Demokrasi Nedir, Ne Değildir | Fikrikadim

Demokrasi Nedir, Ne Değildir

Bilinenleri, tekrar bahasına olsa da zaman zaman hatırlamakta fayda vardır. İnsanlar olarak “ünsiyet” peydah ederek toplu halde yaşıyoruz. Önce aile, sonra kabile, derken köy-kasaba-kent, daha sonra bunlardan oluşan kavim, millet ve sonunda halk (toplum) oluyoruz. İşte bu toplu yaşamın ortaya çıkardığı olgulardan biri “yönetim” olgusudur.

Başlangıçta bir toplulukta genellikle fiziksel olarak en güçlü kimse o yöneticiliği elde eder, kural koyar, koyduğu kuralı uygular ya da uygulamaz, sorgular, yargılar ve karar verirdi. Kimse de kalkıp ona hesap soramazdı. Soran, hayatından olabilir, hapsedilir veya başka şekillerle cezalandırılırdı. Hesap sorma gücünü elde eden biri zaten bileğine güvenerek etmişse kavga-savaş edilir, kazanan yine aynı yetkileri yani yasama, yürütme, yargı yetkilerini tek başına kullanmaya devam eder giderdi. Bu durum doğal olarak “keyfilik”demekti.

Sonraları bu keyfiliği tek adamlar değil de birden fazla adamların oluşturduğu yapılar kullanmaya başladı. Bunun en bariz örneği Hıristiyanlıktaki Kilise Yönetimi dönemidir. Engizisyonları hatırlatmama gerek yoktur, sanırım. Nihayet, Sanayi Devrimi ve günümüzdeki İletişim Devrimi ile insanlık daha farklı yönetim organizasyonlarına evrilmek zorunda kaldı, kalıyor.

Üç Yönetim Şekli:

Siyaset tarihi esasen insanlığın “tiranlardan kurtulma” mücadelesinin tarihidir. İnsanlık, başlangıçtan bu yana acılarla, kayıplarla, kazanımlarla; deneye-yanıla-düzelte, sırasıyla üç ana akım yönetim tarzı ortaya çıkarmıştır:

1- Tek adam yönetimi: Şeflik, krallık, padişahlık, imparatorluk, mutlakıyet, monarşi, v.b. İkinci dünya savaşından sonra dünya üzerinden çekilmeye yüz tutmuştur. Sadece dünyanın ırak ve tenha bölgeleri ile bazı Ortadoğu Arap ülkelerinde sınırlı bir uygulama alanı kalmıştır.

2- Az sayıda kişinin yönetimi: Oligarşi, aristokrasi, meritokrasi, meşrutiyet, pülitokrasi, teknokrasi, teokrasi v.b. Tek adam yönetimi gibi bunlar da insanlık âleminden elini eteğini çekmiştir.

3- Halkın yönetim biçimi: Cumhuriyet ve Demokrasi.

Cumhuriyet:

Cumhuriyet, öncelikle hükümet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Cumhuriyet, demokrasinin bir öncülü durumundadır: predemokraside diyebiliriz. Bazı türlerinde başkanla birlikte meclisin de seçildiği olur. Ancak demokrasiden en önemli farkı ortada tek bir partinin olmasıdır. Bu haliyle cumhuriyet, “seçilmiş krallar” oluşturur. Seçilmiş bir meclisi olsa dahi ortada tek parti bulunduğundan yine otokrat, baskıcı bir yönetim oluşturmaktan kaçınamaz.

Demokrasi:

Demokrasi, cumhuriyetin gelişmiş versiyonudur. Halkın ya da üyelerin, yönetimde (karar alma, uygulama ve denetlemede) eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Genellikle devlet yönetim biçimi olarak değerlendirilmesine rağmen, üniversiteler, işçi ve işveren organizasyonları ve diğer sivil kurum ve kuruluşları da demokrasi ile yönetilebilirler.

Demokrasinin ana yurdu olan Eski Yunan’daki filozoflar Aristo ve Eflatun demokrasiyi eleştirmiş, o zamanlarda halk içinde “ayak takımının yönetimi” gibi aşağılayıcı kavramlar kullanılmıştır. Fakat demokrasi diğer yönetim şekillerinin arasından sıyrılarak günümüzde en yaygın olarak kullanılan devlet sistemi haline gelmiştir. Artık siyaset bilimciler hangi sistemin daha iyi işlediğinden çok hangi demokrasinin daha iyi işlediği tartışmalarına girmişler ve liberal, sosyalist ve muhafazakâr düşünürler kendi demokratik sistemlerinin erdemlerini ön plana çıkarmaya çalışmışlardır. Bu sebeple demokrasinin çok fazla sayıda değişik tanımı oluşmuştur.

Demokrasi’nin “Olmazsa Olmaz”ları:

1. Halk/Seçmen: Demokrasiye yapılan atıflarda görüleceği üzere, halkın kendi kendini yönetmesi temel dayanaktır. Çoğunluk, azınlık, fakir veya zengin olsun demokrasilerin ortak yönü halka/seçmenlere dayanmasıdır. Halkın, kendileri adına karar alacak kişileri seçmeyi sağlayan oy verme yanında referandum gibi doğrudan etki yoluyla veya miting, gösteri gibi dolaylı yollarla yönetime katılması da mümkündür.

2. Partiler: Partiler temsil işlevi için kullanılan araçlardır. Demokratik ülkelerde siyasi parti bireylerin aktif siyaset yapacakları alanlardan biri ve en önemlisidir. Ülkelerdeki seçim sistemlerine göre iki partili sistem ya da çok partili sistem oluşur. Seçimi kazanan partiler programlarını uygulamaya yetki almış olurlar.

