İslam, anarşizm, sol – Fikrikadim

İslam, anarşizm, sol

mualla

Mualla Kavuncu

Karışık, karmakarışık günlerden geçiyoruz. İnandığımız, gönülden bağlı olduğumuz canım dinimiz çekiştirilip duruyor habire. Birileri coğrafyamıza ateşler salıp duruyor yıllardır. Müslüman olduğunu iddia edenler birbirlerini boğazlıyor hem de en sevgilinin adını haykırarak. Bu görüntüleri izleyen çocuklar, gençler nasıl bir İslam algısına sahip oluyor diye düşünmeden edemiyor insan.

Coğrafyamızda hal böyleyken, göçmenlerin büyük çoğunluğunu oluşturan Müslümanlar Batılı toplumların en alt tabakalarında yer bulabilmişler ve mütemadiyen ayrımcılığa uğruyorlar. Yoksulluk, dışlanmışlık diz boyuyken bir yandan da kışkırtılıyorlar. Bu ortamda büyüyen çocuklar gençler, henüz dillerini de, dinlerini de doğru dürüst bilmeden, öğrenmeden Cihad’a akıyorlar. Sanalla gerçekliğin iyiden iyiye birbirine karıştığı çağımız çocukları, uğruna savaştıkları dinin hakikati hakkında herhangi bir fikre sahip olmadan kulaktan dolma sığ bilgilerle, Gaza, Cihad, Hilafet gibi yine hakikati hakkında herhangi bir fikre sahip olmadıkları kavramlarla, ölüme, öldürmeye koşuyorlar. Anlamsızlık duyguları içinde bocalandığı kolaylıkla tahmin edilebilecek olan,   sürekli dışlanarak yaşanan, aşağılanmalarla, yoksulluk ve güçlüklerle dolu, uyuşturucularla katlanılmaya çalışılan hayatlar birdenbire anlam kazanıyor. Kutsal bir amaç, adanmışlık, kendini feda, bu hayatın müsebbibi olarak görülen her türlü düşmanla savaş. Kendileri dışında herkes düşman nerdeyse. Tam da ergen erkek çocuklarının saldırganlık, şiddetle örülü dünyasına uygun, aynı anda cinsel güdülerini de doyuran bir atmosfer. Cihat kardeşliğiyle paralel yürüyen bir kadın düşmanlığı. Müslümansa nikah kıy, değilse cariye statüsünde kullan at, işkencelerle öldür, herşey mübah bu dünyada, ister kafa kes, ister diri diri yak.

Dinin, dinimizin hakikati ne? Bu radikal cihatçılara bakarak mı; Adnanhocagillere ve kediciklerine; dünyevi güc peşinde koşan, mevcut güçlerin, dünya sisteminin önünde huşuyla eğilip takkeleriyle takiyyecilik öğütleyen, tek derdi aynı dünya sisteminin kendilerinin eline geçmesi olan hocaefendigillere; işi gücü hamile, anne, çalışan, çalışmayan, örtülü, örtüsüz kadınlar hakkında fetva vermek olan cübbeli-cübbesiz-kravatlı-kravatsız, bürokrat ya da değil kadızadegillere bakarak mı bulacağız bu sorunun cevabını.  

Elbette sorunun cevabı bunlarda değil, hiç alakası yok. “Gerçek İslam’dan selam getirdim, hepinizi reddediyor” diyordu geçenlerde bir kadın (Nebiye’ye bin selam). Onlara ancak mensubu olduklarını iddia ettikleri bir dinden nasıl bu kadar uzaga düşebildiklerini incelemek için bakılabilir.

