Yoksulsun Yoksul Kal! - Fikrikadim

Yoksulsun Yoksul Kal!

Muhammed Işık

Muhammed Işık

1 Mayıs işçi bayramını geçtiğimiz günlerde coşkuyla! Kutladık. İşçimiz bayramını kutlarken bayram bile kutlamaya fırsatı olmayan işçiler ise kara kara ay sonunu düşünmeye devam ediyorlardı.

Kutuplarda görülen güneş gibidir onların maaş günleri. Ellerine aldıkları maaş ceplerine gitmeden ortadan kaybolur. Yoksulluğu kader gibidir. Evliyse ve çocuk sahibi ise tefekkürde yeni rekorlar kırar. Saçları beyazlar, bedeni çarçabuk yaşlanır.

Patronları gününü gün ederken onlar ezim ezim ezilmeye devam ederler.

Yoksulsun yoksul kal! Aman cebin para görmesin, üç kuruşa muhtaç ol ki kafanı yerden kaldırmadan çalışasın.

Efelenmeye falan kalkma elinde ki üç kuruşundan da olursun.

Sana biz ne sunduysak onu kabullen ve sesini çıkartma. Senin yerine biz sendikalı işçileri sokaklara dökeriz. Sen sakın kafanı kumdan çıkarma, sessizce işine git gel, kimselere bulaşma.

Bize yoksulluğun gerekli. Bizler sağda solda senin yoksulluğun üzerine reklamlar yapıp seni sömürmeye devam edeceğiz. Senden nemalanacağız!

Devlet olarak sana 60 – 65 m² evler yapacağız ve yoksula ev imkânı sağladık diye övüneceğiz. Sen kümesinde huzuru ararken biz övünç tabloları yayınlayacağız. Sakın ha bunu bedavaya yapacağız sanma. Yediğin ekmeğine göz dikip biz paramızı alacağız. Sen yoksulsun demeyeceğiz.

Ülkemizin hali yukarıda yazdığım öyküden çok farklı değil. Aslına bu öykü uzun uzadıya yazılabilir ama anlatılmak istenen bu kadarla da yeterince anlaşılacağı için uzatmaya gerek görmüyorum.

Hükümet, muhalefet ve işverenler el birliği ile yoksula yükleniyor. Hiç birinin gerçekten yoksulu ayağa kaldırmak değil. Hepsi yoksulun yoksulluğundan besleniyor.

Yeni seçim vaatlerine bakın yoksulun oyuna göz dikmekten öte yoksula ne faydaları var. Ülke ekonomisine fayda getirmek yerine zararı dokunacak anlamsız vaatlerinin asıl amacı yoksulu kandırıp oyunu kapabilmektir.

Asgari ücreti yükseltmek sacayağının bir parçası olan işverenleri deli edeceği gibi böyle bir şey gerçekleşirse toplu işten atılmaların olacağı aşikârdır. Birçok işveren işçisini kapı önüne koyacak geri kalan işçileri de köpek gibi çalıştıracaktır.

Bu mesnetsiz vaatler bile işçilerin haklarını korumak yerine onları sıkıntıya sokmaktadır. İşverenler ellerinden gelse karın tokluğuna işçi çalıştıracakken asgari ücreti yükseltmek işvereni deli edecektir. Ya işçisine sigorta yapmayacak ya da işine son verecektir.

Yoksulluk kader değildir. Devlet çeşitli çalışmalar yaparak yoksulluğun önüne olabildiğince geçebilir ve ortalama yaşam standartlarında vatandaşına hayat imkânı sunabilir. Ülkemiz bu yönüyle yaşayan ölüler ülkesidir. İnsanların büyük çoğunluğu bankalardan medet umup bankaların kölesi durumuna gelmiştir.

Hükümetin bir bakanı asgari ücret ile pekâlâ güzel bir hayat sürülebileceğini iddia ederken bunu nasıl başarabileceğini uygulamalı olarak kendisi göstermemektedir.