3. Seçim: Demokraside halkın tercihlerini yansıtabilmesi için mutlaka bir seçim sistemine gerek vardır. Bu sistemin, toplumdaki tüm eğilimleri, ağırlıkları oranında, karar süreçlerine taşıyacak adil bir sistem olması elzemdir.

4. Sivil Toplum Kuruluşları: Sivil toplum, modern anlamını demokrasi ile kazanırken, demokrasi de katılım problemlerinin çözümünü sivil toplum kuruluşları ile sağlamıştır. Birbirleriyle ortak amaçlara sahip insanların seslerini duyurabilme ve isteklerini iletebilmelerinin yolu örgütlenmelerinden geçer.

5. Parlamento: Demokraside meclis, rekabet ve eşit oy ilkeleriyle halkın temsilcilerinin oluşturduğu bir kurumdur. Meclis sistemleri hem nitelik hem de nicelik olarak her ülkede farklı gelişmiştir. Tek meclisli sistem veya çift meclisli sistem olarak genellendirebiliriz. Görev olarak, güçler ayrılığı ilkesindeki yasamayı yapan kurum olarak belirginleştirebiliriz.Meclislerin işlevleri: yasama, temsil, denetleme ve meşruluktur.

6. Güçler Ayrılığı: Güçler ayrılığı ilkesi yasama, yürütme ve yargı kurumlarının, devletin farklı organlarında bulundurularakiktidarın tek elde toplanmasını engellemek ve bu üç kurumun birbirlerini denetleyebilmesini sağlamak anlamına gelir.

7. Çoğulculuk: Çoğulculuk ilkesi, toplumdaki her görüşün karar alma mekanizmalarında ve yönetimde dile getirilebilmesini, bunun sağlanabilmesi için de her görüşün seçilebilmesine imkan sağlanmasını içerir.

8.Azınlık Hakları: Yönetimde temsil edilemeseler dahi azınlıkta kalan insan kümelerinin yaşamsal haklarının ihlal edilmemesini içerir.

9.Şeffaflık: Yönetimin karar alma ve uygulamada topluma karşı şeffaf olmasını zorunlu kılar. Gizli kapaklı işler, yolsuzluk ve hukuksuzluk üretir.

10.Denetlenebilirlik: Yönetim her daim meclisin, STK’ların ve idari yargı sisteminin denetimi altındadır. Ayrıca seçilenler, siyasi olarak seçmenlere, hukuki olarak da Yargı’ya hesap verme yükümlülüğü altındadır.

11.Hukuk Sistemi: Bütün bu ilkeler anayasa ve yasalarla belirlenen bir hukuk sistemi içerisinde yer almalıdır. Hukuk, Demokrasi’nin koruyucu kabuğudur. Hukuksuz bir demokrasi hayal dahi edilemez. Hukuk sisteminin temelini “anayasa” oluşturur. Anayasa, insan hakları çerçevesinde bir devletin temel kurumlarını ve bunların nasıl işleyeceğini belirleyen “toplumsal sözleşme”nin yazılı belgesidir. Kişisel hak ve özgürlükler bu belgede belirlendiği için çoğunluğun yönettiği bir toplumda iktidarın sınırlarını da belirler.

Cumhuriyet ve Demokrasi İlintisi:

Demokrasi, cumhuriyetin uygulanış şekillerinden biridir. Her cumhuriyet demokrasi değildir ama her demokrasi doğal olarak bir cumhuriyettir. Cumhuriyet daima tek partili olur; Demokraside ise en az iki ve üzeri partinin olması gerekir.

Bir cumhuriyetin demokratik cumhuriyet olabilmesi için, gönüllü birlikteliklerle bir arada bulunan o ülke halklarının tüm kesimlerinin, özgür iradeleri ile yönetim ve denetim süreçlerine doğrudan katılabilmesi gerekir. O ülke halkı çok kimlikli,değişik inançlı ve çeşitli kültürleri ile bir mozaik gibi bir arada yaşama arzusunda olmalıdır.

Demokratik cumhuriyetin yanında dini cumhuriyet, oligarşik cumhuriyet ve sosyalist cumhuriyetbiçimleri vardır. Demokratik cumhuriyetlerde, meclisi ve ülkenin başkanını belli aralıklarla halkın seçmesi temeldir. Bu sistem genellikle kara Avrupa’sında kabul görmüşken örneğin İngiltere’de ülkenin başında görünüşte halkın seçmediği bir kral ya da kraliçe bulunmasına rağmen yönetim halkın elindedir (oligarşik cumhuriyet). Dini Cumhuriyet’e örnek olarak İsrail (Siyonist bir devlet olması hasebiyle) ile İran İslam Cumhuriyeti, Sosyalist Cumhuriyete de Küba ve Çin verilebilir.

Zararı En Az Yönetim Şekli:

İnsanlar toplu yaşayacaklar ise her topluluğun en başta güvenlik ve adalet gibi zorunlu ortak hizmetlerini yapacak, yürütecek bir yönetime ihtiyaç duymaları kaçınılmazdır. Bu kaçınılmazlık “devlet” olgusunu ortaya çıkarır. Devletsiz bir toplum hayal edilebilir ancak yeryüzü koşullarında gerçekleşmesi imkânsız denecek derecede zor bir idealdir. Bazı filozoflar “devlet zorunlu bir fenadır” derler. Bu tespit Mecelle’deki“şerraynden ehveni tercih olunur” yani “iki kötüden, kötülüğü az olanı tercih olunur” hükmüyle çakışır.

Her yönetim biçiminin sakıncaları vardır; buna demokrasi de dâhildir. Kayıtlı tarihi boyunca bilebildiğimiz kadarıyla insanlığın ulaşabildiği zararı en az yönetim biçimi  demokrasidir.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.