Türkiye’nin Bilimsel ve Teknolojik Çalışma Örnekleri ve Stratejik Kararlar | Fikrikadim

Türkiye’nin Bilimsel ve Teknolojik Çalışma Örnekleri ve Stratejik Kararlar

Türkiye’nin madenlerin işletilmesi ve kullanımına ilişkin bilimsel ve teknolojik çalışmaları, özellikle üniversiteler ve ilgili kurumlarda koordineli şekilde sürdürülmektedir. Bu bağlamda TUBİTAK öncü ve yönlendirici kurum olarak yüklendiği misyonu başarıyla yerine getirmekte. Türkiye’nin stratejik madenler kapsamındaki Bor ile ilgili laboratuvar, atölye ve gerçek endüstriyel çalışmalardan elde edilen sonuçlara dikkatinizi çekmek isterim.

Kendi çalışmalarımdan bir örnek vermek istiyorum. termokimyasal işlemler ile elde edilen çalışmalarda bir metalik malzemeyi (genellikle demir bazlı) aşınmaya karşı 2 kat dirençli hale getirdik. Bunun yanı sıra Borür tabakasının sürtünme katsayısı teflonunkine yakın bir sürtünme katsayısı elde edilmektedir. Bor kaplama sonrasında çok yüksek olan sürtünme katsayısı (0,65 seviyesinden), 0,05 seviyelerine indiren, yüzeyde bor oksidin oluşturulması ve havanın nemi ile de bunun borik aside dönüşmesi sayesinde kendinden yağlamalı kaplama üretimi gerçekleştirerek aşınmayı çok düşük seviyelere indirmek mümkün olduğunu gördük.

Sertlik artışı açısından bakıldığında ana malzemeye göre başka bir ifadeyle taban malzemeye göre yüzey iyileştirme ile çalışılan çelikler üzerinde yaklaşık 9-10 katlık bir sertlik artışı meydana getirmiş bulunmaktayız. Bu oran borlama süresine bağlı olarak daha da artmaktadır. Aynı şekilde malzemelerin en önemli mekanik özelliklerinde olan çekme dayanımları da alaşıma ve malzemeye göre değişmekle birlikte ortalama % 20-80 oranında artılar elde edildiğini belirledik.

Bununla birlikte farklı alaşım elementlerinin mekanik özelliklere etkisi örneğin gerek borlanmış gerekse borlanmamış alaşımlarda Mangan konsantrasyonunun artması ile maksimum çekme dayanım değeri artmaktadır. Artan Mangan konsantrasyonu ile borür tabakasının kalınlığı azalmaktadır. Oluşan fazlar ve borür tabakasındaki azalma yüzünden borlanan alaşımlarda maksimum çekme dayanım değeri borlanmamış alaşımlara göre ciddi oranda arttırdık.

Yapılan deneysel çalışmalarda ve literatürde şimdiye kadar Türkiye’de katı ortam borlamasın da bor verici kaynak olarak yurtdışından ithal edilen Ekabor, Tigranit gibi ticari bor tozunun kullanıldığı biliyorduk ve görüyorduk. Bu dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak yoksa en azından azaltmak için çalışmalara yöneldik.

Kendi çalışmalarımda tespit ettiğim bu olumsuz durumu ülkemizin lehine çevirmiş bulunmaktayız. Şöyle ki maliyeti fazla olan bu ticari ve ithal edilen Bor kaynağı kullanmak yerine ülke kaynaklarının değerlendirilmesi düşüncesinden yola çıkılarak, bor verici kaynak olarak maliyeti çok daha düşük olan %80 susuz boraks + %20 silisyum tozunun ve benzeri farklı karışımlardan oluşan bor kaynağının kullanılabileceği tespit etmiş durumdayız. Ticari ürün olan Ekabor ve Tigranit bor veri kaynaklardan elde ettiğimiz hemen aynı sonuçları almış bulunmaktayız. Burada sadece küçük bir olumsuz sonuç ise bizim bor tozumuzun parçaya ve numuneye yapışması durumudur. Buda kimyasal çözücüler ve temizleyiciler vasıtasıyla ortadan kaldırılmış bulunmaktayız. Örneğin Borlama işleminden sonra numune yüzeyine macunun yapışması bu yöntemin önemli sakıncasıdır. Bu etkiyi azaltmak için sulu sodyum silikat çözeltisi, organik karakterli çözeltiler ve % 3 polivinil alkol yada % 0.5 metil selüloz içeren sulu çözeltilerde kullanarak bu problemide çözdük. Bu sayede ithalatı kısmen önlemiş oluyoruz.

Borlanmış demir esaslı numunelerin ve deney parçalarının yorulma dayanımını ve davranışını incelediğimizde ve yaptığımız çalışmalarda yaklaşık % 25-50 oranında artışlar elde etmiş bulunmaktayız.

Borlama ile, oksitleyici olmayan sulandırılmış asitlerde ve alkali ortamlarda demir esaslı malzemelerin korozyon-erozyon direncini arttırmış bulunmaktayız. Bu oranda çeliklerden çeliklere değişmekle birlik genellikle 2-50 kat artış elde etmiş bulunmaktayız. Borlama işlemi sayesinde, düşük alaşımlı çeliklerin H2SO4, H3PO4 ve HCl gibi asitlere karşı dayanımını artırmak mümkündür. Borlanmış yüzeyler, yüksek sıcaklıklarda (850°C) orta seviyede oksidasyon direncine karşı dayanıklı hale getirmiş bulunmaktayız. Borür tabakasının ergimiş metal eriyiklerine dayanma direnci son derece yüksek tarafımızca tespit edilmiştir.

Tofaş marka otomobil motoru üzerindeki subap iticileri katı ortamda borlama ısıl işlemine tabi tuturak supap iticilerinin aşınma dayanımlarını yaklaşık % 220 arttırmış olduğumuzuda söyleyebilirim. Bu durumu gerçek motor ve otomobil şartlarıda belirledik. Supap iticisinin yüzeyinde oluşan borür tabakasının sertliğindeki artış ile sürtünme katsayısındaki düşüş aşınma miktarındaki azalmanın sebebi olduğu belirlemiş bulunmaktayız. Borlama işlemi supap iticilerininin mekanik ve metalurjik özelliklerini geliştirdiği ve performanslarını arttırdığını göstermiş bulunmaktayız.  

Bir başka çalışmamızda, Murat 131 marka otomobilde kullanılan geri vites dişlisine katı ortamda borlama ısıl işlemi uyguladık. Borlama işlemi uygulanmış ve uygulanmamış dişliler ayrı ayrı olarak gerçek çalışma şartlarında aşınma deneylerine tabi tutulmuşlardır. Dişliler aşınma özellikleri bakımından deneysel olarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar Aşınma deneyinde 62 saat çalışma sonucunda borlanmamış dişli borlanmış dişliye göre yaklaşık olarak 25 kat daha fazla aşınmıştır. Bu sonuç literatürde görülen sonuçların üstünde bir sonuçtur ve bizim için gurur verici olmuştur.

Bir başka çalışmamızda borlanmış içten yanmalı motor vites dişlisinin korozyon dayanımı incelenmiş olup mükemmel bir sonuç elde edilmiştir, yaklaşık 50 katlık korozyon direnci elde edilmiştir.

Bir başka çalışmamızda bor elementinin iyi bir radyasyon soğurucu özelliğine sahip olduğu ve bu özelliğinden dolayı birçok değişik alanda kullanılabilirliğinin araştırılmasını yapmak bizim için çok önemlidir. Bu çalışmada bor ve bor kaplı bazı çelik malzemelerin radyasyon soğurma özellikleri incelenmiş ve borlanmış çelik malzemelerin radyasyon soğurma kabiliyetlerinin yüzde % 100 e yakın arttığı belirlemiş durumdayız. Buradan çok açık olarak görüldüğü gibi borun malzemeleri zırhlanması sonucu radyasyon soğurma özellikleri artmakta olup bu da bor için yeni ve önemli bir kullanım alanı sağlamış bulunmaktayız.

Buraya kadar bizlerin yapmış olduğu bilimsel ve teknolojik çalışmalarda sadece birkaçını vermiş bulunduk eminim ki buna benzer çok sayıda endüstriyel uygulamaya hemen aktarılabilecek çok sayıda çalışmanın olduğunu biliyorum. Bu çalışmalar gelişmekte olan ülkemizin kalkınmasına teknolojik ürün üretmesine ve çok yüksek katma değere dönüşmesi en büyük isteğim ve arzumdur. Politikacılarımıza ve işadamlarımıza çok büyük sorumluluk ve iş düştüğünü açıkça söylemeliyim.

Yeri gelmişken şimdide ülkemizin Bor konusunda neler yapması konusunda önerilerimi sıralamak istiyorum.

