Türkiye’de İşkazaları Ve 6331 Sayılı Kanunun Getirdikleri | Fikrikadim

Türkiye’de İşkazaları Ve 6331 Sayılı Kanunun Getirdikleri

Uzun yıllar mesleki ve teknik eğitim kurumları ve üniversitede işçi sağlığı ve iş güvenliği derslerini hem teorik hem de uygulamalı olarak verdik. Bu derslerde anlattıklarımızı, yaşadıklarımızı, gördüklerimizi ve tespit ettiklerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitim uzmanı, iş yeri hekimi eğitim uzmanlığı ile işçi sağlığı ve işçi güvenliği uzmanı olarak görevler yapmaktayız. Bu çerçevede Türkiye’de çalışma hayatı iş kazaları ve 6331 sayılı kanun hakkında ki durum tespiti, görüş, öneri, eleştiri ve tavsiyelerimi dile getirmek istiyorum.

Ülkemizde her gün yazılı ve görsel medyada ve yaşadığımız yerlerde en sık duyduğumuz, şahit olduğumuz olayların ve haberlerin başında iş kazalarının sebep olduğu ölüm ve yaralanmaları hepimiz biliyoruz ve duyuyoruz. Türkiye’de her gün 5’e yakın insanımızın iş kazalarından dolayı kaybediyoruz. Oysa ülkemiz bir günde ortalama olarak baktığımızda hiçbir savaşta ve doğal afetlerde bile bu kadar can kaybı yaşamamaktadır.

Türkiye‘nin hali hazırdaki en büyük sorunlarından bir tanesi çalışma hayatındaki can ve mal kayıplarıdır. Türkiye, Elsalvador ve Cezayir’den sonra iş kazalarında dünya üçüncüsü ve Avrupa birincisi olduğunu ifade ettiğimizde problemin büyüklüğü kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Hızla gelişen ve ilerleyen Türkiye sanki iş kazalarında üçüncü dünya ülkesi konumun da yer alması hepimizi derinden üzmektedir.

Türkiye yılda 1500’e yakın insanını iş kazalarında kaybetmektedir. Türkiye’de bir yılda yaklaşık 8000’e yakın iş gücü kaybı meydana gelmektedir. Yine Türkiye’de iş kazalarında yılda yaklaşık 9 milyar TL’lik ekonomik kayıp meydana gelmektedir. Aynı şekilde Türkiye‘de yılda her yüz iş gücünden on dördünü can kaybı, tam iş görememezlik, yarı iş görememezlik ve meslek hastalıklarına maruz kalmaktadırlar ve iş gücü kaybı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sonuçlarda göstermektedir ki Türkiye’nin çalışma hayatının ne kadar sorunlu, maddi ve manevi probleme maruz kaldığı ortadadır.

En azından iş gücü kaybının her yüz iş gücünden üçe dörde indirmek 2023 Türkiye vizyonuna ve misyonuna uygun olacaktır. 61. ve 62. Türkiye cumhuriyeti hükümetleri Türkiye’deki çalışma hayatındaki olumsuzlukların ve iş kazalarının azaltılması ve mümkün olan en az seviyeye indirmesi için 30 Haziran 2012 tarihinde Türkiye’nin son 30 yılında çıkarılan en önemli kanunlarından biri olan 6331 sayılı işçi sağlığı ve iş güvenliği kanunu çıkarmıştır. Bununla da yetinmeyip 2014’ün sonlarında çıkarılan torba kanunla çalışma hayatında ki ve iş kazalarındaki sorunları gidermek için 6331 sayılı kanunun eksikliklerini giderecek düzenlemeler yapmıştır. Bu konuda yoğun bir çalışma başlatmışlardır. Örneğin bu sorunu hükümet programının en öncelikli konuları içine alarak sorunu çözmeye çalışmaktadırlar. Aynı şekilde sorunu devletimizin bütün kurumlarını harekete geçirmek için eşgüdüm halinde çalışmaktadırlar. Yani iş kazaları sorunu devlet sorunu olarak görmüştür. Bu gelişme Türkiye ‘ deki çalışma hayatı açısından çok sevindiricidir.

6331 sayılı kanunun yürürlülüğe girmesiyle birlikte çalışma hayatındaki herkesi olumlu yönde etkilemiştir. Çalışma hayatının akışı içerisinde sorunlar net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Özellikle çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli olarak iş yerleri üçe ayrılmıştır. Bu iş yerlerinde tehlike sınıflarına ve çalışan sayısına bağlı olarak işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı, iş yeri hekimi, iş yeri hemşiresi çalışması zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluk sayesinde iş yerlerinde eğitim, denetim ve kontrol mekanizması oluşturulmuştur. Bu durum bile çalışma hayatında güvenli çalışma kültürünün oluşmasına büyük katkı sağlamıştır.

Kanun yürürlülüğe girdiğinden bugüne kadar tam iki buçuk yıl geçmiştir. Bu süre zarfında ülkemizin yedi bölgesi, 81 vilayetinde işçi sağlığı ve iş güvenliliği uzmanlığı ile iş yeri hekimi olmak ve sertifika (belge) almak için 300.000 insanımız (bilim uzmanı, lisans mezunu, temel bilimci, teknik öğretmen, mühendisler ve doktorlar gibi meslek grupları) eğitime tabi tutulmuşlardır. Bu kadar insanımızın bile çalışma hayatına katkı verdiği düşünüldüğünde 6331 sayılı kanunun çalışma hayatı açısından bir devrim olduğunu söylemek sanırım abartı olmaz.

Çalışma hayatının temel unsurunu oluşturan işçi (çalışan), işveren (çalıştıran) ve devlet arasındaki etkileşim, iletişim, eşgüdüm ve faaliyetler şimdiye kadar olmadığı kadar sıklıkla gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu yöndeki olumlu gelişmeler her gün artmaktadır. Kanunun uygulamasında ortaya çıkan eksiklikler torba kanunda giderilmeye çalışılmıştır. Yine eksiklikler yönetmelik ve yönergelerle giderilmeye çalışılmaktadır. Bir sonraki yazımızda Türkiye’deki çalışma hayatı ve iş kazaları ile 6331 sayılı kanun hakkındaki görüş ve önerilerimiz yazacağımı ifade ederek şimdilik sözlerimi tamamlıyorum.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.