II. Balkan Savaşı öncesinde Türkiye kimin yanında? – Fikrikadim

II. Balkan Savaşı öncesinde Türkiye kimin yanında?

Ömür Çelikdönmez

Ömür Çelikdönmez

Çoğumuz “ Balkan” sözcüğünü duyduğunda iliklerine kadar titrer. Çünkü küçüklüğünden itibaren dinlediği hava bültenlerinde “Türkiye’nin bugünden itibaren Balkanlar ve Karadeniz üzerinden gelen yeni bir soğuk ve yağışlı havanın etkisine gireceği tahmin ediliyor” haberlerini her duyduğunda, Türkiye’nin soğuk ve yağışlı havanın etkisine girdiğini bizzat yaşayarak tecrübe etmiştir. Önümüzdeki dönem Balkanlardan gelebilecek yeni bir soğuk hava dalgasını göğüslemeye hazırlanıyoruz. Ancak bu soğuk hava dalgası iklimsel değil siyasi.

Balkanlardaki siyasi durumun geleceğine ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  “100. Yılında Dünya Savaşının Belgeleri” konulu Dünya Arşiv Yöneticileri Kongre ve Sergisi’nin açılış konuşmasında, “Bugün çok net biçimde görüyoruz ki 1. Dünya Savaşı hala sona ermiş değil, açtığı uzun parantez hala kapanmış değil” demesi, Balkanları bekleyen yeni sürecin Türkiye tarafından öngörüldüğünü gösteriyor.

Osmanlı bakiyesi Türkiye’nin en çok kanayan iki yarası Balkanlar ve Yemen’dir. Toplumsal travma kolektif bilinçaltında yaşanmaya devam eder. Acılar türkülerle yenilenir. Yemen’de unuttuğumuz şehit mezarları veya birkaç Türk kökenli haricinde bir bağımız yoksa da, Balkanlar her daim gözümüzün önünde, canımızdan bir parçadır. Balkan Müslümanları ve Balkan Türkleri, Türkiye’nin kollarını kanatlarını gerdiği evladı fatihan statüsünde. O nedenle umarım ki Türkiye Balkan Müslümanlarına ve Türklerine yönelik her türlü tehlikeyi bertaraf edebilecek kültürel, siyasi, ekonomik ve askeri stratejiler geliştirmiş, tedbirler almış olsun!

Balkanizm; sömürgeci bir bakış açısının kavramlaştırdığı süreçtir. Balkanizm tek bir tip içindeki farklılıklara değinir. Balkanizm; Batı Avrupa emperyalizmi tarafından tıpkı Oryantalizm misali kendisinden olmayan ama doğuya da bırakılmayacak bir coğrafi alanı tanımlama amacıyla kullanıldı. Bu siyasi ötekileştirmeyle Balkan coğrafyasında yaşayan halklar Avrupa’nın en doğu ucunda mevcut bir öteki oldu çıktı.

Şimdi Batı emperyalizmi Balkan ülkelerini kavramlaştırdığı şekilde Balkanizm adı altında yutmaya hazırlanıyor. Tarihi ve kültürel değerlerinden koparılan Balkan ülkeleri, Avrupa Birliğinin emperyal açılımlarına direnebilecek siyasi ve dini bilinçten yoksun gözüküyor. AB katılım süreciyle birlikte böl­gedeki iddialı modernleşme gözlerden kaçmıyor. Çünkü ülke ve ulus çıkarlarının korunmasını Avrupa Birliği sürecinde yer almakla gerçekleştirebileceklerini düşünüyorlar. Handikapları da burada başlıyor.

Avrupa Birliği Balkan ülkelerini, öncelikle Rusya’nın ve Türkiye’nin nüfuzundan koparmanın hesabında. Kesenin ağzını açtılar. Merkezi Avrupa İnisiyatifi‘nin (CEI) düzenlediği Batı Balkanlar Konferansı, son olarak geçtiğimiz günlerde 6. kez Priştine’de topladı. Kosova ve Sırbistan savaşı sonrası ilk defa Sırbistan Dışişleri Bakanı İvica Daçiç’in de katıldığı konferans kapsamında, Arnavutluk, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Kosova, Makedonya Cumhuriyeti ve AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Joahnes Hahn bir araya geldi.

Rusya Slav kökenli akrabalarını unutmuş değil. Slav kökenli ulusların etnisiteden başka bir diğer ortak paydaları da Ortodoskluk. Ancak Yunanlılar Slav değil lakin Ortodoks. Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin imparatorluk düzeni almasıyla birlikte ilk hedefinin Balkanlar üzerinden Avrupa olacağı öngörüsü, Yunanistan’a yönelik her türlü siyasi ve ekonomik hibe yardımlarının kapısını aralıyor. Yunanistan yerine bir başka ülke olsaydı çoktan boğazını sıkıp atmışlardı.

