Allah ironi yapar mı

 

Hayati Esen

Bugün Halil Erenoğlu ağabeyim ironi ile ilgili detaylı bir açıklama ile fikirlerimi serdetmemi rica ettiler. Bende gıyabında ‘başım üzere’ diyerek şu anda ironiyi anlatmaya çalışacağım yazıya başladım. Ama ondan önce “Yahu bu Halil Erenoğlu’da kim?” diyen arkadaşlarım veyahut yazımızı okuyacak iyi niyetli insanlar olabilir. Halil Erenoğlu benim facebook ağabeyim. Birileri “Facebook ağabeyliği de ne ki. Face arkadaşlığına ne oldu?” diye sorabilirler. Uzatmadan cevap olarak; “Biz, bizden büyüğe ağabey, amca, dayı gibi değer/saygı bildiren takılarla sesleniyoruz. Öyle yetiştirildik… Öyle olunca da sanal dünyada da olsa büyüklerimize böyle sesleniyoruz” diyebilirim.

Arkadaşlık; hayat tecrübesi -azda olsa- birlikte geçmiş olan insanlar için olabilir düşüncesindeyim, yaşları farklı dahi olsa da… İnsan, kendisinden yaşça büyük ve farklı tecrübelere sahip birine arkadaş sıfatını kullanmamalıdır, gibilerinden ön yargılarım var. He’! bu benim ön yargım başkalarının yargıları ise kendilerine…

Evet, Halil Erenoğlu kim(?) demiştim. Dedim ya face ağabeyim… Hakkında bildiğim; eski Refah Partili olduğu. Vakti zamanında partideki görevi neymiş inanın onu dahi bilmiyorum. Bildiğim, oda bir vesileyle “Recai Kutan benim başkanımdı” cümlesi… Eee, başkanının Recai Kutan olduğunu söyleyen birinin bir yerlerde bir vakitler gerek ki büyük görevleri olsun zannındayım –İnşallah, zannım doğru çıkar -nedeni malum… Mesela ben “Recai Kutan benim başkanımdı” demiyorum, hemşerim diyorum. Özetle birbirimizi görmüşlüğümüz yok sadece sanalda yazdıklarımız… Beni önemli bir mütefekkir olarak görüyor… Güzel bir duygu… Sanal dünyanın bu yönünü seviyorum işte… kurduğunuz arkadaşlıkları, dostlukları… Hiç bir maddi çıkar içermiyor. Öyle kavga gürültü yok… Selam vermedin, çay ısmarladın, paramı yedin, senden bir iyilik görmedim, çok acılar çektik gibi cümlelerle arkadaşlık kurmuyorsunuz. Sadece fikirlerinizin, düşüncelerinizin götürdüğü yere kadar arkadaşsınız. Özetle külfetsiz öyle fazla gereksiz işler yok.

Sanırım maddi bir menfaat olmayınca arkadaşlıklar daha anlamlı. Halil Erenoğlu’nun benden bir maddi beklenti içinde olmadığını biliyorum. Gerçi olsa ne olur, kendisi zarar eder… Bana gelince; kendi adıma bu kadar dürüst olduğumu düşünmüyorum, kafamın bir yerlerinde bir hinlik olabilir daha ortaya çıkmamış olan… Ama şu anda tamamen çıkarsız…  Sadece ortak referanslarımız… Bu referanslar sanılmasın, kartvizit arkasına yazılmış olan “Hamili yakınımdır.” nevinden… Kelimelerle kurulmuş referanslar… O nedenle karşılıklı nokta, ünlem, soru işareti kullanılmadıkça iyi gidiyor böyle arkadaşlıklar.  Arada virgüller atılmış olabilir, e yani kelimeler bazen virgülle de ayrılmalıdırlar…

Biliyorum ironiyi anlatacaktım sözü uzattım. Ama kimi zaman sözü uzatmak aslında iyidir. Meşhur bir menkıbe vardır bilirsiniz; Musa’ya (a.s) Allah; “Ey Musa elindeki nedir?” diye sorar oda “Bu sopamdır, üzerine dayanırım, bununla koyunlarımı sürerim…” diyerek sözü uzattır da uzatır.  Söz; dinleyen, değer veren olunca güzeldir…

Artık şu ironiye geleyim. İroni TDK sözlükte şöyle açıklanıyor:

1.Gülmece. 
2.Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme.

Bu basit ve içeriksiz sözlük tanımlaması ironinin ne olduğunu, nasıl bir şey olduğunu anlamamız için yeterli değil sanırım. İroni; insanların alışa geldikleri düşüncelerin, kesin doğru olduğuna inandıkları bilgilerin, felsefi, fikri, nazari olarak;  gerçekte tartışmaya her zaman açık olduğunun anlaşılması için kullanılır. Özellikle Sokrates’in bu yöntemi sıklıkla kullandığı felsefe tarihinde anlatılır. Anlayacağınız ironi hobbadanak bir mizah değil, eleştirel yaklaşımdır.

Örnek vermek gerekirse: Koca bir ağacın üzerine yeşili koruyalım yazısının çivilerle çakıldığı bir resim çizmektir. Bu örnekten anlaşılmadıysa “Okuma bilmeyenler aşağıda yazılı adrese başvursunlar afişini yapmaktır” bu örneklemeden de bir şey anlaşılmadıysa; burası okul değil!

Halil Erenoğlu abimiz bana “ironiyi detaylıca tarif etmem” ricasında bulununca face sayfasına “Ve bu dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir” ayetini yazdım. Birde ‘Allah çok ciddi neden ironi yapmıyor’ diyorlar. Daha ne ironisi yapacak… Sabah-akşam Allah diyip, ona buna din, ahlak, erdem simsarı kesilip, dünya nimetlerinin geçici, önemli olanın ahiret olduğu nakaratını, yukarıda zikredilen ayetle birlikte tekrar eden ama diktikleri gökdelenlerden insanların patır patır düşüp öldüğü, taşeron şirketlerinde üç kuruş için süründürdükleri, kapitalizmin dişlileri arasında insanlarını bitiren  “Müslümanlar” var ya…

“Biz çalışma şartlarının iyileştirilmesi, sosyal güvenlik uygulamaları ile ilgili yasaları çıkarıyoruz bir boşluk yok” diyip; sadece büyümeyi, sermayeyi, duble yolları, dikili binaları, köprüleri arazileri düşünen… Ülkesinin büyüyen ekonomik gücünü, sermaye çevrelerine pay eden, yatırımlarını ise vatandaşlarını borçlandırarak yeni rant alanları kurarak bankalar üzerinden faiz bataklığına saplayan! Böylece büyümeyi, insanını bitmeyen borçlarla sisteme mahkûm eden bir hükümet aklıma geldi…

“Ve bu dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir.” ayeti…

YAZAR HAKKINDA

Fikr-i Kadim Yayın Yönetmeni (Yazarın diğer yazılarını okumak için lütfen isme tıklayın.)
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.