Rehine krizinin perde arkası | Fikrikadim

Rehine krizinin perde arkası

Sadece Türkiye değil tüm dünya şaşkın bakışlarla, IŞİD’in rehin aldığı Türk diplomatların serbest bırakılışını ve devlet töreni ile karşılanışını izledi. IŞİD tarafından Irak’ın Musul kentinde rehin alınan konsolosluk görevlilerinin Türkiye’ye getirilmesi, Avrupa basınında geniş yer buldu. Küresel ölçekli istihbarat servisleri, halen bu olayın nasıl gerçekleştiğini anlayabilmiş değil. Ama anladıkları bir şey varsa o da Türkiye’nin bölgede otorite olduğu gerçeği. Evet, bir kez daha anlaşıldı ki Ortadoğu’da kartlar yeniden karılıyor!

Rehine krizinin perde arkasına, görsel basında yer alan haberleri analiz ederek ışık tutmak mümkün. Öncelikle rehine krizini başlatan IŞİD’e yakın kaynaklara bakılırsa; “Rehineler bizzat halifenin emriyle Türk hükümetinin İslam Devleti karşıtı koalisyona girmeyeceği açıklamasından sonra serbest bırakıldı. İslam Devleti ile Türkiye devletinin ortak müzakereleri sonucunda varılan mutabakat gereği 49 rehine serbest kaldı. Böylece Türkiye devleti, İslam Devleti’nin dolaylı yollardan da olsa tanımış oldu.

Türkiye’yi temsilen MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) Dış Operasyonlar Daire Başkanlığınca (DOP) yürütülen görüşmelerin karşı tarafında ise İslam Devleti Dışişleri Bakanlığı vardı. Yaşanan 3 aylık süreçte toplam 8 defa adres değiştirildi ve sürekli olarak “esirlerin” görüntü akışı sağlanarak bir zarar durumunun olmadığı bildirildi. ABD’nin Suriye ve Irak’ı işgal için koalisyon kurma girişiminin üzerinden 5 gün geçmişti ki görüşmeler sonuç verdi ve esirler Suriye üzerinden güvenli bir yol aracılığıyla Türk yetkililere teslim edildi.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun açıklamalarına konu kısaca şu şekilde açıklandı; “Irak’ta bir süredir alıkonulan Musul Başkonsolosumuz, ailesi ve Başkonsolosluğumuzda bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, yapılan başarılı bir operasyonla kurtarılmıştır.” “Milli İstihbarat Teşkilatımız, alıkonulma hadisesinin başlamasından bugüne kadar meseleyi çok hassas şekilde sabırla, özveriyle takip etmiş, nihayetinde başarılı bir kurtarma operasyonu yapmıştır.”

Voice of America yani Amerika’nın Sesi radyosunun Türkçe yayın servisinden Yıldız Yazcıoğlu imzalı habere göre;IŞİD, bu 101 gün içerisinde 49 rehineyi Musul’da ancak sürekli farklı adreslerde tuttu ve en az 9 kez yerlerini değiştirdiği öğrenildi. IŞİD, 49 rehineyi ilk önce Suriye’nin Haseki kentine ve sonra Rakka’ya götürdü. Bu arada tüm yer değişiklikleri ise, Türkiye tarafından insansız hava araçları (İHA’lar) aracılığıyla sürekli gözetim altında tutuldu. MİT, IŞİD üzerinde etkili olan Arap aşiretleri ile iletişime geçti ve bu amaçla Şanlıurfa’nın Akçakale ve Harran ilçelerindeki Arap kökenli vatandaşlar aracılığıyla bağlantılar kurdu.

Bu süreçte MİT’in girişimleri zaman zaman olumsuz sonuçlandı. En sonunda IŞİD’in serbest bırakma kararı üzerine kaç kişi oldukları açıklanmayan MİT ekibi, Akçakale’den Suriye tarafına geçti. MİT ekibi, Rakka’da rehinelerle bir süre görüştü ve Türkiye’ye gideceklerini ifade ederek, olası çatışma durumunda neler yapmaları gerektiğini anlattı.
Sonrasında MİT ekibi ve beraberindeki rehineler, Telabyad sınır kapısından geçti ve tampon bölgede MİT Bölge Başkanı ve Şanlıurfa Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı ile buluştu.
Saat 05.00 sıralarında gerçekleşen bu buluşma ardından zırhlı araçlar eşliğinde Şanlıurfa’ya gelindi.”

İran İslam Cumhuriyetinin Sesi Radyosunun internet sitesinde konu ile ilgili herhangi bir haber yer almazken, Fars Haber Ajansı, Ak Parti Gaziantep Milletvekili gazeteci şamil Tayyar’ın twettlerinden yola çıkarak, operasyon’un CIA hamlesi olduğunu belirtiyor. Ajansa göre; AKP’li Vekil Şamil Tayyar, Erdoğan’ı da, Davutoğlu’nu da yalanlayarak, 49 rehinenin serbest bırakılması olayının MİT’in değil CIA’nin işi olduğunu söylüyor.

Almanya’nın Sesi; “edinilen bilgilere göre ‘kurtarma operasyonu’ sırasında terör örgütüyle herhangi bir silahlı çatışma yaşanmadığını, Diplomatik kaynakların, ‘kurtarma operasyonu’nun Türkiye’nin yürüttüğü müzakerelerin sonucunda gerçekleştiğini belirttiğini bildiriyor. Almanların temkinli haber içeriği gözlerden kaçmıyor. Rusya’nın Sesinde yer alan ilgili bir haberin detayında; “Bazı bilgilere göre teröristlerin arasında rehin alma konusunda tartışma yaşanmıştı. IŞİD içerisindeki bir grup terörist rehinelerin serbest bırakılmasını talep etmişti” malumatı yer alıyor.

Al Jazeera Türk’te yer alan detaylar daha ilginç. 5-6 kez kurtarma operasyonu için girişimde bulunuldu. Bunlardan biri 31 Türk TIR şoförünün serbest kaldığı andı. Konsolosluk personeli ve aileleri de aslında şoförlerle birlikte kurtarılacaktı. Ancak son anda bölgedeki çatışmalar bunun önüne geçti. Güvenlik kaynakları, diplomatların ve ailelerinin hep Musul’da olduğunu ancak 8 kez yer değiştirdiklerini saptadı. Rehineler her yer değiştirdiklerinde hem yerel unsurlar aracılığıyla hem de insansız hava araçlarıyla takip edildi.

Al Jazeera Türk; “-Irak’ta kaçırıldılar, orada tutuldular, peki neden Suriye sınırında teslim edildiler? “sorusuna şu cevabı veriyor; “-Çünkü Irak ve Suriye’nin kuzeyi, IŞİD ile Kürt militanlar arasında devam eden çatışmalardan dolayı sıcak bölgeler. Dolayısıyla Türkiye, vatandaşlarının güvenliğini tehlikeye atmak istemedi. IŞİD’in kontrolünde olan Akçakale’nin karşısındaki Suriye’nin Tel Abyad sınır kapısının diğer bölgelere göre daha güvenli olduğu düşünüldü ve rehineler burada teslim edildi. Tel Abyad aynı zamanda, IŞİD’in Suriye’deki komuta üssü olarak bilinen Rakka’ya en yakın sınır kapısı.”

101 günden bu yana Irak Şam İslam Devleti’nin elinde tutulan Türkiye’nin Musul Başkonsolosu ve 48 personelinin kurtarılması, Türkiye’nin IŞİD’e karşı kurulmakta olan koalisyona katılımı ve oynayabileceği rol konusunu yeniden gündeme getirdi. Türkiye, son dönemde giderek artan bir şekilde Suriye içinde “tampon bölge” kurulması ve bunun uçuşa yasak bölgelerle desteklenmesi fikrini işliyor. IŞİD’den kaçan binlerce Suriyeli Kürt evlerini terk ederek Türkiye’ye sığındı. Arap basınına göre IŞİD; Suriye’nin kuzeyindeki 60 kadar Kürt köyünü ele geçirdi. Kobani’den kaçan Kürtler, IŞİD güçlerinin kendilerine din-mezhep ayrımı yapmadan vahşice katliamlar yaptığını söylüyor.

Twitter:@oc320c39
omurcelikdonmez@hotmail.com

Etiketler:
Işid Voice of America

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir adet yorum var.

  1. mürşide arapoğlu dedi ki:

    Oh my God evet eğer biizm yerimizde avrupalılar olsalardı böyle derlerdi ne güzel bir haber ne güzel bir gündü yaşatanlardan Allah razı olsun

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.