Aime Cesaire BARBAR BATI -Sömürgecilik Üzerine Söylev- Fikrikadim

Aime Cesaire BARBAR BATI -Sömürgecilik Üzerine Söylev-

 

“Bir medeniyetin ilk çürümeye

başlayan yeri kafası değil, kalbidir”

Aime Cesaire…. 

 

Sömürgecilik ÜzerineAime Cesaire; Fanon’la birlikte, hatta Fanon’u da önceleyerek, üçüncü dünyacı tepkinin ve sömürgeci Avrupamerkezci söylem eleştirisinin kurucu babalarından biri olarak bilinir. Hatta oryantalizm eleştirisinin babası olarak gösterilen Edward Said bile Cesaire’in de aralarında olduğu aydınlar grubunun bu işi kendisinden çok daha uzun zaman önce başlattığını itiraf

eder. Ama nedense o da eserlerinde Cesaire’e olan borcunu gereğince ödemez. Cesaire’in “Söylev”i ve “Maurice Thorez’e Mektup”u Batıda öğrencilere okutulan temel metinlerden biri olmayı halen sürdürmektedir.

“Kendimi daha dar bir bakış açısının karşısında ve daha geniş bir bakış açısının yanında ifade ediyorum; bizim bu kötü durumumuzda başkalarıyla omuz omuza bir araya gelmemizi sağlayan bir hareketin yanındayım ve bunlara sabırla tahammül etmek üzere bizi tek başımıza

bırakan her kim olursa olsun karşısındayım; güçleri bir araya getirenin yanında, kısımlara,hiziplere, kiliselere ayıranın karşısındayım; kitlelerin yaratıcı gücünü harekete geçirenlerin yanında, onu yolundan saptırıp kısırlaştıranların karşısındayım.Aime Cesaire

Bölücü çizgilerin çoğu zaman yapay olduğu, dışarıdan getirilen ve Avrupa’da geçerli olan modelin birer sureti olan bölünme modellerinin yerel siyasetimize fütursuzca nakledildiği ülkemizde; biz esası kurtarmak için herşeyi, ama tali olan her şeyi feda etmek konusunda nasıl bu kadar kararlı olabilirdik? Esas olan kardeşlerimiz ve yoldaşlarımızla birliğimizdir. Gücümüzün temeli bu birliktir, geleceğe duyduğumuz güvenin simgesi budur.”

“Batılıların kökleşmiş asimilasyon politikasından; onlarda hemen hemen irade dışı bir refleks haline gelmiş şovenizmden; onların Avrupa burjuvazisiyle paylaştıkları neredeyse temel inançları haline gelmiş her türden Batı üstünlüğü inancından; Avrupa’da meydana gelen evrim sürecinin mümkün olan tek biçim olduğu inancından; arzu edilen bu biricik evrim sürecinin bütün dünyanın içinden geçmek zorunda olduğu tek evrim biçimi olduğu inancından”. kaynaklanıyor sorunlar…

Hani şu “ortaçağdan kalma bir yer olan”, “anakronik” özlemler içinde “modern, çağdaş” Batıyı tehdit eden ve Amerika’nın bombalarıyla “medeniyet” götürüp terbiye ettiği İslam dünyasını Batı üstünlüğünün ve zekasının ürünleri olarak selamlanan o müthiş bilimsel icatları düşünün.

Örneğin fotoğraf makinesini… Avrupalı fizikçiler tarafından ilk kez 16. yüzyılda kullanılan karanlık oda daha 1040’da İbnü’l Heysem tarafından bulunmuştu. Sulama kanallarını Avrupalılar onlardan öğrendiler. Galile’den 600 yıl önce dünyanın yuvarlak olduğunu söylemekle kalmayıp, geoid bir şekle sahip olduğunu söyleyenler, boylam kavramını coğrafya bilimine hediye edenler ve bundan 1200 yıl önce ekvatorun uzunluğunu şaşmaz bir şekilde ölçenler Müslüman coğrafyacılardan başkası değildi.

Newton mu? Hazini ondan 500 yıl önce “her cismi yer kürenin merkezine doğru çeken bir güç” olduğunu söylemişti. Batılıların üstün matematiğinin temeli Harizmi’nin “cebir”iydi. Ki biz de, çok şükür, İngilizce eğitim yapılmayan okullarımızda buna “cebir” diyoruz.

Timur Beyin oğlu Uluğ Bey bundan yaklaşık 600 yıl önce dünyanın güneş çevresindeki hareketinin süresini ölçmüştü, bugün modern cihazlarla ölçülenden sadece 58 saniye bir sapmayla.

Einstein? Görelilik kuramının felsefi temellerini ondan yüzyıllar önce ortaya koyan Kindi değil miydi?

Bunlar ilk akla gelenler ve Avrupalı barbarların ve onların Avrupalılaşmış uşaklarının “basit sindirim sistemleri gibi çalışan beyinleri”ne bunları durmadan hatırlatmak gerek!

“Sadece düşünün. Geçen yılın ortalarında, bu savaş sadece kafalardayken, George W. Bush “dünyanın karanlık köşelerine saldırmak için hazır olmak zorundayız” açıklaması yaptı; ki Irak dünyanın karanlık köşelerindendi. Bush, uygarlığın Teksas’tan başladığına ve Teksas’lı akranlarının yazıyı keşfettiğine mi inanıyor? Gerçekten de, Ninova kütüphanesini, Babil kulesini ve Babil’in asma bahçelerini hiç mi duymamış? Bağdat’ın Bin-bir Gece Masalları’ndan birini bile dinlememiş mi…”

Batı üstünlüğü yalanının sürmesi Avrupalı olmayan medeniyetlerin yıkılmasına, tarihlerinin,kültürlerinin, arşivlerinin ve kimliklerinin yağmalanmasıyla mümkündür. Batı, kendinde olmayanı, yani eski dünyanın o üretimci ve verimli medeniyetler cennetini yok ederek yeni dünyayı kurmuştur.

Yani Batının yeryüzü cennetini kurabilmesi için doğunun cehennemi yaşaması gerekiyor.

Ben, öz suları çekilip tüketilmiş, kültürleri ayaklar altında çiğnenmiş, kurumları yıkılmış, toprakları zapt edilmiş, dinleri darmadağın edilmiş, muhteşem sanat eserleri yok edilmiş, olağanüstü imkanları ortadan kaldırılmış toplumlardan bahsediyorum.

Ben, içlerine kurnazlıkla korkunun aşılandığı, kendilerine aşağılık kompleksine sahip

olmanın, korkuyla titremenin, diz çökmenin, umutsuzluğa kapılmanın ve dalkavukça davranmanın öğretildiği milyonlarca insandan bahsediyorum.

“ortaçağ”a karşı “medeni dünya”nın değerlerini savunan ve “Ortadoğu’da demokrasiyi yaymak, Müslümanları başlarındaki gerici tiranlardan kurtarıp modernleştirmek isteyen!” Bush’un Teksas’taki çiftliğindeki baş konuğu acaba neden Suudi kralıdır?

“Onlar bana bunlara neden olan yerel tiranlardan bahsediyorlar ama ben genellikle eski tiranların yenileriyle çok iyi geçindiklerini ve aralarında insanların zararına bir karşılıklı hizmetler ve suç ortaklığı şebekesi kurulduğunu kaydediyorum.”

en medeni adamı bile insanlıktan çıkarır, yerlilere duyulan nefret üzerine kurulan ve bu nefret aracılığıyla meşrulaştırılan sömürgeci faaliyet ve sömürgeci fetih, kaçınılmaz biçimde onu üstleneni dönüştürmeye yönelir, sömürgeci de vicdanını yatıştırmak için diğer insanı bir hayvan gibi görme eğilimi içine girer ve kendini ona hayvan gibi davranmaya alıştırır ve nesnel olarak bizzat kendisini bir hayvana dönüştürmeye yönelir. İşte sonuç budur, benim de işaret etmek istediğim sömürgeciliğin bumerang etki.

Aime Cesaire BARBAR BATI

Sömürgecilik Üzerine Söylev

Derleyen ve Çeviren

Güneş Ayaş

SALYANGOZ YAYINLARI

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.