Türkiye’nin Bor’la İmtihanı -III- | Fikrikadim

Türkiye’nin Bor’la İmtihanı -III-

Bor ile ilgili 3. Yazımızda, Bor’un tanımını ve özelliklerini açıklamaya devam ediyoruz. Bor, 2,3 gr/cm3 yoğunluklu kristal ve 2,33 gr/cm3 yoğunluklu amorf yapıya sahiptir. Bor; elementinin amorf bir toz halindeki rengi koyu kahverengidir. Ancak çok gevrek ve sert yapılı monoklinik kristal halinin rengi ise sarımsı kahverengidir. 

Bor, yanıcı fakat tutuşma sıcaklığının yüksek olmasından dolayı yanma sonucunda kolaylıkla aktarılabilecek yan ürün vermesi ve çevreyi kirletecek emisyon vermemesi (çıkarmaması) nedeni ile günümüz enerji çağı açısından bir kat daha önemli olmaktadır.

Bor elementinin kimyasal özellikleri morfolojisine ve tane büyüklüğüne bağlıdır. Mikron ebatlarındaki amorf bor kolaylıkla ve bazen şiddetli olarak reaksiyona girerken kristalin bor kolaylıkla reaksiyona girmemektedir. Bor yüksek sıcaklıkta su ile reaksiyona girerek borik asite ve diğer yan ürünlerini oluşturur.

Kimyasal olarak ametal olan kristal bor, normal sıcaklıklarda su, hava ve hidroklorik / hidroflorik asitler ile soy davranış gösterirler. Sadece yüksek konsantrasyondaki nitrik asit ile sıcak ortamda borik asite dönüşmektedir.

Yeryüzünün 51. elementi olan bor, yeryüzünde toprak, kayaçlar ve su da bulur. Toprağın bor içeriği genelde ortalama 10-20 milyonda bir (ppm), deniz suyunda 0,5—9,6 ppm, tatlı sularda ise 0,001-1,5 ppm aralığındadır. Türkiye dünya bor rezervlerinin (%75) ini sahiptir. En yakın rakibi ise Amerika olup dünya bor rezervlerinin (% 16) ‘ına sahiptir. Bor genellikle kurak volkanik bölgeler başta olmak üzere yerkabuğunun hidrotermal akuvitesinin yüksek olduğu bölgelerde yaygın olarak bulunmaktadır.

Borun, karbon ve silisyum elementlerine benzerliği en fazladır. Borun aynı zamanda oksijene karşı afinitesi (düşkünlüğü, bağ yapma isteği) çok yüksektir. Bor suda çözülen, renksiz ve billursu bir maden olarak da tanımlanır. Bor ve bor mineralleri, sıcaklık etkisiyle önce ısı kaybetmekte, sonra erime özelliğine sahip bir element özelliği gösterirler. Bor elmastan sonra ametaller arasında elektropozitifliği en yüksek olan elementtir. Oda sıcaklığında elektrik iletkenliği zayıftır fakat yüksek sıcaklıklarda çok yüksektir.

Bor’un atom çapı 1.78 angströmdür. Bor’un nükleon başına bağlanma enerjisi mega elektron volt cinsinden 6.9’dur. Bor minerallerinin yerkabuğunda çok fazla bulunmamasının bir yararı daha vardır. Özellikle canlı hayat için çok önemli olan karbon, azot, oksijenin bolluk oranından daha az olmasının faydası vardır. Nükleon başına bağlanma enerjisi düşük olan atomlar hidrojen ve helyumla daha kolay birleşme reaksiyonuna girerler. Bor atom çekirdekleri yıldız kütlesi içinde bu tür reaksiyonlarla karbon, azot ve oksijen sentezlerine yol açarlar.

Doğada yaklaşık 250 çeşit bor minerali olduğu bilinmektedir. Ancak, bunlardan alkali ve toprak alkali bor mineralleri ticari ve ekonomik değere sahiptir. Bor mineralleri genellikle yapılarında bulunan kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg), Sodyum (Na) ve diğer elementlerine göre isimlendirilirler. Yani bu borların Na kökenli olanlar Tinkal (Boraks), Ca kökenli olanlarına Kolemanit ve Na-Ca kökenli olanlar Üleksit olarak isimlendirilir.

Ekonomik değere sahip olan boratların kimyasal bileşimleri ve formülleri ise şunlardır. Tinkal (Boraks) (Na4B4O2.10H2O), Kernit (Na2B4O7.4H2O), Kolemanit (Ca2B6O11.5H2O) ve Üleksit (NaCaB5O9.8H2O)’tir. Bu boratlara inorganik mineraller de denir. Endüstriyel uygulamalarda Bor’un bu bileşikleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Görüldüğü üzere bor bileşiklerinin çoğu, borun oksijenle ve toprak alkalilerle yapmış olduğu bileşiklerdir. Bir borat anyonu, metalik bir katyon ya da hidrojenle birleşerek bu bor minerallerini oluşturmaktadır. Bu bor diğer element ya da minerallerle birleştiklerinde metal katyonunun adıyla tanınırlar (sodyum borat, kalsiyum borat, sodyum kalsiyum borat, çinko borat vs gibi).

Dünyada ve Türkiye’de boratlara ticari açıdan bakıldığında bu bor minerallerinin içeriğindeki bor oksit (B2O3) miktarına göre değer kazanır. Bir başka açıdan bora ticari değer olarak baktığımızda ise yukarıda saydığımız bor minerallerinin içerisindeki (bünyesindeki) bor oksit tenörüne yani yüzdesine göre değer kazanır. Türkiye’deki bor mineralleri bu açıdan dünyadaki diğer bor minerallerine göre çok daha kalitelidir.

Etiketler:
Bor hava hidroklorik su

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

2 adet yorum var.

  1. Sami dedi ki:

    Sayın Hocam;
    Her şeyden önce köşe yazarlığınız için tebrik ederim. Ayrıca ülkemiz insanlarını da (benim de çok ilgimi çeken) BOR MADENİ konusunda aydınlattığınız içinde teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.
    Makalenizde bahsettiğiniz ve hepimizin malumu olan bu madenini ülkemiz ne zaman, dahası Lozan Anlaşması bitiminden “24 Temmuz 1923 tarihinden” sonramı tam olarak işlemeye başlayacak merak ediyorum.
    Vereceğiniz bilgi için şimdiden teşekkür ederim.

  2. Ömür Çelikdönmez dedi ki:

    bir bilim insanından bor gerçeğini okumakta başka oluyor teşekkürler

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.