Cizre’de PKK değil Suudi Amerika destekli ajanlar saldırdı! – Fikrikadim

Cizre’de PKK değil Suudi Amerika destekli ajanlar saldırdı!

Cizre olayları ile ilgili bazı yorumcular; “çözüm süreci önünde öngörülmeyen tehlike olarak yeniden PKK-Hizbullah çatışmasının yoğun yaşandığı yer” değerlendirmesinde bulunuyor. Ben katılmadığımı beyan edeyim. Kobani olayları sonrasında kaleme aldığım analizlerimde, PKK tabanının mevcut bilgi eksikliğinden HÜDA PAR ve tabanını, IŞİD paralelinde dini bir yapılanma şeklinde algılayan şaşı bir bakış açısına sahip olduğunu ısrarla vurgulamıştım. HÜDA PAR yetkililerinin bölge halkını bu noktada bilgilendirmelerinin aciliyetinden söz etmiştim. Aksi takdirde daha kanlı olayların yaşanabileceğini söylemiştim.

Cizre olayları çözüm sürecinde sıklıkla yaşanan rutin yol kazalarına hiçte benzemiyor. Örgütün İmralı’daki önderi, örgütün siyasi uzantısı BDP/HDP ve Kandil’in irade beyanında bulunmalarına karşın, Cizre’de ortaya çıkan tablo çorbada tuzu bulunanları şaşırtmışa benziyor. Cizre olayları öncesinde Kandil’in; eylemlerde yüzü maskeli şahısları ve molotof kokteyli atanları kendilerinden kabul etmeyeceklerini ve ajan provokatör ilan edeceklerini açıklamasının ardından yaşanan olaylar birlikte örgütün tabanını kontrol edemediği gerçeğiyle yüzleşildi. O halde örgütün dağ kadrosundan inip Cizre’de çatışmaya katılanlar kim? Sokaklarda terör estiren yüzleri maskeli ellerinde silah, masum insanların evlerini kurşun yağmuruna tutanlar kim?

HDP kendince olayın faillerini bulmuş gözüküyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, “Tahrik eden, kışkırtan, birbirine düşürmeye çalışan kim varsa provokasyonun oradan geldiği bilinmelidir” sözleri aslında olayları kışkırtan mihrakı deşifre etmede yeterli değil. Bu konuda HDP’li diğer yetkililerin açıklaması belki faillerin yüzündeki maskeyi düşürebilir. Bunlardan biri olan Hatip Dicle, Cizre olaylarında ‘paralel yapı’nın etkisinin de bulunabileceğini söyleyince aha dedim kendi kendime “şimdi dananın kuyruğu koptu.” Ancak bu ithamlarla ilgili önceleri havadan nem kapan ve zırt pırt basın açıklaması yapan F Tipi yapının basın ateşesi, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı her ne hikmetse herhangi bir izahata gerek duymadı. Herkül org’ta her gün aslanlar gibi kükreyen Fetullah Hocanın gıkı çıkmadı, “insaf yahu bizimle ne alakası var” dahi demedi.

Voice of America yani Amerika’nın Sesi Radyosu’nun internet sayfasında “Cizre’nin Faturası ‘Paralele’ Çıkıyor” başlığı altında; “Tüm taraflar Cizre olaylarında provokasyon olduğu görüşünde birleşirken DTK Eş Başkanı Hatip Dicle’ye göre provokasyonda çözüm sürecinin en büyük karşıtı olarak nitelediği paralel yapının parmağı bulunuyor. “ yorumu yapılınca inanın bende şafak attı. Çünkü malum yapının Kâinat İmamı olan şahsın birçok konuşmasında -hadi gelin biz konuşmalarına vaaz diyelim- kullandığı, “Merd i kıpti şecaatin arzederken sirkatin söyler /Çingene erkeği yiğitliğini anlatırken hırsızlığını söyler” darbı meseli aslında konuyu açıklamada yeterli sayılabilir.

Lakin birkaç açıklamayla yetinmek olayları izahta yetersiz görüleceğinden, birkaç beyana daha yer vermek doğru olacaktır. Biz yine Dicle’yle devam edelim. KCK’nın HÜDA-PAR’la Cizre’de görüşme yaptığı günün gecesinde olayların yaşandığına dikkati çeken Hatip Dicle, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Cizre’deki olaylarda ‘paralel yapı’nın rolü olduğu iddiasına da “ihtimal var” yorumu yaptı.

Dicle, “Biz 1993-94 konseptini yaşayan insanlarız. O zaman Başbakan Tansu Çiller’in en büyük danışmanı bugün paralel devlet diye suçlanan kesimlerin beyin takımıdır. Araştırın o zamanları, Çiller’in yakınında kimler danışman, o isimlere ulaşırsınız. Ben isim vermek istemiyorum” dedi. Hatip Dicle’nin sözlerinden sonra Çillerin danışmalarının peşine düşenler “Mümtazer Türköne” isminde karar kıldı. Adı geçen şahıs halen paralel yapının amiral gemisi Zaman’ın itibarlı köşe yazarlarından.

