Kaliteli bir gerilim: “MÜNAFIK” – Fikrikadim

Kaliteli bir gerilim: “MÜNAFIK”

Tahsin Varol

Tahsin Varol

Filmin adını, bu hafta izlemek üzere geçen haftadan belleğime almıştım. “Münafık” dini bir kavram. Acaba film de dini içerikli mi, değil mi, izleyince göreceğiz, demiştim. Bütününe bakınca filmin dini bir film olduğu söylenemez. Filmde din adına aralara serpiştirilen bazı simgesel davranışlar ve dua terennümleri görüyoruz. Mesela nedir bunlar? Birincisi baba Faruk’un başında takke ile kıldığı namaz sonrası seccadeyi kaldırırken görülen sahnesi… İkincisi köy muhtarı Ali Rıza’nın yine simgesel ama bir o kadar da riyakarane bir şekilde elinde tespih başında takke ile dudaklarını güya dua ediyormuş gibi kıpırdatması. Üçüncüsü de deli Nazım’ın ağzından işitilen sürekli istiaze (Allah’a sığınma) duaları. Yine benzer şekilde babaanne Nazife’nin cinlerle iletişime geçme denemeleri sırasında yaptığı iztiaze duası Gerilim sahnelerinde bu duaları o kadar sık duyuyoruz ki, hiç bilmeyenin ezberlemesi dahi mümkün. Belki de benim gibi pek çok kişi günlük iztiazelerinde zaten o duaları kullanıyor. İşte birkaçı:

Eûzü bi kelimâtillâhit tâmmâti min şerri mâ khalak.” (Bütün yaratıkların şerrinden Allah’ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur’an’a) sığınırım.)

Allahümme innî eûzü bike min hemezâtiş Şeyâtîn ve eûzü bike Rabbî en yahdurûn.” (Allahım Şeytanların Kuruntu, vesvese, şüphe ve tereddütlerinden sana sığınırım ve yanımda hazır bulunmalarından da yine sana sığınırım.)

Bismillah, hasbiyallah, tevekkeltü alallah, lâ havle velâ guvvete illa billah.” (Allah’ın adıyla, O bana yeter, O’na tevekkül ettim, O’ndan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur.)

Hasbünallah ve nimel vekîl, ni’mel mevlâ ve ni’men nasîr.” (Biz Allah’a tevekkül ederiz. O ne güzel koruyucudur, ne güzel yardımcıdır.)

308769Münafık” filmi korku ve gerilim içeren bir yapımdır. Yapımcısı Mantis Filmdir. Yazan ve yöneten ise Özkan Aksular’dır. Özkan Aksular aynı zamanda Mantis Film’in de sahibidir. Böyle olunca filmin yapımcısı, yazımcısı (senaristi) ve yöneticisi aynı kişi yani Özkan Aksular olmuş oluyor. Özkan Aksular daha çok video kliplerde yönetmen ve oyuncu olarak yer almış bir sanatçıdır. Uzun metrajlı ilk film denemesini “Münafık” ile yapıyor diyebiliriz.

Filmin büyük bölümü Kastamonu’nun Azdavay kasabasının balta girmemiş ormanları içindeki Nalbant köyünde geçmektedir. Bu açıdan bol bol yeşillik, ağaç, orman, şelale, gölet ve akarsu görüyoruz. Gündüz çekimlerinde iç açıcı gelen bu güzellikler, gece çekimlerinde korku mekânına dönüşüyor.

Filmin konusuna gelince: İlk çocukları Ceren, nöropsikiyatrik bir arıza (epilepsi) taşıyan Emre-Ceyda ailesi, yeni bir çocuk sahibi olacaklardır. Ceyda, hamileliğinin son günlerindedir. İlk çocukları Ceren’in hastalığını, doğumunun doğal olmayan şartlarda olmasına bağladıkları için, bu çocuklarının tamamen doğal koşullarda dünyaya gelmesini arzu etmektedirler. Bunun için en uygun yer de Ceyda’nın babaannesinin yıllardır kullanılmayan orman içindeki ahşap köy evidir. Babaanne Nazife yaşlı ve yatalak bir halde oğlu Faruk ve gelini Zekiye’nin bakımı altındadır. Namazına niyazına müdavim, düzgün bir insan olan oğul Faruk mümkün olduğunca annesinin hizmetlerini kendisi görmeye çalışmaktadır ama her zaman bu mümkün olmayınca iş karısına da düşmektedir. Gelin Zekiye, kayınvalidesi Nazife’den nefret etmekte, yatalak kadının altını, üstünü değiştirirken etmediğini bırakmamaktadır. Gelinin nefreti sonunda onu bir şekilde kayınvalidesi Nazifeyi öldürme girişimine yöneltecektir.

Film, hem Nazife’nin yatalak olmadan önceki yaşamını hem de yatalak olduktan sonra torunlarının köydeki yaşamını konu almaktadır. Bu da filmin akışını bir 1984 yılına, bir 2014 yılına götürüp getirmektedir. 1984 yılında o köy evinde yaşananlar ile 30 yıl sonra yani 2014 yılında yaşananlar arasında bağlantılar ortaya çıkmaktadır. Zira Nazife de torununun çocuğu Ceren gibi çocukluk ve gençliğinde epileptik bir hastadır ve köylü kendisine “cinlenmiş” olarak bakmaktadır.

