Çalışma Hayatı İle İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Kanunu’nun Değerlendirilmesi | Fikrikadim

Çalışma Hayatı İle İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Kanunu’nun Değerlendirilmesi

Çalışma hayatı ve işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili 6331 sayılı kanun hakkındaki bir durum değerlendirilmesi yapmıştık. Bu konu ile ilgili ikinci yazımızda çalışma hayatında güvenli ve iş kazalarının azaltılması için neler yapılabileceği ile ilgili değerlendirmeler yapacağım.

Atalarımız ne kadar güzel söylemişler “İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın” hayattaki hiçbir başarı insandan ve insan sağlığından daha önemli değildir. Çalışanların ruh, beden ve akıl sağlıklarını korumak başta işveren ve devletin sorumluluğundadır. Aynı zamanda bu hem anayasamızın hem de uluslar arası insan hakları kanunun gereğidir.  

Çalışma hayatındaki herkes öncelikle kendilerinin ruh, beden ve akıl sağlıklarını korumakla sorumlu ve görevlidir. Sonra sırası ile yanındakilerin, sonrada çevresindekilerin ve en sonra da tüm çalışanların ruh, beden ve akıl sağlıklarını korumakla sorumlu ve görevlidirler. Merkezden çevreye doğru önce kişisel güvenlik tedbirlerini, sonra makine ve cihaz güvenlik tedbirlerini, en sonda ortam güvenlik tedbirleri alındığında kaza ve yaralanmaların hemen hemen tamamen ortadan kalktığını göreceksinizdir. Burada çalışanları önce eğit sonra öğret sonrada denetle ve kontrol et stratejisini uygulamalıyız.

Tecrübeler ve istatistikler göstermiştir ki kazaları ve yaralanmaları önlemek ve/veya korumak daima tedavi etmek ve onarmak daha kolay, basit ve ucuzdur. Aksi takdirde ister işveren isterse de devlet olsun kazaları ya önleyeceğiz ya da tazmin edeceğiz. Çalışma hayatındaki herkes bilir ki kazaların % 98 önlenebilirdir. Bu kazaların % 88 insan kaynaklıdır dolayısıyla insanı eğitirsen kazaları önleyebilirsiniz. Kazaların % 10’u da çalışma ortamındaki cihaz, makine ve ekipman ile ortamın fiziki şartlarından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla işyerlerinde güvenli çalışma kültürü oluşturursanız bu sorunda kendiliğinden çözülmüş olur.

Türkiye mevcut hali ile iş kazalarının sebep olduğu maddi ve manevi kayıpları devletimizin tüm çalışmalarına ve 6331 sayılı kanuna rağmen çok azaltamaz. Şimdi bunun gerekçelerini ve önerilerimi sıralamak istiyorum.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlığı ve iş yeri hekimliği uzmanlığı adı üstünde bir bilim ve meslek uzmanlığı bilgi ve becerisi gerektirmektedir. Nasıl ki bir makine mühendisi olmak için lise eğitiminden sonra en az 4 yıllık bir lisans eğitimi gerektiriyorsa işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlığı da başlı başına liseden sonra 4 yıllık bir eğitim-öğretimi kapsayacak şekilde hem teorik hem de uygulamalı dersleri içerecek şekilde düzenlenmelidir. Bu düzenlemeler Teknoloji fakülteleri ya da Mühendislik fakülteleri için çok uygundur. İşçi sağlığı ve iş güvenliği mühendisliği bölümü mezunu şeklinde olmalıdır. Dünyadaki ve Avrupa’daki uygulamalarına baktığımızda durum aynen ifade ettiğimiz gibidir.

Aynı şekilde işyeri hekimliği de temel tıp eğitimini tamamlayıp bir yıllık ilk yardım, acil durum, meslek hastalıkları konusunda ilave uzmanlık eğitimi almaları sağlandıktan sonra işyeri hekimi olarak çalıştırılmaları sağlanmalıdır.

Neden bunları söylüyoruz mevcut halde uygulanan durum işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi olmak 48 dersten oluşan 96 saatlik süreyi kapsayan bir örgün ve uzaktan eğitimle gerçekleştirilen bir seminer ya da kurstan geçtikten sonra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının açtığı sınavı geçtiğinizde bir aday hangi meslekten olursa olsun hemen hemen tam yetkili olarak çalışma hayatındaki her türlü iş yerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı ve/veya iş yeri hekimi olmak ya kısmi zamanlı ya da tam zamanlı olarak görev yapabilmektedir.

Oysa işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi kursların ders içeriklerine bakıldığında derinlemesine bilgi gerektirmektedir. Örneğin, temel bilimlerden (fizik, kimya, matematik), mühendislik bilimlerine (yer ve ziraat bilimlerine, kimya ve metalürji bilimlerine, makine ve elektrik bilimlerine, maden ve inşaat bilimlerine kadar) tıp ve sağlık bilimlerine (tıbbi ve biyoloji bilimlerine kadar) sosyoloji ve hukuk bilimlerine, iktisadi ve idari bililere kadar geniş bir müfredatı hangi pedagojik yöntemle bu uzmanlık eğitim ve öğretimi gerçekleştirilebileceğini çok tartışmalı olduğu kanısındayım. Aksini bilen varsa yıllarını vermiş bir uzman olarak bende öğrenmek istiyorum.

Açıkça görülmektedir ki işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi belgesi şuanda uygulandığı haliyle verilemeyecek kadar önemli ve hayati bir konudur. Yine mevcut uygulamada görmekteyiz ki işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanlığı belge sahibi bir biyolog bir maden sahasını denetlemeye tam yetkilidir. Oysa sadece 96 saatlik örgün ve uzaktan almış olduğu bir eğitimle maden ve madenciliği ne kadar bilebilir. Belki de ömründe maden ve maden sahasını hiç görmemiş bir iş güvenliği uzmanının düşeceği komik durumu ya da yapacağı cinayet gibi kararların geri dönüşü olmayan ilave kazalara, maddi ve manevi kayıplara neden olma ihtimali çok yüksektir.

Kanundaki bir başka sıkıntıda işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi işyerlerinde ister yarı zamanlı isterse de tam zamanlı çalışırsa çalışsın işverenle başka bir ifadeyle patronla anlaşarak görev yapmak zorunda kalmaktadır. Hangi uzman patronunu eleştirebilir, şikâyet edebilir, nasıl denetleyebilir. Uzmanlar doğrudan işyerlerinin bağımlı bir çalışanı pozisyonundan çıkarılmalıdır. Aynı işyerinde devlet müfettişi formatında maaş ve özlük haklarını devletten alması sağlanırsa ancak o zaman görevini rahatlıkla yapabilir. Şöyle bir soru akla gelebilir pekâlâ devlet bu kadar uzmanı nasıl sözleşmeli çalıştırabilir ilave bütçeyi nereden bulacak sorunun cevabı ise kolay ve açıktır. Örneğin iş yeri çok tehlikeli, tehlikeli ya da az tehlikeli olmasına göre işverenden ilave vergi alarak ve kısmen de ilave devlet bütçesinden katkı sağlayarak bu sorunu da kolaylıkla çözebilir.  

Mevcut durumda en azından meslek gruplandırılması yapılıp her işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekiminin uzmanlık sahasına uygun yerlerde görev yapması sağlanmalıdır.

Türkiye işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi eğitimi konusunu ülkenin paydaşları ile birlikte master planı oluşturup acilen ele almalıdır. Uygulamaya koymalıdır. Bunun içinde özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, İş Adamları Dernekleri, İşçi Sendikaları, Yükseköğretim Kurulu ve Üniversiteler eşgüdüm halinde çalışmalıdır.

Hak verirsiniz ki ülkemizin çalışma hayatı ve işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi çok önemli hayati bir konusunu iki köşe yazısında tamamen açıklamak zordur. Çalışma hayatını bütün boyutları ile ele almanın ne kadar zor olduğunu bildiğimi ifade ediyorum. Her olumsuzluğa rağmen ülkemizin güvenli ve sağlıklı bir çalışmaya hayatına kavuşacaktır. Hep birlikte destek olursak başarabileceğimize inancım tamdır.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.