AK Parti’nin Yeni Türkiye'de imtihanı - Fikrikadim

AK Parti’nin Yeni Türkiye’de imtihanı

Bugünlerde en çok duyduğumuz sözlerden biri herhalde Yeni Türkiye olgusudur. İlk duyduğumuzda kulağa hoş gelen bir slogan bütünlüğü. Bir zaman Türk lirası içinde yeni ibaresi eklenmiş daha sonra çıkarılmıştı, neyse… Özette olsa eski Türkiye’yi hatırlamakta fayda var zira, Eski Türkiye’den kastedilenin cumhuriyetin ilanından günümüze kadar olan süreçte yaşanan siyasi, ekonomik ve neredeyse her on yılda bir gelenek haline gelen darbe dönemleri olsa gerek. Cumhuriyetin ilanından ve özellikle ikinci meclisten sonra ülkenin yaşadığı sıkıntılar… Ulus devlet politikası güdülerek yeni Türk toplumu ve kültürü oluşturulmaya çalışılmış. Hep dayatmacı bir tutum sergilemiş yönetimlerimiz. Yani toplumun nasıl yazacağından nasıl giyineceğine ve nasıl inanması ve ibadet etmesi gerektiğine kadar…

Diğer yandan Cumhuriyetin ilanından bu yana ülkemizedeki baskıların ve zorba uygulamaların dünya siyasetinden bağımsız düşünmemek gerektiğine de inanıyorum. Dünyanın yeniden şekillenmesine ve ülkelere yön verme konusunda dünyamızın abilerinin aktif rolleri olmuştur. Ülkemiz siyasetinde bu rahatlıkla okunabilir. O nedenle Türkiye’deki her siyasi olayda bu abilerin görünmeyen ellerinin olabilirliğini düşünmekten kendimi alamıyorum. Çünkü hatırlatmış olayım 1980 darbesinde ABD Dışişleri Türkiye masası şefi Paul Henze’ye “Our boys have done…”* – “Bizim çocuklar işi başardı ” cümlesini unutmadan…

…………..

Yeni Türkiye’ye geri dönersek:

Efendim, ‘Şikâyetnãme’ Fuzûlî’nin en önemli eserlerinden biridir. Kanuni Sultan Süleyman 1534 yılında Bağdat’ı fethettikten sonra Fuzûlî Osmanlı sarayının hizmetine girmiş ve padişaha kasideler sunmuştur. Padişah tarafından beğenilen kasideler karşılığında da dokuz akçelik maaşla ödüllendirilmiştir. Ancak maaşını alamayınca, bürokrasiyi, rüşvetçiliği ve yozlaşmayı yeren kâfiyeli nesir tarzında Şikâyetnâme ‘yi yazmıştır. Eserin en bilindik cümlesi şöyledir: Selâm verdim rüşvet değildir deyü almadılar.

Fuzuli’den verdiğim bu örnek 1500 li yıllara ait bir durum. Halkında ,devlet kurumlarında çalışan memurlarında yozlaştığı bir taplodan söz ediliyor. Eski bir başbakanımızın benim memurum işini bilir dediği bir dönemi hatırlatıyor insana. Evet, öyle bir toplum ki %99’nun Müslüman olduğu bir halk iddiamız; sadece dilimizde… İşlerimizi referansla halletme ve hallettirme gibi bir geleneğe sahibiz, liyakat gibi bir derdimiz yok. Hatta yüksek kurumların çaycısını tanıyorsan işin görülür rahat ol inancı genel kanaattir -benim kanaatim öyle-. Evet evet biz müslümanız….

Bu değerlendirmelerle birde Ak parti diyen hatta onun için canını verecek parti sevdalılarına bakmak gerek. Bu arada özellikle belirtmek isterim ki Ak parti içinde gerçekten samimi olduğuna inandığım ve dillendirdikleri yeni Türkiye olgusunda ciddi olduklarını düşündüğüm küçük bir zümre var tabii… Ancak onların dışındaki ‘referansçı’ gönüllülerin samimiyetinden şüphe etmekteyim. Hani Hacı Bayram Velî, Ankarada Sultan Murâd Han’ın fermanıyla talebelerinin yalnız ilim ile meşgul olmaları için, vergi ve askerlikten muaf tutulduğu menakıbe malumunuzdur… Bunu duyan pek çok kişi, vergi ve askerlikten kurtulmak için Hacı Bayram Velî’nin talebesi olduğunu söylemeye başlar. Bunlar o kadar çoğalmış ki, Ankara’nın mâlî ve askerî düzeni bozulur. Sonunda Sultan, Hacı Bayram Velî’den talebelerinin bir listesini istemek mecburiyetinde kalır.

Hacı Bayram Velî de, Ankara’nın Kanlıgöl mevkiinde bir çadır kurdurar ve: “Bize intisâb edenler, talebe olanlar burada toplansın.” diye ilân eder . Hacı Bayram Velî’nin talebesi olduğunu söyleyen herkes, akın akın gelip meydanı doldurur.

Hacı Bayram Velî:

Dervişlerim! Bana intisâb eden talebelerimi bugün burada kurban etmem emrolundu. Canını, malını bana feda eden, çadıra girsin.” buyurur. Bütün talebeleri bir korku alır. Bir uğultu… Vergiden kaçmak için talebe görünenler; “Bu ne biçim mürşit; bu nasıl müritlik!” diye söylenirler. Hacı Bayram Velî de, eline keskin bir bıçak ile çadırın kapısında beklemededir. Bu sırada topluluktan, bir erkek ile bir kadın kalabalığı yararak doğruca çadırın içine girerler. Arkalarından Hacı Bayram Velî de… Daha önceden çadıra koyduğu koyunu içeride hemen keser. Kırmızı bir kan, çadırdan dışarı akar. Kanı görenler kaçışır… Meydanda kimse kalmaz. Daha sonra dışarı çıkan Hacı Bayram Velî: “Anladık ki, bu kadar talebemiz varmış. Bunlardan başka herkes, vergi vermek ve askerlik yapmak suretiyle, devlete olan borcunu ödemelidir.” buyurur.

Evet Ak partiyi şiddetle destekleyen tüm parti üyelerinin bunun gibi bir testten geçmesi gerekir. Zira, Yeni Türkiye ile değişeceği söylenen düzene, kimlerin ne kadar istekli olduğu, Osmanlı ve Selçuklu döneminin dini, ahlaki,siyasi değerlerine atıfta bulunan Ak partililerin bu konuda ne kadar samimi olduğu da anlaşılaşılmış olur.

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

2 adet yorum var.

  1. İsa dedi ki:

    Saygıdeğer,kadim dostum;kaleminde neşterin gibi keskin olsun.Yazınızı çok beğendim mamafih şunu da belirtmek isterim rahmetli Özal’ın “benim memurum işini bilir”sözü öğretmenlik yapıpta geçinemeyen bir memurun geceleri taksi şoförlüğü yapması üzerine söylenmiştir.

  2. kadir dedi ki:

    sevgili kadim dostlar; eski türkiye felsefesi üzerine yetişen neslin güzel türkçemizi elastike edip (tv de radyoda vs.) hep ikinci anlamı yükleyerek topluma sundukları için bu sözde gümbürtüye gitmiştir. böyle bir test sadece yeni türkiye yi oluşturmak isteyenlere değil bu işe talip olan herkeşe uygulansa fena olmaz yani.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.