Sesli Devrim

Vedat Bilgin / AKŞAM

Türkiye’nin yaşadığı değişimi, bazılarının “pasif devrim” veya “sessiz devrim” olarak adlandırdığına şahit olduk. Bu kavramın İtalyan düşünür Gramsci’den alındığı biliniyor. Marksist düşünür Gramsci “pasif devrim” kavramını sınıf analizi çerçevesinde kullanır ve ‘sınıf savaşının nihai sonucu olmayan bir değişimin ifadesi’ olarak ele alır. Burada uzunca anlatmaya gerek yok, fakat şu kadarından bahsetmek gerekir ki pasif devrimde radikal bir değişime, sınıf mücadelesine yol açan şartlar ortadan kaldırılmış olmakla beraber, kapitalist egemenlik ilişkileri devam etmektedir. Gramsci’nin analizine göre, “pasif devrim üretim ilişkilerini değiştirmeden” toplumsal şartlarda gerçekleştirilen reformları ifade etmektedir.

Türkiye’nin son 10 yılı aşkın dönemini böyle bir kavramla açıklamak pasif devrim veya ondan mülhem sessiz devrim olarak izah etmeye çalışmak doğru değildir. En azından yetersizdir. Buna itiraz etmemin birkaç nedeni var: Birincisi Türkiye’de Ak Parti hareketini “emek-sermaye-sivil toplum” bağlamında ele alan bir teorik yaklaşımla açıklamaya çalışmak, tarihsel olarak yanlıştır; çünkü Türkiye’de sorun farklıdır.

Tarih değişimden ibarettir 

Bu tür izah çabalarını, olsa olsa ‘sol düşünceye referans vererek bir durumu açıklama girişiminin sol kamuoyunda hoş karşılanacağı’ gibi, bir varsayıma dayandırma arzusuyla açıklayabiliriz ki, bu da yanlıştır. Çünkü ‘sol’ bir kamuoyunun var olduğunu düşünmek veya “var olan egemen medya kamuoyunu sol” zannetmek de oldukça sorunlu bir kabuldür.
İkinci mesele daha önemlidir: Ak Parti’nin Türk siyasal hayatında temsil ettiği değişim, “emek-sermaye karşıtlığında” ortaya çıkan politik çelişkilerle değil, “devlet-toplum arasında” ortaya çıkan ideolojik ve politik çelişkilere dayanmaktadır.
Üçüncüsü ise, Türk Sermaye grupları da emek örgütleri de esasen bu çelişkiyi “devlet ve sivil tavır ayrışmasını” kendi içlerinde, kendi eksenlerinde yaşamaktadırlar.
Dördüncüsü ise, belki bütün bunların hepsini kapsayan, daha doğrusu hepsinin üzerinde olan bir olayla ilgilidir. Türkiye’nin yaşadığı değişim 200 yıllık bir “iktidar bloğunun egemenliğini” temelden sarsan, yıkan, dönüşüme götüren bir olaydır. Bu iktidar bloğunun, bütünüyle devlet mekanizmasını ele geçiriş tarihi, birkaç nesli kuşatan bir iktidar zümresinin tarihidir.

Sarsıntı ve gök gürültüsü 

Bu tablonun ortaya koyduğu önemli bir gerçek, Batı’dan mülhem kavramsallaştırmaların, Batı tarihsel-toplumsal ilişkilerinin analizinin, Türk siyasal hayatını açıklamadaki yetersizliğiyle ilgilidir. Bu tür ‘sol referanslı’ teorik analizleri Türkiye’deki “gerçekliğe uydurmaya çabalarını”, gerçeklikle alakası olmayan “dogmatik aydınların” toplumsal şizofreni belirtisi olarak okumak mümkündür.
Kısacası, Türkiye’de radikal bir değişim yaşanmaktadır. Devletin sahibi gibi davranan, bu konumunu daha önce kimseyle paylaşmayan, kimsenin de paylaşmayı teklif edemeyeceği “iktidar bloğu” alaşağı olmaktadır. Değişen, sadece siyaset değil, buna bağlı olarak ekonomi de değişmektedir. Girişimci-işadamı olma imkanlarını devletle kurdukları münasebet üzerinden, ideolojik ve politik tercihlerle elde edenler, “tarihsel iktidar bloğu” ile yaptıkları ittifakla kapitalistleşenler, “serbest piyasanın” oluşma süreciyle, güvenli konumlarını rekabetin tehdit ettiği bir değişim yaşamaktadırlar.

Yazının Devamı

Etiketler:
Gramsci pasif devrim

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.