Amerika ve Nato Türkiye’den istediği sonuçları elde edemedi” - Fikrikadim

Amerika ve Nato Türkiye’den istediği sonuçları elde edemedi”

IŞİD’in Ortadoğu’daki ilerleyişi, son dönemde Türkiye- ABD ilişkileri için de bir sorgulamanın kapısını araladı. ABD’nin IŞİD’e karşı Sünni koalisyon fikrine mesafeli duran Türkiye’nin tavrını Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Türk-Amerikan İlişkileri’nde yaşanan kırılmayı değerlendirdi…

“Amerika’nın dış politikasını yapan, Amerikan basını değil.” Bu sözler, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Ross Wilson’a ait… Son bir haftada uluslararası basında çıkan Türkiye aleyhtarı haberlerle ilgili konuşan ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Ross Wilson, Türkiye ve ABD’nin iki müttefik olduğunu belirtti. Wilson, bunun “iki ülkenin ortak olduğu” anlamına geldiğini söyledi. IŞİD’le mücadele konusunun ABD’li Bakanlar Chuck Hagel ve

John Kerry’nin geçen hafta Ankara’ya yaptığı ziyaretlerde ele alındığını kaydeden Wilson, “Türk yetkililer hazır olana kadar bir yorumda bulunmayacağız” dedi. Türkiye’nin IŞİD’le mücadelesinde 49 konsolosluk personelinin rehin alınmasının önemli bir nokta oluğunu da söyleyen Wilson, “Türkiye’nin hassasiyetini anlıyoruz” dedi.

Türkiye, Amerikan Senatosu’nda da tartışılan önemli bir gündem başlığı. Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin IŞİD başlıklı oturumunda konuşan ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, IŞİD’in petrolü, Türkiye ve Lübnan üzerinden sattığını söyledi. Kerry, “IŞİD petrol kaçakçılığını hangi ülkeler üzerinden yapıyor?” sorusuna, “Belli ki Suriye ile sınırı olan ülkeler üzerinden… Bu da demek oluyor ki Türkiye ya da Lübnan üzerinden…” diye yanıt verdi. Kerry, bu ülkelerin ABD’nin petrol kaçakçılığını önleme çabalarına destek olup olmadığı sorusuna da” Evet, ama Türkiye’nin zorlukları var. 49 vatandaşı IŞİD’in elinde rehine” dedi. IŞİD terörü, Türk-Amerikan ilişkilerini son dönemde bu yönleriyle sorgulatan bir konuya dönüştürdü.

Peki, Türkiye’yi yaşadığı “değerli yalnızlık” süreci sonrası daha farklı bir ABD krizi mi bekliyor? Örneğin, Ankara’nın Washington’a göre rehine konusu dışında kırılamayan bir IŞİD direnci mi var?

Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Milli Gazete’deki köşesinde IŞİD denklemini bu soru üzerinden değerlendiriyor. “Türkiye, sistematik bir şekilde derin bir açmaza sürükleniyor” diyen Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Türk-Amerikan İlişkileri’nde yaşanan kırılmaya şimdi IŞİD’in eklemlendiğini belirtiyor. Erol, Türkiye- IŞİD denkleminin perde arkasını RS FM’de anlattı.

“ARAP BAHARI TÜRK- AMERİKAN İLİŞKİLERİNDE DÖNÜM NOKTASI”

Türk-Amerikan ilişkilerinde özellikle Arap Baharı’nın ilişkilerin daha derinleştirilmesi ve belki de geliştirilmesi açısından bir dönüm noktası olduğunu belirten Erol, “Fakat gelişen süreç, özellikle Türkiye’nin bölgede kendi menfaatleri, çıkarları ve hassasiyetleri çerçevesinde bir takım durumları da ortaya çıkarınca, özellikle 2012’den sonra Türk-Amerikan ilişkilerinde bir takım kırılmalar yaşanmaya başladı. Türkiye’nin ısrarlı bir şekilde yeni Ortadoğu yapılanmasından tecrit edilmeye çalışıldığı ve ‘yeni Ortadoğu’ya göre bir Türkiye’ yapılandırılması arzu edildiği görülüyor. Oysa daha önceki durum Türkiye modeli üzerinden yeni bir Ortadoğu’nun inşasıydı. Sayın Davutoğlu bunu çok net bir şekilde ifade etti: “Biz Birleşmiş Milletlere ve müttefiklerimize çok güvenmiştik. Fakat sonrası itibariyle durum beklenildiği gibi gelişmedi. Bugünkü gelinen aşamada da onların bir payı vardır” türünden bir izahat getirdi. Bundan dolayı da şu an karşımıza çıkan radikalizmin bölgede ağırlık kazanmaya başlaması, radikal örgütler üzerinden yeni Ortadoğu’nun dizaynı, kuşkusuz Türkiye’nin de arzu etmediği ve bu kapsamda içinde hiçbir şekilde bulunmayı düşünmediği bir oluşum” dedi.

“IŞİD’İN FAALİYETLERİ BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ İLE UYUMLULUK GÖSTERİYOR”

IŞİD’le ne hedeflendiği ve IŞİD’in Batı açısından ne anlam ifade ettiğinin önemine dikkat çeken Erol, şunları söylüyor: “Medyaya baktığınızda IŞİD aynen 11 Eylül sonrası dönemde El-Kaide tarzı batının herhangi bir yere müdahalesini meşrulaştırıcı önemli bir gerekçe olarak ortaya çıkıyor. Bugüne kadar IŞİD’in faaliyetlerine baktığınızda ya da yol haritasına baktığınızda, büyük ölçüde büyük Ortadoğu projesinde ortaya konulan haritayla uyumluluk gösteriyor. Bu uyumluluk içerisinde de baktığınızda Irak’ın üçe bölünmesi ve burada Sünni yapının ön plana çıkması, Irak’ta yine bir Kürt Devleti’nin özellikle sadece Irak’la sınırlı kalmayan Irak ve Suriye’yi içine alan bir Kürt Devleti oluşumunu hızlandırması ve bu oluşumun Türkiye’ye rağmen gerçekleştiriliyor görüntüsü verilmesi söz konusu. Bundan dolayı da IŞİD’e Batı’nın yaklaşımıyla Türkiye’nin yaklaşımı arasında burada bir takım temel farklılıklar ortaya çıkıyor.”

“TÜRKİYE, ABD VE NATO’YA KARŞI YENİ BİR POZİSYON ALABİLİR”

Mehmet Seyfettin Erol, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin özellikle 11 Eylül sonrası Rusya’yla olan ilişkilerine Avrasya İşbirliği Eylem Planı çerçevesinde bakıldığında aslında Türkiye ve Rusya bu oyunun Avrasya merkezli olacağını ve bu oyunda da her iki ülkenin temel belirleyici ve aynı zamanda hedef ülke olduğunu çok net görmüştü. Dolayısıyla da Kasım 2001’de imzalanan Avrasya İşbirliği Eylem Planı ve daha sonra 2010’da Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin kurulması aslında bu sürece oldukça anlamlı bir cevaptı. Gelinen aşamada da bugün Türkiye ve Rusya’nın bölgedeki temel çıkarlarını tehdit eden Batı’nın yeni bir Ortadoğu, yeni bir Avrasya yapılanması hedefi var ki Türkiye, Rusya ve hatta şu anki son açıklamalar da göz önünde bulundurulduğunda İran buna çok sıcak bakmıyor. Dolayısıyla bölgeye rağmen bölge dışı aktörler tarafından bölgenin dizaynı belki ortak bir tehdit algısına kadar gidecek bir boyut taşıyor. Ki bu da hem bölgesel anlamda hem de küresel anlamda denklemlerin yeniden oluştuğu bir ortamda Türkiye açısından tekrar güçlü bir denge politikasının gündeme getirilmesi demektir. Türkiye bunu gerek Şanghay İşbirliği’ne yönelik çağırısıyla, gerekse de Rusya ve İran’la geliştirdiği ikili ilişkilerle çok net bir şekilde ortaya koyuyor ve yine bu bağlamda Çin’le silah sistemleri konusunda, füze kalkanı konusunda attığı adım da aslında Türkiye’nin kurulan yenidünyada yeni bir pozisyon takınabileceğiyle ilgili Amerika’ya ve NATO’ya güçlü mesajlar veriyor. Nitekim son NATO zirvesinde de biliyorsunuz, NATO Türkiye’den istediği ya da beklediği sonuçları elde edemedi. Bu bağlamda da krizin etkileri orada da görüldü.”

“RUSYA’YI YAKIN ÇEVRESİNİN DIŞINDA ETKİSİZ HALE GETİRMEK İSTİYORLAR”

Rusya ve İran’ın Suriye’deki kararlı duruşunun süreçte çok etkili olduğunu ve ABD’yi Cenevre süreçlerine çektiğini belirten Erol, “Fakat diğer taraftan Rusya’ya yönelik bir takım operasyonların da devam ettiğini görüyoruz. Kırım ve Ukrayna operasyonları bu bağlamda oldukça dikkat çekici ve aynı şekilde Rusya’nın radikal örgütlerle bir anlamda şu andan itibaren yürütülen bir takım operasyonlarla tehdit edilmesine yönelik bir sürecin içine girdi. Dolayısıyla Rusya’yı kendi yakın çevresinin dışındaki alanlarda etkisiz hale getirmeye yönelik bir takım farklı operasyonların gündemde olduğunu söyleyebiliriz ki bunun başında şu an için Ukrayna krizi geliyor. Ondan dolayı da bundan sonraki dönemde Rusya, Suriye konusunda eskisi kadar ne kadar kararlı olabilir ya da olamaz; bu açıkçası İran’ın da bölgedeki varlığı ve faaliyetleri açısından belirleyici olacaktır” dedi.

Kaynak: RS FM

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.