Amerika'dan gelen abi demiş ki... - Fikrikadim

Amerika’dan gelen abi demiş ki…

Ömer Lekesiz / Yeni Şafak

Gazetemizin dünkü nüshasında yer alan ‘Hücreler uyanıyor’ başlıklı haber dikkatinizden kaçmamıştır.

Bu haberde Gezi eylemlerini destekleyen, 17 Aralık seçim ayarlı darbe kalkışmasına yeltenen paralel yapının, 30 Mart seçimlerinde CHP için kapı kapı oy dilendiği, 10 Ağustos seçimlerinde ise 14 partiyle bir çatıda buluştuğu halde her iki seçimde de hezimete uğramasıyla birlikte, başarısızlıklarında aktif rol oynadıklarını düşündükleri kişi ve kuruluşlar hakkında olumsuz algı üreterek onları itibarsızlaştırmaya mahsus yeni bir operasyon başlattığı belirtiliyordu.

Önemli hususlar ve ilginç detaylar içeren bu haberin tümünü (kendinizi tehlikeye karşı hazır tutmak açısından) tekrar tekrar okumanızın yararlı olacağını belirterek, paralel yapının bu operasyonla ilgili ilk denemeleri 30 Mart seçimlerinin hemen ardından yapmaya çalıştığını ancak özellikle tele-kulak ekibine yönelik tutuklama ve sorgulamalara beklemediği bir zamanda muhatap olunca bunu ertelediğini söylemeliyim.

Buna bağlı olarak, mahremiyetlere tecavüz etme cürmü işlemiş kişiler hakkında canhıraş bir gayretle ‘masumiyet, Aşere-i mübeşşere’den sayılacak kadar temiz çocuklar, kodeste bile hatim indiren dervişler’ algısını üretme telaşına düşen paralel yapının kendi önerdiği çatı adayını da planlanan şekilde destekleyemediği malumdur.

Bu sebeple, eli Cevşenli kadınlar ve erkekler (ki, Ali Bulaç 31 Temmuz 2104 tarihli yazısında bunların sol örgüt mensuplarından çok daha tehlikeli olabileceklerini hatırlatmıştı), megafon tabiatlı abiler bu kez ‘Nefsimiz için bir şey istiyorsak namerdiz, biz zaten siyaseti sevmeyiz, kendimizi hizmete adamış gönül ehliyiz ama… ama… ama’ diyerek gereğince yalan söyleyemedikleri, kendilerine düşman saydıkları siyasiler ve münevverler hakkında umdukları zan ve şüpheyi oluşturamadıkları, ikna kastıyla seçmenlere sülük gibi yapışamadıkları için çok mahzun olmuşlardı. Haberin detaylarından yeni operasyonda bunlara da büyük iş düşeceği anlaşılıyor.

Paralel yapının ‘asıl ispatlanamazlığı nedeniyle ispat edilebilir olan’ kayıt tutma, dinleme, algı oluşturma, sömürme, sadaka devşirme, esnafı haraca bağlama, isyana teşvik etme vb. eylemlerinin görünürlüğe çıkması bakımından da onca olumsuzluğuna rağmen, inşallah olumlu bir yanı olacaktır bu operasyonun.

Bu sayede birkaç yıl öncesinde kimi bakanlar ve kurum başkanları hakkında saman altından su yürütürcesine başlattıkları kötüleme kampanyalarının doğruluğu teyit edilmiş olunacağı gibi asıl ‘kanunsuz hiçbir şey yapmıyoruz’ iddialarının yaslandığı paralele özel işleyiş tarzı da belirginleşmiş olacaktır.

Paralel yapıyı özellikle 12 Eylül darbesinden itibaren yakından izleyenler onların kurutulmuş et çiğnemeye olan düşkünlüklerini iyi bilirler. Kurutulmuş etten kastım ‘bir gün işe yarar’ hesabıyla depolanan kişisel ya da kurumsal bilgilerdir. Bu sayede müruruzamana uğramış sıradan bir bilgi bile bakmışsınız sanki bugüne aitmiş ve çok önemliymiş gibi tedavüle sokuluvermiştir.

Üstelik bu bilgi, kayda alınmış bir bilgi olmaktan çıkarılıp, birinci ağızdan sıcağı sıcağına rivayet edilmiş bir bilgi gibi takdim edilir. Bunun vasıtası ise çoğunlukla ‘Amerika’dan yeni gelmiş bir abi’dir.

‘Amerika’dan gelmiş bir abi’, halk yararına bir hususu dile getirmek için okyanus ötesinden buraya kadar zahmet eden olmakla fedakarlık, serdengeçtilik vasıflarını apriori olarak hak etmiş ve dolayısıyla varlığı kimliğini ötelemiş bir abidir. Ne kendisinin, ne de taşıdığı bilginin niteliği sorgulanamaz bu yüzden. Kaldı ki söz konusu bilgi de niceliğindeki detaylar nedeniyle sorguyu gerektirmez şekilde dizayn edilmiştir.

Paralel yapı belirttiğim çerçevede (yurt dışındaki okullarda, yurtlarda) özel olarak eğitilmiş örgüt elemanları başta olmak üzere, sözünü ettiğim elleri Cevşenli kardeş ve ablalarla, megafon tabiatlı abileri sahaya sürmeye başlamıştır.

Seçim başarılarını (henüz malum ve bunca sıcakken) bir başarısızlık gibi göstermeye kalkışmaları mümkün değildir ki, buna tevessül etmeleri de (azami surette yasal olan) engin birikimleriyle zaten bağdaşmaz.

O halde yapacakları geçmişte ve kısmen 30 Mart sonrasında yaptıklarının daha örgütlüsü, planlısı, hesaplısı olacaktır.

‘Amerika’dan gelen gizemli, kimliksiz abiler’ yine piyasa yapacaklardır.

Yukarıda ip uçlarını verdiğim gibi yöntem bellidir:

-‘Sayın Cumhurbaşkanı çok iradeli, dengeli, birçok önemli işe kendi mührünü vurmuş tartışmasız başarılı biridir. AMA aldığı oy oranı biraz şey değil midir?

-Amerika’dan gelen abi yurt dışı oylarının uçakta değiştirildiğini kendi gözleriyle görmüş; gerçi o oyların sayısı sonucu etkilemeyecek kadar azmış AMA içeride de buna benzer şeyler olmuş olabilir?

Olumlamayla başlayıp, şüpheye açılan ve karalamaya evrilen bu vb. sözler onların ilk hareket noktası olacaktır.

Operasyonla ilgili haberden anlaşılan odur ki, ‘ama’lar bu kez Cumhurbaşkanı ile de sınırlı kalmayacak, özellikle onun yakın çevresindekileri, partinin yönetici kadrolarını, kurumların başkanlarını, kamuoyu önderlerini… de içerecektir.

Sonuç olarak bu konuda söyleyeceğim şudur: Paralel yapının seçimler yoluyla yenilmiş, sorgulamalarla yakayı ele vermiş, kısmen sessizleşmiş olması kimseyi rehavete sürüklemesin.

Yenilgileri sadece kinlerini, hınçlarını artırmıştır.

Yakayı ele vermeleri gizlenmelerini zaruri kılmıştır.

Sessizleşmeleri de yılan gibi kendi içlerine kıvrılmalarıdır.

Yazının Devamı

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Yorumlara kapalıdır.

Bir yorum bırak

Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.