Yerli diziler: Değişenler ve değişmeyenler | Fikrikadim

Yerli diziler: Değişenler ve değişmeyenler

aydan_ozsoy_kare Aydan Özsoy

İnternet ve sosyal medyanın olanakları sayesinde dizilerle izleyicinin ilişkisi pek çok açıdan farklılaşmıştır. Bu farklılık; kullanıcıların dizi içeriklerine her an her yerde hızla ulaşabilmesi, istediğinde içeriklere müdahale ederek sorgulayabilme imkânı, yeni içerikler üreterek paylaşması olarak özetlenebilir.

 Türkiye’de televizyon yayınlarının başladığı 60’lı yıllardan bu güne, yaklaşık olarak yarım asırlık süre içinde en önemli program türlerinden biri hiç kuşku yok ki televizyon dramaları/dizileridir. Yıllar içinde televizyon draması altında hızla artan ürün/dizi sayısı, farklılaşan ve melezleşen türler, televizyonun bel kemiğini oluşturan dizi endüstrisi ve iletişim alanında yaşanan teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak ortaya çıkan yeni medya/sosyal medyanın olanakları, bu alanda süren tartışmaların eksenini değiştirerek yeni çerçevelerden bakmayı gerekli kılmaktadır.

Son yıllarda televizyon yayıncılığının reyting (izleyici/dinleyici ölçümleri, izlenme oranları) sistemindeki tartışmalı değişimler/dönüşümler, hiç kuşku yok ki yerli dizilerin niteliklerini; içeriklerini etkilemiştir. Bu etkilerin en dikkat çekici olanı riski azaltmak adına yeniden çekilen ve zengin edebiyatımızdan yararlanarak televizyona aktarılan uyarlama dizilerdir. Bu yapımlar bir edebi metne dayanmakla birlikte günümüze adapte edilebilmek adına dramatik malzemenin kullanılması bağlamında farklılaşırlar. Yıldız oyuncularıyla, günümüz mekânlarında ve bugünün yaşam pratikleri içinde tasarlanan bu yapımlar geniş bir hayran kitlesi yaratmıştır.Aşk-ı Memnu (2008-2010), Fatih Harbiye (2013), Fatmagül’ün Suçu Ne? (2010-2012), Çalıkuşu (1966,1986, 2012-2013) örneklerden birkaçıdır. Bugün reyting savaşlarından galip çıkmak ve uzun süre yayında kalabilmek adına uyarlama senaryoların yanında, yaratıcı fikirlerden hareketle kurulmuş, sağlam öykülere dayanan özgün senaryolara ihtiyaç olduğu açıktır.

Acımasız rekabet ortamı içinde yerli dizi yapımcıları, çelişkili görünse de bir yandan eski yapımların yeni versiyonlarıyla yerlerini sağlamlaştırmak için çabalarken, diğer yandan farklı alt türler ve sayıları artan yeni yapımlarla riski göze almaktadır. Reklam verenler açısından dizinin uzun süre yayında kalması hayati öneme sahiptir. Bu yüzden özellikle yeni sistem içinde izlenme oranları düşük olsa da reklam oranı yüksek yerli dizi üretilmesi pek mümkün görünmemektedir. İzleyicilerin özellikleri ve bu özelliklere bağlı olarak değişen izlenme oranları reklam verenler için önemli bir veridir.

Yerli dizilerde yaşanan değişimin diğer bir yönünün ise niceliksel olduğu söylenebilir. Yerli diziler açısından çelişkili durum burada da devam eder. Yıllar içinde artan dizi sayısına bağlı olarak türler ve alt türler artmış, buna bağlı olarak da bir sezonda sayıları yüzlerle ifade edilen yapımlar ortaya çıkmıştır. Ama bu yapımlardan çoğu üç ya da dört haftadan daha uzun süre yayında kalamaz. Çok azı uzun süre yayında kalabilme şansı yakalar. Aslında yerli dizileri konuşurken ve tartışırken, yüzlerce yapımın içinden yayında kalabilen ve popülerleşen bu az sayıdaki yapıma odaklanırız. Popülerleşen bir anlamda hayran kitlesi yaratabilen bu dizilerin çoğunluğunda ise öyküler; konu, tema ve karakterler birbirine benzer. Yani yerli dizilerde yaşanan sayıca artış aslında içerikte tek tipleşen bir yapıyı karşımıza çıkarmıştır. Bu tek tipleşmede ise kuşkusuz televizyon endüstrisinin dayattığı pazar anlayışının da etkisi büyüktür. 

Yeni medya, yeni olanaklar ve yerli diziler

2000’li yılların başından itibaren televizyon yayıncılığında yaşanan değişimlerin önemli bir bölümünde, internet, mobil ve akıllı telefonlarda yaşanan gelişmelerin etkisi bulunmaktadır. İnternet üzerinden ulaşılabilen çokluortamlar ve platformlar izleyicilerine/kullanıcılarına sayısız olanaklar sunarak, gündelik hayatları ile bütünleşmiş, bedenlerinin bir uzantısı hâline gelmiştir. Eskinin televizyon izleyicisi anlayışı bugün değişerek, televizyon içeriklerini hızlı bir şekilde takip eden, kullanan, istediği zaman bu içeriklere müdahale eden, tüketen, hatta içerik üreterek kaynağa dönüşen kullanıcılara evrilmektedir.

İletişim uzmanları Ananda Mitra ve Elisia Cohen, yeni medya çalışmaları alanının önemli mecralarından olan internetteki web metinlerinin altı özelliğine dikkat çekerler: Linkler aracılığıyla metinlerarasılık, geleneksel metinler gibi düzçizgisel olunmaması, okuyucunun yazara dönüşmesi, multimedya metni olma özelliği, küresel erişime açık olması, dosyaların ve içeriklerin süreksizliği. İletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sayesinde, içerik, metinler, kullanım, erişim, arşivleme, hız, kaynak ve alıcı için farklılaşan roller bu çarpıcı değişimlerden şu an için bazılarıdır. Bu süreç, medyanın pek çok alanında olduğu gibi televizyon içeriklerinin üretimini, paylaşılmasını ve tüketimini de hızla değiştirmeye/dönüştürmeye devam etmektedir.

Bugün toplumun farklı kesimlerinin yanında özellikle gençler, televizyon içeriklerini, yerli dizileri çoklukla kişisel bilgisayarlarında, akıllı telefonlarına indirerek tek başlarına izlemeyi tercih etmektedir. Bu kişisel ortam, bilgisayar ve internet sayesinde sosyal bir ortama dönüşebilmektedir. İletişim uzmanı Maria Bakardjeva, bu yeni toplumsallaşma biçimini ‘hareketsiz toplumsallaşma’ olarak tanımlar. Levent Erden ise aynı durumu, ‘tekil sosyallik’, ‘topluluk içinde yalnızlık’ kavramlarıyla açıklar. İnternet ve sosyal medyanın olanakları sayesinde dizilerle izleyicinin ilişkisi pek çok açıdan farklılaşmıştır. Bu farklılık; kullanıcıların dizi içeriklerine her an her yerde hızla ulaşabilmesi, istediğinde içeriklere müdahale ederek sorgulayabilme imkânı, yeni içerikler üreterek paylaşması olarak özetlenebilir. Dizilerin yapım süreci, yapım ekibi en çok da oyuncuları ile kullanıcılar arasındaki temas, yakınlaşmıştır. Dizilerin kahramanlarına ulaşmak izleyicisi için bir tuş, dokunuş uzaklığındadır. Dizi oyuncularının ve yıldızların fan ve hayran sayfalarındaki artış bunun en önemli göstergelerindendir.

Dizilerin içerikleri ve yapım süreçleri ile ilgili güncellenen bilgilerin, eski bölümlerin arşiv kayıtlarının ve tartışmaların yer aldığı web sayfaları, yukarıda özetle değinmeye çalıştığımız değişimlerin görülebileceği alanlardır. Pek çok dizi yapımcısı ve senaristi izleyicilerden gelen eleştiriler, istekler doğrultusunda metinlerde bazı değişikliklere gidebildiklerini belirtmektedirler. Yapısı gereği televizyon dizileri, izleyicisi/kullanıcısı için farklı ihtiyaçlarına, doyumlarına hitap edebilmiştir. Dizileri üretenler için de bu tür, emekçilerine para, ün ve prestij kazandırmıştır. Bugün diziler, oyuncuların hem görünürlüklerini, ünlerini korudukları pekiştirdikleri hem de oyunculuklarını geliştirmek için çalıştıkları bir alandır.

Sosyal medya iyimser bir bakışla, aktörlerine sağladığı bu olanaklar kadar, tehlikelidir de. Özellikle diziler ve oyuncularıyla ilgili yürütülen karalamalar, yanlış haberler, etiketleme ve kişilik haklarına yönelik saldırılar, yeni medyanın olanaklarını bir anda tam tersine çevirebilmektedir. Her türlü, şiddet, ayrımcılık, istismar ve cinsellik üzerinden devam eden sömürü, yeni medya ortamlarında normalleşerek meşruiyet kazanmaktadır. Bugün siber saldırılar ve suçlar çoğalmakta, internet üzerinden sanal canavarlar artmaya devam etmektedir.

Yerli dizi sektörü medya sektörünün önemli bir parçası ve bileşenidir. İstanbul merkezli medya sektörümüze baktığımızda pek çok yapım şirketinin, aynı anda farklı pek çok alanda hizmet verdiği ve medya içeriği ürettiği söylenebilir. Türkiye’de faaliyet gösteren yapım şirketlerinin en fazla para kazandığı alanların başında, risklerine rağmen yerli diziler ve filmler gelmektedir. Geçen yılın rakamlarına göre dizi film ihracatı 150 milyon doları aşmıştır. ‘yumuşak güç’ aracı olarak da nitelendirilen yerli dizi ve filmler 54 ülkeye ihraç edilmektedir. Türkiye’nin bu iki alanı bugün, yapımcısından, yapım ekibine ve dağıtımcılarına kadar büyük işbirliği içindedir. Aynı yapımcı, yönetmen, yazar ve oyunculardan oluşan dizi ve filmlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Yerli diziler birer yumuşak güç olarak ekonomik girdilerinin yanında komşu coğrafyalarda yarattıkları kültürel etkilerle de konuşulmaya, tartışılmaya devam edecek gibi görünmektedir.

Doç. Dr. Aydan Özsoy, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema Bölümü Öğretim Üyesi. Özsoy’un televizyon ve sinema alanında yayınlanan pek çok makalesinin yanında ‘Gönülden Gönüle Mevlana İmgesi: Mevlana Üzerine Bir Alımlama Çalışması’ (Seçil Büker ile birlikte, Ütopya Yayınevi, 2009) ve ‘Televizyon ve İzleyici: Türkiye’de Dönüşen Televizyon Kültürü ve İzleyici’ (Ütopya Yayınevi, 2011) adlı kitapları bulunmaktadır.

-Al Jazeera-

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.