Görmüyor musunuz diğer fakir Avrupa Birliği ülkelerine kötü örnek olmasın diye AB standartlarında ortaoyunu oynanıyor. Yok, efendim neymiş Uluslararası kreditörlerle Yunanistan ellerindeki imkânları en iyi şekilde nasıl değerlendirebileceklerini araştırıyormuş. Atina’nın sunduğu reform önerilerinin gözden geçirilmesi planlanıyormuş vs vs. Atina resti çekti ve Avrupa Birliği’ne meydan okuyor kafa tutuyor, biliyor ki AB, Yunanistan’a muhtaç.

Avrupa Birliği Balkanlarda Katolik- Ortodoks çatışmasını hem de Müslüman- Hıristiyan çatışmasını engellemeye çabalıyor. Katolik ve Ortodoks çatışması, kıta Avrupası’nın Rusya ile çatışması demek. Zaten Ukrayna deneyiminde Rusya ile baş edemeyeceklerini gördüler. Bosna savaşı sırasında Hırvatlarla Sırplar arasında yaşanan çatışma Almanların müdahil olduğu bir çatışmaydı ve Katolik ve Ortodoks çatışması kapsamında değerlendirilebileceği gibi Cermen-Slav kavgası kapsamında da ele alınabilecek sıcak bir savaştı.

Avrupa’yı bekleyen en büyük tehlike, küreselleşme üzerinden hesaplaşma pozisyonu alan Amerika ve Rusya’nın kıta Avrupa’sını bu rekabetin sahası görmesi. Bir diğer tehlikede özellikle Bulgaristan, Arnavutluk, Kosova, Bosna Hersek ve Makedonya’dan Irak ve Suriye’de savaşmaya giden radikal İslamcıların Balkanlara dönerek Cihad mefkûresini hayata geçirmeleri. Balkan ülkelerinin sarp coğrafi yapısını Avrupa içlerine düzenleyecekleri eylemlerde bir üs olarak kullanma ihtimali. Amerikalı istihbarat yetkilileri 20 binden fazla yabancı savaşçının Irak ve Suriye bölgesine gittiğini ve bunların en az 3 bin 400’ünün Batılı olduğunu belirtiyor. Bölgedeki yetkililerin verdiği rakamlara göre bu kişilerin en az bini savaşa Balkanlar’dan katılmış.

Amerika istihbarat uzmanlarına göre; radikalleşmeden doğan şiddetle Rusya’nın Ukrayna’daki saldırganlığı Amerika’nın güvenliği açısından en büyük iki tehdit olarak görülüyor. Bu iki tehdidin birleştiği nokta da Balkanlar. Büyük Müslüman nüfus ve Rusya’yla tarihi ve dini bağlar Balkanlar’daki ülkeleri hem Rus etkisi hem de radikal İslamcı hareketlerin etkisine açık hale getiriyor. Balkanlar şimdilik birinci derecede çatışma alanı olmasa da ileride gelişmelerden ciddi şekilde etkilenebilecek bir din eksenli çatışmaları tetikleyebilecek fay hattı üzerinde.

Irak ve Suriye’de savaşın başlamasından bu yana Balkanlar, Batı ile Rusya arasındaki gerilimden de etkileniyor. Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry bir Senato Komisyonu’nda yaptığı konuşmada buna dikkati çekmiş ve “Sırbistan, Kosova, Karadağ, Makedonya ya da başka yerlere bakarsak bunların hep ateş hattında olduğunu görürüz.” şeklinde konuşmuştu. Kery’in bu açıklaması durum tespitinden daha çok Balkanlardan direkt etkilenebilecek ülkelere yönelik bir tehdit algısı oluşturmaktı.

Balkan Savaşları sonucunda Osmanlı İmparatorluğu Balkanlardaki topraklarının çok büyük kısmını kaybetti. Geride kalan Türkler ve Müslümanlar, bu savaşları takip eden 100 yılda sayısız asimilasyon politikasına direndi. Büyük acılar yaşandı. Bu nedenle Türkiye’nin öncelikli çabası Balkanlarda barışın tesisidir. Balkanlarda yaşayan Müslüman unsurların ve Türklerin zarar görmemesi için Türkiye’nin çatışmadan uzak, düşük profilli, kültürel, ekonomik ve siyasi bir entegrasyon stratejisini benimsediği söylenebilir.

Bosna Hersek ve Kosova gibi iki Müslüman ülke Türkiye’nin Avrupa içlerine uzanan uç karakollardır. Avrupa’da Müslümanların bakiyesi için barış eksenli diplomasi Türkiye’nin vazgeçilmezleri arasında. Türkiye şunun da farkında, beklenen II. Balkan savaşının, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında değil, Katoliklerle Ortodokslar arasında patlak verecektir. Türkiye Müslüman ve Türk unsurları; bu savaştan olabildiğince uzak tutmaya çalışacak. Ne Rusya’nın yanında yer alacağız ne de Avrupa Birliğinin veya Amerika’nın safında bel tutacağız! Çünkü biliyoruz ki bu savaş emperyalistlerin paylaşım savaşı olmakla beraber Müslümanları Balkanlardan yok etme savaşıdır.

Twitter:@ oc32oc39

omurcelikdonmez@hotmail.com 

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

7 adet yorum var.