Nazife’nin Nazım adında delikanlı bir komşusu vardır. Rusya’da (o vakitler Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği SSCB’dir) çalışırken Valeria ile tanışmıştır. Valeria bir parapsikologtur. Nazım memlekete dönerken Valeria da çalıştığı labaratuvar adına araştırmalar yapmak, özellikle Nazım’ın “cinli” komşusu Nazife’yi incelemek için köye gelmiştir. Bir süre sonra da Nazım’dan hamile kalmıştır ama fazla geçmeden köyün eli tespihli, başı takkeli, dindar yönetici görünümlü muhtarı Ali Rıza tarafından gizlice önce felç edilmiş bilahare öldürülerek bahçeye gömülmüştür. Ali Rıza’nın bunu neden yaptığı tam olarak anlaşılamasa da kıskançlık gibi görünmektedir. Nazım hamile sevgilisinin ortadan kaybolması üzerine kafayı yemiş ve delirmiştir. İşte bu deli Nazım, Emre-Ceyda ailesi köye geldikten sonra Ceren’i kaçırarak onların kâbusu olacaktır.

Filmin kâbus bölümlerinde bol bol çığlık, gök gürültüsü, şimşek, yağmur, karanlık gece v.b. ürkütücü sahneler bulunuyor. Müzikleri de aynı şekilde. Türklerin yaptığı korku filmlerinin en kalitelilerinden birisi denilebilir ama korkutucu sahneleri yer yer fazla bulduğumu belirtmeliyim. Kamera çekimleri oldukça kaliteli; sadece arabayla köye geliş sahnesinde kamera arabaya bağlandığı için arabanın sarsıntısı aynen kameraya yansımış. Kısa bir bölüm ama beni rahatsız etti. Diğer bir gözüme batan da hamileliğinin son günlerinde olan Ceyda’nın karnı aşırı şişkin görünüyordu. Ben hayatımda hiç o kadar şişkin karınlı bir hamile görmedim. Yani o da biraz abartılıydı.

Web sitesinde kısaca şu bilgiler veriliyor: “1984 yılında, Sovyetler Birliği’nde bulunan ve parapsikolojik olaylar üzerine incelemeler yapan ESP Laboratuvarlarından birinde çalışmakta olan Valeria, eski sevgilisi Nazım’ın daveti üzerine, “Cinli Nazife” olarak anılan Nazife Hanım ile ilgili araştırma yapmak üzere Türkiye’ye gelir. Kastamonu, Azdavay’daki Nalbant Köyü’nde araştırmalarını sürdüren Valeria, birden, hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolur. Köylü, Nazife Hanım’ı felç geçirmiş, Nazım’ı ise delirmiş bir halde bulur. Küçük Kızının hastalığı nedeniyle ikinci çocuğunu doğada, doğal yöntemlerle doğurmak isteyen Ceyda, ailesi ile birlikte babanesinin 30 yıl önce terk ettiği bu köy evine gelir. Doğum sancıları arasında geçmişin sırları yavaş yavaş aralanacaktır.”

Filmde rol alan oyuncuların kimlikleri şöyle:

Küçük Ceren: Balım Gaye BAYRAK

Ceren’in Annesi Ceyda: Zeynep OKAN

Ceren’in Babası Emre: Levent SÜLÜN

Büyükanne Nazife: Güliz ŞİRİNYAN

Nazife’nin Oğlu, Ceyda’nn Babası Faruk: Erdoğan SICAK

Nazife’nin Gelini, Faruk’un Eşi Zekiye: Nalân OLCAYALP

Nazife’nin komşusu Nazım’ın geçliği: Özer ARSLAN

Nazife’nin komşusu Nazım’ın yaşlılığı: Ahmet Fuat ONAN

Köy Muhtarı Ali Rıza’nın geçliği: Murat Bülent ATACAN

Köy Muhtarı Ali Rıza’nın yaşlılığı: Hakan SALINMIŞ

Rus Valeria: Karina MALSAGOVA

Süresi 100 dakika olan filmdeki “münafık” tanımı TDK sözlüğünden alınmıştır: “Dinî kurallara inanmadığı hâlde inanmış gibi görünen.” Eh, bu tanım dini literatüre aykırı ve uzak sayılmaz. Filmde şekli olarak dindar görünen iki kişi var: Birincisi baba Faruk, ikincisi ise köy muhtarı Ali Rıza. Bunlardan birincisi olumlu, diğeri ise olumsuzdur. Olumlu kişilik, olumsuz kişiliği ikinci cinayetini işlemek üzereyken engel olacak ve yaralı halde Jandarma’ya teslim edecektir.

Netice itibariyle gerilim ve korku filmlerini sevenlerin kaçırmaması gereken bir yapımdır. 10/8

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

Tahsin Varol, sinema yazılarını fikrikadim.com'da paylaşmaktadır. Yazarın diğer yazılarına ulaşmak için isme tıklayın
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

4 adet yorum var.

  1. Zuhurat baba dedi ki:

    korktum vallahi ben bu filmi nasıl izlerim, sinemdan çıkması var eve yürümesi var, gecesi var karanlığı var

  2. ömür çelikdönmezo dedi ki:

    psikanalitik çözümlemelerle filmin arka planına oldukça anlamlı şerhler düşmüş Tahsin bey, HOLLYWOOD eleştirmenlerini bence çırak çıkarır, film yazısı değil sanki Dostoevsky’den karekter tahlilleri okuyorsunuz, bir bütünlük içinde insicam içinde geliyor satırlar, kalemine sağlık usta

  3. Tahsin dedi ki:

    Zuhurat baba lakaplı yorumcu İRONİK bir giydirme yapmış. Canı sağolsun. Ömür Beyin yorumundaki intibaları verebiliyorsam da ne mutlu. Teşekkürler.

  4. nisanur cifir dedi ki:

    Cinli Nazife tam benim karekterim, ilginç. bir fimdi, artık Türkiyede kaliteli korku filmleri yapılıyor

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun