Annelik ve istihdam kıskacında sosyal politika – Fikrikadim

Annelik ve istihdam kıskacında sosyal politika

saniye_dedeoglu_fotoSaniye Dedeoğlu / Öğretim Üyesi (Doç. Dr.)

Pakette yapılan, nüfus artışını sağlamak için kadınlara esnek çalışma imkânlarının yaygınlaştırılmasıdır. Bu yapılırken de, aile içinde bakım sadece kadınların sorumluluğu olarak görülmektedir. Erkeklere herhangi bir rol yüklenmediği gibi, pakette kadın istihdamı değil annelik desteklenmektedir.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı “Aile ve Dinamik Nüfusun Korunması Programı”nın amacı ‘kadın istihdamının kolaylaştırılması’ ve ‘nüfus dinamizmimizin geliştirilmesi’ olarak belirtilmektedir. Paketin muhtevasında, tüm doğumlarda ilk çocukta 300, ikincide 400, üçüncüde 600 TL yardım, doğum yapan kadınlara ilk çocuk için 2 ay, ikinci çocuk için 4 ay, üçüncü çocuk için 6 ay yarı zamanlı çalışma imkânı bulunmakta. Ayrıca yarı zamanlı çalışma süresince, maaşlar kesilmeyecek, çalışılmayan zamanın ücreti devlet tarafından karşılanacak. Pakette, ücretsiz doğum izinlerinin derece kademe ilerlemesine engel olmaması ve çocuk 5,5 yaşına gelene kadar ‘annelere, ebeveynlere’ 30 saate kadar kısmi çalışma hakkı verilmesi bulunmaktadır. Ayrıca, belediyelere kreş ve gündüz bakımevi kurma zorunluluğu getirilmektedir.

Genel olarak değerlendirdiğimizde paket, literatürde iş ve aile yaşamı uyumlaştırma politikaları olarak adlandırılan politika demetine bir örnek teşkil etmektedir. Bunlar çalışan ailelerin ev içi görev ve bakım yükümlülükleri ile çalışma hayatı arasında bir denge kurmasına aracı olabilecek politikalardır. Fakat daha çok çalışan kadınların ev ve iş hayatını düzenlemek için uygulanmaktadır. Bu politikaların neler olduğuna baktığımızda, aslında çok geniş bir yelpazeyi kapsadıklarını görüyoruz. Ebeveyn izni, emzirme izni, hamilelik süresince kadın çalışanları koruyan hükümler, aile içinde çocuk dışındaki diğer bakım sorumluluklarına ilişkin izinler, çalışma süreleri ve esnek çalışmaya ilişkin düzenlemelerin yanı sıra, kurumsal alanda ise, doğumdan sonra çocukların bakımına ilişkin hizmetleri (okul öncesi eğitim veren kreş gibi kurumlar) içermektedir. Bunların dışında, tartışmalı olmakla birlikte üçüncü bir kategori olarak bakım yükümlülüklerini desteklemek üzere ailelere yapılan nakit transferleri bu politikalar arasında sayılabilir.

Avrupa özelinde baktığımızda aile ve iş yaşamını uyumlaştırma politikalarının yoğun olarak hizmetler sektöründe çalışan kadınların işgücü piyasasında kalmalarını devam ettirmenin ve aynı zamanda potansiyel kadın emek arzının piyasaya yönelmesinin bir aracı olarak görüldüğü söylenebilir. Avrupa’da kadın istihdamının yüksekliği ve çocuk bakım hizmetlerindeki yaygınlık, bu politikaların piyasanın ihtiyaç duyduğu kadın emeğini sağlamanın aracı olduğunu göstermektedir. Örneğin, İngiltere’de çalışan kadınlara doğum sonrası bir yıl kadar ücretli doğum izni verilirken, çalışmaya başladıklarında ise, kreş bakım hizmetlerinden belli oranlarda ücretsiz olarak faydalanabilmektedirler.

Türkiye’de iş ve aile yaşamını uyumlaştırma politikalarından Avrupa’da olduğu gibi sadece kadınları işgücü piyasasında tutmasını aracı değil aynı zamanda düşük olan kadın istihdam oranlarının artırmasını da beklememiz gerekiyor. Çünkü, Türkiye’de kadın istihdam oranları OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında çok düşük; ayrıca kadınların yarıdan fazlası kayıt dışı çalışıyor. Aslında bu açıdan bakınca, bu paketten hem kadın istihdam oranlarının artırmasını, hem çalışan kadınların durumlarının iyileştirilmesini hem de kayıt dışı çalışan kadınların çalışma koşullarının iyileştirilmesini beklememiz gerekiyor.

Bu uygulamaların özel sektörde çalışan kadınları nasıl etkileyeceği değerlendirmek için, Türkiye’de çalışma pratiklerine ve kadınların yaptığı işlere odaklanmamız gerekiyor. Türkiye, OECD ülkeleri içinde en uzun çalışma saatlerine sahiptir. Türkiye’de yıllık çalışma saati ortalama 1.855 saat iken OECD ortalaması 1.765 saattir. Ayrıca çalışanların yüzde 43’ü, OECD’de en yüksek çalışma saatleri ile çalışan yüzde 9’luk kitleden daha uzun çalışmaktadır . Bu veriler, çalışma saatlerinin hem kişilerin bireysel sağlık ve güvenliğini tehdit edecek kadar uzun, hem de stresli bir hayatın belirtisi olarak yorumlanabilir. Ayrıca, bu veri çalışanlar üzerindeki baskının yoğunluğunu ve işverenlerin çalışanlardan beklentilerini göstermesi açısından da aydınlatıcıdır.

Kadın istihdamı değil annelik destekleniyor

Çalışma saatlerinin uzunluğu kadınların ev içindeki yükümlülükleri ile birleştiğinde, birçok kadın işgücü piyasası dışında kalmaktadır. Bütün bunlara ek olarak, özel sektörde doğum izinleri, kreş açma yükümlülükleri nedeniyle kadın istihdam etmeye karşı negatif bir tutum olduğunu birçok araştırma da göstermektedir. Örneğin, Gaziantep, Malatya, Maraş ve Adıyaman’da tekstil sektörü üzerine yaptığım araştırma da, kadınların zaten evlenir evlenmez işten çıktıkları, evli oldukları halde çalışmaya devam edenlerin ise hamile kaldıklarında işten atıldıklarını göstermektedir. Bu açıdan bakınca, paketteki önlemlerin özel sektörde kadın istihdamında önemli bir artış yaratması zor görünüyor, hatta işverenlerin kadın istihdam etmekten kaçınmaları ile sonuçlanabilir.

Paketle uygulamaya konacak politikaların, yüksek eğitimli kesimin çalıştığı güvenceli istihdama sahip kamu sektöründeki kadınları daha yakından etkileyeceğini söyleyebiliriz. Özellikle, doğum sonrası ücretli yarı zamanlı çalışma seçeneğini aslında uzatılmış süt izinleri olarak düşünebiliriz; bu doğum sonrası küçük bir kadın çalışan kitlenin hayatını kolaylaştıracak niteliktedir. Doğum sonrası, çocuk 5,5 yaşına gelene kadar yarı zamanlı çalışma, sadece yüksek gelirli belli bir grup kadının kullanabileceği bir opsiyon olacaktır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken ve cam tavan olarak değerlendirdiğimiz, kadınların yönetici pozisyonlarda nadir olarak bulunmasının, bu uygulama ile daha da kötüleşeceğidir; zira uzatılmış yarı zamanlı çalışma, kadın çalışanların promosyon ve görevde yükseltilmelerini olumsuz etkileyecektir. Sonuç olarak kadınlar, niteliği daha düşük işlere doğru kaydırılarak, düşük ücretli işlerde daha da fazla yoğunlaşacaktır.

İş ve aile yaşamı uyumlaştırma programları, uygulandıkları ülkelerin ihtiyaçlarına göre her ülkede farklı biçimler alabilmektedir. Örneğin, Avrupa’da her ülke farklı bakım izinleri ve bakım hizmetleri demeti kullanarak hem kadınların çalışma pratiklerini hem de nüfus politikalarını düzenlemektedir. Fakat hemen hemen hepsinde ortak olan temel eğilim, okul öncesi çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaşmasıdır. Veriler, 3-5 yaş grubu çocukların yarısından fazlasının kreşlerden faydalandığını göstermektedir. Fakat bizde, bu alanda ciddi bir boşluk var. Bu alanda geliştirilen en yaygın politika Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okullarında 5-6 yaş grup çocuklar için yarım gün açılan anasınıflarıdır. Türkiye’de 0-3 yaş çocukların kurumsal bakımına ilişkin elimizde bilgi yok. 3-6 yaş arasındaki çocukları için ise, 2013/2014 döneminde bu yaş aralığındaki çocukların ancak yüzde 20’sinin MEB’in okul öncesi eğitiminden yararlandığını biliyoruz. Okul öncesi eğitimin yetersizliğinin yanı sıra var olan hizmetlerin saatleri ile çalışma saatleri arasındaki uyuşmazlık da ailelerin büyük çoğunluğunun sıkıntı yaşamasına neden olmakta ve kadınların bakım yüklerini hafifletecek ve onları iş hayatına yönlendirecek etkiyi sağlamamaktadır. Bu alanda çok ciddi ve kararlı adımlar atılmadan kadın istihdamını artırmanın pek mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Artışlar olsa bile, bunlar kayıt dışı ve daha çok maddi sıkıntı nedeniyle yapılan ev eksenli işlerde olacaktır.

Bizde çok açık bir şekilde hem işgücü piyasasındaki çalışma koşullarının iyileştirilmesi, hem insana yaraşır iş dediğimiz güvenceli işlerin sayısının artması, kadın istihdamını yukarı çekecektir. Örneğin, Danimarkalı sosyolog Gøsta Esping-Andersen’in yaptığı bir çalışma gösteriyor ki, güvenceli işlerde çalışan kadınlar güvencesiz, esnek ve geçici işlerde istihdam edilen kadınlardan daha fazla sayıda çocuk sahibi oluyor . Yani, kadınların güvenceli işlerde çalışması aynı zamanda dinamik nüfus yapısını koruyacak bir yöntem olarak düşünülebilir. Fakat pakette yapılan, nüfus artışını sağlamak için kadınlara esnek çalışma imkânlarının yaygınlaştırılmasıdır. Bu yapılırken de, aile içinde bakım sadece kadınların sorumluluğu olarak görülmektedir. Oysa iş ve aile yaşamını uyumlaştırmak sadece kadınların değil aynı zamanda erkeklerin de görevidir. Erkeklere herhangi bir rol yüklenmediği gibi, pakette kadın istihdamı değil annelik desteklenmektedir.

-Al Jazeera-

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

YORUMLARINIZI YAZIN
Facebookta bizi bulun