Popülizmler dünyası | Fikrikadim

Popülizmler dünyası

Ahmet İnsel / Radikal

Popülizm demokrasinin kurucu iç çelişkisinin bir tezahürüdür. Yurttaş olarak halk olmanın (“demos”) bir etnik/dinsel aidiyetin unsuru olarak halk olmaya (“ethnos”) dönüşmesi anıdır bir bakıma. Halk iradesinin paylaşılmaz egemenliğinin ilanından bu egemenliğin bir kişiye devredilmesine geçiştir.

Elit olarak tanımladıklarına karşı halk ya da millet adına konuşan ve halk veya milletin temsil tekelini elinde tuttuğunu iddia eden siyasal söylemler genel olarak popülist siyasal girişimlerin özelliğidir. Hatta alameti farikasıdır. Elbette dünyada tek bir popülizm değil, her ülkenin siyasal tarihi ve sosyolojisiyle ilişkili popülizmler vardır. Latin Amerika sağ ve sol popülizmleriyle Orta Avrupa popülizmleri, Sovyetler Birliği’nin çöküşünü izleyen popülizmlerle Ortadoğu popülizmleri arasındaki farklar büyüktür. Bu farkların altının çizilmesi son derece önemlidir. Bir koşulla: Bir kavramlaştırma çabasına girmeden sadece farklara vurgu yapan incelemeler, sonuçta vakaları alt alta dizen, betimleyici bir karşılaştırmanın sınırlarını aşamazlar. Buna karşılık, popülizme özcü bir içerik verip, onu evrensel katı bir kalıba oturtmaya çalışmak da, incelenen siyasal parti ve hareketlerin öznelliklerinin bütünüyle göz ardı edilmesine yol açar. Bu nedenle popülizmin hemen her örnekte az veya çok ön planda bulunan niteliklerini saymanın ikinci adımı bunların her vakada sunduğu farklı bileşimi aydınlatmak olmalıdır.

Popülizmin kaynağında 19. yüzyılın halkçılık hareketleri yatar. Hislere hitap eden bir çağrıyla halka/millete seslenip, bu çağrıya karşılık alındığı iddia edilen olumlu yanıtın “gerçek doğru” olduğunu iddia etmek, popülizmin temel davranış kalıbıdır. Bu çerçevede, popülizm her şeyden önce bir siyasal hareketlenme yaratma tarzıdır. Birbirine zıt siyasal programların benimseyebileceği bir iktidar olma ve iktidarda kalma yöntemidir. Günümüz popülizmlerinde baskın tema, etnik/dinsel homojen kütle olarak tanımlanan milletin iç ve dış tehditlere karşı savunulması gereğinin vurgulanması ve bir büyüklük, iri ve güçlü olma temasının ön plana çıkmasıdır. Popülizm, lideri etrafında birleşmiş, “yek vücut” olmuş halkı/milleti referans alır. Hukuk devletinin biçimsel kurallarını, gücün tek bir elde toplanmaması için geliştirilmiş kural ve teamülleri yenilenme, değişim adına geçersiz kılmayı meşru görür. Bunu bir “halk ihtilali” ya da “millet şahlanışı” olarak tanımladığı, esas olarak bir hınç alma hissinin egemen olduğu bir söylemle popüler kılar. Hınç nesnesi her ülkede farklı olacaktır ama genellikle yabancı güçlerin menfur elleriyle onların ülke içi işbirlikçileri ve yabancı düşmanlığıyla karışık bir antisemitizmin hedef aldığı kişi ve topluluklardır bunlar. Buna çoğu yerde çalışmayla, uğraşla edinilmiş niteliklere karşı duyulan hasetle karışık hınç ilave olur. Bu anlamda cumhuriyetçi elitizm örneğin Batı Avrupa’da popülist akımların orta ve alt-orta sınıfları hınçlandırma nesnesidir.

Popülist hareketlerin, iktidarda uzun dönem kalmış olsalar da, hep iktidarı tam anlamıyla elde tutamıyor olma şikayetini dillerine dolamaları dikkat çekicidir. Bu onlara sürekli daha fazla iktidar olma hırsıyla kitle mobilizasyonu sağlama olanağı verir. Bunun sonucu, otoriter ve genellikle plebisitçi siyasal rejimlerin yerleşmesidir. Karizmatik lider etrafında toplanmış kitle (halk/millet) iki meşruiyet dinamiğinin bileşimiyle bir sarmal oluşturur. Şef/Başkan/Önder’in doğrudan halk/milletle kurduğu ilişki, parlamenter demokrasinin ara kurumlarının “hantallığını”, karar alma yavaşlıklarını, dolayısıyla farklı iradelerin Şef’te cismanileşen milli iradeye karşı direnebilmesi olanaklarını ortadan kaldırır. Bu hızlı karar alma ve hemen uygulama meşruiyetini, halkın ağzından çıkanın en doğru olduğu iddiasına dayanan meşruiyet yöntemi tamamlar. Halk/millet kültürel olarak idealize edilir ve onun kötülüğünü isteyen şeytanlaştırılmış “düşmanlar”a karşı korunması gereği sürekli bir teyakkuz halini olağanlaştırır. Yeni düşman veya düşmanlar eski düşmanların yerini hemen alırlar.

Popülizmler alt sınıfların desteğini almak için bazı sosyal politikalar yürütmekten imtina etmezler ama esas güçlerini orta sınıflardan alırlar. Bu destek, istikrar arzusuyla karışık bir değişim, milli irade ile siyasal gücün birbiri içinde erimesine dayalı bir değişim talebine dayanır. 1920’lerin, 1930’ların popülizmlerinde baskın olan orta sınıfların popülist ihtilalcilikle karışık modernizm karşıtlığının ve antisemitizminin yerini, 1980’lerden sonra artan biçimde liberal küreselleşmenin yarattığı çalkantılar ve bunlara karşı oluşan, başta göçmen düşmanlığı olmak üzere yeni orta sınıf tepkileri aldı. Bunun en açık ifadesi kozmopolitlik nefreti ve yabancı korkusunun tetiklediği tepkilerdir.

 

Yazının Devamı

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.