Yine Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanlarından Selma Yıldız,  ‘Devletin aşırı polisiye tedbirleri, Cizre’de bir toplumsal felaketin yaşanacağının adeta ön habercisi olmuştur. 1990’lı yıllarda şiddet ve korku salarak devletin sopası olmaya çalışan derin güçler, Cizre’de bir büyük bir katliam yaratmaya çalıştılar. 3 kişinin öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı bu olaylar HÜDA-PAR ile partimiz arasında yaşanmamıştır. Çatışmayı asıl yaratanın Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın başlattığı çözüm sürecini baltalamaya ve akamete uğratmak isteyen devlet içerisindeki karanlık güçler olduğunu düşünüyoruz’ dedi.

Gelelim Cizre olaylarının bam teline. Biliyorsunuz ABD ve diğer koalisyon güçlerinin IŞİD’e karşı yürüttükleri sözde savaşın finansını Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkeleri karşılıyor. Suudiler, Rusya’nın enerji sektöründeki ataklarının önünü kesmede ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinden daha hevesli. ABD ve İngiltere’nin ekonomisi göçmesin diye ha bire petrol kuyularını 7/24 çalıştırıyor. Petrol ihraç eden ülkelerin ikazlarına rağmen, petrol üretimini rekor seviyeye çıkarıyor. Bütün amaçları Rusya’yı boğmak, Türkiye’yi alt etmek.

Bu amaçla bütün dünyada illizyona başvuruluyor. ABD Başkanı Barack Obama, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kırım’ı ilhak ederek stratejik bir hata’ yaptığını ve bunun çok “çok da akıllı bir hareket” olmadığını söylüyor. Obama’ya göre; Rusya’daki ekonomik kriz, Putin’in “dahi” olduğunu düşünenleri yanıltmış durumda. Bence kendi çapsızlığına bahane uyduruyor sayın başkan. Çünkü 2014 yılına damgasını vuran pek çok olayın merkezinde yer alarak uluslararası alanda en çok gündeme gelen ve adından en çok söz ettiren ülke Rusya oldu.

Suudi Arabistan gibi batı yalakası ülkeler yüzünden düşen petrol fiyatları ve Batı’nın uyguladığı yaptırımlar yüzünden zor günler geçiren Rusya ekonomisinin Kasım ayında 5 yıl aradan sonra ilk kez daraldığı, ülke ekonomisinin Kasım ayında yıllık bazda yüzde 0,5 küçüldüğü ve Rus hükümetinin ekonominin Kasım ayında da küçüldüğü açıklamasıyla rublenin yüzde 6 oranında değer kaybettiği bildiriliyor. Bu durum Rusların beklediği bir eşikti.

Nitekim Rusya Federasyonu Maliye Bakanı Anton Siluanov, ham petrol fiyatının 60 dolar civarında olduğu piyasa şartlarında dolar kurunun yeni bir denge noktası yakalayacağını ve yakın zamanda 30 ruble seviyesine geri dönmeyeceğini belirtti. Putin Türkiye ziyaretinde, Avrupalı liderlerin gözünün içine baka baka, gazın Ukrayna yerine Türkiye üzerinden taşınacağını söyledi ve yeni projeden “Türk akımı” diye söz etti. Böylece Ankara’nın “enerji üssü” olmak hayali beklenmedik bir anda, beklenmedik bir ülkeden destek almış oldu.

Cizre olayları işte birazda bu gelişmenin bedelidir. PKK’ya düşen, kendi kadrolarına sızan Suudi Amerika destekli ajanları bulmak, sorgulamak ve ideolojik temizliğe tabi tutmaktır. Örgüt en kısa sürede bu Suudi Amerika ajanlarından arındırılmadıkça ne Irakta, ne Suriye’de ne de Türkiye’de başarılı olabilir? Son söz Cizre’de saldırılar dış mihrakların büyük ölçüde Suudi Amerika projesidir, ancak tetikçiler maalesef HDPliler söyleyemese de PKK’nın kadrolarıdır.

Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com 

Bumerang - Yazarkafe

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

5 adet yorum var.

  1. abbas tevfik dedi ki:

    Sizi okumak buyuk bir zevk. Dilerimki gerekli olanlarda okuyorlardir

  2. koçgiri dedi ki:

    konturgerilla iş başındaydı demek daha doğru galiba

  3. İslamoğlu dedi ki:

    zalimler için yaşasın cehennem

  4. hüsam huseng alicenap dedi ki:

    gardaşım ayıdan post moskofton dost olabilmez

  5. Hüseyin dedi ki:

    Alakası yok. Cizre ve daha önceki olaylar PKK’nın ideolojisi ile son derece uyumlu ve siyasi rakipleri alt etmeye yönelik diğer hareketleridir sadece. Çözüm sürecine “evet” dedikleri yada demek zorunda kaldıkları için eylemlerine provakatör, “biz yapmadık başkaları yaptı” etiketi yapıştırarak devam ediyorlar. Bırakın şu ajan hikayelerini, yabancı güçler ajan görevlendirseler bile biz kendimizin yaptıklarından daha iyisini yaptıramazlar.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun