Sahi “Mescid nerede”? – Fikrikadim

Sahi “Mescid nerede”?

Ortaokul çağlarım -ki bu doksanlı yılların başlarına tekabül ediyor-  İslam’la tanışma ve köklerime dönme zamanım. O günlerde namaza yeni başlamış bir ergen olarak okuldaki arkadaşlar ve aile efradım da dâhil olmak üzere kimseye gönül rahatlığı ile “Namaza başladım.” diyemedim. Çünkü dindar bir genç olmak, içinde yaşadığım toplum için ‘dünyadan el etek çekmek’ demekti ve bu yadırganan bir durumdu. Namaz kılacağımız vakit eşten dosttan ayrılır, “bir işim var” bahanesiyle vaktin namazını eda ederdik. Sadece ben böyle değildim, tanıdığım birkaç arkadaş da aynı şeyleri yaşıyordu. Ancak kimse birbirine bu durumu belli etmiyordu.  Camiye gidip namaz kılmamız aile büyükleri arasında huzursuzluğa neden oluyordu. Hani olur ya(!) dinde derine dalar da çocuğun aklı gider… Büyüklere de böyle öğretilmişti. Ortaokuldan sonra lise yıllarında da benzeri tutumlarla karşı karşıya kaldık. Hatta o dönemde ülkenin siyasetinde ilginç değişimler yaşanmış; Rahmetli Erbakan Hoca koalisyon hükümeti kurmuştu… Ardından da bilmediğimiz bir nedenden ötürü kısa bir dönem sonra hükümet istifa etmişti. Yine o dönemde; “Ben dindar biriyim, namaz kılıyorum, dini hassasiyetlerim kuvvetli” diyemiyorduk. Çünkü o zamanlarda “kartel” denen örgütlü medya, yüzlerini görmekten bıktığımız ‘dinci yazarları’ hemen her gün ekranlara çıkarıp saçma sapan tartışmalar yaptırıyorlardı. Farklı ‘dini’ gruplar her gün medyada boy gösteriyordu. Haberlerde yakalanan dinci örgüt elemanlarının önlerinde pornografik yayınlar servis ediliyor… Bizler o günlerde Müslümanlığımızdan utanırdık. Neyse…

Doksanlı yılların sonlarında üniversiteli bir genç olmayı Rabbim nasip etti. Lise çağlarında anlayamadığım kimi şeyleri anlar olmuştum: Üniversitenin ilk yıllarında Üniversite camisinin etrafında ellerinde defterleri olan, suratları soluk, her an üzerimize saldıracak kadar hazır, kişiler dolanırdı. Kimler namaz kılıyor diye fişlediklerini sonradan öğrenecektik. Caminin imamımı cuma sohbetlerini meğer o nedenle iptal etmiş… Tıpkı ortaokul ve lise çağlarında olduğu gibi yine dindar bir genç olmak zordu. O dönemler inanan insanlar hariç herkes, görüşünü kendince ifade edebiliyordu. Ancak bizler; “Müslüman’ız diyemiyor ve korkuyorduk.” Özetle; 28 Şubat dindarları, silindir gibi ezip geçmişti…

2002 ‘de AK parti kurulup 2007 ‘ye gelindiğinde ülkemde pek çok değişim oldu. En azından ordunun rutini haline gelen darbe ve vesayet bitmiş. Ülkem tarihi köklerine bağlı bir ülke, Müslümanlar kendilerini ifade edebilecekti devlette yaşıyorlardı. Bu zaman diliminde asistanlığım başladı ve ben yine köşe bucak namaz kılacak yer arıyordum ve benim gibi olan birçok arkadaşın varlığı içinde seviniyordum. En azından yalnız değildim. Bu yıllarda hiçbir arkadaşım ve dahi ben, İslami hassasiyetlerimizi dillendiremiyorsak da eski dönemlere nispeten en azından ima edebiliyorduk…

Son iki yılda ise ülkemde kayda değer gerilimler ve çatışmalar yaşandı… Gezi Parkı olayları patlak verdi… “Politik olmayan bir gençlik” Başbakan, hayat tarzımıza müdahale ediyor diyerek ülkeyi; kavga ve kaosa sürüklemeye çalıştı… Oysa yine o dönemlerde benim gibiler halen; ‘İslami hassasiyetlerimiz var.’ diyemiyorduk… O gençlerin dillerine doladıkları istekleri ise açıkçası beni hayrete düşürmüştü…

Yine son bir yıldır AK Parti’ye destek verenlerce; İslam’ın geleceği Başbakan’ın elindeymiş gibi bir algı oluşturulurken oy vermeyenlerin dini açıdan durumlarını sorgularken ben halen çalıştığım kurumlarda “İslami hassasiyetim var” diyemiyordum.  Oysaki Başbakanın seçimi kazanması demek; mazlum halkların kazanması demekti(?) Kimsesizlerin sesi demekti ama ben halen kimsesizdim ve halen “Müslüman’ım” demeye çekiniyordum.  Şimdi, Sayın Davutoğlu Başbakan oldu, bundan sonra kendi ülkesi öncelik olmak kaydıyla ‘Müslüman mazlum’ halkların sözcülüğünü yapacaktır, umarım! Bakalım ben de kendi ülkemde, kimseden çekinmeden, çalışacağım her kurumda;

-“Acaba mescit nerde diyebilecek miyim?”

Etiketler:
kartel

YAZAR HAKKINDA

  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

2 adet yorum var.

  1. Tahsin Varol dedi ki:

    Eyüp Şenköy kardeşime “hoşgeldin, hayırlı olsun” diyorum ama yazısında kendisiyle ilgili bir problem görüyorum: Eyüp kardeş içine kapalı, otistik bir arkadaş değilse eğer, kendisinin dindarlığını açık etmekten neden bu kadar çekinmekte olduğu kafama takıldı. Sürekli hükümeti, şunu bunu suçlamaktadır lakin işin kendisine bakan boyutunda göstermesi gereken “cesareti” gösterememektedir. Patolojik bir durum mu var yoksa? Tamam, bir dönem baskılardan ötürü çekinmeler olabilirdi ama şu dönemde de hala aynı şekilde davranmakta devam ediyorsa bence problem kendindedir. Kusura bakmazsa yazısını okuyunca değerlendirmem böyle oluştu.

  2. Eyüp Şenköy dedi ki:

    Teşekkür ederim Tahsin hocam.
    Yazıdaki maksadım anlattığım dönemler boyunca inançlı kesim hariç diğer tüm inanç grupların sesleri ve kendilerini ifadeleri çok güçlü idi.Bizlerin sesi onlar kadar gür olamadı.Şuan ki mevcut hükumetler döneminde rahatlamamıza rağmen ifademiz yetersiz gibi geliyor bana saygıdeğer hocam.
    Yoksa patolojik,paranoyak şizofrenik bir durum ortada yok.)))

Bir yorum bırak

  • YORUM
yorum ikonu
Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited: Okyanus Finansmanı ve İpotek Limited
2017-06-06 02:20:10
yorum ikonu
2017-04-21 18:04:31
yorum ikonu
2017-04-21 10:13:45
Facebookta bizi bulun
Bloga e-posta ile abone ol

Sitemize abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.