Tahran Davutoğlu’na İkramiye Vermeli! - Fikrikadim

Tahran Davutoğlu’na İkramiye Vermeli!

Türkiye’de varsın birileri ‘100 yıllık Osmanlı rüyasını’ canlandıracak, ‘Sultan Abdülhamit’in beklenen ruhu’na övgüler düzen türküler çığırıp dursun… ‘Düzenkurucu’ ülke diye diye, memleketi etrafında bunca gelişme yaşanırken kımıldayamaz hale getirdikleri ayan beyan ortada. ‘El âlem’ adeta bizim ‘hayalperestlere’ nispet yapmakta… Ortadoğu’da 3.5 yıldır ekilen radikal İslam tohumları nedeniyle Türkiye uluslararası planda ‘zanlı’ konumuna düşürülmüşken, ‘tarihi rakibi’ İran bölgede dilediği gibi at oynatıyor. Tahran bizim hariciye kadrosuna ne kadar teşekkür etse azdır.
İran’ın ‘düzen kurucu’ ülke rolünün son dönemdeki ilk değil ama son ve en somut tezahürü dün Erbil’den gelen haber. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin ortak basın toplantısında işittik. Barzani, Irak Şam İslam Devleti ile (IŞİD) mücadelesinde Tahran’ın desteğine şu sözlerle teşekkür etti: “Biz tüm dostlarımızdan silah talep ettik. Askeri destek talebimiz karşısında bize ilk yardım eden İran İslam Cumhuriyeti oldu. Bize silahverdi ve askeri işbirliğinde bulundu.” 
İşte bu silahlar IŞİD tarafından binlerce yıldır yaşadıkları topraklardan‘temizlenmeye’ kalkışılan Ezidileri, Hıristiyanları, Türkmenleri korumak için kullanıldı.İşte bu yüzden bölgenin yerel ahalisi İranlılara ne kadar müteşekkir olsa yeridir. Nitekim Barzani’nin şu sözleri durumun özeti: “Bize ve dostlarımıza bir kezdaha İran’ın her zorlu şart altında en küçük bir beklenti içinde olmadan bizi desteklediği ve yardım ettiği ispatlandı. Bu iyiliği hiçbir zaman unutmayacağız.” 
Basın toplantısının diğer bölümleri de ‘düzen kurucu’ ülke nasıl olunuyor, adeta tarifi gibi. En başta Zarif’in ‘zarif’ diplomasisinin tezahürü rahatça “Hem merkezi hükümet hem de Kürt hükümeti ile farklı alanlarda askeri işbirliğine sahibiz” diyebilmesi. Böylece merkezi hükümete ‘bağımsızlık’ postası koyan Iraklı Kürtlere verilen silah desteğini âlemi cihana duyururken, diğer yandan Bağdat’ta siyasi diyalogla kurulacak geniş tabanlı hükümet vurgusuyla Irak’ın toprak bütünlüğü ve ulusal birliğine destek verebilmesi. Hakkını teslim etmek lazım, her babayiğidin harcı değil! 
Zarif’in bir başka manidar cümlesi de kanımca, “Terör Irak’ta tüm kesimleri ve bölgeyi tehdit ediyor. Hatta bu terör kendisiyle işbirliği yapanları da tehdit ediyor.” 
Sünni ülkeler bölgeyi şu veya bu biçimde radikal İslam virüsüyle enfekte etmişken, İran’ın ‘havasından’ geçilmez oldu. Bölgede akla hayale sığmayacak tuhaf ortaklıklar şekilleniyor. Ortak basın toplantısının metninden Zarif’in ismini çıkarıp yerine ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’yi koyun, neredeyse fark etmeyecek.
İran soğukkanlı, dengeleri gözeten, bölgedeki aktörlere tesir edebilecek donanımda bir ülke olarak sahneye çıkıyor. Bağdat ve Erbil’de mesai yapan Cevad Zarif, yardımcısı Hüseyin Amir Abdullahiyan’ı bölgedeki ebedi hasımları Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a yolluyor. Tahran, Batı ile nükleer müzakerelerini sessiz ve derinden sürdürüyor. Bir anlaşma çıkması halinde karşımıza sadece petrol ve doğalgaz kaynakları ve Batı için bulunmaz bir pazar olmakla kalmayacak, nükleer güç olarak da çıkacaklar. 
Bir de kendi halimize bakalım. Komşularında neredeyse diplomasi yürütebilecek elçilikleri kalmamış, Musul başkonsolosluğu herkesin hedefindeki bir örgüte rehin düşürülmüş. Kibir ve hırsla dayattığı modelleri suratına çarpılmış bir memleket hariciyesiyle karşı karşıyayız. Oturup ağlasak yeridir. Ya da size bir şarkı önereyim, YouTube’dan bulun dinleyin, bol bol gülün ağlanacak halimize… Yeni başbakan eski dışişleri bakanı üzerine bir hamaset nakaratı:

Yazının Devamı

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.