Ortadoğu’da istihbarat savaşları ve Türkiye! – Fikrikadim

Ortadoğu’da istihbarat savaşları ve Türkiye!

Yaşadığımız coğrafya ateşten top. Tutanın eli yanıyor. Zor bir durum vesselam. Bölgenin petrol gibi stratejik enerji kaynağının olması enerji ihtiyacı nedeniyle büyük devletlerin iştihasını kabartıyor. Hiçbir ülke işi şansa bırakmak niyetinde değil. Bütün güçleriyle, istihbarat örgütleriyle bölgeye yükleniyorlar. Hatta bölgede tutunmak için fason İslami örgütler kuruluyor, sahte mücahitler devşiriliyor. Her şey petrol için. Türkiye’nin tek başına bu küresel bela ile baş etmesi mümkün değil.

Ya bölge devletleri ile işbirliğine gidecek ya da Rusya gibi enerji partneri ile ittifak gerçekleştirecek. Bir başka ittifak unsuru da Kürtler. Kürtlerle siyasi ve ekonomik anlaşma zemini bulmadan Türkiye’nin Ortadoğu’daki bu küresel savaşı kazanması zor gözüküyor. İstihbarat örgütleri arasındaki savaş çok şiddetli yaşanıyor. En ufak bir hata binlerce insanın canına mal oluyor. Hata yapan istihbarat örgütünün ülkesi, oyun dışı kalabilir. O nedenle deyim yerindeyse kılı kırk yarıyorlar. Bin düşünüp bir hareket ediyorlar.

Suudilerin IŞİD’e yakınlığı zaten biliniyor. Ancak bu yakınlık sonradan tepe noktadaki isimlere nüfuz etmede yetersiz kalmış olmalı ki; yeniden IŞİD’e söz geçirmenin yollarını arıyor. Nitekim İngiliz The Times gazetesi, Suudi Arabistan’ın IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) tarafından ülkede yapılacak olası saldırıları önlemek için, örgütün içine ajanlarını göndereceğini iddia etti. Haberde IŞİD’in geçen ay Suudi Arabistan’ın kuzeyinde düzenlediği bir saldırıda 3 Suudi askerini öldürdüğü hatırlatılırken, bu saldırının Suudi Arabistan’a örgüt içinden daha sıkı istihbarat alması gerektiği konusunda bir uyarı niteliğinde olduğu belirtiliyor.

Gazete ülkenin istihbarat birimi ve güvenlik güçlerinin “güçlü İçişleri Bakanı Prens Muhammed bin Nayef” altında birleştirileceğini de duyuruyor. Haber şöyle devam ediyor: “IŞİD’e katılmak üzere birçok yabancı savaşçının Irak ve Suriye’ye gitmesi, örgüte sızma olanağı sağlasa da, IŞİD’in iç yapılanması örgütün harekât komutasına nüfuz etmeyi çok zor kılıyor. Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı Sözcüsü General Mansour Turki de ‘Örgütün liderliği tamamen dışarıya kapalı gibi görünüyor, bu da içeriye sızmamızı zorlaştırıyor. Şu ana kadar kimse IŞİD’in ne yapacağını tahmin etmeyi başaramadı’ diyor.

Yazının başında bölgede tutunmak isteyen ecnebi devletlerin fason İslami örgütler kurduğundan söz etmiştim. Fason örgüt kurmakla kalsalar yine iyi. Din adamı kisvesinde yetiştirdikleri ajanları vasıtasıyla dini mülahazalar ve mütalaalar yaptıkları da anlaşılıyor. Mezheplere göre yeniden yorumladıkları inanç ve amelleri maalesef İslam dünyasındaki fitne kazanını kaynatmak amaçlı değerlendirdikleri ortada. Bunun bir örneği de İran’da ortaya çıktı.

İran’ın Kum kentindeki Camiatul Mustafa Üniversitesi Rektörü Ayetullah Arafi, “Velayet’ kavramını kullanarak mezhepçiliği, çatışmayı ve her türlü hoşgörüsüzlüğü pompalamaya çalışan bir akım oluşturulmuş bulunmaktadır. Aşırıcılığı yaymaya çalışan bu akıma ‘İngiliz Şiiliği’ de diyebiliriz” diyerek Müslümanları bu kesim hakkında uyardı.

Velayet” kavramını kullanarak aşırıcılığı, mezhepçiliği, çatışmayı ve her türlü hoşgörüsüzlüğü pompalamaya çalışan bir akım oluşturulmuş bulunmaktadır. Aşırıcılığı yaymaya çalışan bu akıma “İngiliz Şiiliği” de diyebiliriz; çünkü beslendikleri nokta asırlardır gerçek İslam’la mücadele halinde olan İngilizlerdir. İngilizlerin sağladığı lojistik ve finansal destekle beslenen bu grup Ehlibeyt maarifine en ağır darbeyi vurmaktadır!” dedi.

İngiliz Şiiliğinin muadili ise tabi ki İngiliz Sünniliği. İngiliz Sünniliği de İngiliz Şiiliğinin Ehli Sünnet Vel Cemaat düşmanlığı gibi Ehli Beyt düşmanlığı peşinde, Şia düşmanlığı peşinde. İsrailli Haham Nir Ben Artzi internet üzerindeki blog sayfasından her hafta İsrail halkına bir mesaj iletirken IŞİD hakkında ilginç itiraflarda bulundu. On binlerce cemaati olan haham dünya çapında Yahudiler tarafından büyük ilgi toplarken son yazısında IŞİD’in Yahudileri ve İsrail’i koruduğunu anlattı. Artzi, yazısında şu ifadeleri kullandı: “Tanrı bize IŞİD’i, aşırıcı İslam’ı, El Kaide’yi, Hamas’ı ve daha birçok kardeşi gönderdi. Tanrı bunları göndererek dünyaya Yahudilere kutsal toprak olan İsrail’e dokunmamalarına dair uyarı verdi. 

IŞİD ve diğer terör örgütleri Avrupa’yı, Amerika’yı ve bütün dünyayı ağlatacaktır. İsrail hariç! Çünkü Tanrı kutsal toprakları koruyor. İsrail’in dışında yaşayan Yahudiler akıllıca davranmalı ve derhal İsrail’e gelmelidir. İsrail’in dışındaki Yahudiler, uyarılmadık demeyiniz! Mesela Ukrayna’ya sakın yatırım yapmayınız, kendi vatanınızda(!) yatırımlar yapınız.”

İsrailli Haham Nir Ben Artzi, İsrailliler arasında meşhur ve sözü dinlenen hahamlar arasında.  İsrail haber sitelerinden Typepad, gurur ile yaptığı “Hollywood yıldızları hahamlarımız yanında fakir kalıyor” haberinde, Haham Nir Ben Artzi’yi 26 milyon dolarlık sermaye ile en zengin 5.Haham ilan etmişti. İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Mesut Cazairi’de, ellerinde IŞİD’in Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ürünü olduğunu kanıtlayan belgeler olduğunu söylemişti.

 Dedik ya her gelen İslam üzerinden geliyor. Müslüman görünümlü ajanları ile geliyor. Kendi çıkarlarına göre dizayn ettikleri sözde İslami ideolojileri, mezhep akımları ile geliyor. Fransa’da bu kervana katılanlardan. Fransa Savunma Bakanlığı’ndan bir kaynak, Avrupa’nın en seçkin ve deneyimli özel birimi olarak görülen paraşütçü komando ekibinde görev yapmış 10’a yakın eski askerin Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) katılmaya gittiğini açıkladı.

Uluslararası Fransız radyosu RFI de bu kişilerden birinin Suriye’nin kuzeyindeki Deyrezzor’da Fransa doğumlu militanların liderliğine getirildiğini, henüz 20’li yaşlarında olan diğerlerinin de bomba uzmanı olarak kullanıldıklarını aktardı.  Savunma Bakanlığı bu kişilerin takibinin yapılabilmesi için ordunun 1000 kişilik istihbarat biriminde 65 ek personel görevlendirileceğini duyurdu. Yetkililer IŞİD safında savaşmaya giden en az 1200 Fransız vatandaşı olduğunu söylüyor.

Amerika Müslümanları ise tam anlamıyla denetim altında. İnançlarından dolayı Amerika yönetimi tarafından potansiyel suçlu görülüyorlar. ABD’de Müslümanlara yönelik yeni ‘Casusluk Programı’ yürürlükte. ABD’de yaşayan Müslüman halk, iki kentte uygulanmaya başlayacak yeni terörle mücadele programından endişeli. Boston ve Los Angeles kentlerinde pilot olarak uygulanması planlanan yeni ‘terörle mücadele programı’ çerçevesinde Müslümanların sosyal hayatı istihbarat kuruluşlarının alanına dahil ediliyor. Müslümanlar hayatlarının casusluk faaliyetlerine maruz kalacağını düşünüyor.

ABD’de önümüzdeki ay iki kentte uygulamaya konulacak ‘terörle mücadele programına’ gelen tepkiler artıyor. Boston ve Los Angeles kentlerinde pilot olarak uygulanması planlanan yeni ‘terörle mücadele programı’ çerçevesinde Müslümanların sosyal hayatı istihbarat kuruluşlarının alanına dahil ediliyor. ABD Adalet Bakanlığı, yeni programın amacının kişileri aşırılıktan korumak olacağını savunuyor.

Ancak ABD’de yaşayan bazı Müslüman gruplar ve insan hakları kuruluşları, programın amacının Müslüman halkla ilgili istihbarat toplama olduğunu söylüyor. Sızdırılan diplomatik yazışmalara göre, İtalya’daki müslümanlar da takibe alındı, yüzlercesi “şüpheli” oldukları gerekçesiyle sınır dışı edildi. ABD’nin, Milano Başkonsolosluğu tarafından yürütülen bir “Müslüman Sosyal Yardım” programını kullanarak bu izleme programını daha geniş bir alana yaymayı amaçladığı da ortaya çıktı.

Alman İstihbaratı Türkiye’yle İşbirliğine Gidiyor. Alman iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın verilerine göre Suriye ve Irak’taki çatışmalarda radikal İslamcıların yanında savaşmak üzere Almanya’dan 600’ü aşkın radikal İslamcı Suriye’ye gitti, bunların 150’si Almanya’ya geri döndü. Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun iki hafta önceki son Berlin ziyaretinden sonra Almanya dış istihbarat örgütü Federal Haber Alma Servisi ve Milli İstihbarat Teşkilatı MİT arasında yeni bir işbirliği anlaşmasının hayata geçirilmesinin planladığı ortaya çıktı.

Alman medyasında çıkan ve Almanya’daki istihbarat kurumları tarafından yalanlanmayan haberlere göre, IŞİD’e karşı mücadelede Türk istihbaratının işbirliğinden şikayet eden Federal Hükümet’in arzuladığı pazarlığı Almanya adına İçişleri Bakanlığı müsteşarı Emily Haber yönetiyor. Alman istihbaratının örgütlediği Pegida hareketi misyonunu tamamladığı gerekçesiyle tedavülden kaldırılıyor. Son aylarda yaptığı gösterilerle Almanya’yı geren ve özellikle Müslüman göçmenleri endişelendiren yabancı ve İslam karşıtı ‘Batının İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (Pegida)’ oluşumu son günlerde yaşanan gelişmelerle dağılmanın eşiğine geldi. Pegida’dan ayrılanlar “Avrupa İçin Doğrudan Demokrasi” adlı yeni bir oluşum kurdu.

Türkiye’nin bu gelişmelerden haberdar olmaması söz konusu değil. Güçlü bir istihbarat örgütüne sahip Türkiye’nin gerekli önlemleri aldığına şüphe yok. Ancak Türkiye yönetimi özellikle paralel yapıyla mücadelede yoğunlaştığından Türkiye-Amerika ilişkilerine bu zaviyeden bakılabilir. Paralel yapı ile mücadele Amerika’nın Türkiye’deki resmi kurumlara sızması gerekçe gösterilerek yürütülüyor.

Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat, CNNTürk’te katıldığı bir televizyon programında ilginç açıklamalar yaptı. Şike ve Balyoz gibi davaların ‘cemaatçi polisler’ tarafından yapılan komplolar olduğunu ve buradaki amacın ise ‘orduyu ortadan kaldırmak’ olduğunu iddia eden Yarsuvat, “Gülen’i zaten oraya ABD çağırdı” iddiasında bulundu Fethullah Gülen‘den, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Gülen Cemaati’nin İsrail gizli servisi MOSSAD ile işbirliği yaptığını öne süren sözlerine yanıt geldi. Fethullah Gülen hakkında “Mossad” ifşaatını yapan Erdoğan’ın geçiş yolunda patlama oldu.  

Patlamalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçişinden yarım saat önce Çankaya‘da meydana geldi. Türkiye’nin cevabı gecikmedi. Türkiye, Gülen’in pasaportunun, “yalan beyanda” bulunularak alındığı için iptal edildiğini ABD makamlarına bildirdi. Ardından bir diğer önemli gelişme daha yaşandı. BDDK, Bank Asya’nın yönetim kurulunu belirleyen imtiyazlı payın yüzde 63’lük bölümünün Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılmasına karar verdi. Bank Asya’da imtiyazlı hisse sahiplerinin payları Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu’na (TMSF) aktarıldı.

Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com  

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

4 adet yorum var.

  1. abbas tevfik dedi ki:

    İngiliz Şiası ve İngiliz sünnisi. yeni ama yerinde tanımlamalar. Yazarı yürekten kutluyorum. Gündemi iyi takip ettiği gibi iyi terkip de ediyor. Anlaşılacağı üzere Müüslümanlar üzerinde küresel bir oyun oynanıyor. Bu bir evham değil, yaşadığımız hayatın gerçeği. Umarım ümmet uyanır.

  2. muharrem dedi ki:

    halkbankı batırmak isteyenlerin bankası battı……………800 yıl önce halifeye kızan şeyh nasreddin tusi moğolları halifeden intikam aldırtmak için bağdat a saldırttı … bakalım birileri ABDyi üzerimize getirmeye çalışacakmı ???

  3. Şakirt Nuri dedi ki:

    Muharrem bey kardeşim imanızı anladım,
    Hocaefendi memleketini seven bir din alimidir,
    dünya malında zerre kadar gözü yok bu insanı yersiz yere itham etmeyin
    suizanda bulunmayın

  4. emrah dedi ki:

    Türkiye kadim Osmanlı imparatorluğunun bakiyesi,
    teşkilatı mahsusa geleneği devam ediyor
    oyun kurar oyun bozar

Bir yorum bırak

YORUMLARINIZI YAZIN
Facebookta bizi bulun