  1. Hamza dedi ki:

    Allah müslümanların yardımcısı olsun nereye baksan şer cephesi

  2. ayhan dedi ki:

    Ne Bati’daki ne de Dogu’daki hicbir savas bizim savasimiz degil. yaklasan bu firtinalardan kendimizi koruyabilsek, kazanan taraf olacagiz.

  3. Ramadan Begoviç dedi ki:

    tee bu Ruslar çok kesmistir bizi, Bulgarlar çok zulüm etti be yaa

  4. evladı fatihan dedi ki:

    balkan Türklüğü ve Balkan Müslümanları her türlü savaşa hazır bekliyor, kurbanlık koç gibi başımızı uzatmayacağız

  5. ömür çelikdönmez dedi ki:

    değerli bir dostun Durmuş Arda Beyefendinin, yazımla ilgili düzeltisini sizlerle paylaşıyorum;”Günaydın hocam, son “II. Balkan Savaşı öncesinde Türkiye kimin yanında?” yazınızın başlığı bence “II. Balkan Savaşı öncesinde Türkiye kimin yanında?” değil, ııı. Balkan Savaşı öncesinde Türkiye kimin yanında?” olmalıdır, çünkü 2. Balkan Savaşı 1913 yılında yaşanmıştır.”

  6. Semih Kahar dedi ki:

    Ayağımın Tozu Ile Bosna Hersek den, Sırbistan ve Belgrad’dan Geldim. Kısa Seyahatimden Biraz Söz Etmek, Yazının İçeriği Hakkında Doğru Tespitler Edindiğime Inanıyorum. Savaş’ın Izleri Aradan 16 Yıl Geçmesine Rağmen Silinmiş Değil Elbette; Insanların Simaları ve Iklimden de Kaynaklı Soğuk Göründüğü Aşikâr Belli.Fakir Olmalarına Rağmen, Batılılaşma Hızla Ilerlemeye Başlamış Durumda, Özellikle Yeni Nesil Kültürel Benliklerinden Uzaklaşmaya Başlamış, Modernleşme Tüm Hızıyla Batı’nın Sözde Modernliğinden Bahsediyorum,Enjekte Etmeye Devam Etmekte. Halkın Genelinde Bir Tembellik Söz Konusu,Mostar’da Yaşayan Bir Teyze Ile Sohbet Etme İnkanımız Oldu. Köprünün Bir Tarafında Boşnak Müslümanlar, Diğer Tarafında Ise Hırvatlar Yaşamakta. Teyzenin Anlattığı Hırvatların Iyi Davrandıklarını Ancak En Ufak Bir Kıvılcım da Irkçı Tutumlarını Sergileyebileyeceklerini Söyledi. Cami Minaresinden Daha Yüksek Kilise Duvarı Var. Hakim Tepede Ise Devasa Büyüklükte Bir Haç Dikmişler. Diyoruz ya Hilal Ile Haç’ın Kavgası Bariz Belli Oluyor. Sırbistan Belgrad’da Ise Yabancıyı Hemen Tanıyor Haince Bakışlar Üzerinizde Toplanıyor. Türk Olduğunuzu Öğrendiklerinde Vayyy Türk Gelmiş Diyerek Şaşırmaları Korkularının Halen Devam Ettiğinin Göstergesidir. Bosna Hersek Sırbistan Arası Kara Yolunda Aşırı Polis Kontrolü. Türk iseniz Yandınız, Soruyor da Soruyor Bekletiyor da Bekletiyor. Özellikle Paralel Yapı Bosna Hersek’te Faaliyet Olarak Baş Gösteriyor. Okulları, Srebrenitsa Katliamını Gösteren Fotoğraf Sergileri, Mostar dan Biraz Ilerideki Balagay Tekkesinin Işletimi vs Ticarete Dökmüşler. Yazıda Belirtilen Bu Savaş’ın Katolikler ve Ortadokslar Arasında Olabileceği Öngörüsü de Çok Doğru Bir Analiz. Kiliselerinden Bile Bariz Birbirleri Arasında Bir Sürtüşme Var. Şahsen Gelecek Için Ümitliyim, Orada Okuyan Kardeşlerimizin, Manevi Dergahların, Derneklerin Çalışmaları Ve Boş Olmamaları Ümitlendirdi. Türkiye Balkanlar’da Çıkabikecek Bir Savaş’ın Uzağında Kalması Ama Içerideki Unsurları Ile Etkin Olması Yararımıza Olacağını Düşünüyorum. Bir Oluşumun Olduğunu Hissettiğimi Söyleyebilirim Ama Net Bildiğim Brşey Yok. ( Not: Mostardaki O Tepedeki Haç’ı Dikenlere Bilge Adam Merhum Aliya İzzetbegoviç’in Meşhur Sözü; Oraya Haç’ı Dikebikirsiniz Amma Unutmayın HİLAL Gökyüzünde)

  7. makbule hanım papucu yarım dedi ki:

    bencede Balkanlardaki durumu özetleyen en harika cümle bu merhum Aliya İzzetbegoviç’in meşhur sözü;
    “Oraya Haç’ı Dikebikirsiniz Amma Unutmayın HİLAL Gökyüzünde”

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun