Empoze Edilmiş Bir Beklenti Olarak Şiddetin Dışlanması | Fikrikadim

Empoze Edilmiş Bir Beklenti Olarak Şiddetin Dışlanması

Yasemin Ortwien / Varide

Yasemin Ortwien / Varide

 

Guantanomo diye bir yer varsa IŞİD diye bir şey de olur diyen bir yazı yazdık son olarak. Bu konuya biraz daha devam edeceğiz çünkü Murat Kapkıner’in haklı uyarısı ile IŞİD’in anlayışla karşılanması gerektiği sonucunu çıkarmaya kalkan okurlar olabilir ve yazının böyle yorumlanması yanlış olur. IŞİD’i başımıza saran şey Ortadoğu’daki diktatörliklerin yıkılmasıdır diye kolaycı ve oryantalist indirgemeci yaklaşımdan yana olmadığım birinci yazıdan da anlaşılmaktadır. IŞİD’i başımıza saran şey, pekçok toplumsal fenomen gibi çok katmanlı ve hayli girift bir durumdur ama özüne, bakıldığında, son tahlilde Batı’nın Ortadoğu’ya belli politikaları dikte etmesidir. Evet maalesef gerçek diktatör Batı’dır, Batılı devletlerdir, çünkü diktatör ‘benim dediğim, önerdiğim, istediğim şey doğrudur ve bütün bunların benim istediğim gibi olması gerekir’ diyen kişidir. Batı onyıllardır Ortadoğu ile bu şekilde konuşmaktadır. Bu diyalog biçmine sersemce hala devam etmektedir. Bunun işe yaramadığı, herşeyi berbat ettiği gün gibi ortadayken…

 

Bu noktada Batı’nın Müslüman dünyadan en temel beklentisi Müslümanların IŞİD’i, veya Boko Haram’ı veya Kaide’yi kınaması, dışlaması, ilişkisinin olmadığını defaatle ifade etmesi yönünde. Oysa Müslümanlar’ın yani hayatını İslama göre yaşayan insanların bunlarla ilgisinin olmadığı, olamayacağı Müslümanlar için o kadar net, o kadar ifade edilmesine lüzum olmayan bir gerçek ki… Kenya’da AVM’de insan rehin alan ve sonra da müslüman olmadıkları için onları öldüren birileri ile gerçek bir müslümanın hiçbir şekilde ilgisi yok. Ama biz Batılılar tarafından da kendi iç dinamiklerimizin parçası olan çevreler tarafından da (medya, sivil toplum örgütleri vs.) böyle bir sıkıntılı durum içinde buluyoruz kendimizi. Durmadan şiddeti kınamamız, yorulmadan IŞİD’in yaptıklarının dinle ilgisi olmadığını anlatmak zorundayız adeta. Bunun gerekliliğini inkar etmiyor ancak fonksiyonel olup olmadığını sorgulayabilmeyi diliyorum. IŞİD ve ona benzer yapılar izan ve bilgi sahibi insanların pekala hızla kavrayabileceği gibi tek başına zır cahilliğin, tek başına fakirliğin ürünü olamazlar. Bilelim ki böyle bir örgütlenme ve eylem biçimi gayet iyi çalışılmış dersin, iyi yapılmış ev ödevlerinin bir uzantısıdır. Yani dış yardım almamışsa mevcut olması tahayyül bile edilemez. Son yıllarda her türlü huzursuzluğun kökenini bir tür İslamcı örgüte, İslamcı bir oluşuma bağlamak öylesi yaygın bir tutum ki şiddetin diğer kaynakları ve nedenleri çok dar çevrelerde tartışılıyor, anlaşılmaya çalışılıyor. Şiddetin kaynağı da nedeni de şiddet oysa. Bunu açayım şimdi: 2004 ve 2005’in bir kısmını Batı Afrika’da Gabon’da geçirdim. Bu inanılmaz kıtanın her ülkesinde Müslüman topluluklar var. Gabon o kadar değil ama Senegal mesela çok fakir bir ülke, bildiğimiz bir fakirlik değil bu. Korkunç bir yokluk. Yok Allah yokluk. Orada da, Gabon’da da müslümanları hatırlıyorum. İnanılmaz fakirliğe rağmen kendi hallerindeki hayatlarını, bana epey yabancı görünen ibadet etme şekillerini, gülümseyen yüzlerini ve o akşam yedikleri öğünden sonra hiçbir şey alacak paraları olmadığı halde, yiyecek bulamayacaklarını bildikleri halde sakinlik ve tatlılıkla ertesi günü edişlerini düşünüyorum. Fakirlik olabilir, mesele tek başına yokluk ve fakirlik değil. Var olmak. O varlığın kabul görmesi, asgari saygıyı görmesi. Konu bu. Şiddet size tecavüz edildiğinde ortaya çıkıyor. Bu tecavüz ille hanenize olmayabilir (ki aslında fiilen hanelerine tecavüz var mesela Gazze’deki insanların… Her gün, yıllardır, kendilerini bildikleri bileli…), bu tecavüz sizin yeryüzündeki varlığınızın tanınmasınadır bazen. Ve evet şiddet işte o zaman ortaya çıkabilir. Tekrar edeyim şiddeti haklı çıkarmaya çalışmıyorum ama durmadan şiddeti dışlama retoriğinin de tek başına işe yaramayacağını söylemeye çalışıyorum. İnsanın şaka olsa bile gülemeyeceği bir şeyi hatırlatmadan edemeyeceğim: dünyanın en berbat şiddet içerikli materyalini üstelik de popüler kültür metası olarak üreten ve satan bir ülkenin yakışıklı Başkan’ı, habire müslümanlardan şiddeti dışlamalarını ve kınamalarını istiyor. İnsanlığın şiddetle imtihanı bitmedi, bitmesine de çok var. Marifet, ya da insanlığa yakışan diyelim, bu imtihanın, artık bu aşamasında bari, iyi performans gösterebilmek olsa gerek. Bunca tecrübe bunu gerektirmez mi? IŞİD’i kınamak kolay. Zor olan kınadığımız şeyin var oluş koşullarını anlamak ve onu değiştirmek için çaba sarfetmek.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.