İnşaat firmaları her gün yeni bir bina dikerken yükselen konut fiyatları ile artan kiralar çoğu yerde asgari ücret sınırına yaklaşmıştır. Böyle bir ortamda yıkık dökük virane ya da merkezden uzak yerlerde hayata tutunmaya çalışan insanlar için bile kira fiyatları asgari ücretin yarasından fazladır. Bu insanlar olabildiğince en ucuz evlerde yaşam mücadelesi veredursun üç beş ayda oturduğu evin değeri %10 ile %30 arası artmaktadır. Bu durum da ev sahibinin kiraya zam yapacağı zaman 40 – 60 TL arası zam yapmasına sebep olmaktadır. 30 – 50 TL maaşına zam alabilen işçinin sadece artan ev kirası bile artan maaşından fazla olursa bu insanlar ne yapacaklardır? Nasıl hayata tutunacaklardır?

TOKİ vasıtası ile ev sahibi yapılmaya çalışılan insanların içine düştüğü trajikomik durumu öykümün içinde anlatmaya çalışmıştım.  Bu insanına hakaret etmekten öte bir şey değildir.

O zaman bu yoksul insanlar için ne yapılmalı biraz da onu yazalım. Kapital düzene inat!

Bu yazacaklarım kapital düzene uşaklık edenleri hiç de memnun etmeyecektir. Kapital düzenden beslenenleri ise ifrit edebilir.

TOKİ veya özel teşebbüsler TÜİK tarafından belirlenen yoksulluk sınırı altında bulunup da evi olmayanlara hiçbir ücret talep etmeden ( ücretsiz ) 120 m² yapılı evler tahsis etmeli ve bu insanlardan kira almamalıdır. Bu insanların oturdukları eve zarar vermeleri veya komşularına sıkıntı çıkarttıkları tespit edilirse evden çıkartılmaları sağlanmalıdır ki suiistimallerin önüne geçilebilsin.  ( Bayramlarda bedava otobüslere ihtiyacı yokken keyfi binenler gibi suiistimal durumları evler için de geçerli olabilir )

Bir fon oluşturularak zenginlik oranına göre yoksulluk sınırı içindekiler için devlet zenginlerden vergi almalı ve sadece yoksullar için bu para harcanmalıdır. Açılan bu fonu bağımsız birimler yönetmeli veya yönlendirmelidir.

Ülkemizdeki yardım dernekleri tek çatı altına alınıp veya kapatılıp insanların fakirlere yapacağı yardımlar bu fon üzerinden yapılması sağlanabilir.

Bu fonun parayı hangi kalemlere harcayacağı keyfiliğe gerek bırakmayacak kadar ve insanları sıkıntıdan kurtaracak kadar şeffaf olmalıdır.

Örneğin evlenecek gençlere düğün yardımı, çocuğu olacaklara ilgili yardımlar, cenazesi olana yapılacak yardımlar gibi insanların sıkıntılı anlarında imdatlarına yetişecek hızda pratik ve organize hareket edecek bir sistem kurulmalıdır.

Barınacak konut ve acil durumlarda yanında Hızır gibi bulunan devlet ile yoksul vatandaşlar hayata tutunacak ve yaşam sevinçleri oluşacaktır.  Ülkemizin bu bahsettiğim şeyleri rahatlıkla yapacağı alt yapısı mevcuttur. Yeter ki yoksullar gerçekten hatırlansın.

Devlet zenginden alıp fakire vermediği sürece zenginler daha zengin, fakirler daha fakir olmaya devam edecektir.

Dediğim gibi bu durum zenginin işine gelmeyeceği için ( hükümet de zenginden ister istemez korkacağı için ) gerçekleşmekten uzaktır ama biz yine de işin ne kadar kolay ( zor ) olduğunu hatırlatalım…

Bu yazı takriben 733 görüntülendi.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Bu aşk bahri ummandır dedi ki:

    yaz dostum kitap sevmeyene adam denmez

Bir yorum bırak

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.