bey’i aradım, kendisini tebrik ettim. Kendisini severim de” dedi.

Yerli teknik direktörlerin başarısına ayrıca sevindiğini aktaran Erdoğan, “Çok büyük paralarla dışarıdan malum, buraya yabancılar getiriliyor, onların başarısı da ortada; yerli, o da şampiyon yapıyor, onun başarısı da ortada. Hamza Bey’le ilgili, aldığı para ortada ama şampiyon yapmak suretiyle Galatasaray’ın kasasına girecek olan para, o da ortada” diye konuştu.

“Tüm Galatasaray camiasına şampiyonluk hayırlı olsun” diyen Erdoğan, Sarı-Kırmızılılara Avrupa’da da başarılar diledi. Erdoğan, “Bir Fenerbahçeli olarak da üç büyükler, dört büyükler arasındaki sıkıntıların artık ortadan kalkmasını temenni ediyorum. Fair-play anlayışının lafta değil yaşama geçirilmesini özellikle temenni ediyorum. Türkiye’ye bunlar artık yakışmıyor. Bunların olmaması lazım. Tribünlerin artık bir dinlence yeri olmasında fayda var. Hele hele bayanlarla buraya geliniyor, oralarda ağızlardan çıkan ifadeler hiç şık değil. Halbuki hanımlar buralara davet edilirken beklenen şeyler farklıydı, gelinen şey iyi olmadı. Bizler tabii hükümetle Cumhurbaşkanlığı olarak da ne talep ediliyorsa, yasal düzenlemelerle geçmişte yaptık, ne talep ediliyorsa yapmaya da hazırız” şeklinde konuştu.

-TRT ve AA-

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
2016-11-13 10:18:12
yorum ikonu
NATO’nun IŞİD maskesiyle Türkiye operasyonu! | Bayraksevdasi.com: […] İstanbul Atatürk Havalimanı terör saldırısını gerçekleştiren canlı bombaların eylem
2016-10-13 16:50:13
yorum ikonu
Sözleşmeli öğretmenlik için ön başvurular devam ediyor – FİKRİKADİM: […] MEB 5 bin sözleşmeli öğretmen alacak […]
2016-09-07 00:47:43
Facebookta bizi bulun