Bor’u kaplama ve sertleştirme işlemlerinde daha etkin ve daha çok kullanımını sağlamak için akademik çalışmaların endüstriyel uygulamalara yönlendirilerek desteklenmelidir. Birçok uygulamada iyi sonuçlar verdiği belirlenen borlama konusunda çok sayıda çalışan ve yayın olmasına rağmen Türkiye endüstrisinde yaygın bir şekilde sanayiye uygulanmamaktadır. Bu çelişki biran önce giderilmelidir.

Tıp’da kanser tedavisinde ve ilaç üretiminde bor ve bileşiklerini kullanmak, nükleer tıp ve farmakoloji anabilim dalıyla ortaklaşa çalışmalar yürütülmelidir.

Günümüzde metalik malzemelerin özellikle yüzey modifikasyonlarının yapıldığı ileri teknoloji gerektiren uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır ve teşvik edilmelidir.

Bor ile yüzey kaplama ve sertleştirme işleminin diğer yüzey kaplama ve sertleştirme yöntemlerinden üstünlüğü malzeme yüzeyinde oluşan borür tabakasının çok sert, aşınmaya dayanıklı, yüksek ısınma direnci, alt yapıya (anayapıya) iyi tutunma, yüksek sıcaklıklarda sertliğini koruma, minumum soğuk kaynak eğilimine sahip olma, demirli malzemelerinkine yakın ısıl genleşme katsayısına sahip olma, sürtünme katsayısının ise çok düşük olmasının yanı sıra asit ve bazların oluşturdukları korozyon ortamlarına dayanım ve yüksek sıcaklık oksidasyonuna dirençli olması gibi özelliklerini yukarıda bizzat deneyip test ettiğimiz çalışmalar akademik ve iş dünyasında en öncelikli alan olarak algılanıp kararlar alınmalıdır ve hemen uygulamaya konulmalıdır.

Borlarımız hiçbir durumda özelleştirilmemelidir. Eti maden işletmemizin modernizasyon ve stratejik uç ürün üretme özellikleri daha çok desteklenip geliştirilmelidir.

Bor konusunda Türkiye de ve dünyada çalışanlar mutlaka bir araya getirilip ortak sinerji oluşturulmalıdır ülkemiz için en yararlı faaliyetin bu olacağı kanaatindeyim.

Rafine bor ürün ihracatı durdurulmasa bile azaltılmalı zamanla tamamen durdurulmalıdır. Çünkü Türkiye’nin yıllık bor ihracatı yaklaşık 850 milyon dolardır. Bu oran için stratejik Bor’umuz elden çıkarmaya değmez.

Yakın tarihte kurulan “Bor Araştırma Enstitüsü” nün önemi, tanıtımı, uygulaması, ağırlığı maalesef klasik kamu iktisadi teşekkülü olmaktan çok fazla ileriye gidememiştir. Biran önce bu olumsuzlukların giderilmesine çalışılmalıdır.

Biran önce Bor Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Eskişehir, Kütahya, Balıkesir ve Bursa’yı)’ini içine alan yatırım planı yapılmalıdır. Bu bölgede Bor ile ilgili çalışma yapacaklara ilave teşvikler verilmelidir. Fakat bu teşvikler tamamen çok yüksek katma değer üretecek ürün ve çalışma yapabilecek kişi ve kuruluşlara verilmelidir.

Eti holding, BOREN, TÜBİTAK, Genelkurmay, Milli Savunma Bakanlığı ve Üniversiteler ortak akıl çalışmaları yapmalıdır.

Bor konusu bir köşe yazısında anlatılamayacak kadar geniş bir konu olduğu için şimdiye kadar anlattıklarımız, söylediklerimiz, yazdıklarımız, yaptıklarımız ve önerdiklerimiz Nasrettin hoca misali göle maya çalmaktı. Tutar mı öyle inanıyorum ki tutacak!…

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

2 adet yorum var.

  1. mükellef dedi ki:

    umut verici sözleriniz beni heyacanlandırdı, inş söylediğiniz gibi olur herşey

  2. ömür çelikdönmez dedi ki:

    “Türkiye’nin madenlerin işletilmesi ve kullanımına ilişkin bilimsel ve teknolojik çalışmaları, özellikle üniversiteler ve ilgili kurumlarda koordineli şekilde sürdürülmektedir. ” belirlemenize katılıyorum, bilimsel araştırmaların batının gölgesinde kalmaktan kurtarılması gerekir.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.