Dini anlamak için ayetlere bakmalı, yanı işaretlere, delillere. Kafamızı kaldırıp şöyle bir etrafımıza, toprağa, ağaca, gökyüzüne, yıldızlara, bulutlara bakmalı. Nefes almalı, yüzümüzü rüzgara verip yürümeli. Kuşlara bakmalı, çocuklara. İnsana, birbirimize. Karşı yatan koca dağlara, denizdeki dalgalara, kıyıdaki kum zerreciğine. Okumalı, Evreni, insanı, doğayı ve Kitab’ı. Düşünmeli, hissetmeli, sevmeli. Sonsuzluk, varlık, yokluk arasında debelenmeli, düşmeli başaşağı, ölüm, doğum, yaşlanmak. nedir bunlar, nedir herşeyin anlamı ya da hiçbir şeyin. Burası neresi? Kimim ben? Herşey ne? Neden burdayım, Özgür müyüm, mahkum mu? İçimize bakmalı. İçimdeki güce, içimdeki sonsuza, beni ben yapana, aynı andaki aczime, hiç bir şey bilmeyişime, bilmenin imkansızlığına, imkansızsa susmaya, sustukça inanmaya, inandıkça şaşırmaya, hayretlere düşmeye, huşuyla eğilmeye, teslimiyete.

Kitab anlatır. Evrendeki ayetlerle Kitabtaki ayetler tamamlar birbirini. İyice anlar, akledersin. Apaçıktır. Anladıklarınla eyler,   Anlamadıklarınla sezer, hissedersin. Sezdiklerinle uçar, sever, yaşarsın. Varlık düşünülmez der Kierkegaard, düşünmeye kalktığın an yitirirsin onu. An’da duyarsın sonsuzluğu. An ve sonsuzluk birdir. Ancak nadiren sezdiğin, hissettiğin Hakikat karşısında sadece susarsın. Bir saç teli, bir kanat, tırnak ya da, yaprak, ya gözler, herşeyin derinlerinde olduğu, bakanın görüp sahibinin bilmediği anlamları muhtevi o gözler, hiç biri diğerine benzemez. Herşey eşsizdir. Tatlar, kokular, renkler herşey. Eğilmekten ve susmaktan öte ne yapılabilir ki? Titrenir bir de, titrerken üstüne titrersin mucizenin. Kadın mucizedir, çocuk mucize. Titrersin üstüne. Özenerek yaratılmış herşeyin, bu büyük sanatın üstüne titrersin. Ezip geçemezsin, basamazsın, Sendeki sonsuzluk, sendeki cevher ötekini de kapsar ya da ötekindeki seni. Bir olur, birleşirsin. Hem teksindir hem bütün. Hem yalnızsındır hem onlarla.

Tekliğinde büyür sadece en Büyüğün en sevgilinin önünde eğilirsin. Hep birlikte kulsunuzdur. Birbirinize değil. LA dersin. La diyerek yalnız ona ram olursun. Devlete, servete, makama değil. Kocaya, babaya, amire değil. Yalnız ona kulluk eder yalnız ondan yardım dilersin. Nasıl dengeyle adaletle yaratmışsa Evreni, o dengenin, o adaletin üstüne titrersin. Onu korumak kollamaktır Müslümanın işi. Doğanın düzenine, dengeye, adalete sahip çıkmaktır. Kardeşliğe, adalete, insan olma onuruna. Sen en şereflisin, çünkü ondan bir cüzsün. Karşındaki de öyle. Emanete ihenet edemezsin. kendine, insanlığına, onuruna sahip çıkar müslüman. Sömürüye, Hakikati çiğneyen haksızlığa karşı çıkar. Nasıl verilmişse bize bu dünya, nasıl insan olma sorumluluğu yüklenmiş, özgür irade sahibi kılınmışsak onu öylece korumaktır görevimiz. Biz bize emanetiz, doğa bize emanet, tüm mahlukat emanet. O emaneti koruyup sevmeli . Din budur işte, bundan ibaret. La demenin, her türlü puta sırtını çevirmenin, bireysel sorumluluğunu üstlenerek özgür birey olmanın karşılığı anarşizm; insanlık onuruna ters düşen kula kulluğa, sömürüye, insanın, emeğin metalaşmasına karşı çıkmanın adıysa anti kapitalizm ya da soldur literatürde. “Din ruhsuz dünyanın ruhu, din insanın iç çekişidir, din vicdandır” (Karl Marx)  

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. Ömür Çelikdönmez dedi ki:

    Müslüman olmanın,
    ne denli gönül işi olduğunu
    bu kadar güzel bu kadar içten ve
    bu kadar akıcı anlattığınız için kaleminize sağlık efendim,

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun